Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Sorunlar & Kaybolan Yıllar & Beklentiler #3

12. Oktober 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Türk Futbolu ciddi altyapı sorunu ile karşı karşıya demiştim son olarak. Haksızlık yapmamak lazım, yirmi sene önce kurulan model şükür hala işliyor yalnız ne kadar sağlıklı çalıştığı muamma. Oyuncular hangi kıstaslara göre seçiliyor? Aldıkları eğitim çağımız futboluna göre uygun mu? Futbolcular profesyonel olma yolunda aksaklıklara uğradıkları taktirde, hayatlarını düzgün şekilde devam ettirmelerine yönelik gerekli tedbirler alınıyor mu? Örneğin, okul ve meslek eğitimi futbol eğitimi ile paralel mi yapılıyor? Genç bir oyuncu profesyonel olamadı mı yüksek okul diploması ya da herhangi bir meslek dalında yaşamını devam ettirme imkânları sunuluyor mu? Veliler çocuklarını futbol kulüplerine verdikten sonra doğru eğitim alıp almadıklarının peşindeler mi? Yoksa “eti senin kemiği benim” mantığında mı hareket ediyorlar? Bakın bu çok önemli, veliler çocuklarını teslim ettikleri kulüplerin altyapı tesislerinin yeterli olup olmadığını mutlaka kontrol etmeli. Atıyorum, “Galatasaray büyük kulüp” değip geçiştirmemeli, elbette büyük kulüp bunu inkâr etmiyorum ama tesisleri yeterli mi, sağlık kurumunun durumu, doğru beslenmesi, okul ve meslek eğitimi ile futbol aynı anda mı sürdürecek vb. önemli unsurları göz önünde bulundurmalılar. Çocuklarınla sürekli irtibat halinde olmalı onları yalnız bırakmamalılar.


Sorularıma sade ben değil hepiniz cevap arıyorsunuz, fakat haksızlık yapmayalım o kadar geri kalmış ülke değiliz, mutlaka Türkiye’de de yukarıda sıraladığım soruların içinde bulunan unsurlara dikkat ediliyordur. Yirmi yıl öncesinde de kulüplerimizin altyapıdan büyük oyuncular çıkardığını unutmayalım. Mesela aklıma gelenlerden bazıları; İnegöl spor, Sakarya spor, Kocaeli spor, Göztepe, Altay, İzmir spor, Vefa, İstanbul spor, Bursa spor, Eskişehir. Dört büyüklerden Beşiktaş, Galatasaray, Trabzon spor. Bu kulüplerimizin hepsi Türk futboluna yetenekli oyuncular kazandırmışlardır. Piontek ve Terim zamanında kurdukları model ile Türkiye altyapısının daha iyi organize olmasına yönelik öncülük etmiş, yeni bir sistem getirmişler. Türk Futbolunun altyapısını yakından takip etmek buradan zor, illaki edenler vardır ama genelde baktığımızda başta medyamız bu konuya fazla değinmiyor halkı aydınlatmıyorlar, daha çok reyting ve sansasyonel haberlerin peşindeler.


Ben Türkiye’de futbol altyapı eğitimini kafamda şöyle canlandırıyorum. Başarılı bir ilkokul talebesini alıp direk Üniversiteye sokarak o çocuktan Doktor, Hâkim, Mühendis çıkması bekleniyor. Olmadı mı tersine başvurarak Üniversite profesörünü ilkokul talebelerinin başına getirip onlardan uzman eğitmesi isteniliyor. Mümkün mü? İmkânsız, ama diğer taraftan “ya tutarsa” mantığı var, işte benim açımdan Türkiye’de altyapı eğitimi son yıllarda bu yönde işliyor. Kumar oynuyorlar, tabii buradan sallaması kolay diyeceksiniz de, futbolun içinden geldim ve Alman altyapısında yetiştim hangi şartlar altında oyuncu yetiştirildiğinin gayet iyi bilincindeyim. Fazla ahkâm kesmeye gerek yok, hatırlayın birkaç ay önce Arda Turanın tam saha dergisine verdiği röportajda “ben sahada nerede duracağımı milli takımda öğrendim” demişti. Geçen hafta bir spor gazetesiyle yaptığı söyleşide “altyapılarda duran top çalışmaları yapmazlar” dedi. Sonra Ömer Erdoğan’ın pubis sakatlığı üzerine yaptığı yorumda dikkate alınmalı, zamanında İsviçre’de tedavi olduğu doktor “bana gelen hastaların %80’i Türkiye’den” demesi altyapımızda bazı işlerin doğru gitmediğini gösteriyor. Bu iki oyuncunun yaptıkları yorumlar buzdağının ucu, biraz daha irdelesek kim bilir neler ortaya çıkacak(!)


Beğeniriz, beğenmeyiz o konuya girmek istemiyorum. Yalnız, 2003 yılında Şenol Güneşten görevi alan Ersun Yanal 20 sene önce kurulan sistemi geliştirecek doğru kişiydi de, maalesef medyanın gazına gelerek başta “biz Galatasaray Taraftarları” onu kolayca harcadık. Şimdi tekrar göreve getirildi, bu sefer altyapı sorumluluğu yapıyor, bence en doğru isim inşallah bu sefer mantıklı hareket edip kolayca harcamayız. Fatih Terimin ikinci döneminde ilk başta başarılı olamaması ama sonradan ustaca durumu idare ederek, tüm olumsuz şartlara karşı milli takımı Euro2008 finallerine götürüp yarı final oynatması sorunlarımızı bir süre erteledi. Çünkü yıllar önce büyük emeklerle kurduğu sistem hala ortada dursa da ne yazık ki iflas etmişti. Gerçi havuzun içinde yığınla oyuncu vardı ama hiç biri doğru eğitilmemiş, çoğu takımlarında yabancı kuralına takılmış yedek oynuyorlardı. Yinede elindeki malzemeden en iyisini yapmaya çalıştı da, 2010 dünya kupasına gidemememiz iki yıl önce ertelediğimiz sorunların patlak vermesinden kaynaklanıyor. At gözlüklerini takan medya, skora endeksli ve bir o kadar futboldan uzak yeni oluşan taraftar profili gerçek sorunları görmemezlikten gelerek Fatih Terim’i bahane edip milli takıma düşman kesildi. Şimdi sırada Hiddink var, demin bahsettiğim örnekteki gibi. Üniversite hocasını ilkokul talebelerinin başına getirdiler kenara çekilip ondan uzmanlar yetiştirmesini bekliyorlar.

 

Peki, nereye kadar?

 

Sorunlar & Kaybolan Yıllar & Beklentiler !!!

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: