Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Olmadı !

21. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Dün gece dört takımımız eski adıyla UEFA Kupasının statüsü değiştikten sonra yeni adı UEFA-EUROPA LEAGUE'e katılmak için play-off maçları oynadılar.Galatasaray ve Fenerbahçe beklentierimizi boşa çıkarmadı,Ki bu iki takımımız kupanın favorileri arasında gösteriliyor.Diğer iki takımımız Trabzonspor ve Sivasspor bizleri hayal kırıklığına uğrattı,doğru söyleyelim Sivassporun tur atlayacağına sade futbol severler değil kendileride inanmıyordu.

Trabzonsporun rakipi Toulouse geçtiğimiz sezon Fransa ligini 4.bitirmiş,iyi ekip ama kesinlikle Trabzondan güçlü olamaz.Maça bakamadım,malum Avrupada "O" kanalı seyretmek biraz zor ancak kaçak yollardan kutuyu buralara getireceksiniz başka imkanı yok.Ama benim dikkat çekmek istediğim konu bu değil,ben eskiden Avrupa Kupalarında fırtına gibi esen Trabzonsporu özledim.Hani O.Lyonu Fransada hezimete uğratan 2:0 yenik duruma düşmesine rağmen deplasmanda 3:4 kazanıp Trabzonda 5 çekerek şov yapan Trabzonu özledim.Barcelona'yı kendi sahasında devirip,Aston Villa'yı kupadan eleyen Trabzonu özledim.Bir zamanlar Trabzon sade yurt içi değil yabancı rakiplerinin de korkulu rüyasıydı.Trabzona gelen takımlar maça kafadan 1-2:0 mağlup başlıyorlardı,peki ne değişti? Modern Futbol diye bir şeyin olmadığının kanıtıdır Trabzonspor çünkü 15 sene önceki takımınları dünkü maça çıksaydı Toulous'su kamyon çarpmışa benzetirlerdi,bir kulüp futbolda ancak bu kadar gerileyebilir.Ki 15 sene önce Trabzonsporun imkanları belki şimdi olduğu kadar geniş değildi.

Sivasspor bu sezon futbol severlerin beklentilerini boşa çıkardı.İki sezon istikrarlı performans ortaya koyan Sivasspor bu sezon,artık ismini siz koyun,yanlış plan,proje,konsptlerin kurbanı oldu.Geçtiğimiz sezon Şampiyonluğu kaçırmış ligi ikinci tamamlayarak ŞL'ne katılma imkanı doğan Sivasspor,ne hikmetse istikrarını Avrupada da sürdürmesi beklenirken saat gibi işleyen kadroyu dağıtıp yeni yapılanma içine girdiler.Bir ara Arsen Wenger'e sallayan Bülent Uygun Anderlecht mağlubiyetinden sonra söyledikleri ilginç,"Oyuncularım da mental boşalma var,iki sezon başa oynuyoruz birazda doyumluluk takımı rehavet içine düşürdü".Arsen Wengerin Arsenal'ı dört sezondur şampiyon olamıyor ama her sezon olduğu gibi takım ilk sıraları zorluyor ve avrupa kupalarında en uçlara gelmeyi başarıyorlar.Büyük takım olmak için sade büyük düşünmek yetmiyor,büyük Teknik Direktör olmak içinde aynısı geçerli.Ben şunu anlamıyorum,Sivasspor uzun süre ligi zirvede götürdü ama yinede içlerinden "bizi Şampiyon yapmazlar" hisslerini atamadılar.Madem öyle puan çetveline hiç bakmadılarmı? Şayet iyi baksalardı bu sezon büyük ihtimalle Avrupa Kupalarına katılacaklarını göreceklerdi,işte büyük takımların farkı burada ortaya çıkıyor.Onlar planlarını ona göre yapıyorlar,şampiyomlar ligi ön eleme oynayacaksın elinde as oyuncularına yol veriyorsun sonra yep yeni takım kurup geçmişte olduğu gibi istikrarı yakalamaya çalışıyorsun,ne doğru düzgün alt yapın var üstelik maddi imkanlarında kıstlı.Sen bir kere geçen sezon zaten yeni takım kurmuştun,önce bunun meyvesini henüz yememişken bir ısırımlık alıp kenara attın.Bu sezon Transferlere harcadıkları paraları as oyuncularını tutmak için verselerdi,bir kaç genç yetenekler ile kadrolarını genişletselerdi büyük ihtimalle Anderlecht'i eleyip hadi Shaktara elendiklerini kabul edelim,şimdi Euroleague'de olacaklardı,Ki Shaktar'da elenmeyecek takım değildi.Sivassprun yapacağı iki şey var.Birincisi bu sezon lige yeni çıkmış takım gibi önce konumlarını sabitleştirmeleri lazım bir başka adıyla hedef küçültecekler.İkincisi petkoviç isimli mahlukun biletini kesip geldiği ülkeden daha öteye postalamak,aksi takdirde tepe taklak Bank Asya'ya giderler.


Erdal Güngör
Weiterlesen

Sıcak Temas !

18. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Olay Almanyanın Rhynern şehirinde yaşanıyor.Ryhnern-RW Ahlen II 3. lig maçı,bir avuç Ahlen'li arma sevdalısı ikinci takımlarınla beraber deplase oluyorlar.Maç başlıyor sevinç gösterisinde bulunan Ahlen'li Ultra'lar bir meşale yakıyor ve bir tane maytap patlatıyorlar.Meşale söner sönmez tribüne özel güvenlik güçleri geliyor,Ahlen'lileri sert uyarıyorlar,birazda nasihat olay böylece kapanıyor.Meşale ve maytap yüzünden maç kesintiye uğramıyor her şey yolunda derken maçın son dakikalarına doğru Polisler tribünü basıyor 20 Ahlen'li taraftarı yaka paça stadın dışına alıyorlar.




Neye uğradığını şaşıran Taraftarlar,polisin sert tutumuna karşı hiç bir direniş göstermiyorlar.Bu durum polis amcaları baya rahatsız etmiş olacak başlıyorlar provokosyona.Ağıza alınmayacak hakaretler savuran polisler,taraftarların kimliklerini kontrol etmek için minibüsün önüne diz çöktürüyorlar.Elleri başlarına konması emrediliyor,karşı koyan kafasına jobu yiyor.Tam 45 dakika böyle beklitilen Ahlen'lilere işkencenin en kralı uygulanıyor.İçlerinden birisi dayanamayıp,dizlerinin ağrısından ayağa kalkıyor,senmisin ayağa kalkan.5 polis bu kişinin üzerine joblarını çekere çullanıyorlar.Arkadaşlarına yardıma koşanlar Biber Gazına boğuluyor.Yukarıda koyduğum resimde gördüğünüz polislerin taktıkları eldivenler özel.Bu eldivenler yakın dövüşler için üretilmiş içi cam tozu kaplı,yumrukların tesirlerini arttıyor,bir tane yedinizmi nirwana'ya gidip geliyorsunuz.



Bu olanların hepsi Avrupanın sözde en medeni Ülkeleri Almanyada yaşanıyor ama Türkiyede de benzerini görüyoruz,İtalya da,Fransa da,Yunanistan da.Prosüdürler farklı değil hatta daha sert,sonra bu Taraftarlara karşı kanunlar çıkarılıyor,tehlikeli olarak fişleniyorlar,tek suçları Aşklarını hudutlara sığdıramadıkları.Sade bir meşale ve maytap yüzünden bunlar yapılırmı? Zaten konvansyönel olarak devlet güçlerinin üstünlükleri ortada.Taraftarın iki eli,belindeki kemeri birde Allahından başka nesi var?. Kendini savunduğun zaman suçlusun...lanet olsun böyle düzen.



Erdal Güngör









Weiterlesen

Yakın Takip

18. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör


İtalya içişleri Bakanlığı ULTRA gruplarını yakın takipe aldı.450 oluşumun Analizini yapması için bakanlık tarafından görevlendiren özel şirket geçtiğimiz günlerde en tehlikeli oluşumların listesini yayınladı.Oluşumların 234'dü Siyasi ağırlıklı oldukları tespit edildi,61 grup aşırı sağ,28 grup aşırı sol örgütler ile yakın bağlantıları var.

Basında yayımlanan listede ilk sırayı alan Şiddet ağılıklı ve Tehlikeli olarak fişlenen gruplar şöyle oluşuyor;

Bisl (Basta infami solo lame)-AS Roma

Tradizione e distinzione’ della Roma-AS Roma

Mastiff-SSC Napoli

Banda noantri-SS Lazio

Brigate autonome livornesi-AS Livorno

Korps-AC Fiorentina

Drunks-Calcio Catania

Bu sezon italyada Şiddete karşı önlemleri sıklaştıran içişleri Bakanlığı,Deplasman Taraftar Kartı uygulamasını yürülüğe sokarak ciddiyetini ortaya koydu.Yeni sezon başlamadan önce ilk deplasman yasakları da yağdı.Böylece Roma'lılar Cenova'ya gidemeyecek,Bergamolular'a Olimpiko kapıları kapalı kalıyor.



Erdal Güngör


Weiterlesen

Seven Pounds(Yedi Yaşam)

18. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör




Sevdiğimiz kişi için ne tür fedakarlıklar yapmaya hazırız?

Mesela yaşamasına devam etmesi için intihar edip Kalbimizi bağışlarmıyız?

Hiç tanımadığınız insana bilerek hakaret edip onun dürüstlüğünü ölçtünüzmü,üstelik bu kişi görme engelli olduğunu bildiğiniz halde? Çok onur kırıcı fakat bu yaptıklarınızla emin olmak istiyorsunuz,çünkü o insana bir gün öldüğünüzde gözlerinizi bağışlayacaksınız.

Peki neden?

Seyredin göreceksiniz,her ihtimale karşı yanınızda bir paket selpak bulunsun...Hayır,havalar sıcak o yüzden.

Erdal Güngör
Weiterlesen

Deplasman Taraftar Kartına HAYIR !!!

17. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Geçtiğimiz sezon ortasında gündeme gelen Deplasman Taraftar Kartı 1 Ocak 2010 yılından itibaren İtalya da resmen yürürlüğe giriyor.Artık o günden itibaren her deplasmana giden Taraftarın önce kulübünden 7 avro karşılığı bir Deplasman Taraftar Kartı çıkarması lazım.Bu kartı almak öyle sanıldığı gibi kolay değil.Karta müracaat eden şahışların hepsinin sicilleri temiz olması şart koşuluyor,hangimizin bu yönde sicili temiz? Maçlara giden taraftarlar zaten kafadan potansyel suçlu olarak fişleniyorlar,bu kartı çıkartarak işlerini daha sağlama alacaklar.Kart için gereken başta kimlik,açık adres,telefon numarası,kan grubu,vergi numarası,çalışanlar iş yerlerinden,talebeler okullarından belge getirmeleri şart,sanki askerlik yoklamasına gidiyoruz ne kadar saçma.

İtalya içişleri Bakanı Roberto Maroni yaptığı açıklamada uygulamayı savunuyor.Statdlarda olay çıkaranları ve önce suç işlemiş şahıslları bu yöntemle çabuk tespit ederek güvenliği üst seviyeye çıkararacaklarını söylüyor sayın Bakan.ULTRA grupları kanunun yürülüğe girmesini protesto etmek için 5 eylülde eylem yapmaya hazırlanıyorlar.Bu gün Türk medyasın da bulunan bazı kişiler bu eylemi solcu grupların düzenleyeceğini söylediler kesinlikle hiç bir siyasi grubun böyle bir eylemi organize etmeyeceğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim,renk ayırmadan tüm Tribünler eyleme destek verecekler,Türkiyede olduğu gibi kimse kaderine küsüp boyun bükmeyecek.Eğer olayın tek siyasi yanı varsa oda italya içişleri bakanlığının kanunu yürülüğe koyması.Onun dışında her Taraftarın bu saçma uygulamaya tepki vereceğini,illaki bir siyasi görüşe sahip olmasına gerek olmadığını bilmemiz lazım.Yersiz açıklamalar yaparak ortalığı bulandırmanı,davaya pislik atmanın medyanın işine düşmez ama malum boktan işlerin ustalarıdır kendileri.


DEPLASMAN TARAFTAR KARTINA HAYIR !!!

KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !!!



Erdal Güngör
Weiterlesen

17 Ağustos 1999 !

17. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

                                                                            ORADA BİRİSİ VARMI ?






Weiterlesen

BUNDESLİGA #2

16. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör


Bu hafta Bundesliga da süpriz olmadı,hayret skor yönünden istikrasız demiştik geçenlerde,haksız çıktık

 

 

 

Dediğim gibi bu hafta pek fazla süpriz yok.Bayer Leverkusen Hoffenheim'ı bir golle geçti daha fazla olabilirdi.İlginç Hoffenheim Bayern Münihe karşı ortaya koyduğu futboldan eser yok,çok tutuktular tüm maç boyu tek yüzde yüzlük gol pozisyonu üretebildiler vasatın altında kaldılar.Leverkusen müthiş maç çıkardı skor daha fazla olabilirdi,eğer Renato böyle devam ederse bu sezon Kaka ayarında Bundesliga dan süper yıldız çıkabilir.Bayern Münih yine Bremene tosluyordu ucuz kurtardı.90 dakika boyu üstün oynadıkları rakiplerine karşı neredeyse kaybediyorlardı.Geçtiğimiz hafta kadroda ilk 11'de başlayan Baumjohann'ın yerini Sousa almış,ben fark göremedim.Ne zaman 65. dakikda Ribery oyuna girdi Bayern canlandı.Oliç maçın kahramanı olabilirdi,Gomez eşitliği sağladı.Bremen de tek göze batan Mesut Özil takımı ilk yarı öne geçirmişti.Haftanın en çekici maçı Commerzbank Arenada oynandı,Frankfurt geçen hafta yaptığı çıkışı skor olarak sürdüremesede,Skibbe yönetiminde küllerinden doğmuşlar maçın 2 yıldızından biri Caio frankfurtu öne geçirsede Nürnberg 90 dakika direndi ve kazanabilirdide fırsatlarını cömertce harcadılar.Aynısı Frankfurt için geçerli,maçın diğer Yıldızı Nünberg'li Gündoğan,bu ismi bir kenara not edin ileride sık duyacaksınız,kumaşı Baştürk den iyi diyor Alman uzmanlar.Hannover-Mainz,nasıl anlatsam senkron yüzme daha heycanlıdır sanırım hem estetik ve göze hoş gelen figürleri..neyse maçın skoru süpriz değil.Sanmayın Mainz ikinci ligden çıktı yeni takım filan bunlar hikaye.Bundesliga da kallma savaşı verecek iki takım karşılaştı,Mainz Bance ile öne geçti fazla sürmedi penaltıdan Hannover eşitliği sağladı,bu kadar.Yinede müsabakayı seyretmeye gelen yaklaşık 50.000 arma sevdalılarını sabırlarından dolayı kutlamak lazım.Haftanın iki gollü maçlarından biri Hamburg da oynandı tam 5 gol var.Geçtiğimiz hafta Köln'e karşı ense yapan Weidenfelder 11 dakika içinde feleğini şaşırdı,hele yediği ilk gollü uzun zaman unutamayacaktır,petkoviçten selamlar.Hamburg bu sezon kendi sahasında bence kolayca maç kaybetmez,ilk yarım saat de rakiplerine nefes aldırmadılar,ikinci yarıda farklı değildi.Önceki maçlara göre önemli gelişmeler gözüküyor geriye bu performanslarını deplasman maçlarında sürdürmeleri kalıyor,şimdilik biraz zor.Bir diğer bol gollü maç Baden-Würtenberg eyalet derbisinde çıktı,Stuttgart rakipi Freiburg'u iyi kontrol etti skor 4'den fazla olabilirdi,yalnız ikinci devre sanırım sıcağın etkisinden olacak Stuttgart defansı tatil girmiş görüntüsü verdi.Freiburg'un şans meleği olsa 3:2'den sonra maçı çevirebilirdiler ama sonunda boyun eğmek zorunda kaldılar.Köln prensi Podolski kendi Taraftarı önünde ilk maçına çıktı,masal gibi gece olabilirdi.İlk yarı müthiş tempoyla Şampiyonu baskı altına alan Köln,Maniche,Ehret ve Podolski ile rakip kalede gol aradı.İkinci yarı tempoyu öne geçene kadar tutabildiler ama Wolfsburg ne kadar ilk devre tutuk gözüksede ikinci yarı maçı çevirmesini bildi,bence bu sezon yine Şampiyonluğun en büyük adayı.Dzeko,Misimoviç,Graffite ile çok klas kadroları var,bu üçlünün yanına alınan Obafemi Martins dondurmanın üzerindeki kaymak gibi olmuş.Mondragon rakip forvetlerden önce kendi defans oyuncularına karşı büyük önlem almalı,bu hafta onu Wome avladı.Podolski beraberlik golünden sonra maçı çevirecek iki yüzdeyüzlük pozisyonu kaçırdı,dedim ya masal gibi gece olabilirdi.

Pazar maçlarının ilki geçen hafta birinci devre bochumu kendi sahasında sürklase eden M'Galdbach ve hala mücize peşinde olan Başkent ekipi Hertha Berlin arasında oynandı.Gladbach da geçtiğimiz hafta dan eser yok.Kontrollü oynadılar kazanmasını bildiler,iki topları direkten dödü ama Berlinden üstün oynadı diyemeyiz ve ileriki haftalarda karşılaşacakları rakiplerine bu oyunlarıyla fazla direnemezler,fakat iyi takımları var.Baumjohann ve Markus Marin'in yerlerini Matmour,Bobadilla ve Colautti ile iyi doldurmuşlar.36'lık Neuville yıllanmış şarap gibi,ikinci golde yine klasını konuşturdu.Berlin bu gidişle mucize yaşayabilir,iki maç daha kaybetsinler küme düşme potasına girerler.Haksızlık etmeyelim,iyi oynadılar zaman zaman Gladbach dan üstündüler ama gol yollarında Kacar yalnız kalıyor,Voronin'in eksikliği ortada ama onunda Liverpool dan geri dönme niyeti yok zaten Rafa da bırakmayacağını önceden açıklamıştı,böylece sade mucizelere kalıyor işleri.Schalke-Bochum........ne yazayım? Küçük maden derbisinde mesayi 3:0 başarıyla tamamlandı,hadi paydos eve gidiyoruz.Hafta ortası ULTRAS GE çağrı yaptı,gelin eski günleri yeniden canladıralım stadı çoşturalım.Schalke Arenayı dolduran 62.000 kuru kalabalık gibi bizde kenetkendik ekrana.Dışarıda 32 derece Antalya havası var.Sanırım ancak bizler gibi damardan futbol manyakları bu eziyete 90 dakika tahammül eder.Dervreye Schalke 1:0 önde girdi,bende duşa yoksa dayanılacak gibi değil.Mesayinin ikinci bölümünde 2 gol var,birde eski PSV günlerini andıran Farfan.Maçın yıldızıydı,performansını golle süsledi,magath memnun.Bochum'un hali hüsran,geçtiğimiz hafta ikinci yarıda ortaya koydukları performanslarından kilometrelerce uzaktalar.Dabrowski,Epalle ve Azaouagh gibi iyi oyuncuları var ama şu kadroları 2.lig için bile yetersiz,dibe vurdular kolayda çıkamazlar.Buyrun toplu sonuçlar;


Bayer Leverkusen-Hoffenheim 1:0

Bayern Münih-Werder Bremen 1:1

Eintracht Frankfurt-1.FC Nürnberg 1:1

Hannover 96-Mainz 05 1:1

VFB Stuttgart-SC Freiburg 4:2

Hamburger SV-Borussia Dortmund 4:1

1.FC Köln-VFL Wolfsburg 1:3

Borussia Mönchengladbach-Hertha BSC Berlin 2:1

Schalke 04-VFL Bochum 3:0


Haftanın Programı;

 

21.08.2009 1899 Hoffenheim - FC Schalke 04

22.08.2009 Borussia Dortmund - VfB Stuttgart

22.08.2009 1. FC Köln - Eintracht Frankfurt

22.08.2009 SC Freiburg - Bayer Leverkusen

22.08.2009 1. FSV Mainz 05 - Bayern München

22.08.2009 1. FC Nürnberg - Hannover 96

23.08.2009 VfL Bochum - Hertha BSC

23.08.2009 VfL Wolfsburg - Hamburger SV

23.08.2009 Werder Bremen - Borussia M'gladbach

 

Erdal Güngör

Weiterlesen

Rotasyon vs. Anti Futbol

15. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

İlk önce şunu sorgulamaluyız,Denizlispor bugün sahaya wrestling yapmayamı çıktı yoksa futbol oynamayamı? Ben fark göremedim,bir Ülkenin en yüksek Profesyonel liginde futbol kültüründen uzak böyle bir takım olamaz.Bugün premiere league'de Chelsea-Hull maçını seyretmişinizdir,Hull öne geçti,Chelsea beraberliği yakaldı ve sonunda kazandı ama maç boyu Hull City kesinlikle anti futbol sergilemedi hep oyun kuralları içinde kaldı tabiri caizse Delikanlı Futbol oynadılar.Birde Galatasaray-Denizlispor maçına bakıyoruz anşılması güç bir sertlikle sahada oyunu çirkinleştiren,anti futbol sergileyen Denizlispor görüyoruz.Denizlisporlu futbolcular girdikleri nizami ikili mücedelelerin hepsinden mağlup çıktılar,tek yaptıkları aşırı sertlikle Galatasaraylı oyuncuları yıldırmakdı ama bunu başaramadılar.Profesyonel futbolcuların saha içinde böyle acemice tavırlar sergilediği süre Anadolu Futbolu lig sıralamasında her zaman istatistik verilerden öteye gidemeyecek,sanki gazozuna halı saha maçına çıkmışlar.Maçın hakemi genelde iyi yönetim sergiledi ama Denizlisporlu oyuncuların oyunu tamamen bozmaya yönelik kasıtlı hareketlerinin çoğunu önleyemedi,bu Türk Hakemlerinin Futbol Kültürünün seviyesi düşük olduğundan kaynaklanıyor.

Gelelim maça,Galatasaray Teknik Direktörü rotasyon ağırlıklı takımı sahaya sürmesi bazı uzmanlarımız için süpriz oldu,hayretler içinde kaldılar.Bende onların bu şakınlıklarına hayret ettim,sanki Rotasyon yeni icaad edildi yada yasak bir şeymiş gibi yaklaşımları ile komik duruma düşüyorlar,en iyisi yorum yapmamak lazım.Galatasaray sezonu açtığı ilk günden beri kadro derinliğini geniş tutacağını açıkca ortaya koydu,bizler için süpriz olmadı ama herkes hala şaşkınlığını giderememiş.Oysa futboldan yakından ilgilenenler günümüzde oynanan çağdaş futbolun rotası bu yöne gittiğini çok iyi biliyorlar.Burada hedeflenen amaç değişik oyun sistemini tüm oyunculara ezberleterek bir sonra çıkılacak maçlarda değişik kadrolar sahaya sürüp rakipi şaşırtmak ve böylece oyun planını alt üst etmesini sağlamak.

Galatasaray ilk yarım saat de Denizlisporu sahada sürklase etti,kim ne derse desin ben böyle gördüm.Aşırı sertliğe,teknik ve üstün fizik mücadeleyle karşılık veren Galatasaray rakipini kendi sahasına hapis etti.Ama yinede klasikleşen o talihsiz gollerden birini yedik,kimseyi suçlamıyorum alıştık,kaleci çıkıp alabilirdi ama defansda kademe bozulunca Franco çaresiz kaldı.İlk devreyi berabere kapatmamız oyunu çevirmemiz açısından şans sayılır,eğer golsüz devreyi kapatsaydık ikinci yarı epey zorlanacaktık.Ardanın golüyle yine duran toplardan tehlikelerimiz sürdürüyoruz,gerisi için fazla yazmaya gerek yok.Skor olarak sonuç iyi daha fazla olabilirdi.Takım ilerisi için çok umut veriyor,haftaya hangi takım sahada olacağı şimdiden hepimizi heyecana saldı.Sade göze hoş gelen oyun değil müthiş mücadele ediyoruz bunlara hasret kalmışdık,teşekkür ederiz Frank,teşekkür ederiz Johann.

Tüm bu güzeliklerin yanında Tribünleri dolduran Galatasaray Taraftarları müthişdiler,hele mağlup duruma düşdükten sonra verdikleri yoğun destek takımı oyundan koparmadı,oyuncuları kamçıladı ve emeklerinin karşılığını aldılar....


Erdal Güngör
Weiterlesen

Hakem her zaman haklıdır

15. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Yıl 1968 Almanyanın Şampiyonu 1.FC Nürnberg yeni sezon hazırlıkları için Avusturya da kamp yapıyor.Kamp süresi içinde ülkenin büyük takımlarından Austria Wien ile Prater Stadında dostluk maçına çıkıyorlar.Sahada sergilenen oyun dostluktan öte düşmanlık havası içinde geçiyor,havada uçuşan tekmeler avusturyalı oyuncuların alman meslekdaşlarına karşı sert tutumu bir yana,maçı yöneten Avusturyalı Hakemin sertliklere göz yumması olayın cabası.Nürnbergli oyuncular Hakemin bu tavırlarından çok rahatsızlar,sertlik öyle bir hat safaya çıkıyor Ki,Nürnberg'in yıldız oyuncusu Georg Volkert bir ara viyenalı oyuncunun ayakabı tabanını yüzünde patlayınca sabırı taşıp hakemle ağız dalaşına giriyor.

Sert tartışmaların sonrasında Volkerte Hakem kırmızı kartını gösteriyor.Eyvah diyor Volkert işte şimdi hapı yuttuk,üç gün sonra Almanya-Brezilya dostluk maçı var ve bu kırmızı kart yüzünden Helmut Schön onu mutlaka milli takım kadrosundan çıkaracak,bir şeyler yapmalı.Hakemi kararından vaz geçimek için Nürnberg'in efsane hocası Max Merkel'in uğraşları bile boşa çıkıyor.Hakem Merkele "oyuncunuz iki dakika sonra sahayı terk etmezse maçı iptal edeceğim".Volkert sahayı terk etmiyor ve maç iptal oluyor.Tribünler maçın yarıda kalmasına öfkeli,nürnbergli oyuncular yoğun güvenlik altında sahayı terk ederek,sonra Prater statdının arka kapısından kaçırılıyorlar.

Viyena sokakları arası geçen macera dolu firar kampta sona eriyor.Max Merkel ayağının tozuyla hemen Alman Milli Takım Hocası Helmut Schön'ü telefonla arayıp durumu anlatıyor.Tamam diyor Schön,Georg kampa gelsin onu bekliyorum.Volkert ve Müller gece trenine atlayıp Viyenadan Stuttgart da bulunan Milli takım kampına gidiyorlar.Sabah 08:30'da Almanyaya geldiklerinde Schön onları karşılayıp kampa götürüyor.Luggi Mülleri dinlenmesi için odasına yollayan Schön,Volkert'i alıp offisine geçiyor."Alman milli formasını taşıyan oyuncu böyle terbiyesizlık yapmaya hakkı yok" sözlerinle başlyarak Volkert'i yarım saat fırçalıyor sonra milli takım kadrosundan çıkararak evine postalıyor.Georg Volkert'in milli takım kadrosunda çıkarılması bir yana Alman Futbol Federasyonu DFB tarafından 12 lig maçına ceza alıyor.


Biz bu hikayeden ne çıkardık? Hakem her zaman haklıdır lüzumsuz yere itiraz etmeye gerek yok...


Erdal Güngör
Weiterlesen

Bilimsel Futbol

14. August 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Son yıllarda sıkça duyuyoruz „Modern Futbol“ sahi Modern Futbol nasıl bir şey,gerçekten futbolun moderni antikası varmı?

 

Esas şuradan başlamalıyız Futbolu ilk kim oynadı? Bunun üzerine bir sürü tartışmalar yapılıyor.İlk olarak MÖ çinlerin Ts’uh-chüh adı verdikleri Türkçesi ayakla sürükleme anlamına gelen topa benzeyen bir nesneyle oynadıkları oyunla başlıyor futbolun hikayesi.Sonra eski yunanlar,romalılarda benzeri türde oynamışlar.Orta çağda İngilterede iki köy arasında oynanan kuralsız ve vahşete dönüşen Shrovetide Football .15.yüz yılda Floransalıların „Calcio in Costume“ adı altında el ayak karışımı oyunuda Futbol ortaya çıkmış.Bizim bildiğimiz Futbolu1848 yılında Cambridge Universitesi öğrencilerinin oluşturduğu kurallar ile Modernleştirilmiştir.

 

Günümüzde Modern Futbolu ikiye ayırmalıyız.Birincisi futbolun bilimsel yönde geliştirilmesi böylece hızlanması daha çekici hale gelmesi.İkincisi Futbolun ticareti ve mal gibi pazarlanması.Biz ULTRA'ların karşı çıktığı ikincisidir Futbolun mal gibi pazarlanması.Oyunun çekiciliğinin artması,gelişmesine hiç bir futbol sever karşı koyamaz ama futbol üzerinden insanları sömürenlere her zaman direniş gösterilecektir.

 

Bizim ele alacağımız konu Futbolun Bilimsel yönde geliştirilmesi daha çekici hale getirlmesi.İngilizler Futbola kurallar koyarak göze hoş gelen oyun olmasını sağlamışlar fakat futbolda bilimsel gelişmeyi başkaları yapmış,burada Boby Robson'ı istisna olarak ayrı tutuyorum.Futbolu bilim olarak ele alıp geliştirenler başta orta avrupa kıtasında olan Almanlar,Hollandalılar,İtalyanlar,İspanyolar,Fransızlar,İsviçreliler eski Sovyetler Birliği sonra Orta ve Güney Amerikalılar olmuş.Futbolun taktiksel gelişmesinin yanı sıra oyuncuların fiziksel ve mental güçleri üzerine araştırmalar yapılıp onlardan daha fazla performans elde etmenin yolları aranmış ve günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle bu yönde çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.

 

Hiç kuşkusuz futbolun bilimsel yönünde en fazla gelişmeyi sağlayan ALMANLAR ama onlar ile beraber bir zamanlar eski Sovyetler Birliğinde sade futbol üzerine değil sporun tüm dallarında önemli bilimsel araştırmlar yapmışlardır.Malum zamanın rejimi onlara tanıdığı imkanlardan dolayı şimdiye kadar hiç bir ülke o bütçelere ulaşamamış.

 

Benim bu yazımda ele alacağım zamanında Sovyetler Birliğinde yaptığı bilimsel araştırmalarla futbolda önemli gelişmeler ve yeni yöntemler icaad eden Fizik Profosörü Anatoli Selenzow.Esas Selenzow'u futbolda bilimsel araştırmalara yönlendiren kişi 1967 yılında Dnjepr Dnjepropetrowsk'un başında bulunan efsane TD Valeri Lobanowski olmuş.Lobanowski bilime çok meraklı insan olduğunu söyleyen Selenzow,amaçları o yıllarda ikisinin bir araya gelip futbolu bilimsel olarak yeni baştan icaad etmekmiş.Sizlere bu yazdıklarım Simon Kuper'in „Football against the Enemy“ kitapından ve Kuperin Selenzow ile yaptığı röportajdan alıntı,kendi ağzından elimden geldiği kadar çevirdim,dikkatle okumanızı tavsiye ederim önemli bilgiler içeriyor.

 

Eğer Lobanowski bir takımın hata yüzdesi %15-18 üzerine çıkmadığı takdirde o takım mağlup olmaz diyorsa,bu varsayım değil Selenzow ve ekipinin yaptığı bilimsel araştırmlardan ortaya çıkardığı istatistiklerin neticesidir.Selenzow'un verilerine göre oyuncu bir saniye içinde top ayağına geldiği an pas atma kararı vermesi modern futbolda çok geç olduğunu,oyuncu kararını top ayağına gelmden önce saniyesel süre içinde vermesi gerektiğini savunuyor.Oyuncu atacağı pasın yönünü top ayağına gelmeden önceden belirleyip bilmelidir.Tabii antremanlarda bunlar özel çalışılıyor ama bu çalışmalar orantılı olmalı,kondisyon ve teknik çalışmaların dozajı aynı seviyede götürülmeli.Selenzow'un geliştirdiği özel çalışma modeli 1982 yılında italya milli takımı tarafından uygulanıp dünya şampiyonluğunu kazandırmış.

 

Selenzow beni bir odaya götürdü,orada asistanları tv ekranlarında Dynamo Kiev'in son oynadığı maçların bilgisayar analizini yapıyorlardı.Bu analizlerde ortaya çıkan neticeler ile oyuncuların maç içinde sahanın hangi bölümlerini daha çok kullandıklarını,topla ve topsuz oyundaki etkinliklerini, aralarındaki yardımlaşmalarının verileri ölçülüyordu.Prof.Selenzow'a göre Futbolda elde edilen bilimsel teorileri gerçekleştirmenin tek sorunu mevcut oyunculara dayalı olmasıydı.Elinizde olan konsept ve bu konsepti gerçekleştirecek oyuncular.Konsepti en iyi şekilde uygulayabilen oyuncuları tespit etmek için Selenzow bilimsel araştırmalarından ortaya çıkardığı özel bir program oluşturmuş.

Programı tanıtmak için diğer asistanının yanına gittik.Oyuncuların performansı,gücünü ölçmenin bir sürü yöntemi var.Kan tahlilleri,özel koşular ve değişik fiziksel testler bunlardan bazıları.Ama ben vücut temasından yana değilim o yüzden bilgsayar programları oluşturdum,oyuncular bilgsayarlardan daha çok hoşlanıyorlar.Doğrumu bu yöntemle 1988 avrupa şampiyonasına giden sovyetler kadrosunu belirlemişsiniz? Evet doğru,bu programla 40 kişi içinden en iyi 20 oyuncuyu seçtik.Basın ilk başta bizi yerden yere vurdu ama sonra takım finale gelince ağız değiştirdiler.(burada parantez açarak sürekli Fatih Terim hocamıza sallayanlara el sallıyorum)

 

İlk test için Selenzow'un asistanı bilgisayarı çalıştırdı,bu test oyuncuların sinirlerini ve ruh hallerini ölçmeye yönelik tasarlanmış.Ekranın yukarısından bir nokta aşağı doğru inmeye başladı,aynı anda ekranın solundan bir çizgi çıktı.Amaç noktanın çizgiyle birleştiği an düğmeye basmak.Testi bende yapmaya karar verdim,bakalım dynamo takımında oynamaya hazırmıyım.Neticlerim hayal kırıklığıydı.İlk veriler 0,34 ikinci veriler 0,42 çıktı.Selenzowun dediğine göre dynamo oyuncularının verileri 0,5-0,6 arasıymış.Formda oyuncular 0,6-0,8 gibi yüksek verilere ulaşıyormuş,selenzow form olarak söylediği oyuncunun pisikolojik hali oluyor.İkinci test de daha iyi olmayı göze koydum.Bu sefer dayanıklık ve hız ölçülecekti.İlk başta süre belirlenmeden bir kaç saniye içinde en hızlı şekilde tuşa basmalıydım böylece gerçek hızım tespit edildi.Sonra 40 saniye sürede önceki veriyi yaklayıp sabit veride kalmalıydım.Bunu yapmak çok zor isterseniz evde deneyin.bir seferinde çok yavaş diğerinde çok hızlıydım ama hedef ilk sürenin verisini sabit tutmaktı yani istikrarı yakalayıp devam ettirmek.

 

Sıra zeka testine geldi,ekran 9 parçaya bölünmüş,her bölümde bir kaç saniye yüzden aşağı sayılar gözüküyor sonra kayboluyordu.Hedef her çıkan sayıları aklımda tutarak doğru yere yazmaktı.Üç test yaptım neticelerim olumlu çıktı %97.Selenzow'un teorisine göre bu test oyuncuların sahada hem takım arkadaşlarının hemde rakip oyuncların pozisyonlarını kafalarında tutma ve ezber gücünü ölçüyordu.Test de olumlu neticelere ulaşmam UNİ'yi yeni bitirmemin avantajından dolayı sanırım.Fakat bu testin ortaya çıkardığı başka şey Ardiles,Hoddle,Wilkins ve Souness yada bazı American Football da quarterback'lerin diğer oyunculardan zeka kabiliyetleri daha üstün olduğunu gösteriyor.

 

Şimdiki test benim için çok basitdi,ekran beyazlaştı ve en hızlı şekilde düğmeye basmalıydım,reaksyonumu ölçüyordu.Verilerim yine olumlu çıktı ortalama 220 milisaniye.Selenzow başarımdan dolayı mutluydu ve bu neticenin sezon başında her dynamo oyuncusunun ortalama verisi olduğunu söyledi.Selenzowun ağzından bu sözleri duymak beni baya gurulandırdı.

 

Son yapacağımız test imkansız gözküyordu.Ekranda çıkan labirintin içinden geçen noktanın yollarını aklımda tutup,sonra noktanın gittiği yolların aynısını bir joystickle çizmeliydim.Ne kadar zor olduğunu tarif etmem mümkün değil.Hareket içinde değişik yollardan düzgün çizgiler çizmenin ortaya çıkardığı netice,profesyonel futbolcuların saha içinde hangi zorluklarla mücadele etiklerini ortaya koyuyordu.Bu neticeler ile Selenzow TD'lere oyuncuların zayıf noktalarını belirliyor hangi yönde daha çok çalışacaklarını öneriyordu.

 

Yapılan testler futbolcuların bazı özeliklerini öçülüyor ama Hız ve Koşu tekniklerini nasıl ölçüyorsunuz? Onlar için değişik testlerimiz var.Peki mesela Sawarow ve Belanow en iyi oyuncularınız,bunlar testlerde kötü neticeler elde ederlerse ne yapıyorsunuz? Selenzow'un cevapı ilginçti,“Sawarow ve Belanow form düşüklüklerinde bile diğer oyunculardan daha iyi neticelere ulaşıyorlar.“

 

Evet okuduğunuz gibi futbol ap ayrı bir bilim dalı ve bu bilim iyi uygulandığı taktirde ortaya önemli neticeler çıkıyor.Maradona üstün zekalı birisimi? EVET ! Saha içinde ortaya koyduğu performansı onun nasıl üstün zeka kabiliyetine sahip olduğunu ortaya koyuyor ama saha dışında davranışları zeka seviyesinin düşük olduğunu gösteriyor.Peki futbolcular iki farklı karekter ve kişiliğemi sahipler,“Dr. Jekyll ve Mr. Hyde“ gibi?

 

Futbol kafayla oynanır derdi hocalarımız,doğru söz.Wisdom is Power=Bilgi Güçtür,insan oğlu bu gücü kullanma kabiliyetinin ölçüsü hangi boyutlarda onu uzmanlara bırakıyorum.Futbolcuların saha içinde ortaya koydukları zeka kabilyetlerinden ortaya çıkan yeteneklerinin gücünü sosyal hayatlarına yansıtmaları diğer uzman alanına giren konu.

 

Bu vesileyle bir çok yazımda örnkeler verdiğim Simon Kuper'in eseri Football aginst the Enemy(Türkiyede,Futbol asla sadece Futbol değildir adı altında çıkmış) kitapını tanıtmak istiyorum.Mutlaka okuyanlar vardır,henüz okumayanlar,futbola damardan bağlı olanlar için olmazsa olmaz bir kitap.

 

 


 9 ay içinde 22 devlet dolaşmış,Ukrayna,Arjantin,Kamerun,İskoçya.Mafya liderlerinden tutun Afrikanın kabile reislerine,en sert hooliganlar ile konuşmuş.1990 yıllarında başlayan hikaye günümüze dayanan konuları ele alıyor.Football against the Enemy kitapı Simon Kuper'e Uluslararası Bestseller ünvanını getirdi.Times kitap için yaptığı tanımlama da şöyle yazmış „Futbolu seviyorsanız mutlaka okuyun.Futbolu sevmiyorsanız illaki okuyun“

 

Erdal Güngör

 

 

Weiterlesen
<< < 1 2 3 4 5 > >>