Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

TILT !

11. Juli 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Gençken flipper oynardık Almanya’da her lokalde bir tane bulunurdu. >>link  Türkiye’de adı başkadır bilmiyorum.  İki yanında düğmesi vardı, bunlara basarak demir topu oyunda tutardık. Ne kadar topu oyunda tutarsak puanlar yükseliyordu sonra avantadan oyun alıyorduk. Her jetona üç oyun verirdi topu düşürdük mü “Game Over insert coin” diye uyarı gelirdi. Oyunun ustaları bazen kazanma hırsına kapılıp makineyi hırpalardı ama bu seferde hassas olduğundan tak diye bir ses gelir ekranda TILT yazısı çıkar ve o ana kadar toplanan oyunlar puanlar silinirdi. Şu son şike olayından sonra Türkiye’de endüstriyel futbol “TILT” oldu. Artık jeton atıp sıfırdan başlatılsa da aynı seviyeye gelmesi zor zaten seviye diye bir şeyde yoktu ya, neyse.


Fakat kulüpler birliği başta Anadolu kulüpleri ve yayıncı kuruluş FB’nin ligden düşürülmesine şiddetle karşı ve Türk futbolu büyük maddi zarar göreceği kaygısındalar. Sponsorlar çekilirmiş abone kaybı olurmuş marka değeri düşermiş etc. Bu deyimleri duydukça insanın midesi bulanıyor. Türk futbolu ilkel geri kalmış bir zihniyetin elinde olduğunu bir kez daha açıkça gözlerimizin önünde. Hadi diyelim FB normal yollardan ligden düşseydi. Ki, Galatasaray bu tehlikeyle karşı karşıya kaldı şayet düşseydik Türk futbolunun marka değeri azalacak mıydı? Tamam, kabul ediyorum 100 yıllık camialar, Türk futboluna önemli katkıları var ama futbol spor, bir yarış. Ligde 18 takım mücadele veriyor şampiyon olmak kadar kümeden düşmekte var bunları hesaba katmak lazım.


Hele birde çıkıp saçma sapan konuşan futbol ulemaları var ya. Neymiş efendim FB düşerse Türk ekonomisi çökermiş, vay be bir yaşıma daha girdim. Bu konu hakkında geçenlerde “Armanın Peşindeyiz” bloguna bir şeyler karaladım >> link


Türk futbolu şikeye karışan kulüplerin ikinci lige düşürülmesiyle asla değerinden kaybetmez. Hatta daha çok değerlenir hem uluslararası itibarı büyük ölçüde artar. Şayet yasalar uygulanmaz eyyamcılık yapılıp suçlular kurtulursa Türk futbolu büyük kaosun içine sürüklenir uluslararası itibarı ağır zedelenir!


Maalesef TFF aldığı karardan sonra Türk futbolunu büyük şaibe altına sokmuştur yeni sezon büyük olaylara gebe! Farz edelim Fenerbahçe suçlu bulundu Şampiyonlar ligi de şaibe altına girmeyecek mi? TFF telafisi olmayan skandala imza attı ve aynı zamanda Türk futbolunu 30 yıl geriye götürdü…

 

Türk futbolunu nasıl bilirdiniz?....gömün

 

                          Kahrolsun endüstriyel futbol !


Weiterlesen

En Büyük Sensin GALATASARAY!

9. Juli 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

 

 

Bir gün herkes Galatasaraylı olmasın

Bırakın o ayrıcalık bizde kalsın...

Weiterlesen

Tanrım Sana Sesleniyorum

6. Juli 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

 


 
Videonun sonuna dikkat !
Weiterlesen

Keşke

5. Juli 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Geçtiğimiz ay İtalyan yayıncı kuruluşu Sky Italia yaşanan bahis ve şike skandalı yüzünden futbol federasyonunu sert dille uyararak olayların üzerine ciddiyetle gidilmezse belirsiz süre ödemeleri keseceğini bildirdi.  Yayıncı kuruluşun yöneticisi Tom Mockridge Corriere della Sera gazetesine gönderdiği açık mektupta sıkıntılarını şöyle dile getiriyor;

“İtalyan futbolunun saha dışında imajı vahim, kulüp ve taraftarlar arasında olan güven bağı tehlikede. Futbolun geleceğini belirleyenler yaşanan olaylara karşı samimiyetlerini ortaya koymaları şart oldu. Sky şirketi seyircilerine yayınların kesintisiz devam etmesi için ancak samimi ortamın sağlandığından sonra garantisini verebilir.” Mockridge İtalya futbol kulüplerinin en büyük gelir kaynağı yayın haklarının olduğunun da ısrarla altını çiziyor. Kaynak >>>link


Sky şirketinin timsah gözyaşları sizi yanıltmasın herkes parasının peşinde çünkü bu İtalya’da yaşanan ilk olay değil. 2006 yılında Calciopoli skandalı futbolda ağır yaralar açtı ve futbol severlerin güveni sarsıldı. Son olaylar yayıncı kuruluşunda panik havası yaratması aboneliklerin azalma endişesinden kaynaklanıyor.


Bizde durum ne? İki gündür ortalık kasıp kavruluyor yayıncı kuruluşta ses yok. Temkinli yaklaşıyorlar hele ilk gün ülkenin tüm yayın organları şike olayını manşetten verirken yayıncı kuruluş üç maymunu oynuyordu.


Biliyor musunuz bunların hepsi hikâye. İtalya’da yayıncı kuruluş ültimatom vermiş Türkiye’de suskunluğa bürünmüş, palavra. Onlar ödedikleri paraların endişesindeler. Hem kim size bu kadar para verin dedi ki? Zaten ne zaman özel TV kanalları sponsorlar ve bahis lobisi futbola el attı futbol kirlendi. Güya sporu kalkındıracaklar futbolun marka değerini arttıracaklardı. Kendim ettim kendim buldum misali.


Esas bu olayda en çok yara alan Taraftar, ben o insanlara üzülüyorum. Boyadıkları pankartlar, aç susuz gidilen deplasmanlar. Ailesinin rızkından kesip alınan kombineler polisten yedikleri coplar biber gazları. Kimin için? Yazık günah!


Keşke;


Yayıncı kuruluşları, sponsorlar bahis şirketleri futboldan ellerini çekseler.


Futbol, televizyon dizilerine reklamlara konu olmasa.


Milyonlarca avroları dolarları saçıp savurup yurtdışından getirilen vasat futbolculara verileceğine amatör futbola yatırım yapılsa.


Her mahallede bir futbol sahası olsa.


Futbol okullarda spor dersinin yanı sıra zorunlu ders olarak yapılsa (bkz; Almanya Fussball AG link


Profesyonel futbolcuların transfer ücretleri ve yıllık gelirleri sınırlandırılsa.


Taraftar ve polis husumetini ortadan kaldıracak projeler üretilse.


Kombineler kaldırılsa bilet fiyatlarında indirim yapılsa.


Rakip taraftarlarına verilen yüzde kalksa yine eskisi gibi yarı-yarı maç seyretsek


Ah keşke bunlar gerçekleşse futbolda temizlense!


You may say that I'm a dreamer
But I'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will be as one...

 

                             odio eterno al calcio moderno !

Weiterlesen

Mal Kirlendi

4. Juli 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Futbol ticareti yaklaşık 130 yıldır yapılıyor. Malum, adı üstünde profesyonel futbol, fazla detaya girmeyeceğim blogda bu konuyu sıkça işledim sürekli tekrarlamak istemiyorum. Yinede ufak bir hatırlatma yapayım, endüstriyel futbol yeni bir şey değil. Örneğin Manchester United kulübünün tarihine bakarsanız günümüzde futbol ticaretiyle benzerlikler göreceksiniz >>>link


Uzun yıllar profesyonel futbol kulüpleri oyuncuların gelirlerini karşılama amacıyla değişik kaynak üretme yollarına başvurdular ve günümüze kadar sürüyor. Bir örnekte Almanya’dan 1980 yılları ortasında Bayern Münih manageri Uli Hoeness merhandising başlatıp kulübüne ek gelir kaynağı yarattı. Bir zamanlar futbolun en büyük gelir kaynakları kulüp üyeleri stat gelirleri spor toto ve zengin başkanlardı. Hedefler büyüdükçe paralarda büyümeye başladı yeni kaynaklar gerekiyordu. Yine 1980’li yıllarda televizyon futbola el attı. Lakin futbol dünyanın en popüler sporu olmuştu. İlk canlı görüntüleri 1962 yılında Şili’de düzenlenen dünya kupasından İngiliz devlet kanalı BBC gerçekleştirdi ve böylece futbol geniş kitlelere ulaştı. İleri yıllarda önemli lig maçları televizyondan canlı yayınlandı.


Başlangıçta küçük ücret karşılığında devlet kanalları maçları veriyordu bir süre sonra özel televizyonlar kuruldu ve büyük paralar ödeyerek futbolu ellerine geçirdiler. Yeni sistem oluşturulup adı “Havuz” koyuldu. Maç yayın haklarını satın alan özel televizyonlar verdikleri paraları adil dağıtma amacıyla tüm kulüpleri bir çatının altında topladılar ve ligde sıralamaya göre yayın ücretleri verildi. Ligde en başarılı ve en fazla taraftar kitlesine sahip kulüpler pastanın büyük payını aldılar. Bağışlayın biraz kestirmeden gidiyorum, günümüzde bu sistemin nasıl işlediğinden sokakta 5 yaşında çocuğun bile haberi var.


Özel televizyonların futbola el atması kulüplere büyük gelir kaynağı oluşturdu. Ve sade televizyonla da sınırlı kalmadı. Futbolun dünyada en popüler spor olması ve TV sayesinde geniş kitleye ulaşması diğer ticari ürünlerin pazarlanmasını daha cazip hale getirdi. Böylece bir zamanlar futbola uzak duran sanayi şirketleri futbola ortak oldular. Futbol para mıknatısıydı, tüketiciye ulaşmanın en kolay yolu olmuştu. Marka arabalar, meşrubatlar, çikolatalar, petler, video oyunları vb. ürünler futbol ile kaynaştılar. Sponsorların amacı spora destek vermek ve gelişmesini sağlamaktı, bizde bunu yuttuk. Maalesef hala bu saçmalığa inananlar var.


Kulüplerin kasasına büyük paralar girdi ama diğer yandan futbolcularında ücretleri arttı astronomik rakamlara ulaştı. Bosman davasına kadar azda olsa etik değerlere önem veriliyordu ama ne olduysa davanın sonuçlanmasından sonra tüm manevi kurallar tamamen bir kenara itildi. Bosman davası futbolun başına gelen en büyük felakettir. Lakin futbolcular bu dava sonucunda serbest hareket etme hakkına kavuştular ama işin özüne bakarsak yağmurdan kaçarken doluya tutuldular. Bir zamanlar kulüplerin kölesiyken şimdi managerlerin tapulu malı oldular.


Bu arada yayıncı kuruluşları da boş durmadı. Sponsorların reklamları sağlıklı şekilde tüketiciye ulaşması için güzel görüntüler sunmalıydılar. Ateşli taraftarlar bu güzel görüntüleri meşale yakarak, pankart asarak konfetiler atarak görüntü kirliliği. Tezahüratları ve davullarıyla ses kirliliğine sebep veriyorlardı. Modern statlar yapılmalıydı sahalar halı gibi olmalıydı. Kimse ayakta maç seyretmemeliydi. Güzel görüntülerin ortaya çıkması için oturup paşa, paşa seyretmeliydiler. Modern statlara herkes alınmamalıydı, bilet fiyatları pahalı olmalıydı nede olsa futbol lüks marka. Az gelirli vatandaş maçları kıraathanelerde baksın ya da bir digi kutu alıp evde seyretmeliydi. Hepsi gerçekleşti!


Para parayı çeker derler ya, herkes büyük pastadan pay kapma peşinde. Fakat madalyonun diğer yüzüne bakarsak bu büyük pastadan en fazla mağdur olan kulüpler ve taraftarları! Oyuncu ücretlerinin artması ve buna ilaveten managerlerin ücretleri girmesiyle kulüplerin bütçesinin dörtte üçü bu şahısların ceplerini dolduruyor. Birçok kulüp iflasın eşiğinde orta halli vatandaş pahalı bilet fiyatları yüzünden canlı maç seyretmekten mahrum kaldı. Ama çark dönmeye devam ediyor futbolda para basmaya. Hedeflerle birlikte paralarda büyüdü. Süper ligler, şampiyonlar ligi euro lig vb. Büyüyen paralara giden yollarda kirlendi. Onların değimiyle “başarıya giden her yol mubahtır”. Rahmetli Alpaslan Dikmenin güzel bir sözü vardı “işin içine para girerse, kahpelikte girer”.


Evet, geldiğimiz nokta Türk Futbolunda şike, kahpeliğin son perdesi. Onların açısından değerlendirirsek “Mal Kirlendi”. Fenerbahçe düşürülürse süper lig değer kaybedecek. Ama öte yandan bank asya değerleniyor. Şaka bir yana durum vahim. Futbol her şeyden önce spordur. Spor her toplumun kültürünün önemli parçasıdır. Futbolu çirkin işlere bulaştıranlar toplumda kültür yozlaşmasına sebep vermişlerdir. Beni en fazla üzen şikeye karışan kulüplerin Taraftarları çünkü bu vahim olaydan en fazla yara alan her zaman olduğu gibi taraftardır. Geçen sene Cemal Nalga olayında blogu az çok takip edenler sergilediğim duruşu bilirler. Ve hala arkasındayım söylediklerimin. Kimsenin sporu kendi menfaatlerini tatmin etmek için çirkince kullanmamalı ve yapanlarda en ağır cezalara çarptırılmalıdır!


Malum, Fenerbahçe ezeli rakibimiz bu olay ne kadar çirkin olsa da dalgamızı geçiyoruz. Geçen sene ve birkaç hafta önce onlarda bizimle dalga geçiyordu. Bunlar hepsi normal tabi sınırı aşmamak lazım! Makaraların arasında en hoşuma gidenler “ Polis Aziz Yıldırımla görüşmelere başladığını borsaya bildirdi” ve “Semih Şentürk soruşturmaların bitmesine 10 dakika kala tutuklanacak”. Bunlarda bir kusur bulmuyorum, mizah dolu sözler. Ama bu sabah bir dostumun yazdığını okuyunca bir Galatasaraylı olarak ben bile katlanamam,” düşsün inbeler seneye 6 puanımız garanti”. Herkesin fikrine sonsuz saygılıyım fakat kusura bakmayın bir sporcu ve taraftar olarak böyle laflara şakada olsa karşıyım!


Hukuk ne ceza uygun görüyorsa herkes buna katlanacak orası kesin. Ama Fenerbahçe ligden düştü diye sevinemem, büyük üzüntü duyarım. Şahsen Fenerbahçesiz bir Galatasaray’a gönlüm razı gelmiyor.

 

Kulüplerini rezil eden yönetici ve futbolcuları Allah ıslah etsin…..

 

Weiterlesen

ŞİKE SORUŞTURMASI!

3. Juli 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Sabah başlayan operasyonda bize sürpriz olmayan bazı isimler tutuklandı. Gözaltına alınanların arasında Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve Asbaşkanı Mosturoğlu var, ilaveten Sivas Spor başkanı Otyakmaz Ümit Karan, Serkan Çalık. Eskişehir Spor Teknik Direktörü Bülent Uygun ve daha niceleri.

money and old football-other
 
 

İnşallah soruşturmaların sonuna kadar gidilir eğer Galatasaray yöneticileri de bu pis olaya karışmışsa hiç kimsenin gözyaşına bakmadan gereken işlemler yapılmalı adalet yerini bulmalıdır.


Futbolu bitiren üç veba mikrobu; televizyon, bahis lobisi ve managerler. Bu üç veba mikrobu futbolun içinden temizlenmediği sürece pislikler sürecektir.


                  Kahrolsun endüstriyel futbol ve uşakları !

Weiterlesen

2 Temmuz

1. Juli 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak otelinde 35 insan vahşice katledildi. En genci Koray Kaya henüz 12 yaşındaydı.

sivas.jpg


Ölenlerin arasında Türk Halk müziği sanatçısı Muhlis Akarsu ve eşi Muhibbe Akarsuda vardı. Anadolu’nun bağrından çıkan nadir Ozanlarımızdan biriydi Muhlis Akarsu.

 


 

 

 


Alevlerde canlarını veren CANLARIMIZ!

    Muhlis Akarsu - 45 yaşında, sanatçı

    Muhibe Akarsu - 35 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi

    Gülender Akça - 25 yaşında

    Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar, felsefeci

    Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci, fotoğraf sanatçısı

    Sehergül Ateş - 30 yaşında

    Behçet Sefa Aysan - 44 yaşında, şair

    Erdal Ayrancı - 35 yaşında

    Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar

    Belkıs Çakır - 18 yaşında

    Serpil Canik - 19 yaşında

    Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör

    Nesimi Çimen - 62 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası

    Carina Cuanna Thuijs - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci

    Serkan Doğan - 19 yaşında

    Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı

    Murat Gündüz - 22 yaşında

    Gülsüm Karababa -22 yaşında

    Uğur Kaynar - 37 yaşında, şair

    Asaf Koçak - 35 yaşında, karikatürist

    Koray Kaya - 12 yaşında

    Menekşe Kaya - 17 yaşında

    Handan Metin - 20 yaşında

    Sait Metin - 23 yaşında

    Huriye Özkan - 22 yaşında

    Yeşim Özkan - 20 yaşında

    Ahmet Özyurt - 21 yaşında

    Nurcan Şahin - 18 yaşında

    Özlem Şahin - 17 yaşında

    Asuman Sivri - 16 yaşında

    Yasemin Sivri - 19 yaşında

    Edibe Sulari - 40 yaşında, sanatçı

    İnci Türk - 22 yaşında

 

    Otel Çalışanları

 

    Ahmet Öztürk - 21 yaşında

    Kenan Yılmaz - 21 yaşında


Adaletsiz düzene karşı savaşanlar, iyi bir dünya için ölümü göze alanlar. Biz hayatta olduğumuz sürece hep yaşayacaklar.

Weiterlesen

Nihayet !

1. Juli 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

GSTV dt platformunda bugünden itibaren şifresiz yayına geçti. Tabi şu anda sade dt aboneleri faydalanabiliyor. Yinede bu kadarını gerçekleştirenlerden Allah razı olsun.

B_4658_gstvB.jpg

Dileriz ileride bütün platformlarda dünyanın her köşesinde yaşayan Galatasaray taraftarı seyretme imkânına kavuşurlar!

Weiterlesen
<< < 1 2 3