Mentalita ULTRAS#5 Çatışmalar
Şiddet futbolun bir parçası ve önceleri de statlarda taraftarlar arasında kavgalar oluyordu ama “organize çatışmalar” o güne kadar tribünlerde görülmedi. Organize çatışmalar ULTRAS oluşumlarının özelliğidir, sokakta siyasi mitinglerden kalan alışkanlık gelenek haline gelmiştir. Hatta bazı tarihçiler 1970 yıllarının başında İtalya’da Sokak ve tribün çatışmaları aynı anda başladığını iddia eder.
Ultra’lar için çatışmalar büyük önem taşıyordu son 10 yıldır gelenek haline gelen alışkanlıklarından vazgeçtiler. Hele İtalyan Ultra’larının çoğunluğuna göre rakipleriyle çatışmak oyunun vazgeçilmez önemli unsuru olmuştu.
Deplasmanlarda sade pankartlarını korumak, saldırılara karşılık vermek kısacası savunma pozisyonunda kalmak yetmiyordu. Grup olarak kendilerini kanıtlamaları gerekliydi, daha saldırgan olmalıydılar.
Ve yaptılar, olaylar bir anda patladı her müsabakada şehirlerarası savaş yaşanıyordu Milanolular Torinolulara, Cenovalılar Veronalılara, Bergomo Brescia, Pisalılar Fiorentina, Romalılar Napoliler, Napolilerde Salernitanolulara, Catanialılar Palermolulara karşı husumetlerini güdüyorlardı. Kuzeyden Güneye kin ve nefret panoraması mahallî milliyetçilik, İtalya’da halk arasında buna “campanile” deniyor.
Burada bir parantez açmalıyım;
(Önceden yazmıştım İtalya’da bu husumet asırlardır sürüyor A kentinin taraftarları B kentine düşman ve birbirlerinden ölesiye nefret ediyorlar. Aynı kentin iki kulübünün taraftarları keza aynı nefreti güdüyor. Avrupa’nın hiçbir ülkesinde benzerine rastlayamazsınız olsa da bu boyutlarda değil ve nadir görülür. İstisnalar vardır elbette örneğin Hollanda-Almanya ya da Rangers-Celtic vb. Türkiye’de ben şahsen böyle aşırı husumet görmedim duymadım. Yinede bazı medya mensupları GS-FB-BJK taraftarlarını renk ırkçılığı yaptığını söyler. Bu çok çirkin benzetme ve ırkçılıkla uzaktan yakından alakası yok. Bunu kasıtlı yapıyorlar, insanlarda taraftarlık duygusunu çürüterek yeni bir profil yaratma peşindeler “MÜŞTERİ”. Düşünün bu imkânsız, aynı aile içinde farklı takımlara gönül veren insanlar var, siz nasıl bu insanlara ırkçı damgası vurabilirsiniz?)
Neyse konuya kaldığımız yerden devam.
Yukarıda da belirttiğim gibi son 10 yıl içinde oyunun parçası haline gelen çatışmalar eskiye nazaran azaldı ve sık görülmüyor. Belki Ultra’ların çatışmalarından vazgeçmesi onları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı kimilerine göre intihardı ama bir noktadan sonra dur demek gerekiyordu.
Belki çok önceden yapmaları lazımdı, şiddet dolu çatışmaları “oyunun parçası” olarak öne çıkarmak ideolojik mücadelelerine zarar verdi. Şunu kabul etmeliyiz, hiçbir sivil toplum bu denli vahşeti normal karşılamaz. Hele Andreotti rejimine mahkûm edilmiş, halkın huzuru sarsılmış iç güvenliği sağlamakta iflas etmiş İtalya’da böyle olayların eklenmesi kargaşa ortamını ikiye katladı.
Valerio Marchi şöyle tarif ediyor;
“Ultras oluşumlarına kamuoyu negatif ön yargı taşır. Bundan dolayı emniyet güçleri Ultra gruplarına karşı ağır şiddet kullanarak amansız bir savaş içine girdi, çünkü onlarda olayları yüzeysel değerlendiriyor. Devlet güçlerine boyun eğmeyen, hedefi şaşmış ismi belirsiz üstelik kanun kaçağı. Şiddetten zevk alan, irrasyonel ve tüm önlemlere rağmen kontrol altına alınamayan toplum dışı mahlûklar.”
Marchi emniyet güçlerinin Ultra’lara bakışlarını güzel tarif etmiş. Fakat 40 yıl içinde Devlet, Kamuoyu, Polis Ultras oluşumlarını içine düştükleri kötü yoldan değişik yöntemlerle vazgeçirebilirlerdi. Yılardır süren kentler arası husumetleri önce ülkede iç barışı sağlayarak gencecik insanları hayatlarının içine etmelerini engelleyebilirdiler. Ama onlar kendi bildiklerini okudular ve şiddete daha ağır şiddet uygulayarak karşılık verdiler…..devam edecek