Tatsız rekabet
Sevgili Kayserisporlular,
Kulübümüz için hep birlikte sorumluluk alıp, çalışmamız gereken bu günlerde beleş yaşamı ilke edinmiş çıkarcılar, halkın ve taraftarımızın duygusallığını kullanarak bilet fiyatlarına tepki göstermeye başladılar…
Kulübünü seven insanlar, dayanışmanın birlikte çalışıp üretmenin onurlu bir parçası olmak için hep hazırlar… Biz onlara güvenerek inandığımız yolda ilerlemeye devam edeceğiz…
Eğer Kayserispor severleri, son 3 yılda kazanılan 3 LİG 5.’LİĞİ – 2 UEFA KUPASINA KATILIM – 1 TÜRKİYE KUPASI – 1 SUPER KUPA FİNALİ ve TÜM MİLLİ TAKIMLARA verilen oyuncuları yeterli görmüyor ise…
Mutlaka planlanmış bir değişim ve atılım içine girmemiz gerektiğini de biliyor ve anlıyor olması gerekir.
Bu sebeple;
Kulübümüz, dünyada ki diğer gelişmiş büyük kulüpler gibi stadında sevenlerine en iyi konforu verip onların beklentisine uygun bir takımı oluşturacaktır. Gelişmenin ve büyümenin değişmez kuralı DEĞİŞİM tabiî ki bazı kesimleri mutsuz edecektir! Onlar biliyorlar ki; 21. yüzyıla ayak uydurmuş bir kulüp onlara değil, topluma hizmet edecektir.
Ø Bu günden itibaren Kayserispor markasını koruyup ürünlerimizi başkalarına sattırmayacağız.(Kulübün mağazaları olacak.)
Ø Bedava bilet veya bedava sayılacak bilet ücretleri uygulamayacağız.
Ø Reklâm alanlarımızı yok pahasına kullandırtmayacağız.
Ø Stadımızı çok amaçlı kullanacağız. Restoranlar, oyun alanları, toplantı salonları, fuar organizasyonları, konser ve benzeri etkinlikler…
Değerli Kayserisporlular,
Dünyada ne kadar büyük kulüp varsa öncelikle kulüp performansını büyütmüş bu durum sayesinde sağlam idari ve mali yapıya kavuşmuş, bunun sonucu olarak ta sevenlerine en iyi, en iddialı takımı seyrettirme şansını bulmuştur.
Kayserisporumuz, son dört yılda yaptığı inanılmaz atakla Anadolu futbolunun parlayan yıldızı olmuş idari ve mali yapısıyla diğer kulüplerimize örnek gösterilmiştir. Bu gün gelinen nokta malumuz çok hassastır. Kulüplerin profesyonel yönetim biçimini benimsemesi bir gereklilik değil, mecburiyettir.
NEDEN?
Önümüzdeki yıllarda futbol sadece kulüplerin birbirleriyle rekabet ettiği, bir spor dalı olmaktan çıkıp, sinema, tiyatro, müzik ve benzeri şovlarla da rekabet etmek zorunda kalacaktır. Bundan dolayı kulüpler sportif başarılara ulaşmak için sadece sahada kazanan, kaybeden değil, idari, mali ve ticari yapısındaki başarıların veya başarısızlıkların ürettiği sonuçları kabul etmek zorunda kalacaktır. Günümüzde sportif başarıdan hareketle büyüme mümkün değildir. Ancak kaliteden hareketle sonuç ve rekabet üstünlüğü sağlanabilir.
Gelecek on yıl futbol kulüplerinin yapılanması ve yatırımlarıyla yarıştıkları yıllar olacaktır, dolayısıyla başarı önceliği, reform yapan kulüplerin olacağı gibi bu kulüplerin futbol pazarındaki artan payı rekabet üstünlüğüne dönüşecektir.
Sevgili Kayserisporlular,
Ben ve yönetici arkadaşlarım çağımızın vebası olan KARTON KAHRAMANLAR OLMAK İSTEMİYORUZ! Dünyanın hiçbir medeni stadında görülmeyen dalkavuk, çıkarcı, çığırtkanların “EN BÜYÜK BAŞKAN BİZİM BAŞKAN” sesleriyle şahsi egolarımızı tatmin edip toplumdan sahte makam ve sevgide istemiyoruz!
Biz istiyoruz ki; Kayserispor, saygın lider, istikrarlı, idari ve mali yapısı kuvvetli, alt yapısı verimli başarı ve güvenirlilikle öne çıkan bir kulüp markası olsun. Bu nedenle biz toplum beklentilerin peşinden gitmek yerine toplum için doğru olanı yapmaya devam edeceğiz. Görev süremizin sonunda bizleri gönlünüzün neresine koyarsınız ona razı olacağız.
En iyi dileklerimle
Recep MAMUR
Başkan
Kaynak:kayserispor.org
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yukarıda gördüğünüz açıklama Kayserispor yönetimi tarafında yayınladı.Hafta sonu Fenerbahçeye karşı oynayacakları lig müsabakısını fırsat bilen sayın Mamur,bilet fiyatlarını astromik rakamlara çıkarıp güzel bir siftah yapmak istiyordu fakat Kayserispor yönetimi baskılara dayanamayıp tekrar bilet fiyatlarını makul ölçülere çekmek zorunda kaldılar,misafir seyirciler hariç,onlar 70 TL ödeyecekler.
Hangi renklere gönül verirsek verelim hiç fark etmez,hep aynı terane,ne zaman bıcak kemiğe dayandımı ortaya çıkıp sanal tepki veriyoruz.İsterseniz biraz geriye dönüp,20 ağustos 2008 tarihinde Aceto'nun "Futbol Aşkının Bedeli" yazısını tekrar okuyalım. link
Örnek olarak verdiği şahıs illaki Galatasaraylı olmayabilir,herkes tutuğu takımı ölçü alsın.Türkiye ve Avrupa arasında olan farkı açıkca ortaya seriyor.Bu sezon uygulanan bilet fiyatları ortada buna ekonomik krizide ekledikmi futbol severlerin hangi fedarkarlıklar yaparak maçlara geldiklerini kimseye anlatmamıza gerek yok,hele deplasman yapanlar daha fazla maddi zararları oluyor.Tüm olanlar bu sene ortaya çıkmadı,yıllardır sürüyor ve kimse sesini çıkarmadı,taki bıçak kemiğe dayanana kadar.Baskılar üzeri şimdilik Kayserispor yönetimi fiyatlarını düşürdü ama ilerde uygulamayacağının garantisi değil lakin sayın Mamur yaptığı açıklamın son kısmı çok ilginç :
"Bu nedenle biz toplum beklentilerin peşinden gitmek yerine toplum için doğru olanı yapmaya devam edeceğiz"
Ben bu kelimeyi şöyle anladım,sayın mamur Kayserispor'a gönül vermiş ama asgari ücretten fazla geliri olmayan Taraftar kitlesini yeni stadda istemiyor.Onların yerine bol paralı,futbolu hafta sonu eğlencesi bilen zengin müşterileri çekmekten yana.Sayın Mamur da biliyordur,büyük takımlar kazandıkları başarıları ve kasalarındaki paralarından önce,peşinden koşan taraftar kitleleri ile büyük camia olmuşlardır ! Kayseri süperlige çıktığın da bu yana eski stadını,büyük takımlara yaptığı maçlar dışın da,kaç kez doldurmuş? Modern tesisler yaparak futbolu insanlara sevdirme yöntemi doğru değil.Türkiye de futbola olan ilgiye ele almak lazım,gerçekten oyuna olan tutku,istek varmı yoksa öylesine lafın gelişi bir taraftar kitlesimi var? İşte avrupa ve Türkiye arasın da olan fark burada ortya çıkıyor,onlar futbolu pazarlarken geniş kitleleri göz önüne alıyorlar fakat Türkiye de şark kurnazlığıyla kestirmeden köşeyi dönmek isteyen bazı yöneticiler futbolu bitiriyor.
Tekrar Sayın Mamur'un açıklamasına dönelim.Futbol kulüplerin birbiriyle rekabett ettiği spor dalından çıkıp,sinema,tiyatro ve müzik gibi eğlence sektörleriyle rekabet etmek zorunda kalacağını belirtmiş.Saydığı eğlence sektörlerinin futbol ile nasıl rekabet edeceklerini yada futbolun bu sektörler ile rekabeti olabilirmi? Türkiye de bu anlayış Aziz Yıldırımın Fenerbahçe başkanlığına geldiği gün den bu yana ortaya çıktı ve bir çok kulüp tarafın dan örnek alınıyor.Bu örneğin avrupa da yıllar önce iflaz ettiğini açıkca söyleyebilirim,öte yan dan başarılı olan büyük kulüpler yok değil,elbette var ama uzun vadede bunu gerçekleştirmek için ciddi boyutta büyük kitlenin olması ve bu kitlenin sportif başarıların dan önce kulüplerine olan bağları ve oyuna büyük sevgileri olması şart.Nasıl bir Tiyatro,Sinema ve Müzik sever kitlesi varsa,aynı futbol sever kitlesi vardır.Futbolu eğlence sektörünle rekabete sokmak hem futbolu bitirir hemde eğlence sektörünü.Hepsi birbirin den farklı Kültürel etkinliklerdir.Örneğin tiyatro oyuncuları sinemayı pek sevmezler,halbuki dışardan bakanlar için ikisi de birbirine benzerlik görür,dğer yandan Tiyotro sık tüketilen pop gibi değildir,özeliğinin altın da yatan budur.Müzik zaten değişik dalları ile kendisinle rekabet içinde,Klasik,Jazz,Pop,Halk vs. Futbolu spor olmaktan çıkartıp böyle bir rekabetin içine atmanın ne anlamı olabilir?
Erdal Güngör
Kulübümüz için hep birlikte sorumluluk alıp, çalışmamız gereken bu günlerde beleş yaşamı ilke edinmiş çıkarcılar, halkın ve taraftarımızın duygusallığını kullanarak bilet fiyatlarına tepki göstermeye başladılar…
Kulübünü seven insanlar, dayanışmanın birlikte çalışıp üretmenin onurlu bir parçası olmak için hep hazırlar… Biz onlara güvenerek inandığımız yolda ilerlemeye devam edeceğiz…
Eğer Kayserispor severleri, son 3 yılda kazanılan 3 LİG 5.’LİĞİ – 2 UEFA KUPASINA KATILIM – 1 TÜRKİYE KUPASI – 1 SUPER KUPA FİNALİ ve TÜM MİLLİ TAKIMLARA verilen oyuncuları yeterli görmüyor ise…
Mutlaka planlanmış bir değişim ve atılım içine girmemiz gerektiğini de biliyor ve anlıyor olması gerekir.
Bu sebeple;
Kulübümüz, dünyada ki diğer gelişmiş büyük kulüpler gibi stadında sevenlerine en iyi konforu verip onların beklentisine uygun bir takımı oluşturacaktır. Gelişmenin ve büyümenin değişmez kuralı DEĞİŞİM tabiî ki bazı kesimleri mutsuz edecektir! Onlar biliyorlar ki; 21. yüzyıla ayak uydurmuş bir kulüp onlara değil, topluma hizmet edecektir.
Ø Bu günden itibaren Kayserispor markasını koruyup ürünlerimizi başkalarına sattırmayacağız.(Kulübün mağazaları olacak.)
Ø Bedava bilet veya bedava sayılacak bilet ücretleri uygulamayacağız.
Ø Reklâm alanlarımızı yok pahasına kullandırtmayacağız.
Ø Stadımızı çok amaçlı kullanacağız. Restoranlar, oyun alanları, toplantı salonları, fuar organizasyonları, konser ve benzeri etkinlikler…
Değerli Kayserisporlular,
Dünyada ne kadar büyük kulüp varsa öncelikle kulüp performansını büyütmüş bu durum sayesinde sağlam idari ve mali yapıya kavuşmuş, bunun sonucu olarak ta sevenlerine en iyi, en iddialı takımı seyrettirme şansını bulmuştur.
Kayserisporumuz, son dört yılda yaptığı inanılmaz atakla Anadolu futbolunun parlayan yıldızı olmuş idari ve mali yapısıyla diğer kulüplerimize örnek gösterilmiştir. Bu gün gelinen nokta malumuz çok hassastır. Kulüplerin profesyonel yönetim biçimini benimsemesi bir gereklilik değil, mecburiyettir.
NEDEN?
Önümüzdeki yıllarda futbol sadece kulüplerin birbirleriyle rekabet ettiği, bir spor dalı olmaktan çıkıp, sinema, tiyatro, müzik ve benzeri şovlarla da rekabet etmek zorunda kalacaktır. Bundan dolayı kulüpler sportif başarılara ulaşmak için sadece sahada kazanan, kaybeden değil, idari, mali ve ticari yapısındaki başarıların veya başarısızlıkların ürettiği sonuçları kabul etmek zorunda kalacaktır. Günümüzde sportif başarıdan hareketle büyüme mümkün değildir. Ancak kaliteden hareketle sonuç ve rekabet üstünlüğü sağlanabilir.
Gelecek on yıl futbol kulüplerinin yapılanması ve yatırımlarıyla yarıştıkları yıllar olacaktır, dolayısıyla başarı önceliği, reform yapan kulüplerin olacağı gibi bu kulüplerin futbol pazarındaki artan payı rekabet üstünlüğüne dönüşecektir.
Sevgili Kayserisporlular,
Ben ve yönetici arkadaşlarım çağımızın vebası olan KARTON KAHRAMANLAR OLMAK İSTEMİYORUZ! Dünyanın hiçbir medeni stadında görülmeyen dalkavuk, çıkarcı, çığırtkanların “EN BÜYÜK BAŞKAN BİZİM BAŞKAN” sesleriyle şahsi egolarımızı tatmin edip toplumdan sahte makam ve sevgide istemiyoruz!
Biz istiyoruz ki; Kayserispor, saygın lider, istikrarlı, idari ve mali yapısı kuvvetli, alt yapısı verimli başarı ve güvenirlilikle öne çıkan bir kulüp markası olsun. Bu nedenle biz toplum beklentilerin peşinden gitmek yerine toplum için doğru olanı yapmaya devam edeceğiz. Görev süremizin sonunda bizleri gönlünüzün neresine koyarsınız ona razı olacağız.
En iyi dileklerimle
Recep MAMUR
Başkan
Kaynak:kayserispor.org
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yukarıda gördüğünüz açıklama Kayserispor yönetimi tarafında yayınladı.Hafta sonu Fenerbahçeye karşı oynayacakları lig müsabakısını fırsat bilen sayın Mamur,bilet fiyatlarını astromik rakamlara çıkarıp güzel bir siftah yapmak istiyordu fakat Kayserispor yönetimi baskılara dayanamayıp tekrar bilet fiyatlarını makul ölçülere çekmek zorunda kaldılar,misafir seyirciler hariç,onlar 70 TL ödeyecekler.
Hangi renklere gönül verirsek verelim hiç fark etmez,hep aynı terane,ne zaman bıcak kemiğe dayandımı ortaya çıkıp sanal tepki veriyoruz.İsterseniz biraz geriye dönüp,20 ağustos 2008 tarihinde Aceto'nun "Futbol Aşkının Bedeli" yazısını tekrar okuyalım. link
Örnek olarak verdiği şahıs illaki Galatasaraylı olmayabilir,herkes tutuğu takımı ölçü alsın.Türkiye ve Avrupa arasında olan farkı açıkca ortaya seriyor.Bu sezon uygulanan bilet fiyatları ortada buna ekonomik krizide ekledikmi futbol severlerin hangi fedarkarlıklar yaparak maçlara geldiklerini kimseye anlatmamıza gerek yok,hele deplasman yapanlar daha fazla maddi zararları oluyor.Tüm olanlar bu sene ortaya çıkmadı,yıllardır sürüyor ve kimse sesini çıkarmadı,taki bıçak kemiğe dayanana kadar.Baskılar üzeri şimdilik Kayserispor yönetimi fiyatlarını düşürdü ama ilerde uygulamayacağının garantisi değil lakin sayın Mamur yaptığı açıklamın son kısmı çok ilginç :
"Bu nedenle biz toplum beklentilerin peşinden gitmek yerine toplum için doğru olanı yapmaya devam edeceğiz"
Ben bu kelimeyi şöyle anladım,sayın mamur Kayserispor'a gönül vermiş ama asgari ücretten fazla geliri olmayan Taraftar kitlesini yeni stadda istemiyor.Onların yerine bol paralı,futbolu hafta sonu eğlencesi bilen zengin müşterileri çekmekten yana.Sayın Mamur da biliyordur,büyük takımlar kazandıkları başarıları ve kasalarındaki paralarından önce,peşinden koşan taraftar kitleleri ile büyük camia olmuşlardır ! Kayseri süperlige çıktığın da bu yana eski stadını,büyük takımlara yaptığı maçlar dışın da,kaç kez doldurmuş? Modern tesisler yaparak futbolu insanlara sevdirme yöntemi doğru değil.Türkiye de futbola olan ilgiye ele almak lazım,gerçekten oyuna olan tutku,istek varmı yoksa öylesine lafın gelişi bir taraftar kitlesimi var? İşte avrupa ve Türkiye arasın da olan fark burada ortya çıkıyor,onlar futbolu pazarlarken geniş kitleleri göz önüne alıyorlar fakat Türkiye de şark kurnazlığıyla kestirmeden köşeyi dönmek isteyen bazı yöneticiler futbolu bitiriyor.
Tekrar Sayın Mamur'un açıklamasına dönelim.Futbol kulüplerin birbiriyle rekabett ettiği spor dalından çıkıp,sinema,tiyatro ve müzik gibi eğlence sektörleriyle rekabet etmek zorunda kalacağını belirtmiş.Saydığı eğlence sektörlerinin futbol ile nasıl rekabet edeceklerini yada futbolun bu sektörler ile rekabeti olabilirmi? Türkiye de bu anlayış Aziz Yıldırımın Fenerbahçe başkanlığına geldiği gün den bu yana ortaya çıktı ve bir çok kulüp tarafın dan örnek alınıyor.Bu örneğin avrupa da yıllar önce iflaz ettiğini açıkca söyleyebilirim,öte yan dan başarılı olan büyük kulüpler yok değil,elbette var ama uzun vadede bunu gerçekleştirmek için ciddi boyutta büyük kitlenin olması ve bu kitlenin sportif başarıların dan önce kulüplerine olan bağları ve oyuna büyük sevgileri olması şart.Nasıl bir Tiyatro,Sinema ve Müzik sever kitlesi varsa,aynı futbol sever kitlesi vardır.Futbolu eğlence sektörünle rekabete sokmak hem futbolu bitirir hemde eğlence sektörünü.Hepsi birbirin den farklı Kültürel etkinliklerdir.Örneğin tiyatro oyuncuları sinemayı pek sevmezler,halbuki dışardan bakanlar için ikisi de birbirine benzerlik görür,dğer yandan Tiyotro sık tüketilen pop gibi değildir,özeliğinin altın da yatan budur.Müzik zaten değişik dalları ile kendisinle rekabet içinde,Klasik,Jazz,Pop,Halk vs. Futbolu spor olmaktan çıkartıp böyle bir rekabetin içine atmanın ne anlamı olabilir?
Erdal Güngör
Werbung
Diesen Post teilen
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: