Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Osnabrück vs. Bogota

6. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Biri Almanyanın kuzey batısında kalan şehir diğeri Kolombiya'nın baş kenti.

Almanyadan Tarfatarları sevindirecek,Kolombiyadan üzecek haberler var,gelin önce sevindirici haberle başlayalalım.

Osnabrück-ALMANYA


İlk defa St.Pauli'nin aldığı kararla Deplasmana gelen misafir Taraftarların Tribünde özgürce kendilerini ifade etmelerinde kullandıkları malzemelere müsade verdi ve herkes tarafından çok olumlu karşılandı.Sonra aynısını Borussia Dortmund yürülüğe koydu onlarda olumlu tepkiler aldılar.Bu sezon Almanyanın üçüncü lig ekipi VFL Osnabrück başarıyla uygulanan iki örnekten yola çıkarak,kendi tribünlerinde deplasmana gelen misafir taraftarlara aynı özgürlüğü tanıyor.Tabi bu özgürlüğün sınırlamaları var.Getirilen Bayrakların azami ölçüsü 1.50 metreyi geçmeyecek,asılan pankartlar üzerinde kesinlikle ırkçı,siyasi ve küfürlü yazılar olmayacak.Koreografiler önceden kulüpe bildirilerek yapılması serbest tabi içeriği aynı pankartlarda olduğu gibi kötü yazılar içermeyecek.Koreo ekipinden bir kişi sorumlu olarak açık adresi ve telefon numarasını kulüpe bırakacak.Megafon serbest tabi sade takımı ateşleyeci tezzahüratlara müsade ediliyor,küfür siyaset vb. yasak.Davul serbest tek şart içine bakma imkanı olmalı.Misafir Taraftarlar kendi kulüp renklerini içeren her türlü Taraftar ürünü Tribünlerde ve Şehir içinde giymeleri serbest.Tamamen yasak getirilen maddeler Meşale ve sis bombaları,eğer bu yasaklar delindiği taktirde misafir kulüpün taraftarları o stada 5 sene giriş yasağı alıyor.Buna da şükür etmek lazım beterin beteri var,gelin Kolombiyaya göz atalım.


Bogota-KOLOMBİYA



Kolombiya Hükümeti aldığı kararla bundan böyle deplasmana gelen taraftarlara Tribünlerde ve Şehir içinde kendi renklerini içeren ürünleri taşımasını YASAKLADI ! Yetkililer kararı şiddete karşı önlem olarak savunuyorlar.Karar resmen yürülüğe girdi fakat Kulüp yöneticileri önümüzdeki hafta tekrar bir araya gelerek alınan bu kararı masaya yatıracaklar.Millonarios Başkanı Juan Carlos Lopez Hükümetin kararına büyük tepki gösterdi.Medyaya verdiği demeçte yasakların hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini,önce İnsanların kafaları değişmesini söyledi.Başkan haklı,şiddet olayları Toplumsal sorun önce buradan başlamalı,tribünler toplumun aynası...


Erdal Güngör

Weiterlesen

FA Hakem eleştirilerine Büyük Cezalar kesecek !

6. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Yeni Başlayan sezonla birlikte İngiliz Futbol Federasyonu FA bundan böyle Premiere League'de komuoyu önünde Hakemi eleştirenlere büyük ceza verecek.Cezalar sade eleştirenlere değil saha içinde Hakemin kararlarına sert tepki gösteren,üzerine yürüyen oyuncuları para cezasınınla beraber maç cezalarıda kesecek.

Hakemleri kamuoyu önünde eleştiren Yöneticiler,Oyuncular,Teknik Direktörler ve Medya mensupları bundan sonra Hakem kelimesini ağızlarına almadan önce iki kere düşünsünler!

Yeni uygalamada alınan en önemli karar saha içinde Hakeme saldıran Oyuncuların para cezası yanında maç cezasına çarptırılmaları.Hakemi resmen şamar oğlanına çeviren bu davranışlar Türkiyede son yıllarda aşırı derecede yaygınlaştı.Her çalınan düdükte Hakeme saldırmak,etrafında kimelenmek Otoritesini zedeliyor,üstelik oyuncular kararın değişmeyeceğini bilmelerine rağmen sürekli aynı tavırları tekrarlamaları kendilerinide gülünç duruma sokuyor.

Sürekli ingiltereden örnek veren Futbol Uzmanlarımız FA'nin aldığı bu kararı bakalım gündeme getireceklermi.Alman Futbol Federasyonu İngilterede alınan kararı iyi bulduğunu şimdilik takipe aldıklarını,almanyada hemen uygulamaya girmesi henüz erken olduğunu açıkladı.Almanyada hakemlere yönelik saha içi ve dışı tepkiler o kadar abartı boyutlarına ulaşmadı.Önümüzdeki günlerde bazı Bundesliga TD'leri ve Hakem Kurumu üst yetkilileri yeni sezon üzerine konuşmak için bir araya geliyorlar.Alman Futbol Federasyonu DFB yaptığı açıklamada,ingilterde Hakeme yönelik tepkilere verilecek cezaların sonuçta faydalı olacağına şimdilik temkinli yaklaşıyor,"Biz daha çok konuşup uzlaşmaktan yanayız" diyor DFB yetkilileri.

Ben ingiltere örneğini acileten Türkiyede yürürlüğe sokulmasından yanayım.Yeni çıkacak spor yasasında sade Taraftarları suçlu konumuna getirmeden önce,insanları kışkırtan başta Medya olmak üzere Kulüp Yöneticileri,TD'ler ve oyuncularıda göz önünde bulundurmaları gerekiyor,esas çıbanın başı onlar !

Erdal Güngör
Weiterlesen

Artık Başlasın....

5. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Ne kaldı şurada 2 gün sonra Türkiye Birinci Futbol Ligi İBB-Beşiktaş maçınla start alıyor.47 saat den az,biz Futbol severler sabırsızlıktan saatleri,dakikaları saymaya başladık.Normalde eski yıl Aralığın 31'de  biter,1 Ocak da yeni yıl başlar.Ama benim için sene sezon sonu biter,yeni sezon açılışıyla başlar


Şaka bir yana Türkiye Birinci Futbol Ligi 52. yılında enteresan olaylara gebe,her sezon olduğu gibi.Ama sanki bu sezon daha farklı geçeceği hissi var içimde.Nasıl anlatayım yeni sezon pozitif futbol daha ağır basacağı gibi gözküyor.Geçen sezon Sivasspor istikrarlı çıkışını sürdürmesi bu yıl diğer Anadolu Kulüplerini kamçılayacağını umuyorum.İnşallah öyle olur,başta yerli usta hocaları olan Bursaspor,Eskişehirspor,Alman TD'lü iki Ankara takımı Ankaraspor(Röber),Gençlerbirliği(Thomas Doll),Gaziantepspor Portekizli hocası tabi 4 büyüklerden biri olan Trabzonsporun Belçikalı hocasıyla zirveye taht kuran İstanbulun Büyük Kulüpleri baya zorlayacaklar.

Beni daha çok heyecanlandıran GALATASARAY,malum kalbimin tek Aşkı.Yapılan doğru Transferler şöyle kenarda dursun,yeni hocamız Rijkaard ve ekipi bu sene önemli işlere imza atacaklar.Türk Futbolu bundan çok yararlanacak şimdilik  anlamak için çok erken ama ileriki yıllarda bu evrimin daha net ortaya çıkacağınıa şahit olacağız.Daumun Fenerbahçeye dönüşünü aynı Rijkaard'da olduğu gibi Türk Futboluna bir kazanç olarak görüyorum.Şampiyon Beşiktaş ünvanını korumak için büyük mücadele verecek.Sivasspor Anderlecht'e karşı aldığı 5:0 mağlubiyetin rövanşını 3:1 kazanarak göz doldurdu ve ilk maçtan büyük dersler çıkarmışlar.İnşallah Avrupa kupalarına devam ederler,Bülent Uygun zaman zaman yaptığı ilginç açıklamalarla tepkilerimiz toplasada,başarılı olmasını canı gönülden istiyorum.Şampiyonluk yarışından hepimiz için daha önem taşıyan Avrupa kupaları.Katılacak takımlarımızın artık bu sezon ciddi çıkış yapmalarını temin ediyorum,Hamburg'da iki Türk takımı final oynaması hiçte öyle imkansız gözükmüyor,olamazmı? Bal gibi olur.

Hadi başlasın artık yahuu.....................



Erdal Güngör
Weiterlesen

Sessiz Sedasız..

5. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Almanyada sesiz sedasız bilet sisteminde değişimler oluyor.Geçtiğimiz haftalarda bazı medya kuruluşları bu değişikliği yazmıştı,kimse önemsemedi ama Hamburger SV yeni sezonda "KİŞİSELEŞTİRİLMİŞ BİLETLERİ" Taraftarlarından gizli tutsada resmen yürürlüğe koyuyor.

Bu yeni yürülüğe girecek Kişiseleştirilmiş Biletlerin özeliği,alınan kombinenin ve Biletin üzerine sahibi ismini yazıyor.Maç günü stat kapısından kimlikle beraber göstererek içeri giriliyor.Benzer uygulamayı VFL Wolfsburg yürürlüğe koyacağını açıkladı.Wolfsburg Yönetimi bu uygulamayla Karaborsaya karşı önlem aldıklarını öne sürüyor,kaynak >> link

Bence çok doğru karar hatta geç bile kalındı,yalnız madalyonun öbür yüzü pekte öyle parlak gözükmüyor.Biletlerin üzerine el yazısıyla yazılan şahısların isimlerini değiştirmek mümkün.Ama bunada çözüm var,isimlerin elle yazılmasının yerine biletlerin üzerine kimlik numaraları dijital yazıyla basılır,giriş kontrolünde kimlik numarası uyuşmadı bilet iptal olur.Bilet üzerinde basılan dijital baskı ayrıyeten şifrelenerek işi tam sağlama almak mümkün.


Erdal Güngör
Weiterlesen

Kombine Rekoru !

5. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör


Alman Bundesliga ekiplerinden Borussia Dortmund 100. yılında yeni bir rekora imza attı.Dortmundlu Taraftarlar adeta kombinelere hücum ettiler,50.675 kombine satan kulüp böylece 2007 yılında 50.549 satışlık rekoru kırdı.

Helal olsun,Dortmund Taraftarları tekrar büyük Vefa örneği gösterdiler.Bu sezon yine yıldız transfer yapılmadı,belki yine orta sıralara oynayacaklar ama onlar için önemli değil.Arma Aşkı her şeyden önde geliyor,gerçek Taraftarlık bu olmalı.Borussia Dortmund 1990'lı yılların sonunda Avrupada fırtına gibi esti.Almanya Şampiyonluğu yanı sıra Şampiyonlar Ligi Kupasını kaldırdı.Sonra büyük mali krizin içine düştü,iflazın eşiğine geldi Ama yinde Taraftarları Armanın peşini bırakmadılar.

Neden bunları yazıyorum?...Hiç kendi kendimi avutuyorum !


Erdal Güngör
Weiterlesen

Hajduk Split Taraftarlarına deplasman yasağı !

4. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Geçtiğimiz hafta Hajduk Split,Slovakya ekipi MKS Zilina ile Euroleague ön eleme maçına çıktı.Müsabaka öncesinde Hajduk Taraftarları ve slovak polisi arasında
çirkin olaylar yaşandı.500 kişiyle takımlarını deplasmanda desteklemeye giden Hajduklu Taraftarlar,zilina şehirine ayak bastıkları andan itibaren polisin ablukası altına alındılar.Güvenlik endişesini öne süren polisin hajduk taraftarlarına karşı tutumu anlamsız şekilde çok abartılı ve provakatifdi.Su ve Yemek ihtiyaçlarını gidermek için şehir merkezine gitmek isteyen hajduklular polis tarafından engelendiler.Saatlerce şehir dışında bekletilen hırvat taraftarlar bunların yanında sürekli polisilerin onları provake etmesine karşılık isyanı kopardılar.Çıkan olaylar stat çevresi ve şehir merkezine kadar sıçradı.Toplam 53 polisin yaralandığı olaylarda 500 hajduklu taraftar tutuklanarak mahkemeye çıkarıldı.Acil mahkeme 213 Hajduklu taraftara 5 sene AB Ülkelerine deplasman yasağı verdi.Zilina Emniyet Amirinin medyaya verdiği demeçte,olayların şokunu hala üzerlerinden atamadıklarını ve yaptıkları araştırma sonucu tutuklanan taraftarlar arasında 200 kişi daha önce AB Deplasman yasağı hükmü giydiğinin ortaya çıktığını vurguladı.MKS Zilina-Hajduk Split karşılaşmasında çıkan maç öncesi olayların ilk görüntüleri ortaya çıktı,buraya ekliyorum.



Erdal Güngör

Weiterlesen

Yayın İhalesi

4. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bir kaç hafta önce StarTV'nin konuğu olan GS,FB ve TS kulüp Başkanlarının ne amaçla orada olduklarını hepimiz biliyoruz ve burada da yazmıştım.Hafiften nabız yoklaması yapan Uğur Dündara karşılık Aziz Yıldırım lafı fazla uzatmadan baklayı ağzıdan çıkardı "400 Milyondan aşağısı olmaz" dedi topu ortaya attı.Şimdi topa ilk hamleyi kim yapacak henüz kesin değil,yayın haklarını hala elinde bulunduran kuruluşun Yöneticilerinden Şansal Büyüka'nın "Havuzdan çekilen karaya vurur" sözü topun şimdilik öksüz ortada kalacağını gösteriyor.Boru değil 400 milyon iyi para,iskoçya liginin 75 milyon avroya gitmesinin yanında bizim lige kimsenin 400 milyon ödeyeceğine ihtimal vermiyorum.Gerçi iskoç ligi Türk liginden kalite açısından düşük olsada,dünya derbileri arasında olan GS-FB yanında Celtic-Rangers derbisi yurt dışında her zaman büyük para karşılığına alıcı buluyor.



Dün öğlen yayınlanan Futbol Gündemi programına konuk olan Büyüka yayın ihalesi hakkında ilginç yorumları oldu.Söylediklerinin bir kısmına katılıyorum.Avrupada yaşayan Futbol severlerin yıllık gelirleri ile Türk Futbol severlerin karşılaştırıdıkmı arasında uçurum olduğunu biliyoruz,Futbolun kaliteside düşük onuda kabul ediyoruz.Takımlarımızın Avrupa Kupa performanslarıda iç açıcı değil ama bu yüzden Sivasspor-Anderlecht maçını ölçü almak haksızlık olur çünkü Sivasspor ilk defa böyle büyük organizasyona katılıyor ve Futbol üç neticeli oyun kazanmakta var kaybetmekte,berabere kalmakta ama yayıncı kuruluş bunları bahane ederek kendini ak sütten çıkmış kaşık gibi işin içinden sıyıramaz,önce kendi performansınıza bakmalaısınız siz nasıl hizmet sunuyorsunuz?Avrupada yaşayan DT abonesi olarak size durumu kendi açımdan anlatayım bakalım nasılmış.

Ayda spor paketine 25 avro ödüyorum,ligtv ile beraber diğer ulusal kanallarda var.Türkiye Liginin 4 canlı maçına ve diğer maçların özet görüntülerine ligtv'den bakıyorum,ispanya NTV'den,Fransa geçen sene Kanal A'daydı,italya ligi NTV Spor kanalı gösteriyordu ama bu sene kimin vereceği belli değil.Şampiyonlar Ligine bakamıyorum çünkü Uluslararası anlaşma gereği yurt dışı abonelerine StarTV ŞL yüzünden kapatıldı.Eski adı UEFA yeni ismi Euro League'i geçtim o iğrenç kanalın adını bile anmak istemiyorum,son attıkları kazığın hesapını öbür dünyada nasıl verecekler allah bilir.

Gelelim yayın içeriğine ve kalitesine,tek kelimeyle "BERBAT !!!".Hadi Türkiyedeki statların durumu düzgün yayın yapmaya el verişli değil,peki neden durmadan reklamla bizleri bombalıyorsunuz? Şifreli kanalların özelliği maçları ve filmleri reklamsız seyretirmek değilmi? Doğru ya,orası Türkiye nasılda hemen unutum.Reklamları geçtik,maçaları anlatan spikerler evlere şenlik.Melih Şendil isimli şahış gol olduğunda ağlıyormu,gülüyormu,seviniyormu belli değil onun yüzünden bu gidişle alkolik olucam.Avrupalı golleri en kral pozisyonundan tekrarlar sizinkiler golleri kaçırır çünkü o sırada hakemin çıkarırdığı kartları defalarca yavaşlatılmış şekilde göstermekle meşguller,rezaletin son perdesi komedi.Yapılan bayat yorumlar da cabası,provakatif,düşmanca,insanları futboldan soğutan,futbolcuları hedef tahtası haline getiren konuşmalardan gına geldi.

Şimdi gözlerimizi Avrupaya çevirelim onlar bu işi nasıl yapıyorlar.Almanyada yaşadığım için buradan örnek veriyorum.Bundesliga yayın hakları bu sezon premiere kanalını satın alan SKY TV'de.Alman 1.ve 2. ligininle beraber Almanya Kupa maçları,Şampiyonlar Ligi ve Euro League maçlarının tümü,İngiltere ve İspanya +Golf+F1,+US Sports(NBA,NASCAR,Wresttling,NHL,NFL)+Almaya Buz Hokey Ligi+Tenis+Hendbol+bu sene pakete yeni ekledikleri 25 Ulusal Kanal.Tüm paketin aylık fiyatı 32,90 avro HD isteyen ayda 10 avro ekstradan ödüyor yanında kutusu bedava,Full Paket+HD 69,90 avro.Yayınların içeriği ve kalitesini anlatmakla tarif edilemez güzelikte.Almanya ligi maçlarının hepsi yayınlanıyor,ister dönüşümlü konferans şeklinde yada tek tek canlı seyrteme fırsatımız var.Şampiyonlar ligi maçları keza aynı biçimde yayınlanıyor üstelik orjinal seste anlatım seçme imkanı var ve en önemlisi maç yayınları sırasında bir saniye reklam yok! Sade maç öncesi ana sponsorun clipi giriyor onun dışında devre arası 8 dakika maç sonu yeniden ana sponsor gösteriliyor hepsi bu kadar.Saha içi röportajları,bu sene yeni uygulanan soyunma odası içinden görüntüler,maç öncesi ve sonrası takımların tanıtımı,spikerlerin çoşkulu maç anlatımları,anında yapılan spontane hakem yorumları Ki Hakemin otoritesini zedelemeden,hata yapsa bile Hakemin son verdiği kararın geçici olduğunu vurgulayarak maç içinde yapılan yorumları ve sade tribünlerde güzel bayanlara odaklanmayıp Taraftarlarıda ön plana çıkaran ve...ve..ve..etc.etc..etc.. o kadar olumlu şeyler varki saymakla bitmez,gerçekten verdiğiniz paraya değer.Alman yayıncı kuruluşu işine gelmediği zaman Bayernin Barçaya dört yediğini kimsenin gözünün içine sokmuyor.Sivasspor bugün 5 yer yarın 5 atar bunlar bahane olamaz,önce kendi işini iyi yapmalısın sonra başkasına laf atarsın,hele dün Ankaragücü Başkanına sarf edilen sözler bence çok onur kırıcı ve sportmeliğe yakışmayan çirkin açıklamalar.

Ligin bitimiine üç hafta kala 7 maç aynı anda yayınlayıp kendinizi göklere çıkarıyorken ne oldu da ligin ilk maçlarında hemen burun kıvırdınız? Galatasaray ilk maçına G.Antepe karşı bu yaz sıcağında saat 19:30 çıkacak,neden 21:00'de FB maçıyla aynı anda ayrı kanalllardan gösteremiyorsunuz? İki sene önce Meduna olayı hala akıllardan silinmedi.Dua edelim inşallah kimsenin sağlığına bir şey olmaz.Aksi taktirde kendinize uzayın ender köşelerinden iltica etmek için bir gezegen seçmek zorunda kalırsınız !

Erdal Güngör
Weiterlesen

Halil Emmi

3. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Benim bir emmim vardı Babaeskili Halil emmi. Çokta iyi bir Galatasaraylıydı.

 Sade futbola değil, hangi spor dalı olursa olsun büyük zevkle takip ederdi.

 Galatasaray denildiğinde akan sular dururdu yine de yurt dışına çıkan tüm Türk takımlarını canı gönülden destekler ayırmazdı, o yıllarda öyleydi.

 Neyse gelelim hikayemize, birebir yaşadığım gerçek olay.



Bir kış akşamıydı, yıl 1994 günlerden çarşamba. Akşam üstü kapımız çalındı, karşımda Halil emmiyi görünce biraz şaşırdım. 

 

ben: "Hayrola Halil emmi ne iş?"



Halil emmi: "Hadi hazırlan gidiyoruz"



ben: "nereye gidiyoruz emmi bu saatte?"



Halil emmi:  "Borcumuzu ödemeye gidiyoruz"



ben: "ne borcu emmi? benim kimseye borcum yok"



Halil emmi: "var evlat var, vefa borcumuz var sade senin değil dünyada yaşayan tüm Türklerin."



ben: kime bu borcumuz emmi?"



Halil emmi: "Mustafa Denizli’ye borcumuz var. Bizlere yaşattığı o büyük zaferleri nasıl unutursun. Neuchatel, Monaco, Ostrava. Eğer biz şu gavur ellerde başımız dik geziyorsak birazda ona borçluyuz, şimdi borcumuzu ödeme zamanı geldi. Bu akşam Darmstadt 98-A.Aachen maçı var oraya gideceğiz, hadi fazla oyalanma giy üstünü gidiyoruz."



Ne diyeceğimi şaşırmıştım, kötü bir şaka olmalıydı fakat Halil emmi ciddiydi.

 Ceketimi giydim, atladık Halil emminin 1976 model Opel kadeti'ne Darmstadta doğru yol aldık.



Tüm yol boyu beynimi kemiren sorunun cevapini arıyordum. Bu nasıl bir tutkuydu, hadi bir Türk takımı gelir onu desteklemeye gideriz, en azından ortada iki takım olur ve bizde bir tarafı tutarız, bu gayet normal. Ama tek kişiyi destelemek ve onunda Teknik Direktör olması bana mantıksız geliyordu. Mustafa Denizli kalkıp kendisi oynayacak hali yoktu ya.



Darmstadta vardığımızda ikinci şoku yaşadım, sade bu tutku Halil emmide değilmiş meğer 24.000(yirmi dört bin) kapasiteli Am Böllenfalltor stadyumunun yarısı Türk futbol severlerle doluydu.



Aachen maçı 1:0 kaybetti bende hayatımın dersini aldım.

Destek, tutku, karşılıksız sevgi meğerse bu olmalıydı.

Halil emmi 2003 yılında yakalandığı kanser hastalığına yenik düştü, henüz 65 yaşındaydı.

Nur içinde yat Babaeskili Halil Ordu emmim.......


Weiterlesen

Teslim olmak YOK !!!

2. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

HNK Rijeka - FC Metalist Kharkiv maçında yapılan müthiş Pankart çalışması



                                    MİLLİONS ARE SPENT FOR PAİR OF FEET

                      FOOTBALL BECAME THE WALL STREET

      WE ARE ULTRAS THE LAST SPİRİT OF FALLEN FOOTBALL !



KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !


Weiterlesen

Duran Toplar

1. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör


Son günlerde yine tartışma konusu oldu duran toplarda adam markajımı yapılsın yoksa alan markajımı.Bence ikiside uygulanmalı,ceza sahası içi sade defans oyuncuları tarafından savunulur diye bir kayide yok,savunma tüm takımla beraber yapılır.Antremanlarda çalışılan bir örneği,5 kişiden oluşan 2 takım 7 tane kale kurulur.Takımın biri 5 kaleyi korur diğer beşi 2 kaleyi korumakla görevlidir,amaç konsatrasyonu yükseltip bir yandan savunma yapmak diğer taraftan rakipi hata yapmasına zorlayıp boşluğundan yararlanmak.Büyük Futbol ustalarına soruyorum,şu durumda hangi takım daha avantajlı,5 kaleyi koruyanmı yoksa 2 kaleyi koruyanmı

Duran topların önemini ilk keşfedenler Almanlar olmuş.Sepp Herberger 1930 yılında diploma sınav yazısında konu olarak duran topların önemine dikkat çekmiş "Freisperren" adını verdiği bu taktikte oyuncuların bir kısmı rakipi adam markajına alarak kendi forvet oyuncularına boş alan yaratmasını sağlıyor.Benzerini American Football'da görebiliriz,quarterback ileriye koşan hücüm oyuncusuna rahat top atması için göbekte adam adam müthiş savunma savaşı yaşanır aynı anda hücamda olan oyuncunun topu kolayca alıp hedefe götürmesi içinde diğer savunma oyuncuları ona yol açma gayretiyle rakiple boğuşurlar.Futbolda bunu birebir uygulamak kurallar açısından imkansız ama yinede bazı uygulamaları görmek mümkün Sepp Herberger örneğinde olduğu gibi.Kornerler ve kenardan kullanılan serbest vuruşlarda yapılan savunma çok önemli,bir anlık dikkatsizlik gol tehlikesi yaratabilir.Bu hataları azaltmak için Herbergin örneğini sade hücumda değil savunma yaparkende uygulamak mümkün.Örnek olarak Anderlecht-Sivasspor maçını ele alalım,ilk golde 4 belçikalı oyuncu sivas ceza sahasındaydı 8 sivassporlu savunmada.Petkoviçin zamanlama hatası gole sepeb oldu.Eğer 8 sivassporlu 4 belçikalıyı adam markajına alarak ve sade onlarla ilgilenp diğer dördü topa konstantre olsaydı kalecinin hatasına rağmen gol yemeyeceklerdi.Bu pozisyonda American Football'da uygulan oyuna dikkat edelim,ne demiştik quarterback rahat top kullanması için göbekte adam adama verilen savaş.Defansda dört oyuncuyu adam markajına alanlar tamamen topla bağlnatılarını kesip sırf bu dört kişiyle ilgilenecek onlara rahat hareket alanı vermeyecekler,böylece diğer topla meşgul olan dörtlüye ve kaleciye rahat savunma alanı yaratacaklar.

Diğelim rakip 8-10 oyuncuyla kale önüne geldiğinde ne yapılmalı? Bu sefer Jose Mourinho'nun Porto'yu çalıştırdığı dönem başarıyla uyguladığı 3 oyuncuyu ileriye çıkartığı taktik devreye giriyor,benzerini Ersun Yanal Gençlerbirliğinde uygulatıyordu.Buna uzmanlar "Flucht nach vorne" diyorlar Türkçe ön kapıdan firar etme anlamına geliyor.Farz edelim 8-10 kişi duran topta kale önüne geldi,üç kişi ilerde boşa çıkınca hangi hoca buna müsade eder? Hocadan önce tribünlerde isyan kopar,inatla israr edildiğinde oyun rus ruletine döner.Başka bir yöntemi SC Freiburg Kulüpünün efsane Hocası Volker Finke uygulatırdı.Rakipin kullandığı kornerlerde savunmayı kale çizgisine yığar ne zaman top oyuna sokulduğu vakit ileri koşarak savunma yaptırtıdı.Hangi yöntem dahi iyi tartışılır önemli olan oyuncuların benimsemesi,ezberlemesi ve uygulaması.Duran toplarda yapılan savunma kadar pozisyondan doğacak fırsatları kendi lehine çevirmekte önem taşıyor.Oyuncu saha içinde sade bir değil bir çok şeye konstantre olmalı,bir sonra oluşacak pozisyonu o anda kafasında kurmalı,oyuna iyi konstantre olmak ortaya doğru reaksyonu çıkarır.

Günümüzde duran topların önemi bir hayli arttı oyunun parçası haline geldi.Atılan gollerin üçte biri duran toplardan oluyor.Biz futbol severlere uzaktan baktığımızda bu tür gollere tesadüf veya şans eseri diyoruz,gerçek öyle değil.Nasıl bir dans gösterisi öncesi koreografi provaları yapılıyorsa aynısı duran toplarda çalışılıyor.Örneğin korner kullanmanın çok variyasyonları var,1924 yılında FİFA'nın yürülüğe koyduğu yeni kuralda kornerleri direk kaleye kullanmayı müsade etmşti.İlerki zamanda bu kuralı avantaja çeviren oyuncular oldu örneğin Rivelino,Mustafa Denizli,Maradona ve Mario Basler gibi.Ön direk,arka direk,kale içine,kaleden uzak,kısa etc..Heynckes bu konuda doğru bir şey söylemiş "Atılan her korner kaleciyi çıkıp çıkmama arasında bırakıp terdütte sokmalı".Günümüzde her takımın duran top uzmanları var,bir zamanlar Bayern Münihte oynayan Deisler,onun korner atışlarını uzmanlar Ziconun serbest vuruşlarına benzetirlerdi.


Kornerlerde yapılan savunmalarda dikkate alınan diğer nokta "kale direkleri".Ön ve arka direklere adam koymak yada koymamak tartışmasının iki boyutunu değerlendirmek lazım.İlki yukarıda da verdiğim Mourinho örneğinin içinde.Mourinho kornerlerde direkleri boş bıraktırır "Antizipation'a" önem verirdi yani oyuncularından ön tahmin yapmalarını isterdi.Şimdi bu durum işi şansa bırkmak gibi gözüksede aslında öyle değil,samimi söyleyim bunların hepsi çalışılıyor.Şöyle örnek vereyim,takım savunmasında malum forvet ve orta saha oyuncuları kale içinde bulunuyorlar.Savunma yapan forvet yada orta saha oyuncu kendisi aynı pozisyonda neler yapardı,nereye koşardı tezinden yola çıkarak bir ön tahminde bulunmaları ve rakipi engellemelerini istiyor hocaları.Bu teoriye karşı Hoffenheim Teknik Direktörü Ralf Rangnick başka bir tezle karşımıza çıkıyor.Rangnick kornerlerde direkleri tutup rakipin defansta boş bırkmayı avantaj olarak görüyor.Bunun neresinde avantaj var diye soracak olursanız,Rangnick bahsi geçen boş oyuncuların duran toplarda pozisyonun getirdiği rahatlıktan dolayı zihinsel bir boşluğun içine düştüğünü vurguluyor,sizin anlıyacağınız o an bu oyuncular maçı seyrediyor ve aynı zamanda dinleniyorlar tabi bu süre içinde beyinleride dinlenme moduna giriyor.Bu esnada duran topu iyi savunup kendi lehine kontra atağa çeviren takım boşta kalan bu oyuncuların zaaflarından faydalanabiliyor.

Bu teoride doğru,çünkü oyuncu kendini toparlayana kadar geçen zaman içerisinde hata yapmaması mümkün değil en basiti telaşa kapılıyorlar.Şu tarif etmeye çalıştıklarımın hepsi saniyeler içinde olup biten olay ama saniyelerin ne kadar uzun olduğunu Euro2008'de Hırvatlara karşı yaptığımız çeyrek final maçında ortaya çıktı,119.dakikada hırvatlar öne geçti işte o an maç onlar için bitmişti çünkü süre çok az kalmıştı,bizim gol atacağımıza inanmıyordular,işte futbolcunun boşluğa düştü an budur.Semih bu boşluğu iyi değerlendirdi beraberlik golünü attı ve hırvatlar o vakit maçı kaybettiler,sonra penaltı atışlarında gördüğümüz gibi bir dahada kendilerini toparlayamadılar.

Futbol acayip oyun,ne kadar Futbol Severler kolay desede,oyuncu için bir o kadar zor gözüküyor.Sahada canlı yaşananları kağıt üzerinde çarpım tablosuna benzer taktikler çizerek anlatmak yada sanal ortamda gerçeği gibi yansıtılması mümkün değil.Zaten şimdiye kadar ne bunu yapacak yapay zeka oluşturuldu,nede böyle bir yapay zekayı hesaplayacak süper bilgisayarlar icaad edildi.Şayet bir gün gerçekleşirse,işte o zaman John Connor'i çağırma vakti gelmiştir......

Erdal Güngör
Weiterlesen
<< < 1 2 3 4 5