IRKÇILIĞIN EN ÇİRKİN BOYUTU !!!


Bu akşam Kıbrıs'da oynanan Şampiyonlar Ligi müsabakası Apoel Nicosia-Chelsea maçında kıbrıs taraftarlarının dört değişik dillerde açtığı "KIBRIS RUMLARINDIR" pankartına nasıl göz yumuluyor? Hani nerde "NO RACİSM İN FOOTBALL" sloganı? Bu slogan sade biz Türkleremi geçerli?
Bu pankartın açılmasına müsade eden UEFA ırkçılığın en çirkin boyutuna müsade etmiş ve gerçek yüzünü göstermiştir !!!
Pana rövanş maçına mutlaka bu çirkinliğe en sert dilde,her şeyi göz önüne alarak cevap verilmelidir !!!
KAHROLSUN RASİST UEFA !!!
Erdal Güngör
Nottingham'da Neler Oluyor ?

Sol Campell birinci maçtan sonra pes ederek 11milyon avro değerinde olan 5 yıllık kontratını yerine getirmeyeceğini Notts County yetkilileri tarafından açıklandı.İngiliz Milli takımının eski oyuncusu 4. ligde oynayan Notts County Kulübünün vitirinini süsleyenlerden olacaktı,diğeri Teknik Direktör Sven-Göran Erikson.Sol Campell'in verdiği karar acil ve refleksten ortaya çıktığını yorumlayan İsveçli hocanın sözlerine Sol Campell'in kankası Andy Cole İndependent gazetesine verdiği bir röportaj'da açıklık getirdi."Campell kaçmadı,gitmesinin en büyük sebebi ona verilen bazı sözlerin yerine getirilmemesi.Kulübe yatırım yapılacağından dolayı sözler verilmiş şimdiye kadar hiç biri yerine getirilmemiş."
Notts'a para kaynağı sağlayan Qadback grubu,kendilerinin kurdukları Munto Finance yatırım şirketi kulübü sezon öncesi iflastan kurtarmıştı.Quadback'ın açılımı Katar,Abu Dhabi,Bahrain,Kuwait oluyor fakat kimlerin arkasında olduğu meçhul,aynı grup F1'de yarışan Sauber takımını satın almıştı.İngiltere medyasına göre Quadback grubunun arkasında bir İsviçre yatırım şirketi var ama onların da kim oldukları belirsiz.İsviçre'nin "Schweizer Sonntagszeitung" gazetesinin yaptığı araştırmada Quadback'ın arkasında duran "British Virgin Island" grubu çıkıyor ve bunların arkasında olan Petrol,Doğal Enerji ve Gayrimenkul yatırım şirketi "Al-Thani" var ve bu şirketin sahibi bir Arap Petrol kralı,onunda kim olduğu belli değil.Bu grubun aracılığını yapan iki İngiliz Peter ve Nathan İllet "Swiss Commodity" şirketi adına hareket ediyorlar ve Sol Campell ile Erikson'u kulübe getirenler.Esas işin altında yatan gerçek başka.Nathan Willet'in diğer iş ortağı Russel King Quadback Grubu'nda yüksek yetkili,Erikson'u Nottingham'a getirmelerinin nedeni kurdukları Holdingi borsaya girmesini sağlayıp ona büyük pay sözü vermişler.Sven-Göran Erikson'un maaşı İngiliz Teknik Direktörlüğü yaptığı dönemden hayli az ve hala ona söz verilen pay'dan gelecek kaynağı dört gözle bekliyor.İsveçli hoca kulübün arkasında duranlardan haberi yok,kim olduklarını bilmiyor ama her şeyin yasal olduğuna inanıyor.Elinde fazla seçeneği yok İsveçli hocanın,henüz beklenen başarı gelmedi 9 maçta 16 puan.Takımın bir başka ünlü oyuncusu,eski Danimarkalı kaleci Peter Schmeichel'in oğlu Kasper Schmeichel,yeteri para kaynağı aktarılamadığı için büyük transfer yapılamadı,elde olanlarda kaçınca durum vahim.İngiliz Futbol Federasyonu Notts County yatırımcıları "Quadback,Swiss Holding,Munto Finance" gruplarını mercek altına almış,bunlardan birinin fazla olduğunu vurguluyorlar.
Çok garip,son ekonomik kriz dünyanın bir çok ülkesinin belini bükmüş ne hikmetse futbol bundan hiç nasibini almadı.Hep küçük kulüpleri vurdu bazı büyükler can çekişiyor ama yine her şey güllük güllüstanlık.Dün çıkan haberlerde Liverpool kulübünü Araplar satın alıyorlarmış,bugün her an satılmasını beklediğimiz Roma kulübü yeni yapacağı Stat projesini ortaya çıkardı.Futbolun içine o kadar çok kara para girdi Ki,Notts örneği her şeyi açıkça gözler önüne seriyor.Ortada dört grup var birbirine bağlı ama bağlı olmayabilir de.Kim bu adamlar,uzaydan mı geldiler? Karanlığın ötesi uzaydır,öyle olmalı.ABD'de kriz patladığında Madoff-Font'ları altında yaklaşık 50 milyar Dollar ortadan kayboldu,Madoff eski Nasdaq patronuydu,fazla karıştırmamak lazım belki arkasında uzaylı Mars-Money Foundation adlı grup çıkabilir.
Şu sırada Sven-Göran Erikson beklenen başarıyı yakalamak için çare arıyor.Emekliğe ayrılan Andy Cole,Dietmar Haman,Luis Figo ve Pavel Nedved gibi ünlü oyunculara yaptığı teklifleri hepsi geri çevirmişler.Guardian gazetesi bunun üzerine Erikson'u alay konusu yapmış,İsveçli hocanın Patrick Viera,Paul Gascoigne,Stanley Matthews'un ruhuna ve çizgi roman kahramanları Speedy Gonzales ile Road Runner'e teklif götürmeye hazırlandığını yazmışlar.
Erdal Güngör
Evet,İsyan..
Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim
göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların
onu yaralar kıpırdatıyor
ve o sertelmektedir yaralardan
kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri
saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran
içimize güneşler bırakan nal sesleri.
Keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın
varınca bayrakları, marşları duyuyorum
başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor
durup dineliyorum bütün taframla
bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün
hantal yüreklerin olduğu orda.
Kesik kolları var aşkın
döl ve inat barındıran.
Hırpanî bir okşayışla akşam
yanaşınca çocuklara
ben karakavruk yüzümün arkasında
kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum
bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan
halksa kal'am onu kal'a kılan benim
boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim.
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.
Yıllardır çocuk başları akıyor yamacımızdan
yıllardır balçıklı bir hayvan çeperlerimizde
kentlimiz cebinde cinayet fotoğraflarıyla sofraya oturuyor
köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime?
Asfalt yakıyor genzimi
asfalt adamlarını topluyor aramızdan
yıkılıp omuzdaşlarının seslerine
yıkılıp bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi.
Ben merd-i meydan
yani toprağın ve kanın gürzü
güllerin bin yıllık mezarı bendedir
yukardan bakarım efendilerin pusatlarına
insanların bütün sabahlarını merak ederim
gök hırpalanmaktadır merakımdan
ıtır kokan benim yumruklarımdır
benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.
Alanlara çok bilenmiş yüreğim alanlara
vurulsun kösleri şu gâvur sevdamızın
vursun isyanın bacısı olan kanım karanlığa
Zülküf de vursun.
Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim.
(İsmet Özel)
Damned September #4 ALPASLAN DİKMEN...

İtalya İçişleri Bakanından Uyarı
Vay anasına sayın seyirciler,bizlerde geçtiğimiz seneler ile karşılaştırdığımızda Taraftarlara karşı yapılan baskıların iki misli arttığını görüyoruz.Maronin bahsettiği olaylar,yeni yıl yürürlüğe girecek "Deplasman Taraftar Kartına" karşı,Taraftar oluşumlarının yaptıkları ortak eylemler.İki hafta önce fiorentina-palermo müsabakasında yaşanan olaylar en çapıcı örneği.Her iki oluşum Deplasman Taraftar Kartına karşı yaptığı protesto polislerin aşırı provokasyonu sonucu çıkmıştır.
İtalyada taraftarlar baskılara karşı ortak hareket edebiliyorlar,peki bizde neler oluyor? Kendini taraftar zanneden bir kaç zavallı kulüplerinin uyguladıkları pahalı bilet politikasına çanak tutuyor,bu tavırlarınla kendi kuyularını kazdıklarının farkında değiller çünkü ister istemez endüstriyel futbolun maşası oluyorlar.Sonra çıkıp kendilerini en kral tribüncü ilan ediyor bu cahil arkaşlarımız.Anlamak mümkün değil,aynı kişiler takımları üç maç üst üstte kaybettiğinde,önceleri çanak tutukları yöneticileri istifaya davet ediyorlar.Hani sade armanın peşinden koşuyordunuz?
Galatasaray taraftalarını mağdur duruma düşüren kasımpaşa zihniyeti uyguladığı 120 TL bilet fiyatıyla yılın en çirkin olayına damgasını vurdu,bu hafta sonu oynanacak Antalyaspor-Fenerbahçe maçı bilet fiyatlarıda el yakıyor 75TL.Kalkıp tepki koyma yerine Antalyasporlu,sözde tribüncüler tuhaf bahanelerle yönetimlerinin yanında duruyorlar,Sayın Adnan Polat tersini yaptığında,Taraftarlarına destek verdiği zaman tribünlere oynamış oluyor,peki bu kendini tribüncü sananlar kime eyyamcılık yapıyor?
Bu sabah biraz vaktim vardı tv kanallarını gezdim.Bir programda "Günaydın Futbol" Gazetede çıkan haberleri yorumluyorlardı.Dün akşam Fenerbahçe Taraftar Derneği "FeDER" pahalı biletlere karşı yayınladığı bildiri,gazetede haber olmuş.Hayatını gazeteciliğe adayan,belki Türkiyenin en büyük gerçek Spor Yazarı "atilla gökçe" Antalyaspor yönetiminin uyguladığı pahalı bilet fiyatlarına getirdiği yorumunu duyduktan sonra beynimden vurulmuşa döndüm.Şöyle diyordu büyük üstad "Siz bir ürün satın alırken etiketinde ne yazıyorsa onu ödüyorsunuz kimseye itiraz edemezsiniz".Bir Spor Gazetecisi futbolu spordan çıkartıp mal gibi yansıtması,Spora yapılan EN BÜYÜK TERBİYESİZLİKTİR ! Milan Baroşun dediği gibi "Nasıl yani" Futbol migros raflarında satılan bir ürünmü? Hepimiz endüstriyel futbolun,sporun varlığını kabul ediyoruz ama futbolu ekrandaki seyircilere,çıkıp uzman sıfatıyla mal yada ürün olduğunu söylerek kendinizi inkar etmiyormusunuz? Hiç spor gazetecisine yakışan yorum değil bunlar ama para insana her şeyi yaptırıyor,kalkıp gökçe efendiye iki mislisini ödeyin tersini savunur,her şey etiketin üstünde yazan rakama bakar.
Okumak cahilliği alır,eşşeklik baki kalır,sözün bittiği yer.
Erdal Güngör
Berlin Holiganları Geri Çekildi

Günlerdir Berlinli Holiganların emekliğe ayrıldığı söylentileri vardı,biraz araştırdıktan sonra gerçekler ortaya çıktı.Çekiliyorlar,bunun içinde bir sürü sebepleri var ve bir bildiri yayınlamışlar.Malum Almanca olduğundan kısa özetini türkçeye çevireceğim,kimse şaşırmasın yazanlar belki bazılarının hoşuna gitmeyebilir,kimse şaşırmasın ortada sapıklık yok gayet doğal olan şeyler çünkü bu insanlar yaptıkları dövüşler önceden planlanmış bilinçli spor amaçlı yapılıyor,o gözle bakıldığında ortada sorun olmuyor.
Evet gelelim bildirinin özet çevirisine;
Biz Berlinli holiganlar çekiliyoruz.Yaşımız ilerlemesi,özel hayatımız bize bu kararı almaya yönlendirdi.Kimse havlu attık sanmasın,20 yıllık süre içinde BFC Dynomo Berlin,Almanya Holigan sahnesinde baş rol oynadı.Fakat son 10 yılda bizimle ayarlanan buluşmalarda delikanlıca davranış gösterilmedi.Bizlere çok sert dediler ama kaç kez anlaştığımız sayıdan fazla rakiplerle karşılaştık,yinede korkup kaçmadık müsabakaları sonuna kadar sürdürdük.Yurt içi ve Yurtdışı rakiplerimiz ve dostlarımızın "Magdeburg,Frankfurt,Rostock,Erfurt,Leipzig,AS Roma Manchester United" hespsinden teşekkür ediyoruz.
Yazının orjinali,almanca;
Das Aus für die Hooligans des BFC DYNAMO
Genug ist Genug
Hiermit geben wir die Berliner Hooligans unseren Rückzug aus der Szene bekannt.Das Alter und persönliche Sachen jedes einzelnen hat uns dazu bewegt.
Auf keinen Fall soll hier der Eindruck entstehen das wir uns beweihräuchern wollen oder gar auf die Schultern klopfen.
Sondern hier soll der Szene unser Abschied bekannt gegeben werden, als Crew die die letzten Jahre zusammen gefahren ist und einigen Crews die uns in den letzten Jahren begleitet haben oder als Gegner auf dem Acker gegen übergestanden haben unseren Dank bzw. unseren Respekt auszusprechen.Das Motiv das hier zu veröffentlichen ist simpel es soll niemand behaupten, Berlin welches die letzten 20 Jahre die deutsche Hooliganszene geprägt und zu jeder zeit dominiert hat, geschlagen zu haben.
Die Entwicklung in den letzten 10 Jahren hat gezeigt, das Termine nur noch vereinbart wurden wenn man sich sicher war das man gewinnen wird.
Und in einem Sport wie diesem sollte man sich am vermeintlich besten orientieren und versuchen da hinzu kommen.
Es wurden nur noch Not gegen Elend Termine vereinbart und bei Anfragen unserer Seite wurde abgewinkt mit den abenteuerlichsten Ausreden.
Und wenn jetzt Leute kommen mit den Argumenten wie „ihr wart unfair“ oder „ihr wart zu hart“, nur deshalb habt ihr keine Termine bekommen, dann sei diesen Leuten von vornherein der Zahn gezogen.
1. Wir waren nie wirklich unfair ganz im Gegenteil meist wurden wir gelinkt und unter gelinkt verstehen wir nicht unter anderen Namen fahren (dazu später mehr), sondern meist waren wir in der Unterzahl und haben uns trotzdem gestellt und sind nicht weggerannt.
2. zur Härte es war meist sportlich Fair und eben so Hart wie wir selber es vertragen hätten, von daher ist Härte immer eine Ermessens Sache.Um Termine zubekommen sind wir gerne auch mal woanders mit gefahren und haben uns als jemand anders ausgegeben aber nur unter der Pro misse unseren Sport auszuführen und dem nach zu gehen was uns Spaß macht bzw. Spaß gemacht hat. Und die Termine können wir von einer Hand abzählen und sollten hier nicht zur Debatte stehen.
Als erstes geht unser Dank an unsere Freunde aus Magdeburg und Braunschweig mit denen man zu manchen Termin zusammen gefahren ist. Aus den Älteren Tagen Bremen und München. Und natürlichen den Freunden von Manchester United.
Natürlich gibt es auch Crews die unseren vollen Respekt verdient haben darunter Aachen die sich wohl als einziger hier nach Berlin getraut haben und einen Termin gemacht haben wo JEDE andere Combo zu 101% abgesagt haben.
Dresden die sicher eine der besten Leistungen gebracht haben, natürlich Chemnitz die den wahrscheinlich härtesten und mit einen der ersten „Ackertermine“ gemacht hat.
Rostock, Frankfurt, Erfurt, Leipzig für Termine in letzter Zeit und aus vergangen Tagen.
Hamburg die sich immer gerade gemacht hat und auch gegen den „Osten“ gefahren sind auch wenn sie meist verloren haben, haben sie sich immer gestellt, Respekt.International sei dem AS Rom und natürlich den Gegner aus Polen Lech PoznaD zu danken.
Und sicher noch einigen mehr die hier nicht aufgezählt wurden sich aber trotzdem immer fair und gut gerade gemacht haben.
Nicht Bedanken werden wir uns bei allen anderen die uns das Leben schwer gemacht haben oder dies versucht haben.
Die Repressalien der Polizei hat nie wirklich dazu beigetragen die Berliner Acker-Hooliganszene zu zerschlagen oder gar zu unterbinden.
Trotz einiger Versuche die Szene zu unterwandern bzw. Leute zu bezahlen um an Infos zu kommen ist fehlgeschlagen oder zu mindesten erkannt worden.In Zukunft wollen wir dem Berliner Nachwuchs die Chance geben ihren eigenen Weg zu gehen und machen die Bühne frei.
Eine kleine Anzahl von uns wird mit den Jungen noch fahren bzw. auf Einladung anderer Vereine noch auf dem Acker zu sehen sein jedoch nicht mehr als „DIE BERLINER HOOLIGANS“Als abschließenden Satz.
Es werden beim Fußball des BFC Dynamo sicher noch ohne ende Hooligans rumlaufen aber die hatten bis auf wenige Ausnahmen obwohl wir zu 95% dem Milieu entspringen nix mit unserer Sache auf dem Acker zutun. Doch wer die Szene hier kennt bzw. kannte dem war dies wohl schon lange klar.
Fahiş Bilet Fiyatları,Neden?

Şimdi ben bu kanıya nasıl vardım,onun için biraz geriye gitmeliyiz.Geçenlerde Aykut Kocamanın 27 Mayıs 2004 yılında "Birgün" gazetesine verdiği röpötajın bir bölümünü yazmıştım Quo Vadis? Bu röpörtajın devamına baktığımızda ortaya attığım tezi biraz olsun doğruluyor,buyrun okuyun;
Spor ahlaktır, spor sağlıktır, spor kötü alışkanlıklardan kurtulmaktır, değil mi? İyi ama şifreli maç yayınları sadece kahvelerde, restoranlarda, meyhanelerde var. Millet ayyaş olacak neredeyse... Bu bir çelişki değil mi?
AK-Çelişki tabii... Çok ilginç bir olay yaşandı geçenlerde. Fenerbahçe-Barcelona maçı şifreli kanaldan alınıp açık kanala verilince protesto oldu. Protesto edenler de kahvehane, meyhane sahipleri... O taraftan baktığınız zaman onlar da haklılar. Yatırım yapmışlar, insanları çekecek yer yapmışlar, para harcamışlar, karşılığını bekliyorlar... Yani, Nasrettin Hoca'nın hikayesi gibi... Sen de haklısın, sen de haklısın, sen de haklısın... Yaşantımız hep öyle. Spor hem ahlak, beraberlik, sağlık, özellikle de sağlık deyip hem de maçları şifreli kanallara plase edip gençleri sağlık için uygunsuz mekanlara sevkediyorsunuz. Büyük bir çelişki tabii. Hangi insan nerede duruyor ve nereden bakıyorsa, oradan haklı görüneceği konular. Ama, bence böyle olmamalı. Herkese doğru demek ne kadar doğru, onu da bilmiyorum !!!
Tabii son zamanlarda böyle olay yaşamadık,maçlar açık kanaldan gösterilmedi,yalnız sanki birileri insanları staddan soğutmaya çalışıyor.Şöyle hesap edelim,bir maç 100-150 TL,lig tv ayda 9,90 TL yılda yaklaşık 120 TL yapıyor diğer örnek,kıraathanelerde,kafelerde bir maçı seyretmek minimum 5 TL.Yıllık asgari ücret 15.000 USD olan ülkede 4 kişilik aile Babasının ailesinle bir maçı stadda canlı seyretmesi o ay tüm ailenin aç kalmasına neden olur,tabii en mantıklısı gidip bir kutu alıp lig tv'ye abone olmak.Kim ne derse desin,kulüb yöneticilerinin öne sürdükleri,"Biz aylardır millete kombine alsın diye bas bas bağırıyoruz" bahaneler hepsi hikaye,kimseyi kandiramazlar.Yüksek fiyat uygulamaları insanların gözlerini korkutarak futbol severleri yayıncı kuruluşa yönledirmek ve eğlence sektör piyasasını canlandırmaktır,bundan daha büyük bir neden olamaz !
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !
Erdal Güngör
Put Your Lights On
Monster under your bed?....Put your lights on
Bir Adım Öndeyiz
Kasımpaşa maçından sonra endüstriyel futbolun organı medya etrafta felaket senaryoları çizmeye başladı.Hiç şaşırmadık her yıl olduğu gibi,dejavue.Biraz yaratıcı olsalar gülüp eğleneceğiz ama hep aynı,sanırım yazıları otomatiğe bağlamış kopyala-yapıştır yönteminden gidiyorlar,inanmıyorsanız geçmiş senelerde yazılanlara tekrar göz atın.Laportanın mazide kalmış gazellerinden girip İstinye parkında çıkıyorlar yakında Belgrat Ormanlarında görülürlerse şaşırmamak lazım,yalnız Dikkat ! kurtlar inmiş,kendiniz sonra manşet olmayın.
GALATASARAY'lı kardeşlerim sakın paniğe kapılmasın,süper ligde hiç bir takım Galatasaray'a oyun olarak baş edemez ama bu Galatasaray'ın maç kaybetmeyeceği anlamına gelmiyor,oyunun adı futbol üç neticeli çıkar biri bizi yenebilir,bizde onu tebrik ederiz sportmence.Tekrar ediyorum Türkiye'de hiç bir takım Galatasaray'a kendi oyununu diretip baş edemez ! Bu çok önemli,neden biliyor musunuz? Galatasaraylı futbolcular çok iyi futbol oynadıklarının bilincindeler ve hepsinin ayakları yere basıyor,kimse havalara bürünmemiş her şey planlanmış şekilde ilerliyor.İşte bu Galatasaray'ımıza saldıranlar için büyük tehlike oluşturuyor.Rijkaard ve ekibi kendi oyun tarzlarını harfiyen uygulatmak için futbolculara şunları zihin altına yerleştirmiş "Siz iyi futbol oynuyorsunuz bunun bilincinde olmalısınız".Evet Total Futbolu sahada en iyi şekilde yansıtmak istiyorsanız bütün futbolcuların yaptıkları her şeyin bilincinde olmaları ŞART !!! Kasımpaşa maçına baktığımızda takımın hiç telaş içinde olmadığını görüyoruz,malum oyuncular mağlubiyetten kurtulmak için hırslıydılar bu gayet normal ama kimse paniğe kapılmamıştı.Atılan gollerin hepsi antrenmanlarda çalışılmış öyle karamboldan atılmış değil,şablon neyse o uygulandı.
Sezon başında bir yazımda belirtmiştim,Galatasaray'ımızın bu sezon en büyük rakibi hakemler olur,Kasımpaşa hakemi istisna o konuya tekrar girmek istemiyorum.Türk hakemlerinin genelde hepsinin futbol alt yapısı çok zayıf ve bu yüzden UEFA ve FİFA tarafında üst düzey maçlara verilmiyorlar.Elbette hakemler kitap ne yazıyorsa onu uygulamaları lazım fakat aynı zamanda hakem iki takımında oyununu okumalı,bakın bu çok önemli.Hakem iki takımı da sahada temiz ve güzel futbol oynamaya teşvik etmeli,kitapta kurallar ne yazıyorsa acımasızca uygulamalı ama aynı zamanda oyunu öldürmeye çalışan takımdaki oyuncuları uyarmalı.Hakem iki takımada öz güven vermeli,hakem sahada oynan futbolun güzelliğini korumakla görevli bir nevi tribündeki seyircinin elçisi oluyor.Eyyamcılıkla bir yere varılmaz,bir hatayı 3 doğru götürür mantığı sahadaki oyunu öldürür,hakemin samimiyetini ve otoritesini zedeler tribünlerdeki seyircilerde çığırından çıkarır,ağızlarından düşürmedikleri marka değeri de hiç bir işe yaramaz.
Galatasaray'ın rakipleri,teknik olarak baktığımızda şimdilik sade Avrupa'da mevcut.Galatasaray'a gönül verdiğimden değil şu an rahatlıkla Premiere League,La Liga,Bundesliga ve Serie A'da üst sıralara oynayacak kapasiteye sahibiz.Abartmıyorum,Galatasaray'a karşı takımlar ne kadar temiz futbol oynadığında o kadar daha konsantre oluyor ve istediğimiz oyunu sahaya yansıtabiliyoruz,henüz yolun başındayız.Türkiye'de olan rekabet ortamı temiz futbol oynamaya fırsat vermiyor,orta sıralarda takımlar kendinden üstün rakiplerini durdurmak için oyunu gereksiz yere sertleştirip öldürüyorlar.Galatasaray'ımız bununda aştı düşüncesindeyim,pazartesi günü Rijkaard Türk futbolu içindeki karanlık güçlerin nasıl işlediğin gözüyle gördü ve inanın onu da çok güzel planlamış ve bilincinde.Galatasaray artık bu çirkinlikleri de yenmeyi öğrendi,işte bu yüzden tüm takımlardan bir adım öndeyiz.En yakın rakibimiz Fenerbahçe bize karşı oynayacağı maça bileğleniyor,sözde futbolculara prim vermiyorlarmış.Mutlaka bize karşı kendi sahalarında oynayacakları maçta değiştirecekler sistemlerini hatta ekstradan bonuz primler dağıtacaklar.Kimse kuşkusu olmasın Rijkaard ve ekibi bununda planını yaptı,yenilsek zaten bizim için bir şey değişmeyecek ama bol paralarla pompalanmış suni motivasyonlu rakibimizin balonu patladı mı..yandı gülüm keten helva :)))
Erdal Güngör