Finished
15. Mai 2012 , Geschrieben von Erdal Güngör
Nihayet bitti, kirli bir ligi geride bıraktık. Galatasaray’ımız 18. Şampiyonluğuna ulaştı, sarıyla kırmızıyla alnımızın akıyla, tertemiz. Böyle bir pis ortamın içinde bu şampiyonluğun kıymeti var mı? İstatistiklere göre önemli olabilir, müzede bir kupamız daha oldu, birde kupayı Kadıköy’de kaldırmamız, loş ortamda boş tribünlere karşı, belki bu şampiyonluğa biraz anlam katıyor ezeli rekabet açısından. Fakat bana soracak olursanız diğer şampiyonluklardan farkı yok ve acı tarafı Türk futbolunun 3 Temmuz 2011 gününden bu yana büyük yara alması. Futbolu yönetenlerin bu pisliğe hiçbir önlem almadan verdikleri komik cezalarla Türk halkının itibarını tüm dünya’da ayaklar altına almasına neden olmaları.
Şapkamızı önümüze koyalım ve Allah için konuşalım, bizi yıllardır kandırıyorlardı ve hepimiz bunun farkındaydık. Yinede gözlerimiz, zihinlerimiz arma aşkından körleşmiş, bulanmış halde her şeye rağmen sevdamızdan vazgeçmedik. Sevdamız başarılara, kupalara değildi kulübeydi, arma ve kutsal renklereydi. O zamanlar deplasman yasakları yoktu, tribünler yarı yarıyaydı. Bizler, saha içinde mücadeleye dışında ise mevzuumuza bakardık. Ne gaz bombası vardı nede biber gazı, cop yetiyordu!
Şimdi ise tüm sahtekârlıklar ortaya çıktı, her şeyin üstü örtüldü. Bir taraf, yöneticilerinin yaptığı ahlaksızlıkları bildiği halde, yine aynı yöneticilerin onların saf duygularını kullanmasına izin verdi, tüm pisliklere göz yumdu hatta suçlulara sahip çıktı. Adliye önünde duruşma günleri gereksiz yere polisle çatışmak tribüncülüğe yakışmaz. Asla bir kulüp başkanı, yöneticisi kulüpten büyük olamaz, önüne geçemez!
Cumartesi günü maçtan önce ve sonra çıkan olaylar bana 19 Mayıs 2007 senesini hatırlattı. Farklı renklere gönül versek de aynı davayı güdüyoruz, ortak düşmanımız polis, bu açıdan Fenerbahçeli tribüncülere geçmiş olsun diyorum ve polis baskısına karşı gösterdikleri dik duruşlarını kutluyorum!
Galatasaray 3 Temmuzdan sonra yaşanan süreçte dik durdu ama yinede sonuçta sisteme boyun eğmek zorunda kaldı. Şayet cumartesi günü mağlup olsaydık şimdi neler olurdu aklıma getirmek istemiyorum, o zaman ”son pişmanlık kime yarar” türküsünü okurduk galiba.
Bu lig hiç başlamamalıydı, biz Galatasaraylılar elimizden gelen her şeyi yapıp bu kahpe düzeni yıkmalıydık, maalesef yapamadık. Bizim isyankâr yapımıza ters gelen susmayı marifet bildik, oysa susmak suça ortak olmaktır!
Esas bundan sonraki süreç önemli, pfdk’nın verdiği cezalar UEFA’yı kesinlikle tatmin etmedi ve Türk futbolunu kötü günler bekliyor. Olurda tüm ülke ceza alırsa o zaman bu susmamız neye yaradığını daha iyi göreceğiz!
İki dileğim var;
1. Brügge !
2. PSG !
Newsletter
Gib Deine E-Mail-Adresse ein, um bei zukünftigen Artikeln benachrichtigt zu werden.
Seiten
- 20 Milyon Taraftar
- Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
- Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
- Album - bilder
- Album - erdal
- Album - resimler
- Alpaslan'a Mektuplar; Röportaj Mahir Şanlı
- Atasporlarımız
- Brigate Autonome Livornesi
- Burası Napoli Değil !
- Commando Ultra Curva Sud
- Congratulations You Have Just Met The ICF
- Enzo Busiello Ultras Napoli
- FC Basel'den meşaleye yeşil ışık !
- Futbol, Bahis, Şike, Kara Para
- Futbolun pazarlanmadık nesi kaldı ?
- Futbol yorumcuları
- Her lanet olası pazar
- Holigan
- La Doce 12. Adam
- Manifesto de gli ULTRAS
- Manolo
- Modern Futbola karşı kollektif direniş = ULTRAS
- Münferit, Bir Ultras Romanı
- Ne Çözümü ?
- Röportaj: Engin Özdemir
- Royal Shrovetide Football
- TARAFTAR ?
- Tribünde başlayan savaş
- Tribünler Özgürdür
- Ultralar, Dün ve Bugün
- Ultras Cosa Nostra Lyon,R.I.P. Alpaslan Dikmen
- Ultras Manifesto
- Ultras = Radikal Aşk....
- ULTRAS TARİHİ
Kategorien