Kutudaki Futbol
Stat gişelerinden elde edilen gelirler çoktan değerini yitirdi ve sanayileşen futbolda hiç bir önemi kalmadı.
Maçların oynanacak tarihleri ve başlangıç saatleri tamamen yayıncı kuruluşlar tarafından belirleniyor.
Avrupa kupa maçlarının tümünün canlı yayınlanması için arka,arkaya sıralanarak sunuluyor.
Bu uygulamada çoğu zaman hafta ortası oynanan maçlar öğlen erken saatlere alınıyor.
Taraftarların bu maçlara gitme imkanı varmı,yokmu kimsenin umurunda değil,yeterki televizyona bol malzeme olsun,reklam gelirleri artsın.
Ekranlarda gördüklerimiz,bol reklam ve şans oyunları.Diğer yandan yayının sesi kısılarak stat atmosferi ekranlara yansıtılmıyor,çünkü bazıları için bu durum gürültü ve görüntü kirliliği oluşturuyor,buda futbolun marka değerini düşüyor.Marka değeri düşen futbol gelir kaybına uğramamsı için Taraftarlar statlardan uzak tutuluyor.İsrar ettikleri takdirde polis tarafından baskı altına alınıyorlar,medyada karalama kampanyaları düzenleniyor.
Günümüzdeki futbol artık statlarda canlı seyredilecek tutkudan çıkartılarak daha çok hafta sonu ailelerin eğlencesi haline getirilmeye uğraşılıyor.
Kulüpleriyle özdeşmiş,takımına olan sevgisini çoşkuyla sergilemek isteyen Taraftarların bu tabloda yeri yok.!
Piyasada daha iyi pazarlanması için Kulüp Armaları ve Renkleri değiştiriliyor,kutsal sayılan formalar tanınmaz hale getiriliyor.
Düşünce özgürlüğü ayaklar altına alınarak,kulüplere yönelik yapıcı eleştiriler,imajı zedelediği için yasaklanıyor.
Tüm bu olumsuz gelişmelere karşı direnişe geçmemizin zamanı geldi ve geçiyor.
Yaşam alanımız daralıyor,bizi hayatta tutan tribünlerimiz yakında sadece rüyalarımızı süsleyecek......
Kahrolsun endüstriyel futbol !
Erdal Güngör
Sizi unutmadık,Kalbimizdesiniz....
Yangında hayatını kaybeden Kardeşlerimizin Ruhu Şaad olsun.
Allah geride kalan yakınlarına sabır versin.
Erdal Güngör
Acılardan arta kalanİşte bu bakışlarmış
Buğu diye gözlerinde
Gün batımı Bulutlarmış
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey varmış
Sevmek diye bir şey yokmuş.....
"Sizin için İnsan Hakları yok !"
Polis,taraftarları önce belediye otobüslerine yönledirip sonra zorla trene bindirerek hamburg ana tren istasyonuna götürmüş.
Yolda ağır şiddete mağruz kalan münihli taraftarlar,ana tren istasyonunda çok sayıda bekleyen Hamburg taraftarları ile karşılaşmışlar.Taraftarların sukunetli davranışı olay çıkmasına sepeb vermesede,polisin birber gazı ve job kullanması etrafta şaşkınlık yarattı.
Diğer yandan olay yerine gelen ilk yardım ekiplerinin yaralıları tedavi etmesine izin verilmemesi polisin son zamanlarda taraftarlara uyguladığı kasıtlı ve aşırı şiddet tekrar gözler önüne seriyor.
Bir münihli taraftarın polise "siz insanlık suçu işliyorsunuz" demesine aldığı karşılıkta düşündürücü !
"Sizin için İnsan Hakları yok !"
Haberin tamamını Alman Fansmedia sitesiden okuyabilirsiniz: link

Taçsız Kral Metin Oktay
Seni,doğum gününde rahmetle anıyoruz.....

Peder Alirio Lopez

Peder Lopez için Futbol statları kiliseden farkı yok. Ona göre Kilislerde olduğu gibi tribünlerde toplumun her kesiminden insanlarla dolu.
El Campin, Kolombiya'nın başkentinde bulunan en büyük futbol arenası ve aynı zamanda peder lopezin her maç günü görev yaptığı yer. Görevindeki amacı Kolombiya statlarında giderek artan şiddeti biraz olsa dindirmek. Ülkenin yüksek trajlı gazetesi El Tiempo'nın yaptığı araştırmada geçtiğimiz sezon 12 kişi futbol maçlarında çıkan olaylarda hayatını yitirmiş.
Her şey dört yıl önce, Kolombiyanın futbol tarihine kara harflerle geçen başkent derbisi Santa Fe - America de Cali maçının akşamında başladı. Bir grup öfkeli taraftar Edison Garzon isimli genci önce biçakladı sonra tribünden 6 metre boşluğa attılar. 2005 mayıs ayında oynanan derbinin kanlı bilançosu 1 ölü 23 yaralı.
O günden bu yana Kolombiya statlarında tam anlamıyla bir terör havası esiyor. Kasım ayında oynanan milli maçta çıkan olaylar yüzünden peder lopez neredeyse görevini bırakıyordu. Ama, isteği kibarca Bogota Belediye Başkanı Samuel Moreno tarafından geri çevirildi. Çünkü pederin yaptığı çok önemli işleri bir kenara atmasına kimsenin gönlü razı gelmiyordu.
Noelden önce yüzlerce holiganın silahlarını teslim etmesinde büyük rol oynayan peder lopez ülkesi için çok önemli. Silah teslimleri Kolobiya'da büyük yankı yarattı ve medyanında ilgisini çekti, konu geniş boyutlu ele alnıp manşetlere taşındı.
Peder Lopez yaptığı görevden çok gurur duyuyor hatta tribünde kendi grubunu bile var. Onlar, şiddeten arınmış taraftarlar,"daha çok boş yerimiz var, herkesi davet ediyoruz" diyor peder lopez.
Polisin pes ettiği yerde peder lopez devreye giriyor. Silahların teslim edilmesi en büyük hedeflerinden birisi.
"Önce herkesi silahlarını teslim etmesi için ikna ediyoruz sonra onları tanrıya yaklaştırıyoruz, maalesef herkese sözümüzü geçiremiyoruz ama gün gittikçe dinleyenler çoğalıyor."
Kolombiyada Toplumsal şiddet gittikçe büyüyor !
Tribünlerin en tehlikeli taraftar grupları "Baras Bravas" . Bu gruplar varoşlardan çıkan çetelerden oluşuyor. İşin içine uyuşturucuda girdimi vahşette sınır tanımayan çeteler için olay çıkarmaya hatta insan öldürmeye ufak bir kıvılcım dahi yetiyor. Varoşlarda başlayan kanlı yaşam kavgası tribünleride sardı
İşin acı yönü, peder lopez'in tüm bu yaptıkları Futbol Federasyonu tarafından ciddiye bile alınmıyor. Yolsuzluklarla boğuşan Kolombiya Futbol Federasyonu, statlarda şiddet olayları işlerine geliyor. Onlar bu vahim durumdan şikayetçi değiller.
Peder Lopez tüm zorluklara rağen pes etmiyor, "eski holiganları tekrar normal insan haline dönmelerini görmek beni mutlu ediyor ama en çok mutlu olduğum an, onları her pazar kilisde ibadet ederken görmek. İşte ozaman tüm bu yaptıklarımızın ne kadar doğru olduğu anlıyoruz."
Erdal Güngör
Anticilik !
1970'li yıllarda sağ,sol ve din ayrımcılığı yapılarak binlerce Türk insanı bir hiç yüzüne hayatlarını kaybetiler.
Akabinde gelen iki askeri darbeler toplumu sosyal çöküntüye sürükledi.Her kesimden yüzlerce Türk aydınları ortadan kayboldu.
1980'li yılların ortasında çıkartılan etnik terörde binlerce Askerimizi şehit verdik,bu kavga henüz sona ermedi.!
Bölücülüğün yeni yüzü "Anti-İstanbul"
Anadolu takımlarımızın son iki sezon ortaya koyduğu performansı hepimizi mutlu ediyor.Avrupanın büyük liglerinden özendiğimiz rakebeti kendi ligimizde görmek diğer yandan Türk Futbolunada büyük katkısı oluyor.
Geçmişte Göztepe,Eskişehirspor,Bursaspor,Kocaelispor,Gençlerbirliği kulüplerinin hem yurt içi hemde yurt dışı başarılarınla kısa süre olsada kendilerini ispatlamışlar.Trabzonspor'un Şampiyonluğu ve bu istikrarını uzun yıllar sürdürmesi Türk futboluna dördüncü büyük futbol takımını ortaya çıkarmıştır.
Bosman kanunlarıyla ortaya çıkan endüstriyel futbol Anadolu kulüplerini ilk başta kötü etkilemiştir.Futbolcu yetiştirip büyük takımlara satan Anandolu kulüplerinin en büyük gelir kaynağı kısıtlamış ve onları yarıştan koparmıştır.Yanlış konzeptler,düzensiz transfer politikaları kulüpleri kötü etkilemiş ve ligte sade kümde kalma savaşından öteye götürmemiştir.
Son 5 yıldır Anadolu kulüpleri kendilerini bu akıma adapte ederek bir sıçrama yapmıştırlar.
Doğru konzeptler üretip,akıllı transfer politıkalarıyla ellerinde olan kısıtlı kaynaklarını düzgün kullanarak üst sıralara yarışmaya başladılar.Eskiden saman alevi olarak görünen bu çıkışlar son yıllarda sade tek kulüple sınırlı kalmamış bir kaç takımında istikrarlı şekilde çıkışını ve sürdürdüğünü görebiliriz.
Bu kulüplerden bazıları Ankaraspor,Sivasspor,Kayserispor,Gaziantepspor.Sade Türkiyede değil Avrupada aynı çıkışları görüyoruz,örneğin bu sezon almanyada Hoffenheim.
Anadolu kulüplerinin ligin üst sıralarına asılmaları yeni bir altkültürü ortaya çıkardı "Anti-İstanbul,Anti Bizans".
Altkültür nedir?
"Hakim kültürlerle bağlantısını koparmadan ancak çeşitli önemli noktalarda ayrılarak gelişen bir kültür altkültür olarak tanımlanır.Altkültürün kaynağı,belli bir yaş grubuna,üyelerin kökenine,ırkına,ekonomik sınıfına,cinsiyetine dayanabilir ve altkültürü belirleyen unsurlar genelikte grubun estetik,dinsel,mesleki,siyasi ve cinselliğe bakış açılarıdır"
Anticilik bir altkültürden daha çok bölücülüğün yeni formatıdır !!!
Altkültürlerin normlarından bazıları,dinlenen müzik,giyim kiyafet,saç şekli,konuşulan dil,gibi sıralanıyor,anticilikte bunları görülmemekte.
Anticiler daha çok yaşadığı ülke topraklarında sürekli ezik muammelesi görmüş,hep öyle eğitilmiş,çevresinde yaşayan aynı kaderi paylaşan arkadaşlarıyla etrafa kin kusan,başkalarını kendilerinden saymayan,ulaşamadıkları şeylere nefret duyan,ulaşmak içinde hiç mücadele vermeyen,insan sevgisinden,saygıdan uzak bir tür yaratıklardır.
Bu yaratıklar aslında pırıl pırıl İnsanlar,delikanlılar.
Onların zayıf noktalarını,saflıklarını kendi emelleri için kullananan zalim kulüp yöneticileri.Ülkeyi ve toplumu bölecek yeni bir terörü ortaya çıkardıklarının farkındalarmı?
Anti-İstanbul,Anti-Bizansçılık yapanların,dağda ülkemizi bölmeye uğraşan teröristlerden hiç bir farkı yoktur.
Onları bu tür işlere teşvik eden bazı kulüp yöneticileride imralıdaki zalimin benzeridirler,o yüzden çok dikkatli olmalıyız ve en önemlisi SUKUNETLİ OLMALIYIZ !!!
Unutmayalım,2010 yılında İstanbul Avrupa Kültür Başkenti !

YAŞASIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ.....
Erdal Güngör