Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

DK İlk Üç Gün

14. Juni 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Dünya kupası eskidendi, iple çekerdik günleri artık başlasın derdik. Günümüzde yılda ortalama naklen 30 maç seyreden futbolsever için dünya kupasının cazibesi kalmadı. Dün Cezayir-Slovenya maçında bunu anladım ve “modern futbola hayır” sloganının bir kez daha doğru olduğunu gördüm. Bizim gibi emekçilerin tek tatil günü hafta sonunu televizyon karşısında uyku hapı tesiri yapan futbol müsabakalarıyla vakit öldüreceğine iyi değerlendirmesi gerektiği düşüncesinde olan eşim imdadıma yetişti. “Boş ver gel biraz yüzmeye gidelim sonrada bir yerde güzel karnımızı doyururuz” fikri günümü kurtardı. Samimi söylüyorum Almanya’nın Pazar günleri boş otobanlarının trafiği daha heyecanlı tek İstanbul trafiğinde adrenalin şoku yaşama ihtimali yüksek.


Dünya kupası açılış maçları genelde sıkıcı olur, son sürprizi 1990 yılında Arjantin-Kamerun müsabakasında görmüştüm, vasatın altında kalan ev sahibi Güney Afrika bunu gerçekleştirebilirdi ama Meksika müsaade etmedi, yinede iyi bir Dos Santos seyrettim. Akşamüstü Fransa-Uruguay müsabakası ninni tesiri yaptı, benim koltukta gözkapaklarıma karşı verdiğim mücadeleyi sahada futbolcularda göremedim, göz kapaklarım galip geldi. Cumartesi iyi başladı, Yunanistan’ın dünya kupasına katılması kadar Güney Kore’nin kazanması sürpriz değildi, Koreliler güzel futbol oynadılar. Ardından “El Diez’li” Arjantin sahne aldı, en güzelini onlar yaptı, taktiksel düşünceden uzakta “çıkın oynayın aslanlarım” tarzı benim hoşuma gitti gitmesine, fakat gelecek maçlarda geri planda kalan Carlos Bilardo çaktırmadan ipleri eline alacağına kesin gözüyle bakıyorum. İngiltere yine 1950 rövanşını alamadı, o yıllarda itfaiyeciler, marangozlar, maden işçilerinden kurulu ABD takımı 2:1 galip gelmişti. Şimdi hepsi profesyonel. İngiliz kaleci Green de biraz şüpheliyim, yıllardır kaleci sorunu çeken İngilizlere maç öncesi Lehman teşhisi koydu,”Konsantrasyon eksikleri var, profesyonel futbola keşfedildikten sonra okulu erken bırakıyorlar, malum konsantrasyonun en iyi öğrenileceği yer okul”. Lehman doğru konuşuyor, nede olsa uzun yıllar Arsenal kalesini korudu ama sorun bence başka yerde, dün Cezayir kalecisinin yediği golde geri kalır yanı yoktu. Bence sorun şu yeni topta, kalecilerin korkulu rüyası olmasının yanı sıra, doğru düzgün oyun kurmaya fırsat vermiyor, gerçi Almanlar bu dediklerimin tersini kanıtladılar.


Laf Almanlardan açılmışken, dün Gana Sırbistan maçını pas geçmemin doğru olduğunu boşa çıkarmadı. Alman futbol tarihinin en genç kadrosu, mükemmelle yakın oynadılar ama maçtan sonra Lucas Neil’de söylediği gibi “biz onlara bu fırsatı verdik”. Avustralya Crocodile Dundee tarzı futbolundan vazgeçmezse evin yolu şimdiden gözüktü desek yanlış olmaz. Yinede Almanların galibiyetini fazla abartmamak lazım, zira 2002’de Suudi Arabistan’a 8 atmışlar, İrlanda’ya berabere kalıp son grup maçında Kamerun’a karşı zar zor kazanıp tur atlamışlardı. Yalnız şu gerçeği unutmayalım, Almanlar turnuva takımı ve bu sefer ellerindeki genç oyuncuların üstün teknik kapasiteleri göze çarpıyor, böyle devam ederlerse en iyi dünya kupaları olabilir.


Gelelim esas konuya,1974’den bu yana dünya kupalarını takip ediyorum. Oyun kalitesine fazla değinmeyeceğim, bunun için henüz erken. Ama atmosfer açısından en kötü turnuva olmaya aday. Futbol ve Tribün kültüründen bihaber olan ülkede ısrarla dünya kupası düzenlemenin doğru olmadığını uzunca yazmaya gerek görmüyorum. Sade ticareti ön planda tutan FİFA zihniyeti, futbolseverleri dünya kupasından soğumaları için ellerinden gelen ne varsa yapmışlar. Her müsabaka bir eziyet, sanki futbol maçı değil de NASCAR araba yarışları seyrediyoruz. Futbolun en önemli unsuru olan stat atmosferini öldüren, tribün kültürünle hiç bağdaşmayan Vuvuzela denilen illeti statlara sokarak futbol seyir zevkini bitirdiler. Doksan dakika boyu süren vızıltılar sahada futbolcularla beraber, tribünde oturanları, ekran başındakileri ruh hastası etmeye az kaldı. Fransız ve Arjantinliler bu konuda epey rahatsız olduklarını dile getirseler de FİFA yetkililerinin inatçılıkları sürüyor. En yakın zamanda bir mutabakata varılmazsa dört hafta boyu bu eziyete fazla katlanılmaz diye düşünüyorum.

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: