BUNDESLİGA #9

Haftanın maçı demiştim,Hamburger SV - Bayer Leverkusen sonuç futbol severler açısıından hüsran.Oysa maçın derbi havasında oynanması için her şey mevcuttu.Leverkusen oyuncuları eski Hocalarına karşı,Labaddia bir zamanlar kendisininde hocalığını yapan Heynckes ve geçen sezon bitiminde onu kibarca kapının önüne koyan Leverkusen yönetimi ile ufak bir hesaplaşma olabilirdi eğer Petriç ve Guerro sakat olmasalardı.İkisinin yerini İsveçli Berger ve Türk asıllı Arslan doldurmaya çalıştı,Arslan ilk yarı üst baldırından sakatlanıp yerini bir başka Türk oyuncusu Hamburg alt yapısından yetişmiş 19 yaşında Tunay Torun'a bıraktı.Tunay 78.dakikada gecenin kahramanı olabilirdi,Adllere takıldı.Orta saha mücadelesinden öteye gidemeyen vasatın altında kalan iki liderin müsabakasında öne çıkan 3 isim var.İkisi kaleciler Adler(Leverkusen),Rost(Hamburger SV) üçüncüsü Hamburg'lu Ze Roberto artık ona ihtiyar delikanlı demeyeceğim,dün yine gençlere taş çıkarttı.Sonuç 0:0 iki takım puanları paylaştılar.Frankfurt bu sezon kendi sahasında ilk galibiyetini altı rakip Hannaover 96 sonlara doğru iyi direndi,şayet Ya Konan egoistlik yapmasaydı puan ve puanlar alabilirlerdi.Skibbeli Frankfurt eksik çıktı,Amanatidis de bu eksiklere eklenince kadro kurmakta zorlandılar.Amanatidisin yerini dolduran Liberopoulus hocasının ve Frankfurt taraftarlarının yüzünü kara çıkarmadı golünü yazdı.Frankfurt şanslı bir galibiyet aldı şimdi kupada ve lig de Bayern ile karşılaşacaklar şans yetmeyebilir.Bayern ile devam edelim konu açılmışken.Freiburg deplasmanı turistik havada geçti,Freiburg misafirlerini iyi ağırladı hiç zorlamadılar.Toni bu sezon ilk Bundesliga maçına çıktı ama ilk golü atan Bayern alt yapısından yetişen Müller oldu.Freiburg geç uyandı 90 +'da,sonucu önceden belli olan maç fazla lafa gerek yok.Stuttgart resmen bu sezon ki hedefini açıkladı,ilk önce kümede kalmak.Schalke deplasmanda altın değerinde 3 puan çıkardı,bulundukları kriz ortamında biraz nefes alabildiler,Magath kırbacını iyi yağlamış bu hafta falakaya geçebilir nede olsa bu metot baya tutmuşa benziyor.Mainz Köln deplasmanında iyi direndi ta ki 42.dakikaya kadar.Köln Mainz defansını açmak için çok zorlandı Novakoviç ilk devre kapanmadan önce attığı gol aynı zamanda maçın sonucu oldu.Bremen - Hoffenheim oyun açısından bu haftanın en zevkli maçı olmaya aday.Hoffenheim 14.dakikada Edurdo ile penaltı kaçırdı atsa geçen sezon gibi sansasyonel maç olabilirdi.Müthiş bir Mesut ÖZil seyrettik eğer bu performansını Güney Afrikada da sürdürürse onu seneye Almanya'da görmeyebiliriz,Bremende yeni inşaa ettiği stadın finansmanını böylece sağlamış olur.Hoffenheim bu sezon orta vites gidiyor isteseler Almanya'da her takımı yenebilirler ama Rangnick ne hikmetse Bremene karşı defansif başlattı takımı yinede üst teknik kapasiteli oyuncuları çok fırsat buldular rakip kalede.Tabelanın dibinde olan iki takımın mücadelesi haftanın en önemli müsabakaları arasındaydı Nürnberg - Berlin.Netice Berlin açısından hüsran düşüşleri sürüyor yeni hocaları Funkel gerçi bu durumlara yabancı değil ama kendisninde söylediği gibi kariyerinin en zorlu ve sert dönemi içinde.İşin gerçeğine bakarsak Berlin defansı Nürnbergli oyunculara açık davetiye verdiler.Muhtemelen tavuk kümesine giren tilki daha sert savunmayla karşılaşıyordur.Berlin kalecisi Burchert için ayrı parantez açmak lazım,stand up komediyenmi profesyonel futbolcumu belli değil,kalenin ortasına ağaç dikseler daha güvenli olur sanırım.Nürnberg mutlak kazanması gerekiyordu görevlerini iyi yerine getirdiler üstelik muhteşem bir Stajner vardı sahada.Geriye iki maç kaldı Wolfsburg - B.M'Gladbach ve Dortmund - Bochum maçlarını ekledim,toplu sonuçlar ;(edit)
SC Freiburg - FC Bayern Münih 1:2
Eintracht Frankfurt - Hannover 96 2:1
1.FC Köln - Mainz 05 1:0
Wereder Bremen - Hoffenheim 2:0
1.FC Nürnberg - Hertha Berlin 3:0
VFB Stuttgart - Schalke 04 1:2
Hamburger SV - Bayer Leverkusen 0:0
VFL Wolfsburg - B.M'Gladbach 2:1
Borussia Dortmund - VFL Bochum 2:0
Son iki maç tamamlandı Şampiyon Wolfsburg aldığı galibiyet süpriz dersem şaka değil.Gladbach daha iyi oynayan takımdı gol pozisyonlarıda buldu fakat girmedimi girmiyor,atamayana atarlar kuralı işliyor.Wolfsburg sezon başından bu yana defansına bir türlü düzen getiremedi,sanki hiç oyunda yoklarmış tesadüfen uğramışlar görüntüsü veriyorlar.Bu gün Wolfsburg takımı genelde çok düzensiz tavır sergiledi bu oyunlarıyla Beşiktaşa karşı hezimete uğrarlar,tek tehlikeli oyuncuları Misimoviç ve Dzeko onlarda etkili olmadımı duran toplar devreye giriyor.Martins gününde değildi sahada varmıydı yokmuydu oda belli değildi ŞL maçıına Grafite oynayacağı kesinleşti gibi.Gladbachın futbolu güzel ama verimsiz 5 maç üst üstte yenildiler ve düşme potasındalar.Dortmund-Bochum Almanyada Madencilerin küçük derbisi olarak bilinir.İki takımın ortaya koyduğu futbolda küçükten öteye gidemedi.Dortmund 3 puanı hak eden taraftı ve biraz olsun rahatladı.Bochum düşme potasına çakılı kaldı büyük depresyona girmişe gözüküyorlar eğer sezon içinde bir mucize gerçekleştiremezler ise Bundesliga'dan düşen ilk takım en kısa zamanda kesinleşir oda Bochum olur.Bu sezon zirve yarışı kadar düşme hattıda çok heyecanlı geçeceği kesin,toplam 8 takım düşme potasında.
Erdal Güngör
Duruşumuz ?
Gerçekten endüstriyel futbola karışımıyız? Karşı olmaya uğraşıyoruz da ne kadar direnebiliyoruz? Direndikçe sanki daha çok vahşileşiyor,tam göbeğindeyiz futbolun,haftanın yedi günü TV ekranlarında futbol seyrediyoruz,vakti ve imkanları olanlar bir takıma kayıt yaptırıp meşin yuvarlağın peşinden koşturuyor,tribünlerde takımını destekliyor,deplasman kovalıyor ama yinede gün geçtikçe futbol bizden uzaklaşıyor.Uzaklaştırıyorlar değimi daha doğru olur,özdeşleştiğimiz canımızdan çok sevdiğimiz kulübümüzün tüm değerlerini elimizden alıyorlar.Biz istediğimiz kadar direnelim profilimizi değiştiriyorlar,işin acı yönü bu durumdan hiç rahatsız olmayanlar türemeye başladı çok hoşlarına gidiyor.
Yaptığımız eleştirilerin başında "Modern Futbola Karşıyız" terimi ön plana çıkarıyoruz,kapitalist düzene karşı duruş.Bağırıyoruz tribünlerden,uzun zamandır gürültü sesleri kesildi ama hadi öyle olduğunu kabul edelim.Biz bağırdıkça Statların ismi değişiyor,kutsal saydığımız formaların renkleri değişiyor,formaların üzeri reklam panosuna dönüyor,biz haykırdıkça daha çoğalıyor,Don Kişot dan ne farkımız kaldı?.Bizimle kafa buluyorlar,tribün terörüne son vermek için yasa çıkaranlar terörün kralını yapıyor hem de devletin güvenlik güçlerinin gözü önünde.O Devletin güvenlik güçleri,bir Federasyon yöneticisinin Gazeteciyi döverken seyirci kalıyor ama ne zaman bir taraftar meşale yaksın üstüne çullanıyorlar.Her fırsatta bedava bileti gündeme getiren Eyyamcılar Türkiye - Ermenistan Milli maçında dağıtılan bedava biletlere üç maymunu oynuyorlar.Taraftara yıllardır iftira atarak karaborsacı damgasını vuranlar,fişledikleri kişilerin karaborsayı engellemek için çırpındığını görmüyor hatta dalga bile geçiyorlar.Artık taraftar dediğin bu işler ile uğraşmaz,sportif rekabetin önemi kalmadı iki kulübün mal varlığı için sidik yarışları daha revaçta şu sıralar,kime ne faydası var? Öyle bir toplum oluşturuldu ki,sanki Futbol Kulüpleri yarın milyonların içinde yüzseler dünya yıldızları ülkeye gelecek.Dünya yıldızları da aport da bekliyorlardı biri borcunu bitirsin de oraya transfer olalım,var mı böyle bir şey?
Evet var,Rijkaard ne demişti? "Türkiye'de her şeyden biraz var ama hiç bir şeyden tam yok." Bundan 40 yıl önce güzelim İstanbul'a akbabalar gece kondu mahalleleri oluştururken ve o mahalleler ilçe haline gelmesine göz yuman iktidar ve muhalefet büyüklerimiz şimdi yapılan peşkeşlere ses çıkarmaması kuru fasulyenin gaz yapması kadar normal karşılanıyor.Devletin malı deniz,Allah dan Okyanus kıyılarında bir ülke değiliz çoktan kurutmuştuk.Daha bir kaç ay önce Avrupalardan örnek verenler,İngilizlerin güzel statlarını öve öve bitiremeyenler son günlerde proletarya takılıp "No Al Calcio Moderno" popülizmi yapıyorlar.Boş verin be size göre değil,siz kaldırımın karşısında durun dostumuzu düşmanımızı bilelim hiç samimi değilsiniz sizlere yakışmıyor.Anlayamazsınız,jan-janlı kariyerleriniz de bir basamak daha yükselmeye kalktığınızda patronunuz sicilinize bakıp "pardon ama sen sabıkalı Futbol Taraftarısın,şirketimiz bu yükün altına giremez" dediğinde nadir bünyeniz kaldıramaz bu ağır ithamları,yığılır kalırsınız karşısında koca patronun,kaldırımın bu tarafında olanlar yığar verir eline 32 dişini koca patronun,acı parası Garantiden yılda yüzde bilmem kaç faizle 60 ay vadeli.Varım diyorsanız,o zaman ayda 5.000 bin avro maaşınızdan vaz geçip 575 TL asgari ücrete talim etmek zorundasınız,birde boynunuzda asılı akreditasyon kartını çıkartıp,cebinizden 1700 TL ödeyerek kombine kartına değişmelisiniz,var mısınız?
Erdal Güngör
104 Nice Yıllara Galatasarayım
Tüm Dünya'da yaşayan Glatasaraylıların Doğum Günü Kutlu Olsun.
Sen bizimsin,biz de senin GALATASARAY.....
ONLY YOU !


BUNDESLİGA

Çok şükür normal yaşama geri döndük,futboldan uzak siyaset ağırlıklı Milli maç haftasını geride bıraktıktan sonra bolca futbolla dolu hafta sonu bizi bekliyor.Milli maçlardan dolayı Bundesliga'da Cuma maçı yok,bu haftanın programı Cumartesi 7,Pazar 2 maç olacak.
Kuşkusuz Almanya'da haftanın maçı zirvede olan iki takım arasında HAMBURGER SV - BAYER LEVERKUSEN.İki kulübü gol averajları ayırıyor zirveden,Leverkusen önde.Şu sıralar bence Almanyanın göze hoş gelen ve en iyi futbolunu sergileyen iki takımı karşılaşacak,futbolseverler beklediği futbol ziyafetini yaşayacaklarından hiç kuşkum yok.Şampiyon Wolfsburg pazar günü kendi sahasında M'Gladbach'ı misafir edecek beklenen patlamayı yapmak için büyük fırsat.Bayern Freiburg deplasmanına eksik çıkacak,Ribery,Oliç sakatlıkları sürüyor ama bu hafta sonu Luca Toni kadorda Hocasının gözüne girmek için siftah yapabilir.Skibbe'nin derdi başından aşmış kart cezalısı olan Teber,Russ,Schwegler sakatlarda eklendi Vasoski kaburga kırığı şimdi de Amanatidis'in diz sakatlağı çıkınca Sikibbe orta saha'da fantezi futbol oynatacağı gözüküyor,rakip Hannover 96.Frankfurt taraftarları kendi sahalarında galibiyete hasret kaldılar,belki cumartesi bu hasret bitebilir aman dikkat tersi de olabilir.Haftanın diğer enterasan müsabakası Werder Bremen-Hoffenheim,futbol açısından güzel maç olacağını umuyorum.Alt sıralar da iki takımın Nürnberg-Berlin mücadelesi çok önem taşıyor,Berlin yeni hocası Funkel için böyle durumlar yabancı değil epey tecrübesi var.
BUNDESLİGA hafta sonu programı;
Cumartesi 17.10.2009 16:30
1.FC Köln - Mainz 05
1.FC Nürnberg - Hertha Berlin
SC Freiburg - Bayern München
VFB Stuttgart - Schalke 04
Werder Bremen - Hoffenheim
Cumartesi 17.10.2009 19:30
HAMBURGER SV - BAYER LEVERKUSEN !
Pazar 18.10.2009 15:30
VFL Wolfsburg - Bor.M'Gladbach
Pazar 18.10.2009 18:30
Bor.Dortmund - VFL Bochum
Zlatko Cajkovski

Çi-ki-ta...Çi-ki-ta
Ocak 1954, yer Uruguay-Montevideo 80.000 bin Uruguaylı Futbol sever hep bir ağızdan Çikita bağırıyor alkışlarla tempo tutuyor. Alkışlar Partizan Belgrat ve aynı zamanda Yugoslavya Milli Takım oyuncusu Zlato Cajkovski için.Ne olmuştu Ururugaylı seyirciler Yugoslav oyuncuya sempatilerini büyük coşkuyla dile getiriyorlardı.
Zlatko Cajkovski o günü hatırlıyor;
"Ülkemde bana "Çik" lakabını takmışlardı, Güney Amerika'da Çikita adını verdiler "küçük çik" anlamına geliyor. Almanya'ya geldiğim sene değiştirip Tschick yaptılar. Gelelim Hikaye'ye. Aralık 1953 Ocak 1954 arası dört hafta süren Uruguay'da düzenlenen bir uluslararası turnuvaya katılmıştık. Ülke şampiyonu Penarol Montevideo ile oynuyorduk. Müsabakanın ilk devresini 1:0 önde bitirdik, ikinci yarının 55.dakikasın da Penarol santraforu Migues topu kaptı yarı takımı ipe dizdi kalemize doğru geliyor karşısında sade bizim takımdan Minda İovanoviç kaldı, işte onu geçemedi. Bizim Minda, Migues'e arkadan faul yaparak devirdi. Olay yeri ceza sahasının yaklaşık 3 metre dışında ama Migues yere düşer düşmez 5 takla daha atarak çuval gibi ceza sahamızın içinde yığıla kaldı. İngiliz hakem bu numarayı yuttu ve hiç tereddüt etmeden penaltıyı verdi, malum kendisi Güney Amerika'da profesyonel Hakem olduğu için Uruguaylı taraftarlara Eyyamcılık yapmak istedi ama beklediğinin tam tersi oldu.Takım Kaptanı olarak bu duruma tahammül edemedim, topu hakemin elinden kaptım takım arkadaşlarımı yanıma alarak saha kenarına gittim, grev yapmaya karar verdik. Güney Amerika'da o yıllarda böyle durumlara sık rastlandığı için kimse şaşırmadı.
Hakem bunun üzerine bana kırmızı kart gösterdi üstelik "Defol git" diyerek azarladı. Ancak ben kararlıydım Arkadaşlarımda bana destek çıktı "Asla" diye cevap verdim "Asla Terk etmeyeceğim sahayı." Hakem elimden topu almak istedi bende vermiyordum, top için mücadelemiz güreş müsabakasına döndü ama yinede topu kaptırmadım. O sırada Montevideo stadında bulunan 80.000 seyirci bizden yana tavır aldı ve Hakemi protesto etmeye başladı. Bizden yana olmaları güzel top oynadığımızdan kaynaklanıyordu beğenmişlerdi futbolumuzu .Penarol takım kaptanı ve oyuncuları da hakeme kararını geri alması için baskı yapıyorlardı. Onların ısrarı Tribünlerden 80.000 bin seyircinin "çi-ki-ta" diye tempo tutturmalarına dayanamayan İngiliz Hakem sonunda Halkın baskısına boyun eğerek kararlarını geri aldı ve ben oyuna devam ettim."

Yukarıda yazdıklarım Tschick(çik) Zlatko Cajkovskinin 1966 yılında yazdığı "ich mache Mannschaften" kitabından ufak alıntı, eğer bulabilirseniz kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim "Copress-Verlag München" yayım evi tarafından çıkartılmış. Zlato Caykovski, profesyonel Futbol kariyerine Partizan Belgrat'ta başladı 1.FC Köln'de devam etti. 55 kez Yugoslav Milli Takım formasını giydi, 1954 Dünya Kupasında çeyrek finale yükselen Yugoslav takımının kadrosundaydı. Almanya'ya 2:0 mağlup olup elendiler. Cajkovski Teknik Direktörlük kariyerine futbolu bıraktığı 1.FC Köln takımında başladı,1962/63 sezonunda Köln'ü Şampiyon yaptı ve ertesi yıl ikinci ligde olan FC Bayern Münih kulübüne gitti.1965 yılında Bayern Münih'i Bundesliga'ya çıkaran Cajkovski, Bayern ile 2 kere Almanya Kupası ve bir kere Avrupa Kupa Galipler kupasını kazandı.1968-1969 Hannover 96,1970-1971 Kickers Offenbach,1971-1973 1.FC Nürnberg ve tekrar 1973-1976 yıllarında 1.FC Köln takımına döndü. Tschick kariyerini Yunanistan ,İsviçre ve Avusturya'da sürdürdü 27 Temmuz 1998 yılında Münih'de hayata gözlerini yumdu.
Alman Futbol tarihine damgasını vuran Cajkovski, genç Bayern takımını 1965 yılında Bundesliga'ya yükselterek dünya çapında yıldızları ortaya çıkardı. Bunlardan bizim tanıdıklarımız "Franz Beckenbauer, Gerd Müller, Sepp Maier, Uli Hoeness, Schwarzenbeck." Cajkovski, kötü almanca konuşması da çoğu zaman polemik oluyor komik durumlar yaşanıyordu. En meşhur sözü Gerd Müller için söylediği "Kleines, dickes Müller(küçük şişko Müller)". Diğeri ise, bir keresinde Avrupa Kupa maçında Köln'ün Dundee United takımına karşı aldığı 8:1 mağlubiyetten sonra havaalanında gazetecilere söylediği "Am besten,Flugzeug Stürzt ab(keşke uçak düşseydi) lafı." Bir gün ona neden artık Almanca öğrenmiyorsun sorusuna, kendi tarzında verdiği "Bin ich nix Lehrer für Deutsch, sondern für Fussball(Ben Almanca öğretmeni değilim Futbol hocasıyım)" cevabı oldu.
Erdal Güngör
Bayrak Polemiği !
Geçen yaz Euro2008 yarı final müsabakasında İsviçreliler kendi soylarından olan Almanları isviçre Bayraklarıyla Tribünlerde desteklerken bu tablo kimseyi rahatsız etmiyordu.30 Eylül 2009 tarihinde Kıbrıs Rum takımı Hapoel Nikosia-Chelsea arasında oynanan Şampiyonlar Ligi müsabakasında Rum Taraftarların tribünlere açtıkları Pankarta ne demeli? IRKÇILIĞIN EN ÇİRKİN BOYUTU !!!


Bir çok değişik yabancı dilde "Kıbrıs Rumlarındır" pankartı ırkçılığa karşı kılıç çeken FİFA ve UEFA'yı rahatsız etmiyor da,Azerbeycan Bayrağı neden rahatsız ediyor? Onlar kimseden korkmadan,göğüslerini gere,gere bir zamanlar Kıbrısta yaşayan Türk Halkını korumak için binlerce Türk Askerinin kan döktüğü topraklara sahip çıkarken bizim Türk Yetkililerimiz bu görüntülere nasıl duyarsız kalabiliyor?

Erdal Güngör
P.S. Hapoel Nikosia-Chelsea müsabakasından yayımladığım resimler,30 Eylül akşamı Hollanda da yaşayan Şahin Özaltun kardeşim tarafından TV ekranından Screenshot olarak alınmıştır !
Kimse Yasaklamıyor !
Baştan söyleyim bu doğru değil ! Ortada yasak,masak yok tamamen Dezenformasyon,yanlış bigilendirme.Her şey kural kitaplarında belirlenmiş yazılı maddeler halinde duruyor,isteyen açıp bakar okur.İşin esasına bakarsak Almanlar bizim yetkililerimiz gibi işlerini tesadüfe bırakmıyor ciddiye alıyor sallamıyorlar.Sen genç yetenekler ile yakından ilgilenirsen,onlara önem verirsen,geniş çapta tarama yaparsan kısacası elini çabuk tutarsan karşılığınıda alırsın.Kanunlarda her şey belirlenmiş dedik peki kanunlar ne diyor? FİFA'nın 15.Maddesinde şöyle yazıyor;
21 yaşını doldurmayan Futbolcu bir kereye mahsus Milli Takımını değiştirme hakkına sahip,şayet !
1. A Milli Takımında oynamadıysa
2. İlk resmi maçına çıkmadan önce geçmek istediği Ülkenin Vatandaşı ise.Bunu biraz açmalıyım,örneğin almanyada doğmuş bir Türk genci henüz Alman vatandaşlığına geçmemiş Türk Vatandaşıysa yinede Alman genç Milli takımlarında oynamış,A Milli Takımında sade dostluk müsabakalarında yer almış ise Milli Takım değiştirme hakkına sahip,kısaca Türk Milli Takımına geçebilir.
3. Vatandaşlıktan çıkarıldıysa.
FİFA yukarıda belirtiğim 2. noktaya bu sene 18.Maddesine bir ek madde ilave koydu.Şimdiye kadar U-17,19,21 ve A2 takımlarında FİFA ve UEFA resmi turnuvalarına eleme maçları oynayan ve o Turnuvalarda forma giyen oyuncular Milli Takım değiştiremiyordu,bu değişti.U-X ve A2 FİFA ve UEFA resmi müsabakaları sayılmıyor sade A Milli takımı için FİFA ve UEFA resmi Turnuvalarına katılma müsabakaları ve o Turnuvalarda oynayan Futbolcular Milli takım değiştiremiyor.Şu anlama geliyor Alman genç takımları ve A2 takımlarında oynayan Türk asıllı Futbolcular istedikleri zaman Türk Milli Takımına geçebiliryorlar hatta A Milli takımınla dostluk maçlarına çıkmaları engel oluşturmuyor.Ama ne zaman >> A-MİLLİ TAKIMI İÇİN FİFA VE UEFA TURNUVALARINA KATILMA VE O TURNUVALARDA FORMA GİYEN OYUNCULAR TÜRK MİLLİ TAKIM FORMA HAKKINI KAYBEDİYORLAR ! <<< Örneğin Mesut Özil bir daha Türk Milli Takımı forması giyemez !
Gördüğünüz gibi ortada Almanların getirdiği yasak yok tamamen FİFA ve UEFA'nın statüleri,kanunları bunu zorunlu tutuyor.Alman Futbol Federasyonu(DFB) alt yapılardan sorumlu Mathias Sammer Bild Gazetesine verdiği bir demeçte Alman Futbol Federasyonu ve Alman Kamuoyunun görüşlerinide göz önünde bulundurarak şöyle demişti;
DFB-Sportdirektor Matthias Sammer: “Wenn ich mich für den Adler auf der Brust entscheide, dann heißt das: Ich erkenne dieses Land an, kämpfe und spiele für dieses Land. Ich identifiziere mich mit diesem Land, ich bin stolz, dieses Trikot zu tragen. Wir entwerfen gerade einen Verhaltenskatalog für alle Jugend-Nationalmannschaften bis zur U21. Damit wollen wir erreichen, dass unsere Talente die Tradition und Werte des DFB kennen und sich damit identifizieren.Kaynak BİLD!
Türkçesi : "Ben Kutsal Alman Formasının arması Kartalı göğsümde taşıyorsam,bu Ülkeyi kabul ediyorum,bu Ülke ile özdeşleşmişim,bu Ülke için Oynayıp mücadele vereceğim,bu Ülkenin Formasını taşıdığım için gurur duyuyorum.Önümüzde ki günlerde tüm genç milli takımları kapsayan bir Davranış Kitapçığını çıkarma hazırlıklarını yapıyoruz.Amacımız yetenekli gençlerimizin Alman Futbol Federasyonunun Geleneklerini ve Değerlerini anlasınlar ve onlar ile kendilerini ödeşleştirsinler."
Kısa ve net Almanlar somut görüşlerini ve duruşlarını açıkca ortaya koymuşlar.Peki TFF'nin bu durum hakkında açık ve somut duruşu varmı yada nedir? Bilen varsa hiç çekinmeden yazsın ben araştırdım bulamadım.TFF Avrupa Bürosunun yetkilisi Hakan Eseroğlu Mesut Özil için şöyle bir ifadeyi kullanmıştı,"Ben Mesuttun kendisni Alman gibi hissettiğini sanmıyorum."Hissetmek başka,Mesuttun vicdanı bu konuya ne dedi ona bakmak lazım.Alman sana seçeneklerini açıkca ortaya koyuyor,"Bu ülkede doğdun,bu ülkede en iyi okul eğitimini aldın,en iyi futbol eğitimini aldın,velilerin iş sahibi oldular,en iyi sosyal hizmetlerini kullanma hakkına sahipsin,bağımsız bir Adalet sistemi tarafından korunuyorsun kısaca bir insanın huzur ve refah içinde yaşayıp kendisini geliştirmesi için her türlü imkanlara sahipsin.Sen şimdiye kadar Alman Milli Takımının tüm alt yapılarında forma giydin,önemli refasansların var yinede istersen Türk Milli Takımına geçebilirsin kararı sana bırakıyoruz" diyor ve noktayı koyuyorlar.
Şimdi durumu tersine çevirelim Peter Türkiyede doğmuş birinci sınıf eğitim almış her konuda Futbol da dahil yukarı da bir Türk Gencinin Almanya'da sahip olduğu tüm hakları elde etmiş güzel yurdumuz Türkiye'de.Milli takımın bütün alt yapılarında da forma giymiş,21 yaşına geldiğinde "her şey için çok teşekkür ederim ama ben bundan sonra Alman Milli Takımı için oynayacağım" dediğinde neler olabileceğini az çok kestiriyorsunuz değilmi?
VİCDAN ve SADAKAT !
Dip Not:
Genç Milli takımlar statüsü hakkında yazdıklarım eksik yada yanlışlık gördüyseniz hiç çekinmeden yazabilirisiniz virgülüne dokunmadan yayımlayacağım,yeterki insanlara doğru biligiler aktaralım kimseyi yanlış yönlendirmeyelim ! Yıllardır bizlere hayal haberler ile pompalayanlardan usandık bıktık.Elbette Türk Basını içinde dürüst,namuslu insanlar olduğuna inanıyorum tek isteğim kimsenin baskısı altında kalmadan,objektif,hiç bir rengi ön plana çıkarmadan her şeyden önce SPOR RUHUNU koruyarak insanları bilgilendirsinler,onları spor yapmaları için öncü olsun ve teşvik etsinler !
Erdal Güngör
TÜRKİYE !
Yeni bir gün,değişen hiç bir şey yok elendik.Güney Afrika'da düzenlenecek 2009 Dünya Kupası Finallerine gidemiyoruz.Değişen bir şey yok zihniyet hala aynı,suçlu geldiği ilk günden belliydi Euro2008'de takımı yarı finale kadar yükselse de,ceplerinde onu günah keçisi yapma kozunu kullanmak için dört gözle bekleyenler aport dan hiç ayrılmadılar.Şenol Güneş zamanında başlayan "Milli Takım" çöküşü şimdi doruk noktasına geldi.Güney-Kore 2002'de Milli oyuncuların Hakan Şükür eşliğinde toplu halde Cuma namazına gitmeleri sonrasında "irtica" damgasını vuranlar,Brezilyalıların Hz. İsa'ya saha ortasında yaptıkları ayinleri görmemezlikten geldiler,Afrikalıların her maç öncesi uyguladıkları "Mutu" büyüleri hoşlarına gidiyordu.Futbolcularında bazen ruhlarını rahatlatmak için ilahi adalete sığınmaları özgür olmasını savunduğumuz insani hakları ve bu insanlar İslam Dinine inanmış ise mabetleri Camiler değil midir?
Biz bir Ekol yaratmıştık Türk Futbolunda,1993 yılında başlayıp 2004 yılına kadar sürdü.Euro2004'de katılamamız ekolün bitişi oldu.Bir umudumuz vardı yine,o ekolün içinden çıkan Ersun Yanal.Yeni yapılanma içine giren Yanal Hoca duvara tosladı,karşısında öyle bir zihniyet buldu ki,her şeyi daha iyi bilen,Gazetelerinin köşelerinden kadro kuranlar,TV'lerde Teknik Direktörlük kursu verenler bütün renklerin bir çatı altında toplandığı Milli Takımı Hakan Şükür'ü polemik haline getirip parçaladılar.Artık kimse Milli takımı sevmiyor,tutukları takımlarında oyuncular oynatılmadı mı o şahısların Milli Takımı olmuyor var mı dünyanın başka yerinde böylesine kendi ÜLKESİNDEN NEFRET EDENLER?.Evet kendi Milli Takımını sevmiyorsan Ülkeni de sevmiyorsun çünkü o Formanın üzerinde kutsal Ay-Yıldız var,sevdiğin milli takıma hakaret ederken ne yaptıklarının farkında değiller.
Fatih Terim 2006 yılında böyle bir Milli Takım devir aldı"Elimizi kolumuzu sallayarak çıkmalıydık bu gruptan,Babamı koysam bu takıma teknik direktörlük yapar"diyen güruh zihniyetin kol gezdiği ortamdan.Oysa 1996 yılında bıraktığında öyle değildi,insanlar hangi renklere gönül vermişseler hiç fark etmeden sokaklarda özgürce zaferleri kutluyordu.Siz 25 kişiyi bir çatı altında toplayıp onların arasında 11 kişiyi seçip sahaya sürebilirsiniz ama bu oyuncular kendi Ülkelerinde deplasmana çıkıyorlarsa ,kaybettikleri maçların kazandıklarından daha kıymete biniyorsa,tribünlerden "yürü yunan,forsa Bosna" bağıranlar varsa,biz milli takımı kaldıralım gerek yok,üstelik Devleti de fazla masraftan kurtarmış oluruz.
Fatih Terim İtalya'dan döndükten sonra çok değişti dediler,hiç değişmemişti Terim,sade olaylara biraz daha mantıklı bakıyor ayakları yere basıyordu.Doluydu içi,Futbolu bilimsel olarak icra edilen ülkeden dönmüştü birikintilerini kendi Ülkesine yaymak istiyordu.Biricik Sevdiği Galatasaray'dan aldığı teklifi geri çeviremedi.Birilerinin Buhar bulutlarının üstüne kurmuş hayallerinin kurbanı oldu,şansını Milli takımda denedi talihsiz İsviçre maçında bu sefer kendi hırsının kurbanı oldu ama kimse onun bu hale nasıl geldiğini araştırmadı çünkü bu ülkede artık başarıdan başka bir şey geçerli olmadığı için.Başarı bugün kaldırımın bir ucundan diğer ucuna geçip hayatta kalmak kadar önemli olan ülkede.Asla geri dönme Fatih Terim bıraktığın çok iyi oldu.Türk Futbolu bugünden itibaren "SIFIR 0" noktasında yani dibe vurdu.Yeniden başlamalı,tekrar şerefli mağlubiyetler görmeli bu güruh,İngilizlerden 8-10 tane yenmeli,Kİ şu ülkede yaşayan boş zihinli topluluk manevi değerlerinin ne olduğunu anlasın.Zaten şu an uçurumdan düştük uçuyoruz,mutlaka yere çapacağız,iki seçeneğimiz kaldı; sırtımızdaki paraşüt açılıp yere yumuşak inişmi yapacağız yoksa parçalanacak mıyız ?!
Erdal güngör
İMPARATOR FATİH TERİM !

Kim ne derse desin sen bana ve belki benim gibi düşünenlere Hayatımızın en güzel anlarını yaşattın.Futbol Ekolü olmayan,Oyun Disiplini ne olduğunu hala kavrayamayan oyuncuların yetiştiği,Futbolu sade Ticaret amaçlı görenlerin,suçu birilerinin üzerine atmasını spor haline getirmiş bu topluma bir numara büyüksün,işte senin bu büyüklüğünün altında ezilenler var,şimdi bir ihtimal göbek atıyorlardır.
Sen 45 yıl sonra bu Ülkenin Milli Takımını tekrar Uluslararası platforma taşıdın,Galatasaray gibi büyük camiaya yüz yıldır hayalini kurduğu bir misyonun baş mimarı oldun daha 18 ay önce dünyada yaşayan tüm Türk Halkını sevinçten sokaklara döktün,zamanında sokaklarda çılgınca sevinenler şimdi sana nankörce küfür ediyorlar.Büyüksün Fatih Terim senin Büyüklüğünün altında eziliyor o nankörler.Sana dil uzatanlar hiç kendilerine şu soruyu sordularmı;"Bu Ülkenin Milli Takımı 65 yıl içinde sadece 2 kere Dünya Şampiyonasına katılabilmiş?".Şu ülkede dünya çapında 2 tane Teknik Direktör çıkmış birisi sensin diğeri Mustafa Denizli geriye kalanlar çakmalarınız,o çakmaların arasından bir tane çıkarmaları zor olmaz herhalde,hep birlikte göreceğiz !
Sen benim için her zaman İMPARATOR FATİH TERİM kalacaksın,aksini inkar etsem çarpılırım azda olsa biraz Allah Korkusu var !!!
Erdal Güngör
Batarken
Benim dilimdenmi konuşuyorsun?
Yüzümü görüyormusun?
Hayallerimi okuyabiliyormusun
Sana yollasam ?
Kalbin ne kadar hızla atıyor şu an?
Mutluluk ne kadar sürüyor?
Fikirler hep özgürmüdür?
Ruhumuz hiç hafifliyormu?
Kalbimize yerleşen dedirginlik,
Neden her şeyi sürekli sorgulamak zorundayız?
Kaçalım mı yoksa Mücadeleye devam mı edelim?
Sende benim gibi sormuyormusun bazen,
Neden,niçin,niye?
İlk bakışta aşık olunurmu?
Aşk öğrenilirmi?
Tarifini biliyormusun?
Sabır uzun bir iplikmi?
Neden iki kişi yanyana olduğu halde yalnızlar?
Kalbimize yerleşen dedirginlik,
Neden her şeyi sürekli sorguluyoruz?
Her sefer cevaplarken zorlanıyoruz
Gittikçe batıyoruz
Yavaşca senin içinde boğuluyorum
Yavaşca senin içinde boğuluyorum
Aklımızı kaybetiğimizde,fikirler nereye gidiyor?
Kimsenin dinlemediği şarkılar nasıldır acaba?
Her şeyin bedelini bir gün ödeyecekmiyiz?
Her Galibiyetin bir Mağlübümü olmalı?
Kalbimize yerleşen dedirginlik,
Neden her şeyi sürekli sorguluyoruz?
Her sefer cevaplarken zorlanıyoruz
Gittikçe batıyoruz
Yavaşca senin içinde boğuluyorum
Yavaşca senin içinde boğuluyorum