Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Bir Ömür Boyu....

21. Juni 2024 , Geschrieben von Erdal Güngör

Birbiri ardına gelen hayal kırıkları, gereksiz küme düşmeler, sonu hüsran finansal maceralar. Gönül verdiğimiz kulüplerimiz bizi korkutmaktan asla vazgeçmiyor. Yine de onlara neden sadık kaldığımız sorusunun cevabını sorarsak bir ömür boyu süren karşılıksız, gizemli bir Aşktır bence.

 

Benim bir Faslı arkadaşım var Hasan, hasta Schalke 04 taraftarı. Almanya’da doğmuş büyümüş uzun yıllar Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yaşamışlar sonra bizim bölgeye yerleşmişler. Hasan’ın Schalke sevgisi bitmedi kombinesi var, hala fırsat buldukça iç saha maçlarını kaçırmaz aradaki mesafe vız gelir. Hasan çok şakacı çocuk, bir gün kız kardeşine şöyle takılmış “Bak kızım bir gün evlenmeye karar vereceksen bir Schalke taraftarını seç. Onu istediğin kadar hayal kırıklığına uğratabilirsin, o her zaman senin yanında kalacaktır!"

 

Şaka bir yana, Schalke oyuncuları hakkında değil, onlarca yıldır kulüplerini destekleyen, onlar için acı çeken, çoğu zaman onlara küfreden ve sonra ışıklar açıldığında heyecanla stadyuma koşan bizler hakkında da derin ve bazen rahatsız edici bir gerçeği içeriyor Hasan’ın esprisi. Çünkü normal hayatlarımızda ne kadar özgür ruhlu ve kendi kaderimizi tayin eden insanlar olduğumuzu düşünsek de beklenmedik bir yenilgi hafta sonumuzu, küme düşme ise tüm yazı mahvediyor.

Werbung
Bir Ömür Boyu....

Zafer ve yenilgi arasında sürekli gidip gelmek ve ligler arasında seyahat etmek artık futbol taraftarları için bir standart haline geldi. Ancak hiçbir küme düşmenin, hiçbir iflasın, hiçbir felaketin, ne kadar büyük olursa olsun kulübe olan sevgimizi sonsuza dek yok edemeyeceğinin farkındayız. İçimizdeki o gizemli bir şey yok edilemiyor. Ama tam olarak ne?

 

Cevaba yaklaşmak istiyorsak, Almanya’da Aachen gösterebilirim Türkiye’de Göztepe, Eskişehir, Bursa, Sakarya, Kocaeli gibi kulüpler. Bir zamanlar Türkiye 1. Futbol ligi, bugünkü adıyla Süperlig de efsane maçlar çıkarmışlar kupalar kazanmışlar Avrupa’da ilk yarı final oynayan Göztepe’den tutun Türkiye’nin beşinci Şampiyonu Bursa Spor. Göztepe tekrar Süperlige döndü Bursa maalesef hala kendini arıyor. Eskişehir Spor gibi. Ama her şeye rağmen vefakâr Taraftarlar asla takımlarından vazgeçmiyorlar. Alemannia Aachen taraftarları keza aynı. Aachen nihayet yeniden yükselmeye hazırlanıyor. Dikkatinizi çekerim, birinci lige değil, sadece üçüncü lige, ki bu da göz ucuyla bakıldığında Vaat Edilmiş Topraklar, Cennet Bahçesi ve Atlantis'in birleşimi gibi görünüyor, özellikle de kulüp daha önce taşranın derme çatma köy sahalarında on bir yıl geçirdikten sonra.

 

Almanya ve Türkiye’den verdiğim örnekler sadece ilk bakışta sportif başarının insanları stadyuma çektiğini gösteriyor. İkinci bakışta, statları tıklım, tıklım dolduran Taraftarların gösterdikleri sadakat futbolun insanlar için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Ve bu muhtemelen son yıllarda önemli ölçüde arttı.

 

Futbol ve özellikle de yerel ve semt kulüpleri, pek çok insanın hayatında değişmez bir unsur haline geldi. Her zaman orada olan, her zaman aynı ligde oynamayan ama yok da olmayan bir kurum. Bu çok huzur vericidir ve çoğu kişiye inanılmaz derecede kafa karıştırıcı gelen, pek çok açıdan inanılmaz derecede hızlı değişen ve dünün pek çok kesinliğinin yerini belirsiz varsayımların aldığı bir dünyada güvenlik sağlamaktadır. İklim değişikliğinin içinde ve sonrasında dünya neye benzeyecek? Dijitalleşme hayatlarımızı nasıl değiştirecek? Hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı vs. hepsi, tüm dertler deplasman otobüsünün arka koltuğunda duman altında bir süreliğine kayboluyor.

 

İnsanlar çoğu zaman kendilerini yalnız hissetseler de futbolda dayanışma ve topluluk duygusu buluyorlar. Koronavirüs krizinden sonra stadyumlar yeniden dolup taştığında ve insan akını durmak bilmediğinde, hatta Alman ikinci Bundesliga bile aniden Avrupa'nın en iyi liglerinin çoğundan daha fazla seyirci çektiğinde, uzmanlar korkunç fiyatlara ve yüksek maaşlı profesyoneller ile sıradan taraftarlar arasındaki sık sık yakınılan farka rağmen neden her şeyden önce futbolun patlama yaptığını merak ettiler. Ama aslında durum gün gibi ortada. Her ne kadar birçok sosyal bağ çözülse ve insanlar korkularıyla baş başa kaldıklarını hissetseler de futbolda bir bütünlük ve topluluk duygusu buluyorlar.

Bir Ömür Boyu....
Werbung

Biliyor musunuz? İstanbul’da yüz bini aşkın futbol sever sade semt takımlarını destekliyor. Ne GS/FB/BJK salt Beykoz, Sarıyer, Üsküdar vb. Üç büyük olarak adlandırılan GS/FB/BJK’nin sade Türkiye’den değil Dünya’nın dört bir yanından mıknatıs gibi çektikleri taraftar kitlesine inat semt sevdası peşindeler. Bu insanlarında hayalleri var, diğerleri şampiyonluk kutlarken, transfer goygoyu yaparken onlar bir deplasman anısını, ya da kolluk kuvvetlerinle girdikleri sıkıntıların anılarınla avunuyorlar ama mutlular çünkü her şeye rağmen vazgeçmiyorlar. Taraftarlık öyle bir şey ki aynı rahmetli Kıvırcık Ali’nin Gülüm Türküsünde dediği gibi “Acın bile bir bambaşka Gül yüzüne Türkü yazdım gülüm”

 

Her taraftarın yaşadığı büyük acı ya da sevinç anları bugün bile canlılığını koruyor. Sanki biz taraftarlar, yenilgiler ve istikrarsız sportif koşullar bir sadakat testi sağladığı için mutsuzluktan özellikle etkileniyormuşuz gibi görünüyor. Hatta büyük başarılar kazanan kulüp taraftarları içten içe son şampiyonun bu yılki gibi küçük bir ekonomik düşüş değil de gerçek bir kurak dönemden geçmesini dileyebilir, böylece kendilerini kulübe bağlayan şeyin parıltılı şampiyonluk kupaları ve Avrupa maçları olmadığını nihayet kanıtlayabilirler. Küme düşmek zorunda değiller ama sekizinciliğin her büyük kulüp taraftarı için estetik bir çekiciliği olacağı kesin. Hatırlıyorum benim nesil GS taraftarı 14 yıl şampiyonluk görmedi ama vazgeçmedik kimseyi eleştirmedik. Burak Elmas döneminde 13. Olduk ortalık yangın yerine döndü. Bilhassa Türkiye’de büyük başarılar kazanan kulüplerin taraftarları muazzam sabırsızlık lığa kapılıyor. Bu, daha çok GS taraftarlarında görüyoruz. Tamamen başarıya endekslenmiş ve en ufak başarısızlığı kabul etmeyen bilinçsiz bir kitle oluştu. Kulübün taraftara pek önem vermediğinden dolayı bu ileri yıllarda muhtemel bir başarısızlık döneminde büyük sıkıntı yaratacak. Ve oluşan olumsuz havayı mevcut taraftar oluşumu kompanse edemeyecektir!

Bir Ömür Boyu....

Yine de gerçek aşkın yalnızca acı çekerek kendini gösterdiğine inanmak saçmalıktır. Futbol taraftarları meraklı, tuhaf ve asabi olabilirler, ancak hiçbir şekilde gönüllü melankolik değildirler. Bursa Spor taraftarları da dahil olmak üzere, hiçbir taraftar maçtan sonra acılar içinde kıvranmak istemez. Çünkü yakından bakarsanız, her zaman kendi kulübünüzden daha kötü durumda olan başka bir kulüp bulacağınıza emin olabilirsiniz.

 

Eğer sevginin oldukça eşit bir şekilde dağıldığını fark edersek, o zaman hepimizi birleştiren ve bizi kulübümüze bağlayan şeyin ne tür bir duygusal durum olduğu sorusunun yolu da açılmış olur. Dürüst olursak, bu duygu ilk çocukluğumuzdan, taraftarlık hayatımızın başlangıcından, her şeyi bugün hissettiğimizden çok daha yoğun, çok daha doğrudan ve düşünmeden hissettiğimiz, zihnimizin ve deneyimlerimizin taşan tüm duygulara karşı koruyucu bir kalkan görevi gördüğü zamanlardan kalma gömülü bir duygudur.

 

Hatırlıyorum, 1985/86 sezonu son maçtı namağlup bir sezonu geride bırakmıştık kazanmamıza rağmen yine şampiyon olamamıştık, 13 sene geçmişti. O günü hiç unutmam. Eski ASY’den eve dönüşüm bir travmaydı dinmeyen göz yaşları bir yandan sinir. Sonra, dolu, dolu bir 13 yıl geçirdik 17 Mayıs 2000 günü Kopenhag şehrinin gecesine kalkan kupa, bu sefer sevinç göz yaşları içinde, bir an 1986 senesi geldi aklıma. O hazın verdiği duygu tarif edilecek gibi değil. İşte futbolu futbol yapan bu güzel anılar, anlar, o momentum hepsi birer servet parayla satın alınmayacak kadar değerli. Paran olsa bozdurur harcarsın ama topladığın o güzel anılar seninle mezara girer.

 

Ama eminim ki her taraftarın içinde böyle deneyimler saklı. Bugün hala içimizde canlı olan büyük acı ya da coşkulu sevinç anları. Bu anlar, kulübümüze duyduğumuz çocuksu, naif ve bozulmamış sevginin kaynağıdır.

 

Soru; Yarı dindar, histerik ve yaramaz seyircileri olmasaydı tüm bu futbol kulüpleri nasıl bir yerde olurdu?

 

Cevap basit ve hiç de güçsüz olmadığımızın farkına varmamızı içeriyor. En alt ligde olduğu kadar en üst liglerde de fırtına, yağmur, kar demeden orada olmamız önemli. Orada olsak da olmasak da gerçek bir fark yaratması için kulübe dahil olmamız, kulübü şekillendirmeye yardımcı olmamız önemli. Ve yaptığımız her şeyde, tezahüratlarımızda, fanzinlerimizde, Genel Kurul'daki sesimizde, deplasmanlarda ve kamp ziyaretlerimizde, çocukken kulübümüz geriye düştüğü için radyo karşısında gözyaşlarına boğulduğumuz ya da Tanju, Rıdvan veya Feyyaz galibiyet golünü attığı için sevindiğimiz anları hep hatırlıyoruz. O zaman bunun adı bir ömür boyu aşk oluyor.

 

Taraftar önemlidir! Gelin tarihe not düşelim. Euro2024’te katılan 24 ülkenin 23’ünün taraftar temsilcileri var, bir tek Türkiye’nin yok. Türkiye 2032 yılında Avrupa Şampiyonasını İtalya ile ortak düzenleyecek….!

Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: