Dile kolay
Akılsız diyerek dost beni taşlar
Artık adam olmak dile kolaydır
Ne bilir belayı belasız başlar
El davulu çalmak dile kolaydır
Evim yok barkım yok sermaye sıfır
Vücudum müslüman ama kaderim kafir
Sağımdan solumdan yağıyor küfür
Gayri rahat bulmak dile kolaydır
Kim istemez nazlı yarı sarmayı
Kim istemez her gün bayram görmeyi
Çocuk bile bilir akıl vermeyi
Hakka secde kılmak dile kolaydır
Ömrüm oruç geçti bayram etmedim
Mevlam ayak vermiş ama bir gün gitmedim
Çok ham yetiştirdim kendim yetmedim
Kayadan su almak dile kolaydır
Mahzuni şerif'im zordur bu dünya
Düşünce görüldü hanyayla konya
Ne ingiliz koydum ne de almanya
Dostum insan kalmak dile kolaydır......
Futbolda düzgün doping kontrolleri yapılmıyor !
Doping uzmanı Wilhelm Schaenzer, Alman futbolunda düzgün ve sistematik şekilde doping kontolleri yapıldığına inanmıyor! Die Zeit gazetesi ile yaptığı röportaj da, verilerin diğer spor dalları ile karşılaştırılınca farklılıkların ortaya çıktığını söylüyor. 2005 yılında, uluslararası müsbakalarda toplam 20.000(yirmibin) futbolcu arasında yapılan kontrollerin sonucu sade 13 sporcu doping maddesiyle tespit edilmiş ve araların da bir tane Alman futbolcu bulunmuyor.

Schaenzer'e göre zaman zaman bazı futbolcuların yasak maddeler aldığını ve idrarlarını manipule ederek sakladığını iddia ediyor. Verdiği örnekler çok ilginç.
"şortununa bir başka kişiden aldığı idrar dolu şişeyi saklayıp muaynede gizlice bardağa akıtabilir".
Schaenzer, futbolcuların doping kullanması diğer sporcular da olduğu gibi performansı arttırmadığını vurguluyor.
"Bir futbolcu doping kullandımı tekniğini ve takım oyunun performansını arttıramaz."
Wilhelm Schaenzer söyleşide önemli bir noktayı daha dile getiriyor.
"Eğer futbolcular diğer sporcular gibi sistemli ve düzenli doping testlerinden geçirilmiş olsa ortaya büyük hasarlar çıkar. Korkunç paralar kazanan ve her gün medyanın odağı olan futbolcular, doping kullanıp hem kendilerini hemde kulüplerini büyük tehlike içine atıyor."
Erdal Güngör
Wilhelm Schänzer (* 14. November 1951 in Voerde- Spellen) ist ein deutscher Biochemiker und Sportwissenschaftler mit Schwerpunkt auf Doping. Von 1995 bis 2017 war er Leiter des Instituts für ...
Djalma dos Santos
Djalma dos Santos,geçtiğimiz hafta,27 Şubat günü 80 yaşına bastı.

Bir sağ bek oyuncusunun sürekli kanatlardan atağa katılması,o seneler hiç bir teknik direktörün defans oyuncularını orta saha ötesin de görmeye tahammül edemezken,djalma dos santos yaptığı çıkışları otoriteler için futbol da bir devrim niteliğini taşıyordu.Güçlü fizik yapısı ve yüksek kondisyonun dan avantajlı olsa da,hocası tarafından bir forvet gibi sürekli atağa katılması hoş karşılanmadı.Bu yüzden,brezilya teknik direktörü Vicente Feola,1954 dünya kupası kadrosunun vaz geçilmez oyuncusu Djalma'yı,1958 isveçte düzenlenen dünya kupası maçların da yedek kulübe de bekletti.Taki isveçe karşı oynanan final maçına kadar.Newton de Sordi'nin sakatlanması 29 yaşında olan ve uzun taç atışlarıyla tehlike yaratan Djalma dos Santos için tekrar ilk onbire girme şansı doğdu.Brezilya 5:2 isveçi mağlup edip ilk defa dünya kupasını kazandı."O yıllarda Buenos Aires'i brezilyanın başkenti olarak biliyorlardı,kupayı kazanmamız tüm brezilyalılara dünya kapılarını açtı" diyor Djalma dos Santos,isveçte sade 90 dakika şans bulan,sağ bek gösterdiği performansıyla turnavanın oyuncusu seçilmişti.Efsane oyuncu 1962'de ikinci kez dünya kupasını kazandı.İngiltere 1966 onun için son dünya kupa turnası oldu,98 kez milli formayı giyen Djalma dos Santos,9 haziran 1968'de 39 yaşında milli takıma veda etti ve brezilya futbol tarihine altın harflerle ismini yazdırdı.Portuguesa ve Atletico Paranense için oynayan Djalma dos Santos toplam 1000 lig müsabakasın da forma giydi ve 42 yaşında profesyonel kariyerine son verdi.
Erdal Güngör
Tatsız rekabet
Kulübümüz için hep birlikte sorumluluk alıp, çalışmamız gereken bu günlerde beleş yaşamı ilke edinmiş çıkarcılar, halkın ve taraftarımızın duygusallığını kullanarak bilet fiyatlarına tepki göstermeye başladılar…
Kulübünü seven insanlar, dayanışmanın birlikte çalışıp üretmenin onurlu bir parçası olmak için hep hazırlar… Biz onlara güvenerek inandığımız yolda ilerlemeye devam edeceğiz…
Eğer Kayserispor severleri, son 3 yılda kazanılan 3 LİG 5.’LİĞİ – 2 UEFA KUPASINA KATILIM – 1 TÜRKİYE KUPASI – 1 SUPER KUPA FİNALİ ve TÜM MİLLİ TAKIMLARA verilen oyuncuları yeterli görmüyor ise…
Mutlaka planlanmış bir değişim ve atılım içine girmemiz gerektiğini de biliyor ve anlıyor olması gerekir.
Bu sebeple;
Kulübümüz, dünyada ki diğer gelişmiş büyük kulüpler gibi stadında sevenlerine en iyi konforu verip onların beklentisine uygun bir takımı oluşturacaktır. Gelişmenin ve büyümenin değişmez kuralı DEĞİŞİM tabiî ki bazı kesimleri mutsuz edecektir! Onlar biliyorlar ki; 21. yüzyıla ayak uydurmuş bir kulüp onlara değil, topluma hizmet edecektir.
Ø Bu günden itibaren Kayserispor markasını koruyup ürünlerimizi başkalarına sattırmayacağız.(Kulübün mağazaları olacak.)
Ø Bedava bilet veya bedava sayılacak bilet ücretleri uygulamayacağız.
Ø Reklâm alanlarımızı yok pahasına kullandırtmayacağız.
Ø Stadımızı çok amaçlı kullanacağız. Restoranlar, oyun alanları, toplantı salonları, fuar organizasyonları, konser ve benzeri etkinlikler…
Değerli Kayserisporlular,
Dünyada ne kadar büyük kulüp varsa öncelikle kulüp performansını büyütmüş bu durum sayesinde sağlam idari ve mali yapıya kavuşmuş, bunun sonucu olarak ta sevenlerine en iyi, en iddialı takımı seyrettirme şansını bulmuştur.
Kayserisporumuz, son dört yılda yaptığı inanılmaz atakla Anadolu futbolunun parlayan yıldızı olmuş idari ve mali yapısıyla diğer kulüplerimize örnek gösterilmiştir. Bu gün gelinen nokta malumuz çok hassastır. Kulüplerin profesyonel yönetim biçimini benimsemesi bir gereklilik değil, mecburiyettir.
NEDEN?
Önümüzdeki yıllarda futbol sadece kulüplerin birbirleriyle rekabet ettiği, bir spor dalı olmaktan çıkıp, sinema, tiyatro, müzik ve benzeri şovlarla da rekabet etmek zorunda kalacaktır. Bundan dolayı kulüpler sportif başarılara ulaşmak için sadece sahada kazanan, kaybeden değil, idari, mali ve ticari yapısındaki başarıların veya başarısızlıkların ürettiği sonuçları kabul etmek zorunda kalacaktır. Günümüzde sportif başarıdan hareketle büyüme mümkün değildir. Ancak kaliteden hareketle sonuç ve rekabet üstünlüğü sağlanabilir.
Gelecek on yıl futbol kulüplerinin yapılanması ve yatırımlarıyla yarıştıkları yıllar olacaktır, dolayısıyla başarı önceliği, reform yapan kulüplerin olacağı gibi bu kulüplerin futbol pazarındaki artan payı rekabet üstünlüğüne dönüşecektir.
Sevgili Kayserisporlular,
Ben ve yönetici arkadaşlarım çağımızın vebası olan KARTON KAHRAMANLAR OLMAK İSTEMİYORUZ! Dünyanın hiçbir medeni stadında görülmeyen dalkavuk, çıkarcı, çığırtkanların “EN BÜYÜK BAŞKAN BİZİM BAŞKAN” sesleriyle şahsi egolarımızı tatmin edip toplumdan sahte makam ve sevgide istemiyoruz!
Biz istiyoruz ki; Kayserispor, saygın lider, istikrarlı, idari ve mali yapısı kuvvetli, alt yapısı verimli başarı ve güvenirlilikle öne çıkan bir kulüp markası olsun. Bu nedenle biz toplum beklentilerin peşinden gitmek yerine toplum için doğru olanı yapmaya devam edeceğiz. Görev süremizin sonunda bizleri gönlünüzün neresine koyarsınız ona razı olacağız.
En iyi dileklerimle
Recep MAMUR
Başkan
Kaynak:kayserispor.org
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yukarıda gördüğünüz açıklama Kayserispor yönetimi tarafında yayınladı.Hafta sonu Fenerbahçeye karşı oynayacakları lig müsabakısını fırsat bilen sayın Mamur,bilet fiyatlarını astromik rakamlara çıkarıp güzel bir siftah yapmak istiyordu fakat Kayserispor yönetimi baskılara dayanamayıp tekrar bilet fiyatlarını makul ölçülere çekmek zorunda kaldılar,misafir seyirciler hariç,onlar 70 TL ödeyecekler.
Hangi renklere gönül verirsek verelim hiç fark etmez,hep aynı terane,ne zaman bıcak kemiğe dayandımı ortaya çıkıp sanal tepki veriyoruz.İsterseniz biraz geriye dönüp,20 ağustos 2008 tarihinde Aceto'nun "Futbol Aşkının Bedeli" yazısını tekrar okuyalım. link
Örnek olarak verdiği şahıs illaki Galatasaraylı olmayabilir,herkes tutuğu takımı ölçü alsın.Türkiye ve Avrupa arasında olan farkı açıkca ortaya seriyor.Bu sezon uygulanan bilet fiyatları ortada buna ekonomik krizide ekledikmi futbol severlerin hangi fedarkarlıklar yaparak maçlara geldiklerini kimseye anlatmamıza gerek yok,hele deplasman yapanlar daha fazla maddi zararları oluyor.Tüm olanlar bu sene ortaya çıkmadı,yıllardır sürüyor ve kimse sesini çıkarmadı,taki bıçak kemiğe dayanana kadar.Baskılar üzeri şimdilik Kayserispor yönetimi fiyatlarını düşürdü ama ilerde uygulamayacağının garantisi değil lakin sayın Mamur yaptığı açıklamın son kısmı çok ilginç :
"Bu nedenle biz toplum beklentilerin peşinden gitmek yerine toplum için doğru olanı yapmaya devam edeceğiz"
Ben bu kelimeyi şöyle anladım,sayın mamur Kayserispor'a gönül vermiş ama asgari ücretten fazla geliri olmayan Taraftar kitlesini yeni stadda istemiyor.Onların yerine bol paralı,futbolu hafta sonu eğlencesi bilen zengin müşterileri çekmekten yana.Sayın Mamur da biliyordur,büyük takımlar kazandıkları başarıları ve kasalarındaki paralarından önce,peşinden koşan taraftar kitleleri ile büyük camia olmuşlardır ! Kayseri süperlige çıktığın da bu yana eski stadını,büyük takımlara yaptığı maçlar dışın da,kaç kez doldurmuş? Modern tesisler yaparak futbolu insanlara sevdirme yöntemi doğru değil.Türkiye de futbola olan ilgiye ele almak lazım,gerçekten oyuna olan tutku,istek varmı yoksa öylesine lafın gelişi bir taraftar kitlesimi var? İşte avrupa ve Türkiye arasın da olan fark burada ortya çıkıyor,onlar futbolu pazarlarken geniş kitleleri göz önüne alıyorlar fakat Türkiye de şark kurnazlığıyla kestirmeden köşeyi dönmek isteyen bazı yöneticiler futbolu bitiriyor.
Tekrar Sayın Mamur'un açıklamasına dönelim.Futbol kulüplerin birbiriyle rekabett ettiği spor dalından çıkıp,sinema,tiyatro ve müzik gibi eğlence sektörleriyle rekabet etmek zorunda kalacağını belirtmiş.Saydığı eğlence sektörlerinin futbol ile nasıl rekabet edeceklerini yada futbolun bu sektörler ile rekabeti olabilirmi? Türkiye de bu anlayış Aziz Yıldırımın Fenerbahçe başkanlığına geldiği gün den bu yana ortaya çıktı ve bir çok kulüp tarafın dan örnek alınıyor.Bu örneğin avrupa da yıllar önce iflaz ettiğini açıkca söyleyebilirim,öte yan dan başarılı olan büyük kulüpler yok değil,elbette var ama uzun vadede bunu gerçekleştirmek için ciddi boyutta büyük kitlenin olması ve bu kitlenin sportif başarıların dan önce kulüplerine olan bağları ve oyuna büyük sevgileri olması şart.Nasıl bir Tiyatro,Sinema ve Müzik sever kitlesi varsa,aynı futbol sever kitlesi vardır.Futbolu eğlence sektörünle rekabete sokmak hem futbolu bitirir hemde eğlence sektörünü.Hepsi birbirin den farklı Kültürel etkinliklerdir.Örneğin tiyatro oyuncuları sinemayı pek sevmezler,halbuki dışardan bakanlar için ikisi de birbirine benzerlik görür,dğer yandan Tiyotro sık tüketilen pop gibi değildir,özeliğinin altın da yatan budur.Müzik zaten değişik dalları ile kendisinle rekabet içinde,Klasik,Jazz,Pop,Halk vs. Futbolu spor olmaktan çıkartıp böyle bir rekabetin içine atmanın ne anlamı olabilir?
Erdal Güngör
Özgürlük
Tarih despotlar ile dolu,çok geri gitmeye gerek yok.Musolini,Franco,Hitler,Stalin,Pol Pot,Honecker kimi ararsanız var,zaten birbirinden farkları yok,hepsi insanları kendi kendine köle yapması için öncü olmuşlar.George Orwell 1946 yılın da yazdığı,bir utopi üzerine kurulmuş "1984" adlı roman,günümüz de harfiyen uygulanıyor,ne garip sanki birileri kitapı klavuz olarak kullanıyor ama ora da yazanların hepsini yaşıyor ve görüyoruz.Etrafımız m.o.b.e.s.e. kameraları ile donatılmış attığımız her adım kontrol ediliyor,telefonlarımız dinleniyor,e-maillerimiz okunuyor.Gittiğimiz her ülkenin gümrüğün de kameralar tarafın dan kayıt edilip profilimiz çıkaraılıyor,fişleniyoruz,söz de hepsi güvenliğimizi sağlamak için yapıyorlar.Demokrasi,İnsan hakları,özgür düşünce,hepsi hoş kelimeler,hiç böyle şeyler varmıydı?
Bazen kendime soruyorum,acaba iler de daha neler göreceğiz,varmı bu yaşadıklarımızın ötesi?
Erfurt da olanları ele aldığımız zaman,kulübün verdiği ceza şimdi tüm avrupaya örnek oldu.Her ufak olay da taraftar grupları yasaklanıp kapatılacak,kulüp bunları yaparken kim den destek alıyor,hangi kanun kitapın da bir gruba üyelik yasak olduğu yazıyor? dikkatinizi çekerim,bahsetiğimiz kişiler futbol sever ve taraftar.Katil,banka soyguncusu,tecavüzcü yada terörist değiler !!! Taraftaraların aldıkları cezalar,ağır suç işleyenlere verilmiyor,katiller,teröristler ellerini kollarını sallayıp etrafta rahatca dolaşıyorlar diğer yandan statlarda meşale yakan taraftar,patlayıcı madde kullandığı için kanun tarafın dan hapis cezasına çarptılıyor.İnsan hakları benim için,istediğim gibi serbest hareket edip kendimi hem münferit hemde grup içersinde özgürce geliştirebilmek ve yaşamaktır.Kim bunlara engel olabilir ? sırf medya istediği içinmi bunlar yapılıyor,kulüpler medyanın isteği üzerinemi hareket ediyorlar,medyamı benim cezamı kesiyor?
Yaklaşık 32 yıl tribün kovalıyorum,statlar da hep meşale yakılıyordu,tribünü canlandırıyor,özgürce çoşkumuzu sergiliyorduk,ne oldu da durduk yere yasaklandı? ilk yaktığımız meşale den çıkan dumanın kokusu içimize işlediği an,sonra ardın dan başlayan tezzahüratlar,bizi mutlu eden bütün bu güzelikleri hangi hakla yok etmek istiyorlar? Neden bir gün gelip birisi sormuyor "hey holiganlar,ultraslar niçin bunları yapıyor ve hayatınızı tehlikeye atıyorsunuz?" Siz tersine gidiyor ve bizleri kovuyorsunuz ki bizler mesafe tanımaksızın,aç kalma pahasına,canımızı dişimize takıp arma peşinden koşarken,sizler yeni kanunlar uydurup bizleri yok etmek istiyorsunuz.Bunun sonu nereye varır sizce? savaşmı çıkaralım,elimizde tek seçenek kalıyor,bunumu istiyorsunuz? Gerekiyorsa savaşılır,kanlı yada kansız,yaşam alanımız olan tribünlerin hayatta kalması için son damlasına kadar kanımızı,canımızı veririz.
Cesur yürek filminde geçen diyalog da şöyle diyor ;
"Savaşmakmı istiyorsunuz?.....Şunlara karşımı? Hayır...gelin vaz geçin,kaçın aksi taktir de öleceksiniz....Kaçınca bir süre hayatta kalabilirsiniz...ama yıllar sonra,yaşlanmış ölüm döşeğinde can çekişirken,bu gün aklınıza gelecek...ah keşke diyeceksiniz...keşke zamanı geri çevirebilsem,yine düşmanlarımın karşına geçerek onların suratına haykırsam...BİZİM CANIMIZI ALABİLİRSİNİZ AMA ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ ASLA ! "
TRİBÜNLER BİZİM,paralarınız sizin olsun.....
Erdal Güngör
İskoçya ve Galler geri çekildi !
UEFA'nın aldığı son kararla 2016 yılında ilk defa bir Avrupa Şampiyonası 24 takımla yapılacak.2012'de Ukrayna ve Polonyanın ortak düzenlediği şampiyona,16 takımla son euro turnuvası.İskoçya ve Galler baş vurularını geri çekmesinle,Türkiye,Fransa,İtalya,Yunanistan,Rusya,ortak düzenlemek için başvuran Maceristan-Romanya ve Norve.-İsveç Ülkelerinin şansları biraz daha arttı.
Dayanışma Konseri

Ultras Nürnberg,7 mart cumartesi günü Würzburger-Hof salonun da stat yasakalarına karşı konser düzenliyor.
Giriş ücreti 5€ olan konsere almanyanın underground punk rock grupları Feine Sahne Fischfilet ve Strafzettel sahne alacaklar,misafir sanatçı Alu Cash de ilerleyen saatlerde hayranlarınla buluşacak.Konserin amacı,almanyada son yıllarda taraftarlara uygulanan ağır stat yasaklarını kamuoyunu duyarmak.
Konserin başlangıç saati 21:00
Gol var,pozisyon yok
Erdal Güngör
Mentalita Ultras #2

Bunun yanında pyro-teknik,meşale,maytab yakarak tribünlere canlılık getirdiler.

Koreografilerin ortaya çıkmasıyla Ultras oluşumlarının nasıl iyi organize hareket ettiklerini göstergesiydi ve böylece italya tribünlerinin vaz geçilmez parçası oldu.Fantastik görsel şovlar yaparak tribünleri renklendiren ultras oluşumları,sıradan insanların nasıl yaratıcı olabildiklerini de kanıtlıyorlardı.

Ultras,nasıl 20. yüzyılda olduysa,21.yüzyılında da kolay hafie alnımayacak kadar çok önemli tribün hareketidir.
ULTRAS;
1. Sorunun değil, çözümün parçasıdır !
2. Hayata ve her şeye yeni (özgün,orijinal,farklı) bakış açısıyla yaklaşır !
Erdal Güngör