Almanya'da Artan Olaylar, Provokasyon?
Her şey Dresden ile Dortmund tun Almanya kupasında karşılaşmasıyla başladı. Müsabaka öncesi iki kulübün taraftarları polisle çatışması, yakılan meşaleler yüzünden maçın birkaç kez durması ortada büyük bir provokasyon olduğunun sinyallerini veriyordu. Uzun süredir Almanya’da bu tarz olaylar tek tük oluyor fakat bu denli abartılı şekilde medyada yer almıyordu.
Ne hikmetse son günlerde maçlarda çıkan olaylar sıkça gündemi meşgul etmeye başladı. Bu hafta sonu yine maçlarda alışagelmemiş olaylar çıktı ve şimdiye kadar hiç görülmemiş husumetlere şahit olduk. Örneğin Stuttgart-Dortmund maçı öncesi iki taraftar grubunun polisle yaşadığı arbede iki grubun çatışması yüzünden çıktığı gazete sütunlarına taşındı ki gerçek öyle değildi. Aynı gece Mainz deplasmanından dönen Bremen taraftarları Herne civarında bulunan bir dinlenme tesisinde Dortmundlu taraftarların sopalı saldırısına uğramaları insanların kafasında soru işaretleri oluşturdu.
Tüm bu yaşanan olaylarda bazı garipliklerin olduğunu sezdim ve kendi çapımda yaptığım araştırmalarda çıkan sonuç beni şaşırtmadı. Olayların %80’i tamamen polisin taraftarlara yönelik abartılı şiddet kullanması ve bilakis olay çıkarmaya yönelik provokasyonlardan kaynaklanıyor. Kime sorduysam benzer şeyleri söyledi ve hepside aynı şüphe içinde. Sistemi yönetenler önümüzdeki günlerde Alman futbolunda önemli değişiklikler yapacaklar. Biraz komplo teorisi gibi duruyor yazdıklarım ama gerçekler hiçte öyle değil. Hoş, çıkan en ufak olay gazeteye manşet oluyor buna en alt amatör kümeler ve U15 maçları dâhil. Şimdiye kadar hiç görülmemiş husumetler yazmıştım yukarıda. Cumartesiyi Pazara bağlayan gece Herne civarlarında sözde Dortmundlu olan yaklaşık 20 kişi Bremen taraftarlarını taşıyan otobüse sopayla saldırıyor. O sırada Dortmund tun kemik tayfası Stuttgart deplasmanında ve diğerlerinin de Bremenlilerin o tesise geleceğinden haberi yok üstelik umurlarında değil. İlginç yanı ise Dortmund ve Bremen arasında şimdiye kadar hiçbir düşmanlık yaşanmadı! Saldırıyı düzenleyenler polis gelmeden kaçıp ortadan kayboluyorlar.
Frankfurt ile Kaiserslautern arasında uzun yıllardır husumet olduğu bilinir ve iki takımın karşılaşmaları Almanya’da derbi niteliği taşıyor. Her defasında ufak sürtüşmeler olur, bu defasında da benzer olaylar yaşanmıştır. Yalnız yine bu olayda da bazı tuhaflıklar olduğu aşikâr. Polisin bizzat Kaiserslautern taraftarlarını yanlış yoldan getirerek Frankfurtlularla karşı karşıya bırakması garip duruyor.
Kafamda oluşan soru işaretlerine bu sabah cevap bulabildim ve şaşırmadım. Alman Futbol Federasyonu başkanı Zwanziger yaptığı basın açıklamasında baklayı ağzından çıkarmış “Das Verbot von Stehplätzen ist dem nach eine Überlegung” Türkçesi; Kale arkalarında ayakta maç seyretme yasağını uygulayabiliriz. Kaynak >> link
Haberin içinde Kaiserslautern manageri Stefan Kuntzun da ilginç demeçleri var, şöyle diyor; “Bir yandan ısrarla kültürel değerler korunsun Fritz Walter stadının adının değişmesine karşı çıkan taraftarlarımız. Fritz Walter ve arkadaşlarının savunduğu futbol kültürünü yaptıkları kötülüklerle baltalıyorlar”. Ne alakası var? Tribün gösterilerini yapanlar bizzat futbol kültürünün paraya tapanlar tarafından ayaklar altına alınmaması için mücadele veriyorlar.
İşte bu yüzden çıkan olayların abartılması hatta provoke edilmesi beni şaşırtmadı. Almanya, statlarda kale arkalarını ayakta maç seyretmeye müsaade eden Avrupa’da tek ülke. Hele bu sezon Dortmund sattığı 57.000 bin kombinenin 25.000 bini kale arkası olması bazılarının gözüne batmış. Sanmayın Stefan Kuntzun derdi futbol kültürü. Onun derdi stadın adını satıp para kazanmak. Bir zamanlar yapılan yanlış transferlerle kulübü iflasın eşiğine getiren yöneticileri, bu yüzden stadın hacizse verildiğini. Taraftarların birlik olarak kulübe büyük kaynak oluşturduğunu çabuk unutmuş Kuntz beyefendi.