Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Haksız Galibiyet

19. März 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bazı spor yorumcuları maçları yorumlarken haksız galibiyetlerden bahsederler ve sürekli Teknik Direktörlerin korkak olduklarını vurgularlar.Futbol müsabakalarında bir takım kazandığı zaman aldığı galibiyeti haketmemişmidir? Teknik Direktörler takımları kazandığı için özürmü dilesinler? "Afedersiniz kötü oynadık,karşı takım bizden kat,kat üstündü,bizi tek kale yaptılar ama maç boyu elimize bir tek fırsat geçirdik onu gole çevirdik,herkesden özür diliyoruz,söz bir daha sefere yapmayacağız." Maç sonu takımı galip gelmiş teknik direktörün yorumu böylemi olmalı? "Pardon tesadüfen UEFA Kupasını kazandık,arsenalın iki penaltısı direkte patladı,tüh keşke popescu son penaltıyı dışarıya atsaydı adalet yerini bulacaktı." Tesadüf işte,varmı böyle bir şey...? Benim yaşımda olan gençler 1988'de Monaco-Galatasaray maçını hatırlar,90 dakika boyu iki kere pozisyona girdik,biri gol oldu diğeride direkten döndü ama 90 dakika sahaya tek takım hakimdi,monaco,peki sonuç? Monaco - Galatasaray 0:1. 90 dakika milyonlarca Türk İnsanı okumadıkları dua kalmadı,ellerinde 20 parmak olsa hepsini kemirecekler,hakem bitiş düdüğünü çaldığı an kendini sokaklara atanlar için monaco takımının üstün oynaması ne kadar önem taşıyordu? Galatasaray aslanlar gibi mücadele etmiş skoru korumuş onları mutlu etmişti ve şimdi tadını çıkarıyorlardı daha ötesi olabilirmi?

Futbol maçları 90 dakika sürer,nasıl ntv kanalında 90 dakika programını yapanların bunu bildiği gibi bizde biliyoruz.Onlar 90 dakika seyretikleri maçları yorumluyorlar,çoğu maçlara tahamül edemetikerini sürekli dile getiren bu üstün zekalı yaratıkları,her hafta onları 90 dakika sabırla seyredenler var.Acaba zevk alan varmıdır? olabilir,Mazoşizmin ileri boyutunu yaşamak ,seyretikleri maçın,kendi kafalarında yaptıkları yorumu birilerinin tastiklemesinin zevkini çıkarmak isteyen çok kişi var,hatta ekran karşısında mastürbasyon yapanlarda olabilir,aman dikkat ekrandan uzak durun ceyran çarpabilir,screenshot,cumshot'a benzemez.


Bazen rakibinden üstün oynarsın ama bir türlü top kaleyi tutmaz,atılan hatalı pas sonrası rakip golü bulur ve maçı galip bitirir.Sorgulanacak olan ilk önce oyuncuların eline geçirdikleri fırsatı değerlendirmemelidir sonra atılan hatalı pas ele alınır çünkü oyun fırstları değerlendirip golü bulmak üzerine kuruludur başka türlü rakibe karşı üstünlük sağlamanız mümkün değil,istediğiniz kadar iyi oynayın eğer bir hata yaptıysanız ve o hata size mağlubiyeti getirmişse rakipten üstün oynamanız söz konusu olamaz,bu arada oyunu bimeyenler için ufak hatırlatma,oyunun adı "FUTBOL".Maçın skorunu hakem belirlemez,maçın skorunu atılan goller belirler açıkcası golleri atan oyuncular demek daha doğru olur,her şey onlar ile başlar,onlar ile biter,eksik kadro diye bir şey yok,olamaz çünkü her takım 11 oyuncuyla sahaya çıkar.Futbol basit oyundur,eğer futbolcu teknik drektörün verdiği talimatları yerine getirirse,bunun yanında allahın ona verdiği yetenekleri sahaya yansıtabiliyorsa,futbolun kişisel değil de takım oyunu olduğunun farkında ise ve diğer takım arkadaşları aynı kafa yapısına sahipseler gerisi teferruat.İşte bu yüzden "Modern Futbol" diye bir şey yok,hiç olmadı ve olmayacak,kendinizi kandırmayın,kim var olduğunu iddia ediyorsa ona sakın inanmayın.!




Erdal Güngör
Weiterlesen

Özledim ulan sizi :))))

18. März 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Tayfa'nın Bordeaux macerası ;)






Erdal Güngör
Weiterlesen

Polise fazla para yok

18. März 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Alman Kulüpler Birliği (DFL) den,alman polis sendikasi'na(GdP) tepki.Kulüplerin güvenlik için özel bütçe ayırmalarını ön gören polis sendikası,bu isteği DFL tarafından geri çevrildi.Kulüpler Birliği CEO'su Holger Hieronymus yaptığı açıklamada önemli noktaya değindi "Kulüplerden alınan yıllık vergiler güvenlik için yeterli,eğer almaya da polis ekstra güvenlik için para istiyorsa durum çok vahim,bunu kabul edemeyiz."Almanya da kulüpler yılda 130.000 güvenlik görevlisi için toplam 23.4 milyon avro ödüyor,bunun yanında birinci ve ikinci lig kulüplerinden yıllık 665 milyon vergi kesiliyor.


Son günlerde isteyen isteyene,hoeness aylık 2 avro tv vergisi ister,polisler  güvenlik için özel para ister,bizim cüzdan yoğun bakımda can çekişiyor kimsenin umurunda değil.....


Erdal Güngör
Weiterlesen

Süperlig !

18. März 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

UEFA Başkanı Platini geçtiğimiz hafta isviçrenin nyon şehirinde ECA( Avrupa Kulüplerbirliği) yetkilileri ile bir araya gelerek ortaya konulan "SÜPERLİG" projesini tekrar masaya yatırdılar.Bu proje çok önceleri konuşulmuş ama şampiyonlar ligi kurulunca tekrar rafa kaldırılmışdı.ECA bilindiği gibi real madrid,manchester united,bayern münih ve diğer kulüplerin temsilciliğini yapıyor,tabi money league sıralamasında ilk beşe girenler daha çok öncelikli çünkü pastanın aslan payını onlar götürüyor.Platini salı günü  france football dergisine verdiği demeçte şöyle demiş,"herkes şahsi düşüncelerimi çok iyi biliyor,bana kalsa eski avrupa kupa şeklini tekrar uygulamaya sokardım fakat dünya değişiyor ve dikkatli olmamız lazım,yenilik için fikirlere açık olmalıyız onları dinlemeliyiz".Gazzetta delo Sport'a göre ECA'nın önerdiği fikir UEFA tarafından olumlu karşılanıyor,global ekonomik krizin bir süre daha devam etmesi  Süperlig fikrinin gerçekleşme tartışmasını tekrar alevlendiri.Diğer yandan ECA başkanı K.H.Rummenige kendince Süperlig için endişe duyuyor.Süperlig üç ayrı bölümden ve 20 ile 22 takım arası oluşacak,bunun yanında ülke ligleri devam edecek fakat tek şartla,bu liglerin takım sayısı azaltılacak.Süperliginin şuan gerçkleşmesi mümkün değil,uefa-şampiyonlar ligi anlaşması 2013 yılına kadar sürüyor ve önümüzdeki sezon UEFA kupasının statüsü değiştirilip EURO-LİG oldu ama bir gün mutlaka gerçekleşecek,o yüzden sayin platini boş yere timsah göz yaşları dökmesine gerek yok.


Dün bu haberi okuduktan sonra Ultras Manifesto 'suna göz attım,ne garip sanki birileri manifestoyu eline almış orada yazan ne varsa hepsini harfiyen uyguluyor.Şüpheye kapılmak elde değil....şaka bir yana,manifestoyu yazanlar bu günlerin geleceğini çok iyi biliyorlarmış,bizlere önemli mesaj vermişler.Ama bizler sade kaderimize boyun eğiyor ve yolumuza devam ediyoruz,bakalım nereye kadar sürcek.

Futbolun F'sin den tutun L'sine kadar ne varsa pazarladılar,bize geriye kalan sade gazel okumak.

Bir akılsız başdan gayri nem kaldı,nem kaldı....



NO AL CALCİO MODERNO !



Erdal Güngör
Weiterlesen

18 Mart Çanakkale Haftası

17. März 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Hiç bir zafere çiçekli yollardan gidilmez !




Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,

O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak

Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker



Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.


Mehmet Akif Ersoy
Weiterlesen

Taken

17. März 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Şubat ayında gösterime giren bu filmi dün seyretme fırsatı buldum.İlginç bir yanı yok,hep aynı 1970 yıllarının Charles Bronson,Clint Eastwood yapıtlarının benzeri.Tek başına "Geldim,gördüm,vurdum,kırdım,yaktım,yıktım" ayakları,nedense hep böyle kahramanlar amerika dan çıkıyor.Bryan Mills(Liam Neeson) emekliğe ayrılmış ajan,zamanında kızı ile pek vakit geçirme fırsatı bulamamış bu yüzden yuvası yıkılmış,şimdi kaçırdıklarını onarma peşinde.17 yaşında kızı Kim ile tekrar yakın temasa geçen bryan,onu mutlu etmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.Bir gün kim dünyaya açılmak istiyor ama yaşı reşit olmadığından yurt dışına çıkması için babasının imzası gerek.Eski ajanlıktan kalma paronayak halini henüz üzerinden atamayan bryan zorda olsa kızına gereken imzayı veriyor.Veriyor vermesine ama aklına gelen başına geliyor.Kim parise varır varmaz kız arkadaşınla beraber arnavut mafyası tarafından kaçırılıyor.Bryanın baba yüreği fazla dayanamıyor ilk uçakla fransaya gidiyor.Arnavut mafyası dahil,rüşvet batağına saplanmış fransız polisinin yanısıra bakire kızlara göz dikmiş zengin araplara karşı ufak çapta savaş açıyor.Sonunu yazmayacağım,seyredin,isterseniz seyretmeyin,siz bilirsiniz yinede,şayet seyredecekseniz ufak çocuklar yanınız da olmasın.


Nedenmi?

Artık bir winnenden faciasına tahamülümüz kalmadı !!!

Tim Kretschner,geçen hafta kendisi dahil toplam 16 kişinin canına kıydı,13 kişi,15-17 yaş arası onun gibi okul talebesiydi.Babasının silahını ele geçirip etrafa ölüm saçtı,şayet böyle faciaları önlemek istiyorsak "Taken" gibi filmleri ne sinemalar da nede televizyonlarda gösterilmesine müsade etmeyelim.Tim sesiz ve sakin bir çocuktu,okulun en iyi öğrencilerinden birisiydi fakat onunla kimse ilgilenmiyordu,annnesi ve babası dahil.!!!


Tim Kretscnerin son dakikaları;





Erdal Güngör

Weiterlesen

Futbol için 2(€) avro

15. März 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bayern Münih manajeri uli hoeness wirtschaftswoche ile yaptığı röpörtaş da,alman futbol severlerin her ay 2 avro ekstra televizyon vergisi verebilecekleri düşüncesini ortaya attı.Hoeness endişeli,çünkü ona göre avrupanın diğer üst ligleri olan ingiltere,ispanya ve italya farkı açıyorlar.Bu gidişle alman ligin de bulunan takımların uzun vadede avrupa kupa kazanma şanslarının azaldığını vurguluyor sayın hoeness.Şayet ayda 2 avro fazladan TV vergisi ödenmiş olsa,37 milyon hanede her ay 75 milyon avro gelir kalıyor bu yılda 900 milyon avro yapıyor.Alman devlet tv kanalalları ARD ve ZDF yılda 100 milyon avro maç özetleri için telif hakkı ödüyorlar.Hoeness'in yaptığı hesapa göre bu uygulama yürülüğe girerse devlet kanallarının maç yayın haklarını satın alma güçü doğacak.Avrupa üst liglerin de olan takımların alman takımlarından üç dört kat fazla para kazandığını vurgulayan hoeness,eğer şimdi bir şeyler yapılmaz ise alman futbolunun avrupa sahnesinde rekabet edemeyeceğini söylüyor.

Modern stadlar,pahalı biletler futbol kalitesini arttırabilirmi?

Daha çok para yatıran kulüpler gerçekten piyasada tüm kupaları silip süpüreceklermi?

Varmı bunun bir ölçüsü?

Eğer varsa biri çıkıp anlatsın ama gözünüzü seveyim her defasında ingilterden örnek vermeyin.Tamam kabul ediyorum ingiltere orta da somut örnek olarak duruyor fakat herkesin unutuğu ya da kasıtlı görmemezlikten geldiği kültür farkı var.Yanlış anlşılmasın onların bizden daha çok kültürlü olduğunu söylemiyorum,yalnız bir gerçek var bunu herkes kabul etmeli,onlar bizden futbolu daha çok seviyorlar.Bizim ülkemizde kağıt üzerinde duruan istatistik kitle yok,ciddi anlamda futbol sevdalıları var.İnsanlar stadlara gittiğinde neticeyi kafalarında büyütmüyorlar,öcelik sahada sergilenen oyun sonra netice geliyor.

Ben Hoeness'in teklifini tek şartla kabul ederim,her ay verdiğimiz 2 avro ekstra para bilet fiyatlarını ucuzlatacaksa amenna ama aksi takdirde kabul etmek mümkün olamaz,zaten stadların gişe gelirleri kulüplere fazla getirisi yok,lojalar ve kombineler dışında.Neden sıradan futbolcuların cebini doldurayım? örneğin x futbolcu piyasa değeri 2 milyon,Y kulüp geliyor kafadan 15 milyon teklif sunuyor.Değermi,bir garantisi varmı? 5 milyon verse açmı kalıcak.,nedir bu pis boğazlık anlamadım gitti.Nasıl olsa işler kötü gittiği zaman fatura her seferinde Taraftara kesiliyor,yok futbol terörüymüş yada Ultras kültürüymüş.Vay be,gerçeği söylemek gerekirse,Ultras oluşumları endüstriyel futbola karşı direnişi sürmeseydi şimdiye kadar futbol çoktan tükenmişti,yatıp kalkıp dua edin.

Her zaman şunu derim,Futbolu bitirien para değil,futbolu bitiren hoeness gibi gözü doymayan,paraya tapan aç kurtlar.


Kahrolsun endüstriyel futbol !







Weiterlesen

Anlamadım

15. März 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Ben bu maçtan hiç bir şey anlamadım.Yediğimiz ilk gol hamburg maçının kopyası,hadi onu anladım kimseyi suçlayamazsın adam kapadı gözlerini vurdu gol oldu.Beraberlik golünün öncesinde foul olduğunu hakem görmüş olabilir ama vermedi,keşke verseydi çünkü Türkiyede hakemler yaptıkları hatalarını geç farkına varıyorlar ve onları maç sonuna kadar gölge gibi takip ediyor bu hatalar ve eziliyorlar.Hakem şahsiyeti sivas maçında olduğu gibi yine Galatasarayı nasıl mağdur duruma düşürürüm peşindeydi.Bunca yıl Almanyada futbol oynadım hatta son dönemlerim de Türk takımındaydım,inanın alman hakemleri bile bize karşı bu kadar maksatlı maç yönetmediler.Anlamadığım Yasher kolunu sırtı dönük açıyor,rakip oyuncu adeta yumruğuna kafa atıyor,her maçta gördüğümüz ikili mücadele,verilecek en sert karar oyuncuya uyarı.Ama şahsiyet Sivas maçında Ümit'e çıkardığı kırmızı kartın gücünü arkasına alarak kırmızı kartın yanında ermana malzeme çıkardı.Anlamadığım diğer konu,Bülent hoca ayakta zor duran,acılar içinde kıvranan Arda'yı neden daha önce çıkarmadı?.....dedim ya anlamadım ben bu maçtan hiç bir şey,canları sağolsun,hamburg'u yenerek kadiköy yolumuza devam.Kafese alınan Taraftarlarımız her zamanki gibi yine muhteşemdiler....

Erdal Güngör
Weiterlesen

Unutulmaz maçlar

15. März 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Denildiğin de herkesin bir anısı vardır,benim hatırladığım ve birin de canlı şahit olduğum(Galatasaray-Xamax) üç maç var.İlki 1982 dünya kupasında oynanan yarı final müsabakası,Fransa-Almanya diğeri yukarıda belirtiğim Galatasaray-Xamax maçı ki bu müsabakayı ASY'de canlı seyretim,hiç unutmayacağım en güzel anılarımdır xamax maçı.Üçüncü maçı belki kimse hatırlamaz,sade futbol ile çok yakından ilgilenenlerin anılarında saklıdır bir de Karl Heinz Feldkamp çok iyi hatırlar sanırım.Şayet onun kireçlenmiş kemiklerini canlandırmak istiyorsanız bu maçı hatırlatın,hayat öpücüğü gibi tesir eder.



Söz konusu tarihi maç 1986'da Bayer Uerdingen-Dinamo Dresden arasında oynanan,o zamanın adıyla Avrupa Kupa Galipler müsabakası.Hafta ortasıydı,işten geldim,hanımla evde oturuyoruz ne yapalım edelim derken,aklıma o akşam tv'de canlı maç olduğu geldi.Günlerden çarşamba malum Hanedan dizisi var,hanımı kandırmak lazım,aklıma bahis oynamak geldi.Dedimki "sen gel kırmızı mavili takımı tut,ben de sarı siyah formlalı takımı,kaybeden kazanana yemek ısmarlasın,hatta kırmızı mavili takım tur atlarsa dile ben den ne dilersen" fiyatınıda koyduk hediyenin "500DM(Deutsch Mark)".İlk maçı Dresden 2:0 kazanmış,Uerdingen galip gelme ihtimali var ama tur atlaması imkansız gibi gözüküyor.İki alman takımı karşı karşıya,duvar henüz yıkılmamış,ilk maçın mağlubiyeti ploterya doğu blokunun,kapitalist batısına karşı,soğuk savaşın doruğuna ulaşmış dönemde çok önemli üstünlük sağlamış.Maç başladı,ilk 20 dakika için de Uerdingen 3 gol yedi,oh diyorum kendi kendime,yemek cepte.ilk yarının sonlarına doğru Uerdingen durumu 1:3 yapıyor,toplam hesapta 5:1 mağlup durumdalar tur atlamaları mucizelere kalmış,stadı terkedenler bile var,mutlaka televizonlarını kapatanlar olmuştur.


İkinci yarı uerdingen daha agresif ve ofansif,saha kenarın da feldkamp neredeyse kendi girip oynayacak vaziyete,yılmaz vural halt etmiş öyle bir hali var kallinin.Durum 2:3 oluyor,dresden takımı hiç oralı değil,ilk devrede kalecileri sakatlanması bile onları etkilememiş gayet rahatlar.Sonra 3:3,ardından 4:3'ü atıyor uerdingen.Yemek gitti,bizim hanım bir yandan futbol profesörü kesilmiş oyunu yorumlarken uerdingen skoru 5:3 yapıyor.Ben hesap yapmaya başlıyorum,ilk maçı dresden 2:0 kazandı,şimdi skor 5:3 toplamda 5:5 yapıyor ama deplasmanda atılan gol avantajı var artık dresden maçı vermez diyorum,malesef yanılıyorum.Maçın bitmesine 10 dakika var,o da ne  hakem penaltı noktasını gösteriyor.Benim hanım ilginç bir soru soruyor "şimdi uerdingen penaltıyı gole çevirirse turu geçecekmi?".Ben kime kızacağımıa şaşırmış durumdayım,ekran karşısında şok vaziyette Funkelin topu ağlara gönderişini seyrediyorum.Maçın bitmesine zaman var,acaba hanım 500DM'lik hediyeyi unutmuşmudur? diye soruyorum kendime ama Schaeferin 60 metre deparından sonra 7:3'ü attığı an hanım hatırlatıyor.


Bir dönem tarih yazan efsane takım şimdi amatör ligte hayatta kalma mücadelesi veriyor.2005 yılın da ebay de oyuncu arayan,şimdiki adıyla KFC Uerdingen,zamanın da dünyaca büyük Bayer kimya şirketinin ikinci takımıydı.UEFA kriterleri ağır basınca,bayer şirketi uerdingen takımını elden çıkarıp tamamen leverkusene odaklandı,aynı basketbol ve atletizim takımlarını attığı gibi...!


Erdal Güngör
Weiterlesen

"Ben kadere inanıyorum" Ümit Özat kariyerine son verdi !

14. März 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Borusia Mönchengladbach'a karşı oynayacakları derbi öncesi yaptığı basın toplantısında 17 kez Türk Milli takım formasını giyen,2007/2008 sezonunda Fenerbahçe den 1.FC Köln kulübüne transfer olan Ümit Özat  bu gün profesyonel futbol kariyerine son verdiğini açıkladı.



Basın toplantısın da duygusal anlar yaşandı,göz yaşlarına hakim olamayan 32 yaşında Ümit Özat " Ben kadere inanıyorum,bir buçuk yıldır bu şehirdeyim,köln kulübüne ve taraftarlarına bana verdikleri destek için çok teşşekür ediyorum.Köln takımın da bir Türk olarak kapanlık yapmak bana büyük gurur verdi.Sezon sonu yapacağım jübile maçıyla oyunculuk kariyerime son vereceğim ve antrönör olarak devam edeceğim" sözleriyle kulüp binasından ayrıldı.

29 ağustos 2008 tarihin de Karlsruhe ile oynanan deplasman maçın da 25.dakika da bayılıp düşen Ümit Özat,kalp adelesi iltihaplanma teşhisi konuldu.Uzun tedavi sonrası Doktorlar ümit için normal hayatın da zorluk çekmeyeceğini ama spor yapmasının hayati tehlike taşıdığını söylediler.
Weiterlesen
<< < 1 2 3 4 5 6 > >>