Röportaj; John King
Alman futbol dergisi 11 Freunde yazar John King(Football Factory) ile yaptığı röportajı elimden geldiği kadar çevirmeye çalıştım. Kaynak >>> link
Durmadan İngiltere’yi örnek gösterenler, futbolu moda sanıp televizyondan, gazeteden takım tutanlar, mutlaka okusunlar!
John King, neden F.C. Chelsea küme düşmesini istiyorsunuz?
John King: Chelsea kümemi düşsün? Bunu iki yıl önce verdiğim röportajlarda sıkça dile getiriyordum. Evet, doğru biraz kışkırtıcıydı. Şöyle, bizde son zamanlarda çok moda taraftar türemeye başladı. Bu kişilerin bir sürü paraları var fakat kulübün tarihinden zerre kadar bilgileri yok. Belki küme düşersek bu adamlardan kurtuluruz.
Nerden aklınıza geldi?
John King: Size bir örnek vereyim. 20 Mayıs 2000 senesiydi, o gün Wembley stadında FA-Cup finali oynanacaktı, Chelsea- Aston Villa. Öğlen üstü birkaç arkadaşımla London’nun publarında oturuyorduk, etrafımda 500’e yakın ateşli Chelsea taraftarı vardı. Hepsi maça gitmek için dünyaları verirlerdi ama bilet bulmak için hiç şansları yoktu. Sonra Stamford Bridge stadına gittim, bir anda çehrem değişti. Etrafımı saran tipler galibiyet golümüzü atan oyuncumuzu tanımıyorlardı. Siz tanıyor musunuz?
Roberto Di Matteo?
John King: Süper adam, değil mi? Tam bir Chelsea’li! İki kere federasyon kupasını kazandı, birer kez lig kupası ve Avrupa Kupa galipler kupasını. Her neyse, 2000 senesinde federasyon kupasını kazandıktan sonra greve girdim. Kombinemi geri verdim ve o günden beri maçlara sık gitmiyorum.
Modern futboldan nefret ediyor musunuz?
John King: Modern futbol ile birçok şeyin değiştiğini, bu sebeplerden dolayı oyuncular ve taraftar arasındaki mesafenin büyüdüğünü. Ve o eski aile ortamının kaybolduğunu anlayışla karşılıyorum ama bu durumdan hoşlandığım anlamına gelmiyor.
Şampiyonlar Ligi finaline bakacak mısınız?
John King: Tabii ki. Belki giderim(düşünüyor) beklide gitmem. Sanırım çok pahallıdır(düşünüyor) Yanlış anlaşılmasın, ben hala futbolu seviyorum. Size anlatmak istediğim, benim zamanımda tanıştığım futbolla şimdiki arasında alaka kalmadı.
Siz 70’li yılların başından beri FC Chelsea taraftarısınız, o zamana göre ne değişikti?
John King: Gençken kahramanlarım Alan Hudson ve Peter Osgood’u. Yetenekli ve büyük karakterli oyunculardı. Bende bu adamların başka gezegenden gelen yaratıklar hissi oluşturmuyordu. Sanki tribünün içinden gibiydiler ya da mahalleden komşumuz. Gerçektende Peter Osgood bizim kaldığımız yerden birkaç sokak ötede oturuyordu. Hayatımın parçasıydı, 2006 yılında babamdan üç gün önce öldü, aynı hastanede yatıyorlardı.
Şimdiye kadar İngiltere’de görülmeyen Ultra kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz?
John King: Temel fikir fena değil. Taraftarlar spor ticaretine karşı organize olmuşlar. Taraftarlığa ve spora önem veriyorlar. Tüketicileri ve futbolu moda olarak görenlerden hoşlanmıyorlar. İngiltere’de yürümez, burada kulüp ile taraftar arasında büyük mesafe var.
Bir yazınızda İngiliz futbolu kaliteli ama tribündeki coşku sosyal temizlik adı altında yok edildi. Yine eskisi gibi olacak mı?
John King: Bunu ben demedim. Yinede eleştirmeliyiz. İlk kez Chelsea maçına okul arkadaşlarımla gitmiştim. Bir avuç yeni yetişen gençlerdik. Yüksek sesli müzik dinlemeyi seviyorduk, tribünlerde tezahüratları, coşkuyu. Şimdi statlara bakın, hangi yeni yetişen genç, örneğin Chelsea-Manchester United maçına gitme imkanına sahip? Bir biletin fiyatı 50 Sterlin.
“Football Factory” kitabında futbolun şiddetli çehresi olduğundan bahsediyorsunuz. Günümüzde maçlar pahalaştı ama kavga gürültü kalmadı.
John King: İngiliz statlarında kavga bitse de dışarıda devam ediyor. Büyük kulüplerin hala taraftar oluşumları var, kimse onlardan bahsetmiyor ve çoğu kişide bu yüzden maç seyretmeye gitmiyor.
Avrupa Şampiyonası nasıl olur?
John King: Bilemem, çoğu holiganlara göre böyle büyük turnuvaların pahası biçilmez. Bence Polonyalı ve Rus holiganlar daha büyük problem oluşturacak.
Tekrar Chelasea’ye dönelim. Roman Abramowitchin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
John King: Zor soru. Geldiğinde Chelsea borç batağındaydı çoğu kişi kulübü toparladığı için ona minnettar. Tabi herkes, keyfi kalmadı mı neler olacağının bilincinde. Bu yüzden muhalefet edenlerde var. Kurtarıcı gibi gözükse de, benim açımdan daima gölgede kalacak. O bir işadamı ve gün bitince yapayalnız.
Gönül verdiğiniz kulübü ağır eleştiriyorsunuz. Yoksa alt liglerden ikinci takımımı tutuyorsunuz?
John King: Büyükbabam ve Babam batı Londra’nın FC Brentford taraftarlarıydı, bazen maçlarına gidiyorum. Üçüncü lig henüz şişirilmemiş, bu arada Uwe Rösler FC Brentford teknik direktörü. Fakat orada da Premier League’den izler bulmak mümkün. Sezon sonu oyuncular fazla para kazanmak için ya da takımda yer bulamadıklarından başka kulüplere kaçıyorlar. Son ne zaman alt yapıdan 4 oyuncu A takımında gördük ki?
Chelase’de iki oyuncu var, onlar yıllardır kulübe sadık kaldılar.
John King: Frank Lampard ve John Terry
Onlar hoşunuza gitmeli
John King: Evet doğru. Hele John Terry! Delikanlı adam.
Gerçekten mi?
John King: Siz onu aptal birimi sanıyorsunuz?
Şampiyonlar ligi yarı final maçına baktınız mı?
John King: Ne oldu orada?
Terry , Alexis Sanchesin sırtını diziyle tekmeledi
John King: Bana kalırsa tam o anda onu bir arı sokmuş olabilir. Sonra dizi acıdan yukarı sıçradı, büyütecek bir şey değil.(gülüyor)
Kırmızı kart gördü ve FC Bayern’e karşı oynayamayacak, ona kızmıyor musunuz?
John King: Samimi söylüyorum, Terry öyle sandığınız gibi kötü biri değil. Maçı arkadaşlarımla pubta seyrettim ve olanları kabul edemedik. Ne zaman 6. kez tekrarlandığında Terry’nin yaptığı vahim hareketin farkına vardık. “Tanrım,” dedim ve bir bira ısmarladım.