Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Fikrimiz Değişmedi!

30. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

İstisnalar kaideyi bozmaz "benjamin"

 

bunyamin_gezer_polis.jpg

 

                                             ALL COPS ARE BASTARDS !

Weiterlesen

İcraatın İçinden; Dış Saha&İç Saha

28. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

En kolay tribün deplasmanda yapılır çünkü taraftar sade 90 dakika bağırmanın dışında başka işle meşgul olmaz. Malum, sayı açısından rakip takımı baskı altına almak mümkün değildir burada amaç takıma morelman destek verip armayı dış sahada yalnız bırakmamaktır. Türkiye’de en iyi deplasman tribününü bence Galatasaray taraftarı yapıyor hatta Avrupa’da ilk üç içinde dersem yalan değil. Fakat gelgelelim iç saha için aynısı söyleyemiyorum, bunun en önemli sebepleri değişen taraftar profili ve dış sahada yapılan tribünün aynısı iç sahada yapılması. Yani bir grup kemik taraftarın sahada oyun ve skorla ilgilenmeden 90 dakika şuursuzca bağırmasından kaynaklanıyor. Kabahatin tümünü Tayfaya yüklemek doğru olmaz, çünkü sayı açısından aynı deplasmanda olduğu gibi azınlık sayılırlar onlara mutlaka çoğunlukta olan “seyirciler” yardımcı olmak zorunda!


Hâlbuki “12. Adam” değiminin altında yatan anlamı taraftarın takımınla birlikte hücuma çıkıp savunma yapmak, diğer yandan rakibi baskı altına alarak rahat oynatmamaktır. Bunu anca futbolun içinde olan, futbolu çok iyi anlayan yapabilir. Maalesef son 10 yıl içinde Türk taraftar profili, başta İstanbulun üç büyük kulüplerinin taraftarlarında negatif yönde süratle değişiyor. Tabii bunu tüm ülkeye yaymak haksızlık olur zira Anadolu takımlarının taraftarları kulüplerini daha içten yaşama şansına sahipler ve kısıtlı imkânlarına rağmen futbol oynamaya zaman ayırabiliyorlar. Ama genele baktığımızda Türkiye’de tribün kültürü yok, takım tutma geleneği var! Bu duruma gelinmesinin en büyük nedeni üç büyük kulübün Türkiye’de olan popülaritesi ve taraftarlarını sade takım tutmaya yönlendirip belli bir mesafede tutmasından kaynaklanıyor. Sev, ürün satın al, kombine al, deplasmanda destek ver ama sakın yaklaşma uzakta dur.


Dolayısıyla, yıllarca gönül verdikleri kulüplerini belirli mesafede yaşayan taraftarlar bu kulüplerin gerçek manevi değerlerini anlamakta güçlük çekiyor hatta ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Gitgide yayılan endüstriyel futbol, taraftarın futbola bakış açısını da değiştirdi. Bunu fırsat bilen yöneticiler zaten manevi değerlerden bihaber taraftarı istedikleri gibi yönlendirebiliyorlar. Örneğin kulüp menfaatleri vb. sözlerle hatalarını örtüyor, lâfebeliği yaparak taraftarlarını bir vicdan muhasebesi içine atıyorlar. Böylece kendini damardan sanan taraftar ister istemez kulübün mali değerlerini manevi değerlerinden daha önemsemeye başlıyor. Sahi, başarı ne anlama gelir?


Susmak, suça ortak olmaktır!

Weiterlesen

Pegasus

27. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Yunan mitolojisinde “Pegasus”, Türk mitolojisinde ”Tulpar” olarak karşımıza çıkıyor….


Geçin bunları, Pegasus bir Türk uçak şirketi ve Galatasaray’ın yeni yaptırdığı Aslan tepe stadının kuzey tribününe verildiği adı. Tabii buna Galatasaray yönetimi kendi kafasına göre karar vermedi bir miktar para karşılığı sattı,belki böyle Rijkaard ve ekibinin tazminatını azda olsa kurtarmışlardır, zararın neresinden dönersen kar.

Pegasus_logo.jpg

Oysa ne hayaller kuruyorduk bir zamanlar ”ALPASLAN DİKMEN TRİBÜNÜ”. Hayaller başarıya giden yolun yarısıdır geri kalanı için büyük mücadele vermelisin, her şey gökten zembille inmiyor. “Biz oraya yine Alpaslan Dikmen tribünü deriz, kalbimizde yaşatırız”. Sahi kalbimiz ne tarafta?  İflas edenler, sıfırı tüketenler, miras yediler vardır, birde sevgiyi tüketenler. Başta acımasız olurlar, bir süre sonra acınacak hallere düşerler ama artık kimse onlara acımaz çünkü sevgi bitmiştir…

 

                      

                     Kahrolsun endüstriyel futbol!


Weiterlesen

Sabır...

26. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Manchen gab Gott die Kraft Dinge zu verändern

 

Mir gab er die Kraft zu ertragen was ich nicht ändern kann...
Weiterlesen

Futbol&Marka&Ticaret

25. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Kuşkusuz Futbol halkın oyunudur ve aynı zamanda sosyal aktivitedir. Futbolun marka değeri salt FUTBOLDUR(!) ve dünya’da telif haklarına sahip olan tek resmi kurum FİFA’dır.


Profesyonel futbol, futbolun en üstüdür ve sürmesini sağlayan altyapısıdır buda Amatör Futboldur! Günümüzde sponsorların futbola harcadığı paralar sade karşılığı olan bir yatırımdır, buradan kazanılan pastanın aslan payını yatırımcıların cebine girer az miktarı tekrar futbola geri döner.


Esas futbol ticareti satılan formalar, sponsorların verdiği paralar, yayıncı gelirleri, oyuncu transferleri vb. şeylerle ölçülmez. Futbol endüstrisini ayakta tutan insanların futbola olan ilgi ve sevgisidir. Tabii bu ilgi futbolu takip etmekle sınırlı kalmamalıdır, şayet Futbol bir marka ise ayakta kalması için sürekli üretmelidir. Peki, ürettiği nedir? Cevap ”FUTBOL”


İnsanlar futbolla yakından ilgilendiği kadar oynamalılar da. Ki, yeni Amatör kulüpler kurulsun, futbol okulları açılsın bu vesileyle kramponlar, konçlar, tekmelikler, eşofmanlar, toplar vb. spor malzemeleri satılsın. Futbol endüstrisinin ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurları bunlardır. Ne zaman çark bu şekilde sağlıklı dönerse mutlaka futbola olan ilgi artacak, insanlar statları dolduracaklar ve tribünlerdeki atmosfer daha coşkulu olacaktır.


Bazen düşünüyorum, FİFA futbolun hangi ülkede daha çok üretildiğini araştırsa Türkiye şubesine kocaman kilit vurur. Çünkü Türkiye’de futbol üretilmiyor, sade TÜKETİLİYOR!

Weiterlesen

Kandıramazsınız!

24. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Hani bu takımın kalitesi yoktu?


Hani bu takımın fizik kondisyonu yerlerde sürünüyordu?(Sanki Pino bir 90 dakika daha koşabilirdi)


Hagi geldi her şey değişti mi?


Şimdi siz, Hagi Rijkaard’dan farklı futbol oynattı sanıyorsunuz değil mi?


Nein Davut!


Bayanlar/Beyler eğer futboldan biraz anlıyor ve Avrupa üst liglerini yakından takip ediyorsanız tüm dünya temelde bu tarz futbol oynadığını fark etmişsinizdir. Bunun adı Rijkaard’a göre “Total Football”, Morinho, Löw, Wenger, Hagi’ye göre farklı olabilir ama temelde hep aynıdır. Şimdi Televizyon’a çıkacak ulemalar aptalca yorumlarıyla kafalarınızı karıştıracaklar, inanmayın demek içimden geliyor ama çoğunuz onlara kanacaksınız. He, sakın bana da inanmayın, gidin doğrusunu öğrenin gerçekleri bulun!


Yazık onca verilen emeklere, kaybolan haftalara. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok biraz samimi olun işinize ve size ekmek verenlere sadakatlik gösterin. Şampiyon olun ya da olmayın bu saatten sonra pek önemi kalmadı ama Allah aşkına lütfen bizi KANDIRMAYIN!  

 

                                  NO AL CALCIO MODERNO !

Weiterlesen

Her Galatasaraylı Hesap Sorabilir!

24. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Skor taraftarı değilseniz, tribüne mesai çıkarma gözüyle bakmayıp yürekten kulübü, takımı desteklemeye gidiyorsanız. Tüm bunları, sizi kimse zorlamadan özgür ve bağımsızca yapıyorsanız gerçek taraftarsınız. Gerçek Galatasaray Taraftarı iyi ve kötü günde takımının arkasında durduğu gibi, hiç utanmadan kutsal kulübümüzün değerlerini kendi çıkarlarından önde tutan şerefsizlerden skor ne olursa olsun hesap sormalıdır. Şayet soramıyorsanız ya da birileri engelliyor sormaya gücünüz yoksa”Japon Turistlerden” farkınız kalmamış.

 

                                 TEK BÜYÜK GALATASARAY!

galatasaray_arka_planlari_7.jpg

 

                      Kahrolsun endüstriyel futbol ve uşakları!

Weiterlesen

Susmak mı?

22. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Kimse sanmasın Hagi geldi sular duruldu, ASLA! Hoş geldi sefa getirdi, 10’nun yeri kalbimizde apayrı. Kol kırılır yen içinde kalır çok doğru ve Galatasaraylıların rakiplerinden farklılığını ortaya çıkaran sözler. Konuşulacak ve Konuşulmayacaklar var, Galatasaraylılar bunu çok iyi ayırt etmesini bilirler. Şu günlerde susmak Galatasaray’a yapılan en büyük ihanettir. Bizler,  Ali Sami Yen ve arkadaşlarının okul sıralarında kurdukları hayalleri gerçekleştirdiği, 7 kişiyle rakibine kafa tutup hezimete uğratan, Sabri Mahir gibi adaletsiz düzene baş kaldıran, Galatasaray’ı bir Din ve mesep gibi tanımlayan Metin Oktay, hislerin kulübü diyen Gündüz Kılıç gibi büyük insanları çıkardığı asaletli kulübün taraftarlarıyız.


GALATASARAYLIYIZ ULAN!


Artık yeter! Kimse bizim özdeşleştiğimiz kutsal değerlerimizi ayakları altına alıp hislerimizin katili olamaz, eğer buna müsaade edersek en büyük ihaneti biz yapmış oluruz. Biz bunlarla büyüdük, ya sizler 20-30 yıl sonra çocuklarınıza neler anlatacaksınız? Birkaç şerefsizin sırf kendi menfaatleri yüzünden koskoca Galatasaray camiasının değerlerini hiçe sayarak bir kalemde hoca sattıklarını mı? Bugün küçük oğlum bana soruyor,”Baba, Hagi geldi şimdi serveti oynatmaz değil mi?” sade “İnşallah oğlum” diyebiliyorum.


12 yaşında çocuk bunun farkında ama sizler hala üç maymunu oynuyorsun, yazık hiç utanmıyor musunuz? Kâbus gibi çökeceklermiş, Arman yetermiş. Uyanın uykudan arkadaşlar şu kâbus bitsin artık!


Yemişim derbisini…

 

 

                       TEK BÜYÜK GALATASARAY!

                       LIBERTA PER GLI ULTRAS !

Weiterlesen

Welcome Comandante Gheorghe Hagi

22. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

450px-Gul_Baba.JPG

25652485.jpg

Weiterlesen

Başarı?

22. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Başarının tarifi nedir? Kuşkusuz herkesin kendi açısından bu soruya farklı cevabı olacaktır. Dün bir İngiliz’le tanıştım, kendisi sıkı Arsenal taraftarı ve yaklaşık 18 yıldır kombine sahibiymiş, bilhassa kombinesi olduğunu gururla dile getirmesine şaşırmadım. Ona Galatasaraylı olduğumu söyleyince yapıştı yakama. Uzun, uzun konuştuk 10 yıl önce Kopenhag’da UEFA kupası finali, maç öncesi çıkan olaylar vs. O günden sonra Türk futbolunu başta Galatasaray’ı yakından takip etmeye başlamış. Frank Rijkaard ayrıldığına inanamıyordu, Galatasaray’ın uzun süre bir Teknik Direktöre sabır edip büyük başarılar yakaladığını, neden şimdi böyle yola başvurduğunu anlayamadığını söylüyordu, onu bende anlamıyorum ya, neyse.


Merak edip sordum;


“Siz yeni stat yaptırdınız ve 6 sezon şampiyon olamıyorsunuz ama hala stat dolup taşıyor. Üstelik yaklaşık 11 yıldır takımın başında aynı hoca var, bu durum sizi rahatsız etmiyor mu?”


“Sana şöyle tarif edeyim. Eğer kitap okumayı seviyorsan eline geçen her kitabı okursun. İyi ya da kötü fark etmez okumayı yürekten seviyorsan mutlaka sonunu merak eder son sayfasına kadar okursun. O kitap bittiğinde yenisine başlarsın, işte Arsenal bizim için aynı kitaba benziyor. Bazen iyi, bazen kötü, bazen heyecanlı, bazen neşeli, bazen üzüntülü, bazen de sinir bozucu. Fakat biz yılmadan her sezon sonunu merak ettiğimiz için heyecanla peşini bırakmıyoruz. Şampiyon olalım, olmayalım fark etmiyor çünkü Arsenal’i ve Futbolu çok seviyoruz.”

Weiterlesen
1 2 3 > >>