Ultras Alt Kültürü Ve Yanlış Anlaşılmalar!
Geçen bir dostumla “Ultras” üzerine tartıştık. Kendisi ultra hareketinin tribün kültürü olduğunu iddia etti ve klişeleşmiş şiddet mevzusularını ileri sürdü. Ultraların maçlara sade kavga çıkarmaya gittiklerini ve İtalya’da ultra hareketi bu yüzden büyük darbe alıp bitme noktasına geldiğini söyledi.
Zamanla şunun farkına vardım, Ultras hareketini çoğu kişi yanlış biliyor. Bu benim çok bildiğim anlamına gelmez, yanlış anlaşılmasın lakin bende ilk başlarda doğru algılayamamıştım. Sonra yaptığım araştırmalar Ultras hareketi bende tam anlamıyla tribün kültürü olmadığı kanaati oluşturdu.
Ultras hareketini anlamak için iki ayırmalı!
1. 1968 senesinde İtalya’da başlayan!
2. 1980’lerin başında Avrupa’nın diğer ülkelerine yayılan!
Birincisine gelince. 1968 yılında kuzey İtalya’nın sokakları ve üniversitelerinde “lotta continua” adı altında parlamento dışı solcuların başlattıkları hareketi tribünlere taşıyıp sürdürmeye karar alırlar. İtalya’da başlayan Ultra hareketinin birçok dönüm noktası olmuştur. En güçlü ve anlamlı dönemi 1968-1979 yılları arasında geçmiştir. 1979 yılında “lotta continua” birliğinin dağılması Ultra hareketini olumsuz yönde etkilemiştir. Bazı büyük efsane guruplar parçalanmış ya da tamamen kendilerini fesih etmişlerdir.
1980 yılında başkent derbisinde işlenen Paparelli cinayeti parçalanmış Ultra hareketini bir başka yöne çekmiştir. Dağılan büyük grupların içinden ufak yeni gruplar oluşmuştur ve bunlar geçmişte ağabeylerinin yaptığı gibi delikanlıca çatışmak yerine kalleşçe bıçaklarla vb.ölümcül aletler kullanır. Önceden haberleşip belirlenen eşit sayıda çatışmalar, birbirine sinsice tuzak kurmak, bir kişi üzerine onlarca kişinin saldırmasına dönüştü.
Yalnız şunu herkes iyi bilmeli! İtalya’da başlayan ultra hareketi asırlardır süren mahalli milliyetçilikten etkilendiği kesin. Birde yirmi seneden fazla süren Andreotti hükümeti döneminde İtalya halkı arasında şiddet yaşamlarının bir parçası haline gelmiştir. Ve bu yüzden her Pazar günü statlarda yaşananları kimse yadırgamıyordu, ne zaman küçük çocukların olaylara karışıp vahşice yaralanıp öldürüldü toplumun dikkatini çekti.
Size tavsiyem İtalya’da başlayan Ultra hareketi ilginizi çekiyorsa ULTRAS TARİHİ yazısını okuyun!
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İkincisine gelince. 1980 yıllarının başında Ultra hareketi İtalya sınırlarını aşıp Avrupa’nın diğer ülkelerine yayıldı. İlk Fransa’da görülen Ultra hareketi buradan Portekiz, İspanya, Almanya, Avusturya, İsviçre vb. Son olarak da yeni oluşan doğu blok ve Balkan ülkelerinde de görülmeye başlandı.
Avrupa’nın diğer ülkelerine yayılan Ultra hareketi tribünde başlamıştır ve İtalya’da olduğundan daha az siyasetle meşgul apolitiktir. Yinede bazı ülkelerin tribünlerinde devrimci hareketin sembolü haline gelmiş Che Guevara resimleri tribünlere asılır. Avrupa’da Ultra hareketi genelde apolitik duruş sergiler, siyasi olanlar genelde parlamento dışı solculardır. İtalya’da olduğu gibi sağcı Ultralar hiç yok kadar azdır, sağcı grupların hemen hepsi holiganizmle ilgilenir!
Ultra hareketi İtalya genelinde aynı olsa da Avrupa’nın her ülkesinde farklı yaşanır. Futbolun temel içgüdüsü “Şiddet” her zaman bu alt kültürün parçası olmuştur ve bu böyle devam edecektir!
Şiddettin de farklı boyutları vardır. Demin yazdığım “Futbolun temel içgüdüsü” mesela! Futbol temas ve mücadeleye dayalı takım oyunu olduğu yanı sıra, maç içinde zaman, zaman oyuncuların münferit güç ölçüşmesidir. Bir başka örnekte teknik direktörlerin kullandığı hatta defans oyuncularına emir ettikleri “top geçer adam geçmez” taktik açıkça şiddette teşviktir!
Ultralar arasında geçen çatışmalarda görülen şiddet futbolun temel içgüdüsüne dayanır ve modern futbola karşı bir protesto eylemidir. Günümüzde şiddetin boyutu değişti, meşale yakmak, küfür etmek, konfeti atmak şiddete karşı önlem amaçlı kanunların kapsamına girdi. Doğruyu söylemek gerekirse, delikanlıca eşit sayıda, yumruk yumruğa toplumu rahatsız etmeyecek yerlerde yapılan çatışmalara karşı değilim! Ama şuursuzca etrafta masum insanlara saldıran, esnafa ve kamu malına zarar verenlerden açıkçası nefret ediyorum!
Yalnız şunun da altını çizmeli, topluma çapulcu olarak yansıtılan Ultralar yoksul insanların yardımına koşan sivil toplum örgütü olduklarını çoğu kez kanıtlamışlardır!
Ultralar skora bakmaz, yıldız oyuncu romantizmi yapmaz, transferlerle ilgilenmez, kupalar şampiyonlukları pek önemsemezler.
Ultralar için her şeyden önce arma, kutsal renkler ve sahada takımın verdiği mücadele önemlidir.
Ultralar tamamen bağımsız hareket eder, kulüp yöneticileri ile gereksiz ilişkilere girmez, polis baskısı ve ulusal medyaya karşı renk ayırt etmeden mücadele eder!
Türkiye’de Ultra hareketi?
1990’lı yılların başında Galatasaray tribünlerinde görülen hareket, 2001 yılında yakılan meşaleyle tek çatı altında toplanıp çoğu taraftarı ümitlendirmiştir. Maalesef meşalenin ömrü kısa olmuştur!
Galatasaray tribünlerinde başlayan Ultra alt kültürünün bir kısmı 27 Eylül 2008 yılında toprağa verildi, geri kalanı da ASY stadı yıkıldıktan sonra kendini fesih etti!
Şu anda Türkiye’de Ultra hareketini yaşatmaya çalışanlar birkaç münferitin dışında tribün olarak sade Adana Demir spor taraftarlarıdır!
Ulusal medyanın manşetlerinden düşmeyen, televizyonlarda boy gösteren, diğer yanda futbolu kirleten taraftarı müşteriye çeviren yöneticilere sahip çıkanlar ASLA ULTRA OLAMAZLAR!!!