Mentalita Ultras #1

Erdal Güngör
Jean Marie Pfaff

Dakika 44,bremen taç kazanıyor,topun başında uzun atışlarıyla meşhur Uwe Reinders var ama bundan pfaffın haberi yok.Reinders topu ceza sahasına doğru yolluyor.Ceza sahası içine süzülen topa müdehale etmek için bir kaç oyuncu kapışıyorlar,tabi jean marie pfaff da bunların arasında.Olan oluyor top pfaff'ın omuzunu sıyırıp ağlarla buluşuyor.Bayern Münih büyük umutlar ile transfer ettiği Belçıkalı milli kalecinin yediği bu gol almanyada uzun süre alay konusu olmuştu.Fakat Jean Marie Pfaff,Bayern için çıktığı ilk maçında yediği bu talihsiz golden hiç etkilenmedi ve müthiş bir kariyere imza attı.Bir dönem Trabzonsporun formasını giyen pfaff,şu sıralar belçika Televizyon kanalı VTM'de yayınlanan sitcom'da (De Pfaffs) oyunculuk yapıyor.
Erdal Güngör
Kaybolan değerler !
İtalyada ultras hareketi 1995 yılında genova taraftarı Vincenzo Spagnolo cinayetiyle tehlikeye girdi.Bu dönemde bir çok ultras oluşumu parçalanarak,yeni jenerasyonların tribünlerde farklı gruplara bölünmesiyle tamamen değişik yönlere kaydılar.Yeni jenerasyonla gelen kimlik değişimi,köklü değerlere önem veren eskileri tribünlerden küstürdü.Genova olaylarınden sonra italyada sezon yarıda kaldı,buna ilk sert tepki Bergamo Ultras oluşumundan geldi."Basta lame,basta infami" türkçesi "bıçaklar sussun,şiddet bitsin" başlığı altında yayınladıkları bildiriyle Ultras hareketine yeni yön vererek,kontrolden çıkan şiddeti büyük ölçüde durmasını sağladılar.
Türkiyede Ultras hareketi gelişemedi,gerçeği söylemek gerekirse hiç yok kadar az.Gelişmesi için taraftar oluşumları tamamen bağımsız olmaları şart.Ultras hareketi bir baş kaldırmadır,mevcut olan sistemi yıkmaktan daha ziyade ona yön verir.Tamamen bağımsız hareket eden Ultras,futbolun içindeki özelikleri korumak için mücadele eder.Büyük kulüplerin taraftarlarına aşıladıkları,olmazsa olmaz total başarı,futbolun özeliklerini yok ediyor.Tüm şartları zorlayıp hedefe ulaşmanın faturasını çoğu zaman yine taraftar ödüyor.Yöneticilerin yanlış politikaları yüzünden gelmeyen başarılar,taraftarları hem hayal kırıklığına uğratıyor,hemde tribün kültürünü yok etmekte.Statdlara takımı desteklemekten daha çok kendi egolarını tatmin etmeye gelenlerle ultras mentalitesinin gelişmesi uzun süre zor gözüküyor !
Erdal Güngör
Taranto dayanışması

Dayanışma eylemine katılacak olan,ULTRAPAZ,GRUPPO ZUFFA,PSYKO GROUP,NEVROTİK,ULTRACEP,ANGELİ DELLA NORD Ultras oluşumları,deplasman yasaklarını protesto ediyorlar.İtalyada bu sezon alınan katı kararlar geçmişte olan şiddeti önleme amaçlı.istatistiklere bakıldımı başarılı oldukları gözüküyor ama diğer yandan karşılıksız arma peşinden koşan canı gönülden takımlarına bağlı olan Taraftarlar en kutsal zevklerinden mahrum bırakılıyor.
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !
Erdal Güngör
Vincenzo Spagnolo
Vincenzo Cladio Spagnolo Genua taraftarıydı,13 şubat 1995 yılında bir Milanlı tarafından stadın dışında öldürüldü.Bu olay iki grubun taraftarlarını devre arasında tribünde kavgasına sebep oldu.

Vincenzo'nun ölümüne kadar italyada 1988'den beri futbol statdları içinde ve dışında olay olmuyordu.Fakat o günden sonra taraftaralara karşı polis baskıları,stad içinde ve dışında artılırdı.Bu olayın gelişmesi Genova Ultras oluşumlarını harekete geçirdi.Ortak düzenledikleri kongreye italyadan tüm Ultras oluşumları katıldılar.Kongrede daha önce AS Roma Ultraslarının yazdıkları Manifesto bütün Ultras olşumları tarafından uygulama kararı alındı.
Vincenzonun ölümü yüzünden çıkan olayların görüntüleri;
Erdal Güngör
Lütfen susun ! #2
Dün ingiltere premiere league kulübü FC Midlesbrough taraftarlarına maç oynanırken sakin durmaları ve ayağa kalkmamaları için yolladığı uyarı bildirisinden bahsetmiştim,işte kanıtı;
/http%3A%2F%2Fwww.ultras-avanti.com%2Fwp-content%2F2009%2F02%2Fimg0751.jpg)
Bu anti demokratik uygulama Stalinli sowyetlerbirliği zamanında bile görülmemiş.Futbolun anavatanı İngiltere son yıllarda hem taraftarlara karşı katı tutumu,hemde futbol kurlalarına yenilik altında getirmeye çalıştığı saçmalıklarla oyunun içine etti....
Erdal Güngör
Ah Gazza

Şu sıralar Gazza, eski profesyonel oyuncu Tony Adams tarafından kurulan rehabilitasyon kliniğinde kalıyor."Hayatımda bir daha alkol içmeyeceğim diye yemin etmek istemiyorum,bugün içmiyorum,umarım yarında içmem" diyor Gascoigne.Bir zamanlar kokain kullanan Gazza,bu bağımlılığından çabuk kurtulmuş.
Bir zamanlar Lazio ve Tottenham kulüplerinden oynayan eski yıldız oyuncu,sıkça alkol kullandığı günlerde yılda 3 sefer pisikyatriye kaldırılıyormuş.O günlerde kendine ayit evi olmayan gascigne hotellerde konaklıyormuş ve oralardan da her seferinde yaka paça kovuyorlarmış.İçince kendini kaybeden Gazza bir keresinde Babasına telefon açıp "hadi hazırlan Madison Square Garden'e gidiyoruz orada Bush ve Clinton'la satranç oynayacağız" aradan birkaç dakika geçtikten sonra tekrar Babasını aramış "kusura bakma gidemiyoruz,bush iptal etti." Diğer hikayeside ilginç,"kendime 2 oyuncak papağan aldım,onların gerçekten konuştuklarını hayal ediyordum,bir gün bara gittim üç bira sipariş ettim,barmen şaşırmış bana bakıyordu,1 bira bana diğer ikiside papağanlara."
Gazza'nın anlatıkları belki komik geliyordur ama Allah kimseyi bu duruma düşürmesin,yakın zamanda kurtulmasını dileriz.
Erdal Güngör
Tanıdık Ortak

Şeyh Mansour Bin Zayed AC Milana ortak oluyor.Kaka transferinden eli boş dönen M.City sahibi Bin Zayed,şimdi Milana ortak olmak için Berlusconi'nin kapısını çaldı.Yüzde %40 ortalığa 500 (beşyüz) Milyon) avro teklif sunan Şeyh,Milana imdat simidi gibi yetişti.Ekonomik krizden kötü etkilenen Milan,son yapılan mali kongresinde 31.98 Milyon avro zararı olduğunu açıklamiştı.Ortaklık için Berlusconi ile pazarlıklar sürüyor ama duruma bakılırsa silvio bu sefer fırsatı kolayca elden kaçırmaz diye düşünüyorum.
Erdal Güngör
Lütfen Susun !
İngiltere Premier-League kulübü FC Middlesbrough taraftarlarını maç oynanırken daha sakin ve sesiz olması için uyardı.Stat güvenlik üst sorumlusu Sue Watson,geçtiğimiz hafta tüm kombine sahiblerine birer uyarı mektubu yolladı.

Watson yazısında,Riverside Stadyumunun 53A Tribününde bulunan taraftarları maç oynanırken ayağa kalkmamalarını ve sessiz kalmalarını ısrarla rica ediyor.Bahsi geçen tribünde İngilterenin diğer statlarında olduğu gibi ayakta durma yasağı var.Taraftarlar maçın heyecanına kapılıp ayağa kalkmaları,takımlarına sesli destek vermeleri diğer seyircileri rahatsız ettiğinden dolayı bu uyarıyı mecrburen yapmak zorunda kalmışlar.Sue Watson mektubunu şu sözlerle bitiyor;
"Lütfen artık susun! Gol attığımızda bütün gücünüzle bağırın ama maç oynanırken sürekli yüksek ses çıkarmanız diğer seyircileri rahatsız ediyor !"
Buyrun buradan yakın,sözün bittiği yer..

ODIO ETERNO AL CALCIO MODERNO !
Erdal Güngör
Spirit of Football
Herkes 2000 yılı ruhunu arıyor,bende 1970,1980 ve birazda 1990 yıllarının ruhunu arıyorum,çünkü 2000 yılı ruhunun temelini oluşturuyordu. O yıllarda futbolu seviyorduk,ama şimdi ülkemizin futbolunu sevmiyoruz.Bizim için futbol transfer dönemlerinde manşetleri süsleyen bomba hayal haberler,çakma yabancı oyuncuları havaalanlarında omuzlamak,çarpım tablosuna benzeyen taktikler üretmek ve en çok sevdiğimizde saatlerce hakem hataları tartışmak,yetmezmiş gibi birde saatlerce televizyonda aynı tartışmaları izlemek.Gerçek futbol bizim için avrupanın dört liginde oynanıyor,ispanya,italya,ingiltere ve almanya.Bu liglerde olan kaliteyi,tribünlerdeki çoşkuyu kendi ülkemizde göremediğimiz için hayallere kapılıyoruz.Benzerini Türkiyede yapmaya kaktığımızda yüzümüze gözümüze bulaştırıyoruz,bunun sepebide bir zamanlar insanlarda olan futbol tutkusunun el birliğiyle yok edilmesi ve bizde buna müsade ettmemiz.Galatasarayın kazandığı UEFA ve Süper kupa başarısının altında kalmamak için başarısızlıkları modern tesisler inşaa edip futbolda ne varsa pazarlayarak kapatılmaya çalışıldı,para ligine girmenin başarısı sportif başarısızlığı ortadan kaldırmaz kendi taraftarını daha çok beklenti içine atar ve camiayı baskı altına alır.Sonra ne oldu? diğer kulüplerinde bu örneği baz almasıyla,milyonların sevgilisi futbol oyundan daha ziyade medyanın bol reytingli eğlencesi olmaya başladı.
Futbolda başarı sırf para değildir çünkü futbol bir spordur ve sporda insanın kendi yeteneklerini sergilemesi fiziksel gücünü başka sporcular ile yarışıp ölçmesidir.İster profesyonel olsun yada amatör,her futbolcu,futbolu sevmeli çünkü onlar sahaya çıktıklarında tirbünlere yeteneklerini gösterip takımlarının kazanması için canla yürekle mücadele etmelidirler.Her maçı kazanacaksın diye kayide yok elbette mağlup bitirebilirsin ama futbolcu "maçı nasıl olsa kaybetim" diyip oyundan kopmamalı.Dün tanerin 5. golünü playstation'de bile kolaylıkla atamazsınız,geçen hafta Hoffenheim-Leverkusen maçını seyredenler olmuştur buradada bahsetmiştim,kendi sahalarında 1:4 gerideler ama yinede oyundan kopmadılar sanki maçı her an çevireceklermiş gibi son saniyeye kadar mücadele verdiler.Türkiyede son haftalarda seyretiğimiz maçlarda aynı mücadeleyi,hırsı görebildikmi? HAYIR ! "Nasıl olsa maaşım işliyor" mantığında olan,maç seçen,uyur gezen futbolcular,diğer yandan futbol tutkusunu yitirmiş taraftar kitlelerini çileden çıkardılar,işte tüm bu olanlar futbolun içindeki ruhu bir anda yok eder.Futbolun ruhunu onun içinde olan aktörler oluşturur ve ortaya çıkarır,bunlar başta Kulüpler,Taraftarlar ve Futbolculardır,ondan sonra görsel medya ve basın gelir,Şayet bunlar işlerine el birliğiye canla yürekle sarılmıyorsa futbolda ruh aramak samanda toplu iğne aramak gibi olur.
Bugün Galatasaray da radikal kararlar alınıyor,bazılarının kellesi kopacağı belli ama ben şöyle kararlarında alınmasını bekliyorum.
1. Yabancı ülkelerden transfer edilen Teknik Direktörler ve Oyuncuların 3 ay içinde Türkçe öğrenmeleri şart koşulması ! Örnekleri mevcut,misal İtalya ve İspanya.Eto'o zamanında Barcelonanın katalunca diline özen göstermediği için ucuz yırtmıştı,meğerse kontratının maddelerinden birisiymiş,aynısı Ülkemizde uygulanmalı.
2. Türkiyede gelir şartlarını göz önünde bulundurarak bilet fiyatları makul biçimde düşürlmelidir ! aksi taktırde ilerki haftalarda seyirci kaybı yaşanacağı açıkca ortada.Bilet fiyatlarının düşmesiyle maç seçen seyircilerden daha ziyade gerçek Taraftarların statlara çekilmesi sağlanacaktır.
Taraftarlarda artık kendilerini değiştirmelerinin zamanı geldi geçiyor.Tribünlere gelenler her şeyden önce kayıtsız şartsız,tüm başarıları bir kenrara bırakarak canla yürekle takımlarını desteklemelidir ve en önemlisi oyunu sevmelisiniz Kardeşlerim eğer oyundan zevk almıyorsanız,sırf "ben kapalıda filanca abiyle sette davul çaldım vs." için stada gidiyorsanız boş yere para harcıyorsunuz.Yaklaşık 80 yıldan öte gelen tribün kültürümüz var hiç uzaklara gitmemize gerek yok.Evet ULTRAS çok önemli bir şey ama onu harfiyen uygulamalı,türkiyede Ultras mentalitesi malesef oluşmadı,bir zamanlar yartılmak istendi ama ne yazıkki şahsi konulardan dolayı rafa kaldırıldı.Ultras'a gelmeden önce takım nasıl desteklenir için formul aranıyorsa Karıncaezmez Şevkinin geçmişine bir göz atın derim.Hep anlatırlar,hani takım atağa kalkınca saha kenarında,elinde kocaman bayrağıyla oda atağa kalkarmış,yada manifestoya bakalım ne yazıyor ;
"Futbolsever Taraftarlar,bu oyunun vaz geçilmez ve kurucu unsurlarından biridir.Futbolsever Taraftarlar,sade seyretmez,faaliyetleriyle bu oyunun renklenmesini,dengelerin değişmesine ve popülerliğinin artarak devam etmesine katkıda bulunur.Futbolsever Taraftarların,bu oyunla ilgili talepleri,istekleri,deüşünceleri ve projeleri vardır.Bütün bunları doğrudan dile getirdiği yer,doldurduğu Tribünlerdir.Futbolsever Taraftar,kendisinin bu oyunda sadece bir seyirci yada olay çıkaran rahatsız edici unsur olarak gösterilemsine şiddetle karşı çıkar. Dolayısıyla Tribünleri dolduranlar,oraya sadece o oyunu seyretmek için gelenler değil,tıpkı futbolcular gibi,hakemler gibi veya kameramanlar gibi,OYNANAN OYUNU OLUŞTURAN,KURAN belirleyici bir unsurdur. !!!"
Daha fazla söze gerek yok sanırım,90 dakika gazel okumak yerine maçın ilk saniyesinden son saniyesine kadar takımla hareket edilmelidir onları yönledirmelidir,12 adamın görevi takıma ekstra güç ve motivasyon vermesidir,bunlar yerine getirildimi işte ozaman beklenen RUH kendiliğinden gelir...
Erdal Güngör