Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Namus Belası

12. Dezember 2012 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bu yola baş koyan, asla bu yoldan dönmem diyen. Yıllarını vermiş ya da henüz yeni başlamış “Tribüncüler”, ne kadar toplum içinden olsa da her şeye rağmen toplum dışı olduğunu iyi bilmeli, kabul etmeli.

 

Tribünün kendine has dünyası olduğunu geçenlerde yazdım. Tribünün içinde toplumun her kesiminden insanlar bulunduğunu kimseye anlatmama gerek yok sanırım, hepimiz biliyoruz. Ama yine de tribün bildiğimiz sivil toplumla alakası yoktur, kendine öz farklı dünyadır.

 

Tribüncü işte budur>>>  Her lanet olası pazar

 

Beni çileden çıkaran ne biliyor musunuz?

 

Yıllarını tribüne vermiş, o dünyanın havasını solumuş yoldaşlarım şimdi kalkıp tribünü cicileştirme çabaları.

 

Neyin peşindesiniz?

 

Yoksa temsil ettiğiniz tribün oluşumunu kendi kariyeriniz için basamak olarak mı kullanıyorsunuz?

 

Kimse darılıp gücenmesin, art niyetli insan değilim ama dışardan öyle gözüküyor, hem ben açık sözlü birisiyim kişinin yüzüne söylerim bazıları gibi arkadan dolanmam.

 

Kendi tribününüzün kimyasını bozarken tüm ülkedeki tribün kültürüne büyük darbe vurduğunuzun farkında mısınız?

 

Bunu yapmaya hakkınız yok!

 

 

Yukarıdaki şiiri 10 sene önce bir teknik foruma yazmıştım. Aynı şimdi olduğu gibi deplasman yasakları vardı. uA yeni kurulmuştu ve deplasman yasaklarına, her şeyi göze alarak amansızca mücadele ediyordu.  Her neyse, diğer taraftarların desteğiyle sonunda yasaklar kalktı.

 

Peki şimdi?

 

Geçen sene alınan karardan dolayı derbi maçlarında deplasman yasakları hala devam ediyor. Tek tepki veren Fenerbahçe tribünleri, malum bizden ve çevreden destek istiyorlar ama maalesef bin bir türlü bahaneler uydurarak Galatasaray tribününün sözde temsilcileri( beni temsil etmiyorlar!) sorumluluk almaktan kaçıyor.

 

Neden mi?

 

Sanırım geçmişte yaptıkları gereksiz açıklamalardan dolayı tribün aleminde samimiyetlerini kaybettiler.

 

Maalesef bu kişilerin saçma tutumları yüzünden Galatasaray tribününün emekçileri de etrafa rezil oluyor!

 

“Yiğidi öldür hakkını ver”, atasözünde olduğu gibi, bu yazıyla kalkıp tüm ultrAslan oluşumunu töhmet altında bırakmak saygısızlık olur. Örneğin gecesini gündüzüne katan, mesafe tanımaksızın, karşılıksız armanın peşinden koşan, tertemiz insanlardan oluşan uA-Avrupa, uA-UNİ, Yurtiçi temsilcileri gibi alt grupları tenzih ediyorum.

 

Bunu önceden yazmıştım, sorun tamamen merkez kaynaklı ya da balık baştan kokuyor desek daha doğru olur.

 

Açık konuşmak gerekirse, naçizane fikrim ultrAslan asla dağılmamalı ve bu oluşuma karşı alternatif grup kurmanın Galatasaray tribünlerine faydasından çok zarar vereceği kanısındayım. Farklı fikirler olabilir, kendime göre sebeplerim var gerekirse tartışırız!

 

Yalnız, şu anda ultrAslan, tribün kültürüne sadık oluşum olarak hareket etmiyor daha çok bir taraftar derneğine dönüştü ve sorunlar buradan kaynaklanıyor.

 

İlk kurulduğu yıllarda “her Galatasaraylı ultrAslan” sloganı artık günümüzde geçerliğini yitirdi, fazla ısrar etmenin anlamı yok zorla güzellik olmaz

 

Nedenini yukarda yazdım, siz iki senedir bir taraftar derneği gibi hareket ediyorsunuz, daha çok müşteri, seyirci kesime hitap ediyorsunuz. Hem tribün oluşumu hem diğer taraftarlar bir arada idare etmek mümkün değil! Şu anda ortaya çıkan tablo bunun kanıtı!

 

Son açıklamayı mağdur kalmış taraftar derneği yapsa herkes anlayış gösterir ama bir tribün oluşumu asla öyle açıklama yapamaz, sakın kimse “neden?” diye sormasın!

 

Tribünler bağımsız, özgürdür ama bir o kadar mütevazi ve gizemli yapısı vardır. Bu yapıyı bozarsan, medyaya peşkeş çekersen tribün tiyatroya döner.

 

Şu an gittiğiniz yol yanlış!

 

Acilen karar vermelisiniz. Yolunuza taraftar derneği gibi mi yoksa tribün kültürü ve geleneklerine sadık bir tribün oluşumu olarak mı devam edeceksiniz?

 

Şu tutumunuzla tribünün %90’nını temsil etmiyorsunuz ve böyle devam ettiğiniz süre kendi içinizden yıkılacaksınız!

 

Ve bu halde uA’ya karşı alternatif bir oluşumun kurulması kaçınılmaz olacak!

 

Sevgili Arkadaşlar, amacım ahkam kesmek değil, kimseye tribüncülük öğretmeye gerek yok benden daha fazla tribün tozu yutmuş insanlarsınız. Ama siz, yanlış yolda olduğunuzu bilerek ısrarla devam ediyorsunuz!

 

Galatasaray tribününün en büyük sorunu 2004 senesinde tribünde patlak veren “Yürüyedur” meselesidir! Her ne kadar kapanmış gözükse de Galatasaray tribününün kapanmayan, kanayan yarasıdır!

Bu konu zamanında ne olduysa, haklı haksız bir kenara bırakıp o arkadaşlarla helallaşılıp resmen kapatılmalı!

 

Oğuz Altay yeni uA koordinatörü olduğunda benim gibi herkes Galatasaray tribünü içindeki barışı sağlayacağından çok ümitliydi ama o bizi hayal kırıklığına uğrattı!

 

Tribün içi barışı sağlamak yerine sayın Altay gazete, televizyon, radyoları gezerek kendini tanıtma peşindeydi.

 

Zamanında onu bundan dolayı ağır eleştirdim. Şöyle bir şey yazmıştım TD sitesinde o malum başlığa “unkapanında yeni plak çıkarmış pop yıldızları gibi meşhur olma peşinde” demiştim.

 

Evet, kabul ediyorum biraz ağır eleştiri ama söylediklerimin hala arkasındayım çünkü yanılmadım. Aramız açıldı onu daha fazla tanıma imkanı bulamadım iyi insan olduğundan kuşkum yok fakat şu haliyle hiçte damardan tribüncüye benzemiyor.

 

Bu arada yıllarca tribün kovalamış uA’nın yönetiminde bulunan arkadaşları da anlamakta güçlük çekiyorum!

 

Beyler, bir tribün oluşumu medyada temsil edilmeye ihtiyaç duymaz. Çünkü medya her ne kadar yüzünüze gülse de, örneğin engelli basket maçında çıkan olaylara karışan kardeşlerimizi kamuoyuna halk düşmanı olarak göstermiştir. Bunu ilk kez değil defalarca yapmıştır. İste bu yüzden medya tribünlerin bir numaralı düşmanıdır!

 

Medyayla işbirliği yapmak şeytanla ortak hareket etmeye benzer!

 

Galatasaray tribünleri sayın Altay göreve geldikten sonra hızla kan kaybetti. KARŞI, Sultans, Parçalı, HELL, Ölümüne gibi önemli alt gruplar kendilerine fesih ettiler, üstüne stat açılışında çıkan olaylardan sonra olanlar cabası!

 

Evet, Arkadaşlar şapkamızı önümüze koyup düşünme zamanı geldi, her şey göründüğü gibi toz pembe değil.

 

Bir yol ayrımına geldik böyle devam ederek sade birbirimize zarar veririz. İnceldiği yerden kopsun demek kimsenin hayrına değil!

 

Galatasaray’ı seviyorsak, Galatasaray’a zarar vermek istemiyorsak en kısa zamanda bir araya gelerek eteklerimizdeki taşları dökmeliyiz!

 

Hep bir halli Turhallıyız biz bize benzeriz
Yüz bin kere tövbe eder gene şarap içeriz...
 

 

 

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: