Kriptografi

GSTV şifreleniyor,hayırlı uğurlu olsun.İlk uydudan yayınlandığı yıl sanırım reytingleri milyonlara ulaşmıştı,ölçüldü mü bilmiyorum.Sonra filanca paketin içine girdi,oradan çıktı bir başka filanca paketinin içine girdi şimdi bu pakete eşantiyon olarak bir fiyonk daha atılıyor,sakın kimse görmesin.Görmek mi istiyorsun? Parayı veren saksafonu ötürüyor,Dolby Dijital ve HD kalitesinde.Galatasaray SK taraftarlarından gittikçe uzaklaşıyor.Üye olmak isteyenler binlerce TL yatırmak zorunda,çünkü onlar okullu değiller,referanslarda yetmiyor sonrası dervişin sabrına kalmış,belki 31 şubat.Şimdide Kulübüne biraz yakın olmak isteyenler şifre duvarını aşmak zorunda.Yayın ihalesi henüz netlik kazanmamışken hangi fenomenin aklından çıktıysa kanalı şifreleme fikri,sade elit Galatasaraylıları bu zevke layık görüyorlar.Yeri geldi mi milyonlarca taraftardan bahsederler ama o milyonların sade cüzdanlarına göz dikmiş büyüklerimiz,paran varsa sevebiliyorsun,yoksa komili sabununa talim.Bu proje,daha doğmamış,musalla taşı üstünde yatan bebek kadar ölü.Hadi dt ihaleyi alamadı ne olacak? Zaten şifreli kanallar futbol ve porno göstermiyorsa hiç bir işe yaramıyor ki ,bu işler böyledir aksini iddia eden çıksın.Yılbaşı öncesi çok kötü sürpriz bekliyor birilerini şimdiden söylemek sürprizin zevkini kaçırır,göreceğiz,beş sene önce yaşananları gördüğümüz gibi.Kulübün mali durumu parlak değil anlıyoruz ama bu suç taraftarın mı? Zamanında babasının çiftliği gibi kulübü idare edenler şimdi neredeler? Neden kimse çıkıp bu adamlardan hesap sormuyor hatta faturanın yarısını onlara ödetmiyor.
Bir zamanlar okullu-alaylı sürtüşmeleri olurdu şimdi şifreliler-şifresizler sürtüşmeleri göreceğiz.GS TV'yi nasıl bilirdiniz?......Evet bizde iyi bilirdik,Allah rahmet eylesin,gömün.Bu yazıyı saçma buluyorsanız,GS TV'yi şifrelemekte aynı anlama geliyor.......
Erdal Güngör
Quo Vadis?

AYKUT KOCAMAN DİYOR Kİ
Aykut Kocaman bir süpervizördü. İçinde bulunduğu takımın gizli kaptanı. Baleti, orkestra şefi. Ama bir başka özelliği, futbolu düşünerek oynamasıydı. Aykut kafa yormayacaktı da kim yoracaktı. Eğer futbolun ahlakını konuşacaksak, Aykut Kocaman olmadan olmazdı. Aykut anlatıyor:
Kulüpleri artık televizyondan gelen mali kaynak yönetmeye başladı. Tabii ki televizyoncuların da beklentileri olacaktı. Önce televizyon maç yayınları şifreye girdi. Bu da taraftar profilinde bazı farklılıkları ortaya çıkardı. Eskiden "ölmeye ölmeye geldik", "hep seninle beraberiz" diyen, küfür kafir, bıçaklayan taraftarın izole edilmesi gerektiği, hatta bilet fiyatları da yükseltilerek tribünlerden çekilmeye başlandığı gözlendi. Tribünden gideceklerin televizyon başına gitmesi, tribünlere geleceklerin de elit, parası olan insanlar, para bulabilen insanlar olması istendi. Tırnak içinde kötü taraftarla iyi taraftar ayrımı yapılmaya başlandı. Bütün bu yaşananlar bence yanlış. Taraftar stadın içinde olmalı. O olmadan olmaz... Bağıran, çağıran, destek veren, protesto eden, canıyla, kanıyla, ruhuyla orada bir taraftar olmalı. Bizim işimizde, oynayan insanlar için en büyük destek orası. O coşku... O coşkuyu, çok para veren insandan bulabilmek mümkün değil. O coşkuyu ancak bu işi seven, bulup buluşturup oraya gelebilen insandan almak daha kolay. Bu açıdan, önümüzdeki 4-5 sene içinde büyük bir değişiklik olacak. Kötü taraftarı, tabii onlara göre kötü taraftarı tribünlerden artık çekmek istiyorlar. Taraftarlık tamamen küfür etmek değil. Taraftarlık, takımının kötü gittiği dönemlerde tamamen protesto etmek de değil. Sahip çıkabilen taraftar esas taraftardır.
(Birgün Gazetesi 27 Mayıs 2004)
Aykut Kocaman geleceği görüyürmuş meğer,ama zor bir şey değildi,her şey planlanmış şekilde yürüyor.Türkiyede 250 TL(!) emekli maaşı alan insanlar var,hangi akıla hizmet ederek bilet fiyatlarını bu seviyeye çekiliyor? Açıkca bir deklerasyon yayınlayın,Galatasaray taraftarları lütfen maça gelmesin deyin,biraz delikanlı olun.Küfür etmenin bir sürü yolları var,buna ne demeli?
Hatırlarsınız belki,geçen sezon yayıncı kuruluş bir reklam klipi yayınlıyordu,içinde osman adlı taraftarı "deplasman yapma,evde otur karın sana börekler açsın" canladırıyorlardı,maça gidenler anadan doğma sabıkalı.Birileri sanki yayıncı kuruluşa goy goyculuk yapıyor,250 TL bilet fiyatına bir yıllık abone olur diyordurlar mutlaka fiyatları belirleyenler,belki satılan kutu başı provizyon alıyorlar,olamazmı?
"Hadi ya sende çok kötü düşünüyorsun" diyenler vardır(kulaklarım çınladı),ben en azından düşünüyorum,aklımdan bunlar geçiyor.Diğer yandan kötülüklerini utanmadan dışa kusanlar var.
Quo Vadis?=Nereye gidiyoruz?....Maça?.Atina mundar oldu,kasımpaşaya haram olsun !
NO AL CALCİO MODERNO !
Erdal Güngör
27 September Bundestagswahlen 2009


......und scheiß auf Politik, wir gehen nicht wählen
weil es scheint als ob unsere Stimmen eh nicht zählen !!!
egal was es ist wir sind stets dagegen
sogar der Sonnenschein ist schon krebserregend
uns kommt es vor als wären wir im Krieg geboren wären
als ob wir für die da oben niedere Formen wären
Viele wünschen sich, dass sie nie geboren wären
stellen sich vor, wie es wäre wenn sie nicht hier geboren wären
und deshalb müssen wir zu Drogen greifen
weil wir uns vor Angst vom Alltag in die Hose scheißen
deshalb muss ich`s in die Strophen schreiben
und ich weiß ihr werdet es lieben weil die Flows so tight sind
wir alle sehen uns nach einem guten Leben
aber Viele hier haben zu viel Angst es zuzugeben..........
BUNDESLİGA #5

Milli maçlardan dolayı çoğu takım biraz soluk alma fırsatı buldu,kimileri yaralarını sardı antreman eksiklerini giderdi,bazıları Van Gaal gibi 10 gün tatile çıktı,evet doğru okudunuz tatil yapmış zavallı hoca :)) Tabii bu milli maçlar bazı takımları derinden vurdu,Hamburg Guerrero ve Benjamin gibi as oyuncularından aylarca mahrum kalacak.Dün Bayern Manajeri Uli Hoeness SkyTV'ye verdiği canlı demeçte bu yüzden çok öfkeliydi ve uluslararası maç takviminde ciddi şekilde revizyon yapılmasını istiyor.
Gelelim maçlara,bu hafta 7 tanesi cumartesi geri kalan ikisi pazar günü oynandı,bol gollü maçlar oldu çoğu goller Bundesliga'da klasikleşen uzak mesafelerden atıldı.
VFL Wolfsburg-Bayer Leverkusen 2:3
Leverkusen çıkışını sürdüyor Wolfsburg da düşüşünü,gerçi kalecileri Benaglio'nun 31.dakikada,bence haksız yere gördüğü kırmızı karta kadar oyuna ortaktılar.Yalnız herkesin gördüğü gibi Wolfsburg takımının ciddi şekilde defans problemi var eğer bunu en kısa sürede çözümünü bulamazlarsa ŞL'de avaraj takımı olurlar.Leverkusen sezona fırtına gibi girdi,çok iyi takım kurmuşlar başına kurt hoca Heynckes'i getirip şimdi keyfini çıkarıyorlar.Her hafta üstüne koyan Leverkusen geçtiğimiz sezonunun şampiyonu Wolfsburg önünde de üstün taraftı.38.dakikada Rolfes ile öne geçerek devreyi galip kapattılar.Benaglio'nun atılışı Wolfsburg takımını olumsuz etkilediği kesin ama girdikleri pozisyonları değerlendiremediler,Dzeko milli maç yorgunu olduğu için yedek başladı yerine oynayan Martins sönük kaldı.Leverkusen 52.dakikada Rolfesin gole çevirdiği penaltıyla farkı ikiye çıkardı,53'de Derdiyok yaptığı aptalca hareket yüzünden takımını 10 kişi bıraktı.Takımının sahada sayısal eşitliğini fırsat bilen Wolfsburg hocası Veh 57.dakikada oyuna Dzeko'yu alarak üç forvetle şansını denedi ama başta da demiştim defans Wolfsburg'un en zayıf bölgesi.Bunu en iyi değerlendiren 58.dakikada Kiessling oldu ve 5. maçında 5. golünü attı,sakalı uzun süre daha kalacağa benziyor.“Ne zaman bir lig maçını boş geçersem o zaman sakalımı keseceğim“ iddiasına girmiş takım arkadaşlarınla.Herkes maçın bu skorla biteceği beklentisi içindeyken,Ki Leverkusen farkı çoğaltabilirdi,78.dakikada Misimoviç klasik frikiklerinden birini Leverkusen ağlarına gönderdi,Volkana kızmamak lazım en azından tüm gayretiyle topa hamle yapmıştı,Adler yerinden kıpırdayamadı.Maçın hakemi Dr.Felix Brych bir tartışmalı karara daha imza atarak ceza sahası içinde rakip oyuncunun üstüne düşen Dzeko'yu mükafatlandırdı ve penaltıyı verdi.Oyunda o dakikaya kadar varlık gösteremeyen Grafite Wolfsburg'u umutlandırdı fakat yetmedi.Sonuçta Leverkusen haklı bir galibiyet aldı ve çıkışını sürdüyor.
Hoffenheim-VFL Bochum 3:0
Demba Ba,Salihoviç,Eduardo,Obasi „The Unsual Suspects“.Geç oldu güç oldu,geçen sezon hızlı çıkış yapmışlardı düşüşleride aynı hızla olmuştu.Bu sezon sesiz ve derinden geliyorlar,oyuncuları form tutmaya başladı milli maçlar arasını Rangnick çok iyi değerlendirmiş.Hoffenheim yine eski günlerini andırdı bu cumartesi ama rakipleri Bochum hiç varlık gösteremedi,eksikleri var yinede bu takım birinci ligde zor tutunur.Bizim veteran takımımız var arkadaşlar Bochumu gözlerine kestirmişler,şaka bir yana ister istemez insan kendine soruyor.Dünyanın 4 büyük ligi arasında olan Bundesliga da VFL Bochum'un ne işi var? Tamam varsın olsun,hadi hedefleri sade kümede kalma kabul ediyoruz ama sahada hiç buna yönelik bir mücadele yok,futbol adına hiç bir şey yapmıyorlar amatör kümelerde daha iyi takımlar gördüm.Hoffenheim baştan sona kadar oyunun hakimiydi,16.dakikada Ba ile öne geçtiler aynı zamanda ilk yarı skoruydu,58'de Obasi ve 79.dakikada Compper maçın neticesini belirledi.Sahanın yıldızı Hoffenheim'lı Eduardo'ydu Demba Ba'da toparlamış ileriki haftalarda tekrar eski Hoffenheim göreceğimiz için umut var.
SC Freiburg-Eintracht Frankfurt 0:2
Hoffenheim-Bochum maçının kopyası,arada olan tek fark Freiburg takımının canla başla mücadele etmesi,pozisyon üretmesi.Frankfurt kontrollü başladı,yaklaşık 18 aydır sakat olan Bayramoviç dün ilk onbirde sahadaydı.Stada gelen seyirciler uzun süre golsüz maç olacağı şüphesine kapılmışlardı,Ki ilk dakikada Frankfurt Amanatidis ile gole yaklaşması onları derin uykularından uyandırdı.Freiburg sertlikle karşılık verdi bence iki oyuncu mutlaka atılmalıydı,Maik Franz'ı sakatlama pahasına kasıtlı foullerine hakem göz yumdu.Birinci devrede tek göze batan 35. dakikada Freiburgun bir frikiği üst direkte patlaması oldu.İlk yarı Freiburg'luların sertliğine hedef olan Maik Franz,intikamını 68.dakikada Frankfurtun ilk golünü atarak aldı.Uzatmalarda Meier farkı ikiye çıkardı.Skibbe yönetiminde Eintracht Frankfurt bu sezon çok farklı,hedefleri ilk 10,şu an 4. sıradalar.Freiburg'u ilk devre çok pasla kontrol altında tutarak epey yordular tek sorgulanacak az pozisyon üretmeleri.İkinci devre Köhler ve Meier'in oyuna girmesi takımı canlandırdı ve haklı bir galibiyet aldılar.Freiburg çok istekli henüz karşılığını alamıyorlar.
1.FC Nürnberg-Borrussia M'Gladbach 1:0
Nürnberg taraftarları pankart açmışlar üzerinde“Gol eken Puan biçer“ yazıyordu,6.dakikada Kluge ilk tohumu ekti Nürnberg'i öne geçirdi,gerisi gelmedi.M'Gladbach bu sezon deplasmanda oynadığı en iyi maçıydı,sonuç yine hüsran.Bobadilla tek başına Nürnberg'i yenecek pozisyon buldu,hele ikinci yarı tamamen misafir takımın kontrolündeydi.Nürnberg bu sezon ilk galibiyetini alarak geleceğe umutla bakıyor.Mönchengladbach iyi futbol oynuyor ama şayet geçen sezon gibi zor duruma düşmek istemiyorsalar deplasmanda bir kaç maç puanlar çıkarmaları şart.
Mainz 05-Hertha Berlin 2:1
Mainz takımının kaleci problemi vardı maç öncesi,Gladbach deplasmanında iki kalecisi sakatlanmış,wetklo için ilk koyulan kırık teşhisi sonra sade ağır darbe aldığı haberi gelince az olsun umutluydular.Sakatlığı tam geçmesede büyük fedakarlık yapan wetklo Berlin maçında Mainz kalesini korudu.Genelde vasatın üzerine çıkamayan müsabaka ilk yarı iki takımın birbirlerini kontrol etmesiyle pozisyon üretememeleri oldu.Golsüz kapanan devre,ikinci bölümde Mainz defansının bir anlık diikkatsizliğini değerlendiren Nicu,Berlin'i 0:1 öne geçirerek biraz olsun canlandırdı.Berlin takımı bu süreden sonra oyuna ağırlığını koymak yerine yanlış yolu seçti,tempo düşürdü skoru korumak istedi.Fakat hesapa katmadıkları Aristide Bance sahneye çıkınca fatura ağır oldu.Mainz takımının ikinci devrede tek ayakta kalan oyuncusu Bance,ilginçtir henüz iki gün önce milli maç için Afrikadan yeni dönen Bance,Fil Dişi Sahiline kaybetikleri müsabakada 90 dakika oynamış ve geldi hafta sonu Bundesliga da yine 90 dakika zorlu müsabkaya çıktı,galibiyete taşıyan attığı şık golle sahanın yıldızı oldu.Önce İvanschitz 79. dakikada penaltı vuruşunu gole çevirerek eşitliği sağladı.Sahanın yıldızı,yılmadan savaşan Aristide Bance 85.dakikada öyle bir gol attı Ki,geçen sezon Grafitenin Bayerne attığı golü rafa kaldırdı.Tarifi mümkün değil mutlaka görmeye değer.Hertha Berlinin durumu hiç parlak gözükmüyor,beş maçta 3 puan çıkardılar Favre hoca bavullarını toplamaya başlamıştır muhtemelen,ligde hedefledikleri yerlere gelmek için takımı gösterdiği performans ancak ikinci lig için yeterli.Mainz tökezleye,tökezleye yolunda devam ediyor.Teknik Direktör Tuchel geçtiğimiz sezon şampiyon yaptığı U19 takımından önemli şekilde faydalanıyor,70.dakikada oyuna giren Grimaldi bu gençlerden biri daha 18 yaşında ama maça girdiği dakikadan itibaren Mainz takımına önemli katkıda bulundu.
Borussia Dortmund-Bayern Münih 1:5
Hafta ortası Dortmund TD'ü Jürgen Kloppun söylediği sözler biraz tartışmalara yol açtı.“Bizden daha fazla maddi imkanlara sahip olan milyonluk Bayern takımını kendi seviyemize çekip yeneceğiz“ demesi ortalığı karıştırdı,bunun üzerine büyük gazeteler „Rib&Rob vs. Klopp“ manşetler attılar.Maksat maçı derbi havasına sokmak,eskiden olduğu gibi ama Dortmund'un o eski hali tarihe gömüldü.Oysa çok iyi başladılar,oyunu ilk dakikaten itibaren kontrolüne alan Dortmund 10.dakikada Nuri Şahinin kafa pasını değerlendiren Hummels ile 1:0 öne geçti.Bayern takımın da defansta sorunları var,ama diğer yanda ileri uçta oynayanlar ellerine geçirdikleri fırsatları gole çevirebiliyorlar fakat wolfsburg için ne yazdıysam bayern için de geçerli.Şampiyonlar liginde çok başları ağrıyacağa benziyor.Signal-Induna Park stadını dolduran 80.000 seyirci 36.dakikada biraz ofsayt kokan Mario Gomezin golüne epey tepki gösterdiler ama nafile.Bayern bu önemli golle eşitliği yakaladı.İkinci yarıya fırtına gibi giren Münihliler,Schweinsteigerin uzaktan attığı şutla 49.dakikada 1:2 öne geçti.Oyuna ikinci yarıda Gomez ve Altıntop'un yerine giren Müller ile Ribery Bayern Münihin farklı skor yakalamasında önemli rolleri oldu.65'de 20 metreden doksana attığı frikik golüyle Ribery sevincini önce hocası Van Gaal ile paylaştı.Ama ne sevinmeydi öyle,düşman çatladırcasına.Hafta ortası Van Gaal ve Fransız yıldız arasında anlaşamıyorlar söylentilerini çıkaran basına bir mesaj yollarcasına,“bakın bizde her şey yolunda“ der gibiydiler.
Genç Thomas Müller 78. ve 88. dakikalarında attığı iki golle farkı beşe çıkardı ve Dortmund takımının seviyesini biraz daha aşağıya çekti.Maçtan önce tuhaf açıklamalar yaparsa Dortmund Hocası sonucuna oyuncular katlanmak zorunda.Dortmund bu sezon hedefi EL'e katılmak,bu gidişle 2.BL'yi boylayacakları şimdilik kaçınılmaz gibi gözüküyor.Robben dün yine göz doldurdu,çok çalıştı gollerin çoğunda payı var,Ribery form yakaladğı vakit ilk onbirde sahaya çıktıkları gün rakip takımda oynamak istemem şahsen.İkisi sahada gözleri kapalı anlaşıyorlar sanki yıllarca beraber oynamışlar.
Hamburger SV-VFB Stuttgart 3:1
Hafta ortası milli takımlara yolladığı oyunculardan en çok yara alan takım kuşkusuz Hamburg.Çapraz bağlarının kopması Guerrero'yu 6 ay sahalardan uzak kalmasına neden oldu.Ev sahibi Hamburg maçın ilk dakikasından itibaren oyuna ağırlığını koydu,kontrollü Stuttgart takımı ancak kontra ataklarla tehlike yaratabildiler.Defansa çekilip ileride kontra toplarla fırsat arayan Stuttgartın puan hayallerini 30.dakikada Petriç suya düşürdü.Yine önceki maçlarda gördüğümüz Ellia-Petriç işbirliği ile gerçekleşti bu muhteşem gol.İkinci yarı tablo değişmedi,farkı yükseltmek isteyen Hamburg,Stuttgart savunmasına zor anlar yaşattı.Sahanın en iyilerinden olan Ellia 58'de takımını 2:0 öne geçirdi.Stuttgart bu dakikadan sonra oyuna ağırlığını koymayı başardı 62'de Pogrebnyak durumu 2:1'e getirdi,biraz olsun umtlandılar,taki uzatmalarda Ze Roberto'nun uzak mesafeden attığı güzel şutla 3:1 mağlubiyetten kurtulamadılar.Haftayı lider kapatan Hamburg şu haliyle sezon sonuna kadar Şampiyonluğu kovalayacağını gösteriyor,benim en büyük adaylarımın arasında.
Werder Bremen-Hannover 96 0:0
Haftanın tek golsüz geçen maçı,başka değimle Bremen duvarı aşamadı.Hannover son dört müsabakadan sade tek puan çıkarabilmiş,buna kaleci Enke'nin yokluğu eklenince herkesin Bremenden fark beklediği müsabakada Hannover kontrollü oyunuyla ev sahibine resmen kafa tutuyordu......Gerçeği söylemek gerekirse 0:0 biten maç üzerine yazmak tamamen zaman kaybı,şu kaçırdı,filanca atabilirdi...offf boş verin 0:0 bitti vasatın altında maçtı bu kadar.
1.FC Köln-Schalke 04 1:2
İki takım oyuna hızlı başladılar,oh be dedik,eter etkisi yapan Bremen-Hannover maçı ardından ilaç gibi gelir...tam tersi oldu.Önce 2.dakikada kornerden gelen topu değerlendiren Farfan Schalke'yi 0:1 öne geçirdi.Arkasından uzun sürmedi 6.dakikada Podolski bu sezon ilk golünü yazdı Köln'ün eşitliği geldi.Gerisini sormayın kocaman boşluk.42.dakikaya kadar hakem şovu seyrettik,gerçekten ilk yarı çok sert geçti,iki takım oyunu orta sahada kabullendiler,bizde aklımıza gelen ne kadar......dua varsa okuduk maç biraz düzelsin diye.43.dakikada tam 4 korner peş peşe attı Schalke,dördü de ön direğe,boş icraat.Her iki takım kadrolarında değişime gitmiş.Nihayet Köln'ün hocası Soldo,Wome kovasını kızağa çekmiş,onun yerine bugün ilk Bundesliga maçına çıkan Schorch kadrodaydı diğerleri Chihi ve Ehret.Magath geriye kalırmı,Rakitiç yedek,Rafinha'nın kafa kağıdını uzatmış,zavallı çocuk biraz dinlensin,onun yerini Kobiashvilli mükemmel doldurdu.İkinci devre Schalke daha canlı çıktı ve hemen oyunu kontrol etmeye başladı.46'da güzel bir kombinasyon sonrası Kobiashvilli Schalke'yi tekrar öne geçirdi.Köln beraberliği yakalamak için çok mücadele etti ama yetersiz kaldılar fırsatları vardı 49'da Podolski 78'de İshiaku gününde olan kaleci Neuer'e takıldılar.87.dakikada Petit'in frikiği az farkla outa gitti ve maç Schalkenin 1:2 üstünlüğüyle tamamlandı.Köln iyi takım,Maniche,Petit,Novakoviç ve Podolski gibi usta ayakları var ama öz güvenleri yok,mutlak bir galbiyet almaları şart oldu yoksa zor toparlarlar.Magath Schalke takımını gençleştirdi,kulüpte olan mali kriz beklenmedik boyutlarda bazı oyuncuların ücretlerii ödemekte gecikmeler var „Schalke de şu sıralar çalışmak zor,fakat her iş zevkli olacağını önceden kestirmek mümkün değil“ diyor usta hoca.Eğer durumun bu kadar vahim olduğunu önceden kestirseydi Wolfsburg da kalırdı.
Tam 27 gol atılan 5.haftada toplu sonuçlar;
BVB Dormund-Bayern Münih 1:5
Wolfsburg-Leverkusen 2:3
Mainz-Hertha Berlin 2:1
Nürnberg-Gladbach 1:0
Hoffenheim-Bochum 3:0
Freiburg-Frankfurt 0:2
Hamburg-Stuttgart 3:1
Bremen-Hannover 0:0
Köln-Schalke 1:2
Puan cetvelinde Hamburg 13 puan ve gol avarajıyla lider,aynı puana sahip Leverkusen ikinci sırada,10 puanla Schalke üçüncü,9 puanlı Frankfurt dördüncü ve 8 puanla Bayern Münih beşinci sırada.
Gelecek haftanın programı;
Cuma 18.09. 21:30 FC Schalke 04 – VFL Wolfsburg
Cumartesi 19.09 16:30 Bayern Münih – 1.FC Nürnberg
VFB Stuttgart – 1.FC Köln
Hannover 96 – Borussia Dortmund
VFL Bochum – 1.FSV Mainz 05
Borussia M'Gladbach – 1899 Hoffenheim
Pazar 20.09 16:30 Eintracht Frankfurt – Hamburger SV
Pazar 20.09 18:30 Bayer Leverkusen – Werder Bremen
Erdal Güngör
DEPLASMAN !
Deplasman Tribünün ne gibi anlamı olabilir?
Deplasman Tribünü evinden uzaklarda bir avuç vatan yurt toprağı kadar değerlidir. Tahsis edilmiş kontenjanın yüzdesinden deplasman yapan taraftarlar kendilerine ayrılmış bilmem kaç metre kare ufak bölümde Ülkesini, şehrini, semtini ve Takımının renklerini temsil eder, destekler gerekirse kanının son damlasına kadar kadar savunur. Her ülkenin bir başka ülkede temsilen konsolosları olduğu gibi doksan dakika süre deplasman tribünü ülke temsilcisidir.

Deplasmana genelde otobüsle gidilir. Günümüzde uçak, gemiyle de yapılıyor, önemli değil yeterki gönüller bir olsun. Gerçeği söylemek gerekirse otubüsle deplasmanların tadı bir başka. Herkes cıvıl cıvıl sanki savaşa giden asker gibi hisseder insan kendini o kadar heyecanlıdır. Tezzahüratlar, vefasız sevgiliye yakılan ağıtlar, alkolü fazla kaçıranlar, taşlanmış kırık camlar, bir koltukta dört kişi gidenler, yerlerde sere serpe sabahlayanlar. Bu güzelikleri tadanlar bir daha kolay bırakamaz deplasmanı.

Deplasman yasaklanamaz, deplasman bir haktır.......
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !
Erdal Güngör
Rosella'dan Zeytin dalı
Geçtiğimiz hafta Roma Taraftarlarının protestolarından bahsetmiştim Roma Taraftarlarının İsyanı . AS Roma Başkanı Bayan Rosella bu tepkileri ciddiye alıp taraftarlarına ufaktan zeytin dalı uzatmış.
Bilindiği gibi italyada deplasman yasağı var fakat iki takımın yönetimleri uygun görür bir mutabakata varır ve sorumlukları üstlendikleri halde istisnalar oluyor.Bu hafta sonu oynanacak Siena maçı için AS Roma kulüpü futbol federasyonuna deplasman yasağını kaldırması için girişimde bulundu.Sonuç AS Romal'ı tifosiler adına çok iyi.Yasağın kalkmasında Bayan Rosella'nın baya ağırlığını koyduğu söyleniyor,bu girişimiyle biraz olsun Taraftarların gönlünü aldı çünkü gerçek taraftar için yıldız transferleri önem taşımaz,onlar biricik sevdikleri kulüplerinin her koşulda yanında olmak isterler.Böylece pazar günü Siena deplasmanına 1500 Romalı taraftar tribünde yerini alacak,darısı diğer tifosilere nasip olur inşallah.
Aşağıdaki video bir zamanlar efsane olmuş Commando Ultra Curva Sud
Erdal Güngör
In The Year 2525 !
Erkekler hayatta kaldılarsa
Kadınlar kendilerini kurtarabilmişse
Elbette buluşacaklardır
3535 Yılında
Yalan yada doğru söylemek için kendini zorlama
Her yaptığın,düşündüğün,konuştukların
O gün içtiğin hapın sayesinde gerçekleşecek
4545 Yılında
Diş ve gözlere gerek kalmaycak
Çiğneyecek hiç bir şey bulamadığın gibi
Kimsede dönüp sana bakmayacak
5555 Yılında
Kolların yanlara sarkmış
Bacaklarını kullanmayacaksın
Hepsini makinalar yapacak
65665 Yılında
Karı,Koca ilişkileri ortadan kalkacak
Çocuklarının cinsiyetlerine kadar
Uzun cam kavanoz içinden seçeceksin
7510 Yılında
Tanri acilen gelmeli
Etrafa baktığında belki şunu diyecektir
"Mahşer günü için tam zamanı"
8510 Yılında
Yüce Tanrı başını sallayarak kararını açıkladığında
Ya "İnsanların yaptıklarından menunum" diyecek
Yada her şeyi yerle bir edip tekrar yaratacak
9595 Yılında
Merak ediyorum insanlar hala yaşıyormu
Dünyadan ne varsa alıp götürdüler
Ve ona hiç bir şey geriye vermediler
Şimdi 10.000 binlerce yıl geride kaldı
İnsan milyarlarca damla göz yaşı döktü
Fakat bilmediği tek şey var
İnsanın hükmü sona erdi
Sonsuz karanlık gecelerin içinden
Parıldayan yıldızlar
Çok uzaktalar
Belki daha henüz dün....
Bu şarkıyı Zager ve Evans 1965 yılında yazmışlar,yaklaşık 45 yıl önce.Neredeyse çoğu gerçekleşti hatta hepsi desek yeri var.
Dün Milli Takımımız 2010 DK için Bosna'ya karşı aldığı beraberlikten sonra katılma şansı iyice azaldı.Umut yok değil ama umut nedir? Dün Zenitsa'da bıraktığımız üç puanmı yoksa istanbul sel felaketinde hayatını yitiren insanların kurtulamayışımı,yada çatışma sonunda şehit verdiğimiz Askerlerimizmi?
Önemliydi orada olmalıydık,tarihi bir turnuva çünkü ilk defa Futbol Tarihinde bir Dünya Kupası Afrika kıtasında düzenlenecek belki bir daha olmayabilir.Şans işte,bazı kumarcılar vardır para yada şöhret için kumar oynamazlar.Onlar şansın gizemli geometrisini ararlar,rus ruleti oynayanlardamı aynı şeyin peşindeler?
Biz ne kadar Güney Afrika'ya gitmeyi hak etiysek,1990 yıllarının ortasına kadar süren ve sırbların yaptığı vahşi soykırımda yüzbinlerce insanını kaybeden,onuru,şerefi ayaklar altına alınan Bosna Halkı da hak ettiğini düşünüyorum.Yabancı ülke takımlarının formalarınla poz veren bazıları için destek vermek zor olmamalı,zaten Fatih Terimin başında olduğu takımı haz etmiyorlardı.Almanya 2006 Dünya Kupasına da katılamadık,orasıda her açından çok önemliydi.Yürekten almanyayı destekleyenleri gördük.Ve o almanlar Euro 2008'de isviçreye karşı oynacağımız müsabaka öncesi arabalarını isviçre bayraklarıyla süsleyip,"hoop schwiiz" diye sokaklarda bağırarak Türklere gönderme yapıyorlardı,unutmadık.Nasıl aynı gece isviçre galibiyetimizden ve sonrasında Çek Cumhiriyeti ile Hırvatistanı turnuva dışı bıraktığımız gecelerinde,Sarajevo ve Mostar sokaklarında bu galibiyetlerimizi sanki kendi zaferleriymiş gibi kutlayan Bosnalı kardeşlerimizi unutmadığüımız gibi.Tüm dünyanın 4 haftalığına odak noktası olduğu böyle büyük bir organizasyonda bu insanların çıkıp birilerinin yüzlerine "Bakın biz ölmedik dimdik ayaktayız" şeklinde haykırmalıdır bence,evet bizde orada olmalıyıdık !
Dün sabah yağmur vardı istanbul'da ve gözler doldu yaşlarla,sebepide vardı bu sefer hemde çok,anne sözü dinler gibi masum değil,kaybetikleri yakınları için ağladılar.Kime yanalım? Zenitsa'da azalan umutlaramı,verdiğimiz 4 şehit Askerimizemi,istanbul sel felaketinde ölen 26 yurtdaşımızamı? Kime kızalım? Paradan başka bir şeye inanmayan vicdansız mütahitleremi,yoksa felaketi fırsat bilen aç gözlü yağmacılaramı ?.....
Erdal Güngör
Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
Temmuz ayında Tribün Dergide Hasta Siempre adıyla tanınan kardeşimizin açtığı başlığı ilk gördüğümde,bende biraz gülümsedim "ah keşke" dedim içimden inşallah olur ve sonunda gerçekleştirdiler,Helal Olsun.Bekir Çınar ve Yönetimi Taraftarlarını kırmadı ve onların bu büyük hayalini gerçekleştirdi.Sade Adana Demirsporlu Taraftarların değil tüm Futbola,Tribüne gönül vermiş herkesin hayalleri gerçekleşti,bazıları açıkca dile getirmekle kendilerini zorlasınlar,şahsen beni çok mutlu etti.Günlerce yalan transfer haberlerinle pompalanan beyinlerimiz,ruhsal bunalıma sokan boş tartışmalardan,para için her yol mübah diyerek endüstriyel futbolun önemli maddi gelir kaynağı haline gelen merhindising'e tavan yaptıranlar,tüm bunlardan koptuk futbolun güzel ufuklarına verdik kendimizi.Tribünde kız kavgalarını ilk haber yapan ulusal TV kanalları nedense hiç bu güzeliklerden bahsedemediler.Bir kaçı dışında,başta "NTVSPOR" olmak üzere geniş yer verdiler.Varsın göstermesinler,biz aynı eski günlerde olduğu gibi kalbimizle oradaydık,bu sefer teknolojinin imkanlarını kullanarak internetten heyecanla takip ettik,futbolun gerçek güzeliklerine tanık olduk.

Farklı renklere gönül versekte hepimiz bir ortak noktada birleşiyoruz "TRİBÜN".İşte böyle durumlarda aradaki binlerce kilometre olan mesafeler sınır tanımıyor.Maçtan bir gün önce "Hasta Siempre" adlı Kardeşimiz ile ufak bir şöyleşi yapmaya karar verdim.Eksik olmasın ricamı geri çevirmedi,gösterdiği ilgiden dolayı ona ne kadar teşekkür etsem az.Söyleşiyi yapmamın esas nedenleri,başta muhteşem bir gece olacağından hiç kuşkum yoktu ve oldu da.Hepsi bir kenara,bu güzeliklerin sınırlı kalmamasını istedim.Aynı bayrak yarışında olduğu gibi,bizler o geceyi dilden dile dolaştırıp herkese anlatmalaıyız sonsuza kadar canlı kalmasını sağlamalıyız.4 eylül akşamının futbol adına ne kadar önemli olduğuna yazımın sonunda değineceğim.İsteyen bu yazıyı blogunda,forumunda kullanabilir,kaynak vermenize gerek yok sormanıza da,isterseniz kopyalayın duvarlara afiş olarak yapıştırın yeterki cüımle alem o geceyi unutmasın !


Şimdi gelelim "Hasta Siempre" kardeşimizle yaptığım ufak sohbete ama önce maç nasıl gerçekleşti tekrar hatırlayalım;
Livorno'dan Demirspor'a olumlu yanıt
Adana Demirspor'da yeni sezonu görkemli açmak istiyor. Bu nedenle Bekir Çınar yönetimi, şimdiden *19 Ağustos tarihine odaklandı. Görkemli bir açılış yapmayı planlayan Demirspor yönetim kurulu, ilk olarak hazırlık maçı yapacağı takım ile bağlantıya geçti. Bu konuda taraftarlardan gelen yoğun istek üzerine yönetim kurulu, İtalyan takımlarından Livorno ile görüşmeleri başlattı.
Yapılan görüşmeler sonucunda Livorno kulübünün yöneticileri Adana Demirspor'a resmi yazı yazarken, açılışa gelebileceklerini belirttiler. Yönetim kurulu, tarihler konusunda anlaşmaya varabilirse İtalyan kulübü kesin olarak* 19 Ağustos tarihinde Adana'ya gelecek ve Demirspor'un açılış törenine katılacak.
Mavi-lacivertli yöneticiler,"Çok iyi bir açılış planlıyoruz. Lazer gösterisi, meşalelar, sanatçılar, veteranların maçı ve özel maç proğramı düşünüyoruz. Bu nedenle *19 Ağustos tarihini seçtik. Livorno'dan resmi yazı geldi. Sadece tarih konusunu görüşeceğiz. Bu konuda anlaşırsak Livorno Adana'ya Demirspor için gelecek."dediler.
* Yazı spor01 sitesinden alıntı olarak TD'ye kopyalanmış esas tarih sonradan 4 eylül olarak değiştirildi !

Virgülüne,Noktasına dokunmadan "Hasta Siempre" söyleşimiz,sözü ona bırakıyorum;
Adım Gencay Sivuk,19 yaşındayım.Football Manager Oyunu Türkiye Resmi Araştırma Görevlisiyim.Daha önce parmakarasıterlik isimli blogta futbol üzerine yazıyordum.bir kaç Basketbol sitesinde de köşe yazarlığı yapıyorum yaklaşık 5 senedir...Bloga girerken,Tribün Dergi'de Hasta Siempre nickli Şimşekler Grubu'ndan Gencay Sivuk şeklinde girersen sevinirim abim.grubun pankart beste koreografi multimedya konularını kovalayanlardan birkaç elemanından birisiyim fakat tribünün kafa elemanlarındanmışım gibi yanlış anlaşılmasın :)
Soru: Türkiyede Adana Demirspor Taraftar oluşumu Şimşekler Grubu Ultra Mentalitesine en yakın olarak duruyor,siz kendinizi Ultra Hareketinin neresinde görüyorsunuz?
Gencay Sivuk (Hasta Siempre): Öncelikle konuya şu açıdan bakmakta yarar var;Avrupa’ya göre,ülke tribünlerimizin kültürü,geleneği bakımından rahat bir 15-20 yıl gerideyiz.Avrupa’nın bir çok ülkesinde endüstriyel futbol kavramı,tribün kültürünü sekteye uğratırken,biz de son yıllarda ‘’tribün’’ kavramı tavan yapmaya başladı.Ülke genelinde ki tribüncülerin bizi bu hareketin en önünde görmelerinin en temel faktörünün kendimize has duruşumuzdan kaynaklandığını düşünüyorum.Adana’nın kültürel yapısıyla birebir örtüşen,isyankar,özgür ama bir o kadarda duygusal bir yanımız var.Tabii ırkçılıktan,endüstriyel futbola;kadın-erkek eşitsizliğinden,Hrant Dink suikastine kadar her konuda söyleyecek bir sözü olan ve her şartta aykırı düşünebilen bir tribün olmamızın da payı yadsınamaz.Livorno maçı buna en güzel örnekti aslında.En hafif tabiriyle bu ülke tribünlerinin neler yapabileceğini anlatan bir devrimdi bana kalırsa.Ultras Mentalitesi’nin İtalya’da dahi neredeyse kaybolduğunu ve eski havasını yitirdiğini düşündüğüm için,biz bu hareketin odak noktasıyız,sürükleyicisiyiz diyemem ama eğer bu ülkede Ultras Mentalitesi adına bir şeyler yapmaya çalışan birileri varsa,üstünde muhtemelen mavi-lacivert forma bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir…
Soru: Adana Demirspor Başkanı Livorno maçını anons etiiği açıklamada her iki kulüpünde endüstriyel futbola karşı olduklarını söylemişti eğer yanılıyorsam düzelt.Ama Adana Demirspor İnternet sitesinde gördüm,kulüpe gelir kaynağı sağlamak için bir kredi kartı ortaklığı projesi var.Sizce endüstriyel futbol günümüzde artık iyice köklerini salıp olmazsa olmaz halinemi geldi?
Gencay Sivuk (Hasta Siempre): Kesinlikle hayır.Kapitalizm’in insanlığı götürdüğü nokta karanlık olabilir,klüpler tribünlerde taraftar değil müşteri isteyebilir,ancak muhakkak bir umut ışığı vardır.Bu umut ışığı da tribünlerdir.Sistemi sevmeyebilirsiniz,ancak sistemi çökertmek içinde sistemin açıklarını bulup kendinize pay kapmanız gerekmektedir.Endüstriyel futbol kavramı yıllardan beri Adana Demirspor klübüne zarar vermiştir,tribünlerine değil.Ancak 8 ay önce göreve gelen yeni klüp yönetiminin yaptığı gibi taraftar potansiyelini doğru kullandığınız takdirde,başkalarının çarkında sömürülen değil,kendi çarkını döndürebilen ve ürettiğini tüketen bir konuma geçebilirsiniz.Malum ADS Kredi Kartı mesela,kart için taraftarın cebinden ekstra hiçbir ücret çıkmıyor,sadece harcadıklarının bir kısmı banka yerine klübe gidiyor.Bankaya bu düzeni kabul ettirenin yine taraftarın gücü olduğunu kabul etmek gerekir.Aynı taraftarın birkaç yıl önce klüp borç batağına batmışken kapı kapı dolaşıp insanlara eşya piyangosu sattığını unutmamak gerek.70 yıllık tarihi boyunca elle tutulur tek zenginliği taraftarı olan bir klübün onlardan güç alıyor olmasından daha doğal bir şey olamaz.Buna Avrupa’dan en güzel örnek kısa bir süre taraftarlarının t-shirt satışlarıyla klübü borçlarını ödeyen St.Pauli mesela.Maksat taraftar potansiyelini doğru bir şekilde kullanmakta,bunu başarabilen klüplerin endüstriyel futbol kaygısı çekeceğini düşünmüyorum…
Soru: Tribünlerinizde kullandığınız tifoların içinde Che Guevara resimleri bulunuyor,benzerlerini avrupanın bir çok tribünlerinde görüyoruz.St.Pauli Ultraları bunu bir keresinde eleştirdiler,Ki onlarda kullanıyorlar.Che Guevara'yı Micky Mouse gibi popüler figür haline geldiğinden rahatsızlık duyduklarını dile getirmişlerdi.Siz bu eleştiri hakkında ne düşünüyorsunuz ve Che Guevara ADS Tribünleri için ne anlam ifade ediyor?
Gencey Sivuk (Hasta Siempre) : Aslında bu sadece St.Pauli’nin değil bizim hatta Che’yi benimseyen,içinde yaşayan tüm herkesin bir sorunu.Dünya geneli hakkında bir şey diyemem ancak ülkemiz adına maalesef hiç hazettmediğim bir konudur Che’nin populist bir karakter haline bürünmesi.Artık çarşıda pazarda en basit populist figürlerin yanında bile Che t-shirtlerini görebiliyoruz.Demirspor tribünleri içinse aynı şeyleri söyleyemem.Evet,Ernesto Che Guevera azmi,inancı,yaptıkları ve düşünceleriyle Demirspor tribünlerine birebir ilham kaynağı olmuştur ancak az ama öz bir şekilde sembolleştirilmiştir.Zaten aynı tribün Nazım Hikmet’ten de kendine pay çıkarır,Yaşar Kemal’den de,Yılmaz Güney’den de.Ama Şimşekler Grubu’nun asıl ilham kaynağı da 25 yıllık geçmişidir…
Soru: Adana Demirspor Türkiyenin en köklü Spor kulüpleri arasında.Futbol dışında Su Topu,Atletizim gibi branjları var.En başarılı oldukları dal Su Topu ama şimdi aynı başarıları göremiyoruz.Bunu neye bağlıyorsun?
Gencay Sivuk (Hasta Siempre) : Çok basit bir cevabı var aslında;geçmiş yönetimlere.Önceki yönetimlerin yarattığı maddi imkansızlıklar yüzme,basketbol,atletizm gibi branşların kapanmasına neden oldu.Tarihimizde Muharrem Gülergin önderliğinde 17 yıl nağmağlup kalan ve 22 yılda tek mağlubiyet alan beklide ülkenin gelmiş geçmiş en başarılı spor takımı, ‘’Yenilmez Armada’’ efsanesi var.İş bilmez yöneticilerin sırf bu efsaneye sahip çıkmaları bile amatör branşlarda başarılı bir Adana Demirspor yaratmaya yeterdi.Neyse ki mevcut yönetim taraftarın yoğun istekleriyle beraber ‘’Yenilmez Armada’’ ruhunu yeniden canlandırmak için çalışmalara başladı.Önümüzde ki yıllarda özellikle yüzmede adımızdan daha çok söz ettireceğimizi umuyorum…
Soru: "Liberta per gli Ultras",Türkçesi Ultra'lar bağımsız,özgürdür anlamına geliyor.Ne kadar bağımsızsınız?
Gencay Sivuk(Hasta Siempre): Bağımsızız.Düşüncelerimiz de ve eylemlerimizde bizi bağlayan,esas aldığımız tek konu Adana Demirspor’un menfaatleri.Yoksa ne medyanın,ne de herhangi bir kişinin-kurumun sözleri bizi bağlar.Zaten gelen yönetimlerle işbirliği içinde yol alabiliyor,fikirlerimizi onlarla paylaşabiliyor ve ortak kararlar alabiliyoruz.Özgürlük ve bağımsızlığımızı sağlayan en önemli etken aramızdaki sevgi-saygı-bağlılık esaslı eşitlik düzeni.Fikirsel anlamda aramıza 10 gün önce katılmış genç bir arkadaşımızın söyledikleri bile değerlendiriliyor.İşin özü Şimşekler Grubu’na mensup her birey Demirspor üzerindeki esas otoritenin kendi tribünü olduğunun farkındadır ve sadece mavi-lacivert renklere bağlı olarak hareket eder…

Gencay Kardeşimize tekrar sonsuz teşekkürler,bu arada Annesini,Babasını kutluyorum çok hayırlı evlat yetiştirmişler onunla ne kadar gurur duysalar az.! Henüz 19 yaşında,dünyaca ünlü Sega Games'in Football Manager oyununun Türkiye Resmi Araştırma Görevlisi,5 yıldır yazarlık yapıyor artık gerisini siz hesaplayın.Biz şu güzel Ülkemizin ne zaman gerçek güclerini keşfetip ortaya çıkaracağız?...38 yıldır almanyada yaşıyorum onlarda böylesini görmedim.Bizde körlerle sağırlar,birbirini ağırlar,sınırsız tüketim...ee üretim? Boş ver keyfime dokunma,bir çiklet al ekonomi canlansın.
Sahi az kalsın unutuyordum,Adana Demirspor Başkanı Bekir Çınar M.H.P.'den meclis üyesi,farklı görüşler ortak amaçlar için bir araya geldimi ne güzel şeylerin ortaya çıktığına hep beraber tanık olduk,yinede sanal alemde bu güzeliklere gölge düşürmek isteyenler oldu,onlara soda içmelerini tavsiye ederim.
4 Eylül gecesi yaşananların önemini henüz farkında değiliz.Adana Demirspor ve Taraftarlarının futbolun geleceği için yaptıklarını ancak yıllar sonra anlayacağız,onlar futbolun hayatta kalması için ektikleri tohumlar bir gün filizlenecek.Ne zaman futbol saplandığı endüstriyel bataktan çıkış yolu aradığında bu günleri yaşatanların ektiği tohumların filizlerine sarılacak.Nasıl bizim nesil geçmişte kalan güzel Tribün anılarını genç nesile aktarıyorsak,4 Eylül'e canlı şahit olanlar 20-30 yıl sonra çocuklarına,torunlarına o güzel günü anlatarak bu mirası sürdürecekler.İşte bu yüzden Adana Demirsporun yaptıkları büyük önem taşıyor.!
Gencayın ikinci soruda verdiği cevapı dikkatli okuyun,Ultra'lar endüstriyel futbolu inkar etmiyor,profesyonel futbolun başladığı gün endüstriyel futbolda faliyete girmiştir.İsyanlar,futbolu bir mal gibi tüketim maddesi haline getirenlere,başarıya giden her yol mübah diyerek şuursuzca kulüplerin maddi kaynaklarını boşaltanlara,halkın oyunu futbolu zenginlere peşkeş çekerek kayıtsız şartsız yayıncı kuruluşlarının kucağına atanlara.Adana Demirspor endüstriyel futbolun gazabına uğrayan ilk kulüp değil,yüzlerce,binlerce kulüp can çekişiyor.Bu düzen belki bazı kulüpleri başarının doruklarına çıkarmıştır fakat çoğunuda yok olma noktasına getirdi.Ama bir gün şu lanet olası kapitalist düzen yıkılacak hep beraber göreceğiz.Kim derdi 1975 yılında Amerikalıların Saigon'dan tavşan gibi kaçacaklarını? Kim derdi Doğu Almanya ile Batı Almanya arasında olan duvar yıkılacak insanlar özgürlüğüne kavuşacağını?..hepsine şahit oldu bu gözler.Ve pek yakında bu kahpe düzen yıkıldığında geriye sade Düşünenler kalacak çünkü onlar güçlerini Bilgilerinden alıyorlar......WİSDOM İS POWER !
Adana Demirspor ve Şimşekler Grubuna sonsuz Teşekkürler......
Erdal Güngör
