DK; Diğer Üç Gün
16. Juni 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör
İlk tur grup maçları tamamlandı, şu sıralar Güney Afrika-Uruguay müsabakasıyla ikinci tur başladı. Peki, biz şimdiye kadar ne anladık bu kupadan? Ne tadı var nede tuzu, açıkçası hiç zevk almıyorum, Kamerun-Japonya oynuyor aralarında iki fark var ten ve forma renkleri. Sanki tüm takımlar anlaşmış aynı kalıp futbol oynuyorlar. Ha Yeni Zelanda-Slovakya seyretmişim, ya da Honduras-Şili hiç fark yok al birini vur ötekine.
Hollanda geçmiş turnuvalarda olduğu gibi alışa gelmiş fırtına çıkışını yapmadı, akıllanmışlar bu defa ağırdan aldılar. Bir zamanların “Danish Dinamite” Danimarka’sından eser kalmamış, onlarda modern kalıba ayak uydurmuşlar. Arada öne çıkanlar var tabii ki Fildişi Sahili-Portekiz, Almanya-Avustralya maçından bence kalite olarak daha üst seviyede geçti tek goller eksikti. Brezilya Kuzey Kore’ye karşı beklentilerin ötesinde kaldı, kazandılar ama maç 15 dakika daha uzasa ortaya bambaşka netice çıkabilirdi, Fildişi ve Portekiz’e karşı aynı oyunu sergilerlerse büyük bir sürprize imza atarlar. Kuzey Kore kapalı kutuydu maçtan önce, Brezilya’ya karşı kutuyu açtılar maç bittikten sonrada tekrar kapattılar. Amatör ruhları diğer rakiplere yeterli gelirmi? Kesin konuşmamak lazım, hala kapalı kutular. İyinin az, kötünün bol olduğu dünya kupasında ilk sürprize şahit olduk. Futbol işte, İspanya oynadı İsviçre sevindi. Bir senedir kaybetmeyen İspanyollar eski alışkanlıklarını bu turnuvada da tekrar eder, grup müsabakalarından sonra evin yolunu tutarlarsa hiç şaşırmam.
Vuvuzela eziyetine devam, birkaç hafta önce statlarda tezahürat yapan taraftarlardan rahatsız olanlar şimdi yalvarıyorlar ama nafile “vııııııı” devam. Size müstahak bundan böyle tribüncülerin kıymetini iyi bilin(!) Tüp bebek…pardon Jabulani apayrı konu, İngilizler isyanda. Evet, doğru Almanya, Fransa vb. Avrupa liglerinde birkaç aydır bu topla oynanıyor fakat saha faktörünü de unutmayalım. Suni ile doğal çim karışımı zemin üstünde ne üdüğü belirsiz topla oynamak Rus ruleti gibi.
"The Mesut Özil Hype"
Fazla konuya girmek istemiyorum, etrafta bir sürü yazılıp çizildi. Hala bizde oynasaydı gibi duygu sömürüsü yapan reyting canavarları var. Mesut ve Serdar bence en iyi tercihlerini yaptılar, gerisi teferruat. Yalnız bir ricam var, artık şu “Gurbetçi” lafını rafa kaldırın hatta yedeklerinizden silin. Trabzon dan İstanbula göç edenler gurbetçi olabilirler ama biz değiliz. Biz “Almanyalıyız” ve nasıl Türklüğümüzle gurur duyuyorsak, Almanyalılığımızla da gurur duyuyoruz. Milliyetçilikle alakası yok bu duygunun, özümüzden ödün vermeden iki kültürü de içimizde yaşıyoruz. Kültür demek Bilgi demektir. Bilgi güçtür, manevi zenginliktir. Paranın satın alamadığı zenginlik(!)
Wir sind da wo wir sind
Denn was anders wollen wir nicht…
Newsletter
Gib Deine E-Mail-Adresse ein, um bei zukünftigen Artikeln benachrichtigt zu werden.
Seiten
- 20 Milyon Taraftar
- Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
- Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
- Album - bilder
- Album - erdal
- Album - resimler
- Alpaslan'a Mektuplar; Röportaj Mahir Şanlı
- Atasporlarımız
- Brigate Autonome Livornesi
- Burası Napoli Değil !
- Commando Ultra Curva Sud
- Congratulations You Have Just Met The ICF
- Enzo Busiello Ultras Napoli
- FC Basel'den meşaleye yeşil ışık !
- Futbol, Bahis, Şike, Kara Para
- Futbolun pazarlanmadık nesi kaldı ?
- Futbol yorumcuları
- Her lanet olası pazar
- Holigan
- La Doce 12. Adam
- Manifesto de gli ULTRAS
- Manolo
- Modern Futbola karşı kollektif direniş = ULTRAS
- Münferit, Bir Ultras Romanı
- Ne Çözümü ?
- Röportaj: Engin Özdemir
- Royal Shrovetide Football
- TARAFTAR ?
- Tribünde başlayan savaş
- Tribünler Özgürdür
- Ultralar, Dün ve Bugün
- Ultras Cosa Nostra Lyon,R.I.P. Alpaslan Dikmen
- Ultras Manifesto
- Ultras = Radikal Aşk....
- ULTRAS TARİHİ
Kategorien