Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

East Coast vs. West Coast Shit

20. Mai 2012 , Geschrieben von Erdal Güngör

İki rapçi 1990’lı yıllarının başında dünyayı kasıp kavuruyorlardı. Doğu yakasından(New York Brooklyn) nam-ı diğer Biggy Smalls aka. Frankie White aka. The N.O.T.O.R.I.O.U.S. BIG, gerçek adı Christopher Wallace. Öbürü Tupac Amaru Shakur, aslen doğu yakalı ama sonra Batı yakası Los Angeles kentine göç etmişler.


Tupac ve Biggy çok iyi arkadaştılar, ta ki 1994 senesinde tupac silahlı saldırıya uğrayana kadar. Birileri Tupaca saldırıyı Biggy Smalls yaptırdığını fısıldadı, bu sinsice bir yalandı. Ama tesadüfen saldırının gerçekleştiği gün Biggy’de aynı binada bulunan plak stüdyosunda kayıt yapıyordu. Artık her şey çığırından çıkmıştı.

 


 

Saldırıyı kimse üstlenmedi ve şimdiye kadar yakalanamadı. Fakat söylenenlere kulak verirsek o gün gerçekleşen saldırı tamamen iki dostu birbirine düşürüp olayı “Batı-Doğu” yakası savaşına dönüştüren ve bu durumdan büyük rant elde etmeyi planlayan plak endüstrisinin komplosuydu! Bunu yukarda koyduğum videoda Tupac açıkça itiraf ediyor ve diyor ki “sırf fazla albüm satılsın diye plak endüstrisi masum insanların kanına girip düşman ettiler.”


Benim garibime giden, ikisinin de bir gün faili meçhul cinayetlere kurban gideceklerinin bilincinde olmaları. Biggy kariyeri boyunca iki albüm çıkardı, ilki “ready to die”( ölmeye hazırım) ikinci ve son albümü “Life after death”(ölümden sonra yaşam). Ve ilginçtir, son albümü öldüğünden iki gün önce piyasaya sürüldü!


Tupac ise daha fazla albüm çıkardı, hayatta iken 4 toplamda 11. Tupac söylediği parçaların hemen hepsinde annesinin geçmişte aktif bir “Black Panther” üye olmasından esinlendiğini görmek mümkün.  Tupac sürekli A.B.D.’de ki ırkçılığı, bilhassa siyah halkın sömürüldüğünü, adaletsiz düzene isyanı açık ve sert dille, kimseden çekinmeden ifade etmesi  bazı kişileri rahatsız ettiği kesin. Fakat oda bir gün bu yüzden öldürüleceğini biliyordu, videoda dediği gibi,” Bir gün öldürüleceğim bunun farkındayım o yüzden her gün stüdyoya girip üç parça kayıt ediyorum, ben ölmeye hazırım.”


Benzer çekişmeyi ülkemizde görüyoruz. Yıllardır futbol taraftarlarının masum duygularınla oynayıp, birbirlerinle düşman ederek “endüstriyel futbol” adı altında halk sömürülüyor.


Biri geldi Galatasaray bayrağını parçalayıp yumruk şov yaptı;

omer-cavusoglu_64555.jpg

Öbürü ise Galatasaray bayrağını Fenerbahçe stadının ortasına dikti;

ulubatli_souness.jpg

Ve savaş başladı!


Yüzyıllık camialar arasında süren tatlı-sert rekabet şimdi bambaşka boyutlara ulaştı. İki kulüp taraftarı arasında geçen rekabet spor ya da futbolla alakası kalmadı tamamen zıtlaşma, sidik yarışına dönüştü. Futbolu pazarlayan çakalların sinsi “anti GS-FB” planı gerçekleşti ve 20 yıldır tüm hızıyla sürüyor. İlk başta fanatik yöneticiler ve emekli hakemlerle başlayan serüven son senelerde futbolla alakası olmayan(rok, bedri baykam, mehmet demirkol, cem dizdar, kaya çilingiroğlu vb. türevler) ama güzel konuştukları yüzünden sözde futbol camiası dedikleri ortamın içine girenler, Galatasaray-Fenerbahçe taraftarları arasındaki düşmanlık ateşi sönmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Söndüğü an ekmek teknelerinden olacaklarını çok iyi biliyorlar.


Yalnız şunu herkes iyi bilmeli, bu kalleşçe sürdürülen rekabet tribünlerin davası değil.

 

Bu, gerçek tribüncüleri statlardan uzaklaştıran zihniyetin, yerine getirdikleri şımarık paralı seyircilerin kavgası!


Artık öyle hale geldi ki, iki tarafında birbirinden farkı kalmadı sadece renklerinden ayırt etmek mümkün çünkü ikisi de aynı zihniyete sahipler.


Daha ne kadar böyle devam edecek?


Yazıyı Tupacın sözleriyle bitiriyorum;


“Tek başıma dünyayı değiştirmem, ama değişmesi için bir temel atabilirim!”

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: