Alınır
Bu sene yapılan lancement öncekilerinden farklıydı. Yeni forma üreticimiz tanıtım için seçtiği mekân gerçekten anlamlı, bunu tamamen kendileri istemişler kimse zorlamadan. Lisemiz kuşkusuz Galatasaray’ımızın doğduğu yerdir ruhudur. Her Galatasaray taraftarının kulübüyle özdeşleştiği aidiyet duygularının pekiştiği kutsal bir mekândır nede olsa orada 530 senelik tarih yatıyor. Galatasaray’ımızın en büyük hazinesi!
Şahsen pekte öyle forma hayranlığım yoktur, benim için tek geçerli forma kutsal parçalı gerisi hikâye. Malum, her futbol takımına dış saha maçları için ikinci forma gerek ve bu orijinalinden farklı olmalı. Birkaç yıldır UEFA alternatif olarak üçüncü formayı kulüplere şart koşuyor. Ama bu üçüncü formanın renkleri tamamen kulüplerin seçeneğine bırakılmış. Bazı kulüpler orijinale yakın yerine alternatif formaları pazarlama amaçlı değişik renklerde çıkarıyorlar. Son iki senedir bizde bu trende ayak uydurduk maalesef ortaya rezil rüsvan renkler çıktı, naçizane fikrim. Hele 2009/2010 sezonunda piyasaya sürülen mor forma bizim gibi damardan taraftarı derinden yaraladı. Üstelik kendi tarihimizle hiç alakası olmayan galatları da öne çıkarmaları iyice iğrenç hal almıştı. Geçtiğimiz sezonun formaları da pek farklı değildi. Galatasaray kulübüyle uzaktan yakından alakası olmayan pembe ve bej formalar rezaleti doruk noktasına çıkardı.

Bu sezon için tasarlanan formalar güzel üstünde reklam olmasa daha şahane duracak ya. Her şeyden önce sahada takımın Galatasaray olduğu anlaşılacak bu kadarına da şükretmeliyiz! Benim outdoor kıyafetleri hoşuma gitti. Hele Ardanın taşıdığı kırmızı ceket muhteşem samimi söylüyorum bizim pazarlama birazda sokak giyeceklerine önem verse, şöyle “Casual” tarzı olsa inanın tüm kıyafetlerimi GS Store dan alırım. Uzun lafın kısası bu sezon tasarlanan ürünler alınır Arkadaşlar.
“Hani sen böyle şeylere karşıydın?” diyenlere ufak bir açıklama. Kulüplerin en büyük gelir kaynağı kuşkusuz TARAFTARI, Üyeleri ve stat gelirleridir. Sponsorlar TV yayınlarından gelen paralar zengin başkanlar vb. hepsi hikâye. Bu gelirleri şahsım adına kirli para olarak görüyorum. Taraftarlar kulüplerine ne kadar çok maddi destek verirse kulüp diğerlerinin kirli paralarına ihtiyaç duymayacaktır! Hatta bir gün geldiğinde tamamen madden bağımsız olacaklar. Ama ne zaman “merchandising” adı altında ürünler çıkarıp Taraftarı sömürmeye yönelik hareketler görürsem karşılarında ilk önce beni bulacaklar. Bizim bonus kredi kartı mobile bahis şirketleriyle ortaklık Televizyon kanalını şifreleme gibi saçmalıklara ihtiyacımız yok. Biz Galatasaray’ı olduğu gibi seviyoruz her haliyle iyi günde kötü günde.
SONSUZA KADAR!
BİR TEK SENİ SEVDİM GERİSİ YALAN...
The Adjustment Bureau
Kader ağlarını nasıl ördüğünü merak ediyor musunuz?
Hepimizin bir alın yazısı vardır ama her şeye rağmen hayat mücadele gerektirir !
ULUSLAR ARASI HUKUKÇULAR DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI !
Orjinal metni burada >>> link
Uzun bir süredir gündemi meşgul eden ve uzun bir süre daha meşgul edeceği anlaşılan şike soruşturması kapsamında yaşanan bazı gelişmeler ve özellikle Türkiye Futbol Federasyonunun 11.7.2011 günü ve sonrasında yaptığı açıklamalar, konu hakkında aşağıdaki açıklamanın yapılması gereğini doğurmuştur.
Spor karşılaşmalarında şike yapılması veya teşvik primi verilmesi eylemleri ceza hukuku yönünden bir suç teşkil ettiği gibi spor hukuku yönünden de bir disiplin ihlali olarak kabul edilmektedir. Bilindiği gibi spor hukukunda şike, teşvik primi ve diğer yasak fiil ve davranışlar ile bunlara uygulanacak yaptırımlar 14.4.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’la düzenlenmiştir.
Bu kapsamda, TFF liglerinde yer alan kimi futbol kulüplerinin yönetici, futbolcu ve öteki yetkilileri hakkında İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan adli soruşturma, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre yürütülmektedir. Suç soruşturmasının bir evresi olarak hazırlık soruşturmasında alınan gizlilik kararı nedeniyle, soruşturma dosyasında yer alan ve adli kolluk güçlerince elde edilen bilgi, belge ya da delillerin başta TFF olmak üzere öteki kurum ve kuruluşlardan gizlenmesinin hukuka uygun olduğu ortadadır. Bu yönden son günlerde yaşanan gelişmeleri hukuka ve yasalarımıza uygun kabul ettiğimizi belirtmekteyiz.
Ancak, futbolda şike yapıldığı veya teşvik primi verildiği yönündeki savların spor hukuku yönünden bir disiplin ihlali oluşturduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Bilindiği gibi Türk futbolunu sevk ve idarede tek yetkili organ olan özerk Türkiye Futbol Federasyonunun yetkili organlarının ve bu organlarda görev yapacak kişilerin nasıl hareket edecekleri ya da yükümlülüklerinin ne olduğu TFF Statüsünde açıkça belirtilmiştir. Buna göre; TFF’nin organ veya kurullarında görev alanlar ile TFF’nin yetkilileri FIFA, UEFA ve TFF’nin statülerine, talimatlarına, düzenleme ve kararlarına ve ayrıca kendi faaliyetleriyle ilgili olması halinde FIFA’nın etik kurallarına ve fair play kurallarına uygun olarak bağlılık, dürüstlük ve sportmenlik ilkelerini gözetmekle yükümlüdürler. Bu düzenlemeden hareketle, Türk futbolunda ortaya atılan şike ve teşvik primi savlarının futbol mevzuatı hükümlerine göre (5894 sayılı Kanun, TFF Statüsü, Futbol Disiplin Talimatı ve Etik Kurulu Talimatı) ivedilikle incelenerek karara bağlanmaları zorunluluğu bulunmaktadır.
Önemle belirtmek gerekir ki, Futbol Disiplin Talimatında tanımlanan ve yaptırımının ne olduğunun belirtildiği şike ve teşvik primi eylemleri nedeniyle TFF’nin konuyu Etik Kurulu’na sevk ettiğini basından öğrenmiş bulunmaktayız. TFF’nin Yönetim Kurulu ile hukuk kurullarının görev ve yetkileri ile yargılama usul ve esasları futbol mevzuatında açıkça düzenlenmiştir. Bu kapsamda, suç soruşturması Yargı tarafından kendi kurallarına göre yürütülürken, futbolun etik ilkelerine, fair play kurallarına aykırılık oluşturan eylemlerin varlığı konusunda en küçük bir ihtimal olması halinde dahi TFF’nin yetkili organlarının adli soruşturmanın sonucunu beklemeksizin kendi kurallarına göre disiplin soruşturmasını başlatması ve eldeki bilgi, belge veya öteki bulgulara dayanarak bir karar vermesi gerekmektedir.
Unutulmaması gerekir ki, suç soruşturması ile disiplin soruşturması bağlı olduğu usul ve esaslar yönünden kimi benzerlikler göstermekle birlikte, TFF’nin yetkili hukuk kurullarının (Etik Kurulu, Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu) karar vermesi için adli soruşturmanın sonuçlanmasını beklemek zorunluluğu hiçbir şekilde bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, henüz TFF tarafından soruşturma yapılmamışken;
-UEFA’ya Avrupa kupalarında “gündemdeki soruşturmanın tarafı olan kulüplerin de” yer aldığı Türkiye’yi temsil edecek listelerin gönderilmesi,
-Türkiye liglerinin başlamasının içinde bulunulan üst düzeydeki güvensizlik ortamına rağmen ertelenmemesi,
-TFF’nin açıklamalarında ki farklı ve çelişik yorum prensipleri,
maalesef uzun sürede Türk Futbolunun her yönde ciddi manada zarar görmesi sonucunu doğuracaktır.
Unutulmamalıdır ki, UEFA’nın ve FIFA’nın Ulusal bazdaki gelişmelerle ilgili alacağı tedbir ve kararlar tamamen Türkiye Futbol Federasyonu’nun alacağı kararlar yönünde şekil almaktadır.
İşte temel nokta ve temel problem buradadır ki, inisiyatif sahibi TFF’nin yukarıda bahsettiğimiz hususlarda alacağı ve daha doğrusu almış olduğu kararların sonuçları ile de UEFA Türkiye’yi mesul sayacaktır. UEFA ve FIFA yerleşik kararlarında, bilinmelidir ki iddiaların doğru çıkması, Türkiye’nin Uluslar arası tüm müsabakalardan (milli müsabakalar dahil) uzun süreli men cezası alması sonucunu doğuracaktır.
Türkiye’nin sadece tüm uluslar arası müsabakalardan men’i değil, bahis ve benzeri meseleler yönünden de geriye dönük maddi sorumluluklarını da beraberinde getirecektir.
Bu bağlamda TFF tarafından ivedi bir şekilde olayın soruşturulmasının ve gerekirse bu soruşturma sonuca bağlanıncaya kadar liglerin ertelenmesinin Türkiye’nin uluslar arası alandaki imajı açısından daha doğru olacağı kanaatindeyiz.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.
Modern Futbola Karşı Kolektif Direniş
Hep şunu savunurum “Futbol fena halde doğaya benzer” dengesini bozarsan intikamını alır. Aynı doğa gibi pisliklerinden arınır kendini yeniler. Türk futbolu resmen pisliğe battı hiç fazla laf salatasına gerek yok bunu olduğu gibi kabul etmeliyiz. Dünya’da ve Türkiye’de endüstriyel futbolun geleceğinin parlak olmadığını, bir gün çökeceğini çok önceden söyleyenler oldu, (bkz: Ultras Manifesto
Ve şimdi haklı çıktılar, hiç hoşlanmam “biz önceden demiştik” kelimesinden ama şimdi tam zamanı, BİZ ÖNCEDEN DEMİŞTİK! (bkz: link
Maalesef kimse sesimizi duymadı “çok romantiksiniz” dediler, gözünüz aydın romantizm kazandı!
Biz nasıl bu hallere geldik? Şikeye karışan kulüplerin taraftarların haykırışlarına hak veriyorum “yahu eskidende vardı kimse suçsuz değil” doğru. Madem öyle şu bu takımı bir kenara koyalım 15 sene geriye dönelim. Euro1996 45 sene sonra Türk Milli takımı yeniden bir uluslararası turnuvaya girme hakkını kazandı. İlk maçımız Hırvatistan’a karşı. Her şey istediğimiz gibi gidiyor, ta ki 86. Dakikaya kadar. Vlaoviç topla kalemize geliyor karşısında bir tek Alpay var. O anda dünyanın her köşesinde yaşayan Türk evladının ağzından çıkan çığlık “İNDİR ALPAY”. Alpay indirmiyor, Vlaoviç’i düşürse son adam olduğundan kırmızı kart yiyecek takımı eksik bırakacak ama gol yemeyeceğiz. Alpay başka yolu seçiyor ve Vlaoviç’e dokunmuyor bizde maçı 1:0 kaybediyoruz. Ülkenin futbol ulemaları ve biz taraftarlar(!) Alpay’ı vatan haini ilan ediyoruz. Çünkü bizim futbola bakışımız skor tabelasına endeksli ne yazıyorsa o geçerli. Güzel futbol adil oyun tüm bunlar racona ters. Bu arada Alpay ülkesinde yerden yere vurulurken UEFA’dan Fairplay ödülünü alıyor.
Kabahat hepimizde çünkü biz nefsimizin kurbanıyız. Ve hala akıllanmadık,”Başarı, Başarı, Başarı” yeni Başkanımız Sayın Ünal Aysal seçildiği gün gösterdiği hedef. Peki, neden parolamız “Güzel futbol, adil oyun, iyi oynayan kazansın” değil?
Bugün damardan Fenerbahçelinin yazısını okudum >> link sonunda şu satırları görünce içim sızladı “Benim derdim Allah korusun bu işler gerçek çıkarsa 5-6 yıl sonra oğluma bu işleri nasıl anlatacağımın derdi. Başka derdim yok, başka da muradım yok.”
Empati kurması zor fakat kimse endişeye kapılmasın. Ümidinizi yitirmeyin şu anda en mağdur olan Taraftar gözükse de ben öyle görmüyorum. Asla, bu futbol için büyük fırsat. Yalnız şunu kabul etmeli şeriatın kestiği parmak kanamaz, suçlular mutlaka cezasını çekecektir. Futbol pisliklerinden arınacak ve en önemlisi biz çocuklarımıza temiz bir dünya bırakacağız. İnanın, 5-6 yıl sonra çocuklarımız bizden teşekkür edecekler.
Bu pislikten başı dik anlı açık çıkan gerçek taraftarlar, Tribüncüler. Onlar yılmadan Her lanet olası pazar günü armanın peşinden koşacaklar.
Herkesin Berat Kandili Mübarek olsun….
> link Halbuki sokakta Vatandaş her şeyden haberi var; NO AL CALCIO MODERNO !"> Aradaki Farkı Bulun
Ne demişti aydınlar? "Elimizde henüz resmi belge yok, savcılık delileri vermedi"
Koskoca tff hukuktan bihaber mi? bkz: Spor Enstitüsün'ün basın açıklaması >> link
Halbuki sokakta Vatandaş her şeyden haberi var;
NO AL CALCIO MODERNO !
ÇAĞRI: ligtv BOYKOT EDELİM!

Hala bu deliler tff ve kulüpler birliği vakfına yeterli gelmiyorsa derhal istifa etsinler!
TFF dün aldığı ligleri başlatma kararından vazgeçmiyorsa bütün futbolseverler ligtv aboneliklerini iptal etsin!
Ben iki gün önce iptal ettirdim çünkü bu pisliğe bir saniye daha ortak olamam!
Biz futbolseverler Taraftarlar bazı şeref yoksunlarının kuklası değiliz ve OLMAYACAĞIZ!
LİGTV BOYKOT EDELİM HEMEN ŞİMDİ !
Sessiz Kalmayın Yanınızdayız
Beklediğimiz açıklama geldi. Yazanların ellerine sağlık Allah razı olsun.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sustuysak Bir Yere Kadar..!
Türkiye Futbol Federasyonu'nun elinde kanıt olmadan harekete geçememesi ne kadar normalse, basına sızan belgeleri önemsememesi, böyle kritik bir ortamda ligin sağlıklı ve hakedenlerle başlatılması adına harekete geçmemesi ve geciken adaletle daha alt sıradaki takımların hakkının yenecek olması gerçeğiyle belgelerin bir an evvel temin edilebilmesi için uğraşı içinde olmamak ve bekleyeceğiz demekte bir o kadar anormaldir.
Türkiye Futbol Federasyonu'nun, sadece gecikmeyen adalet isteyen Sayın Başkanımız Ünal Aysal'ı disiplin kurallarını uygularım diye tehdit etmekte gösterdiği aceleciliği adaletin yerini bulması için göstereceğine inanmak ve Türk futbolunun üstündeki bu kara bulutların bir an önce kaldırıldığını görmek istiyoruz.
YÜRÜYORUZ BİZ YOLDA GÖĞÜS GERDİK ZORLUKLARA
İNADINA GALATASARAY..!
Sonuna Kadar Arkasındayız ! Bu Ateş Üfleyerek Sönmez !
Son şike olaylarıyla ilgili Galatasaray Başkanı Ünal Aysal bugün resmi sitemizden bir açıklama yayınladı. link
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Türk futbolu çok ağır bir şaibe altında. Toplumumuzu sadece sportif açıdan değil sosyal açıdan da alt üst edecek kadar derin ve yaygın olduğu anlaşılan büyük bir sorunla karşı karşıyayız.
Göreve yeni başlamış olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun ne denli ağır bir sorumluluk altında olduğunun bilincindeyiz. Kararların geciktirildiği her gün Türk sporuna zarar vermektedir. Bilelim ki dünyanın saygın bir gücü olmaya soyunmuş bir ülkesi olarak asıl verdiğimiz sınav etik değerlere sahip çıkma konusundaki kararlılığımızdır.
Galatasaray olarak biz, Türk futbolunun içine düştüğü bu karanlıktan bir an önce çıkarılması için tüm mercilerin, gerekirse liglerin bir süre ertelenmesi kararı dahil, üzerlerine düşen tüm görevleri zaman kaybetmeden yerine getireceklerine ve kararın verilmesi için gerekli bilgi ve delillerin Federasyon’umuza ivedilikle iletilerek sürecin hızlandırılacağına inanıyoruz.
Galatasaray camiası olarak alınacak her karar ve uygulamanın en yakın takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Ünal Aysal
Başkan
Galatasaray Spor Kulübü
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Biraz geç gözükse de tüm Galatasaraylıların ve Sporseverlerin altına gözü kapalı imza atacağı önemli açıklama!
Ne hikmetse dün herkesi kendileri gibi şaibeye at gözlüklerle baktığını sananlar Başkanımızın bugün yaptığı açıklama hayal kırıklığına uğratmış.
İlk önce Galatasaray’ı ağzınıza alırken destur çekin ve bizimle boy ölçüşmeye kalkmayın. Şayet bizde karıştıysak bu pisliğe en ağır cezayı verin. Ama durduk yerde boş konuşmayın AKLINIZI BAŞINIZA TOPLAYIN !!!

GALATASARAY ULAAAN !!!
Tek Vücut
Dün aydınların skandal dolu sözlerini duyunca Türkiye’de futbolu yönetenlerin futbolun spor olduğuna inanmadıklarını anladım. “Herkesi memnun edemeyiz”,aydınlar sade belirli bir kesimi temsil etmek için mi federasyon başkanı seçildi? Herhalde, başka bir anlam veremiyorum. Zaten dün akşam 11 yaşında oğlumun bana sorduklarına cevap bulamayınca hayatım fena halde alt üst oldu. “Baba neden Türkiye’de sürekli kötü olaylar oluyor ve neden hep kötüler kazanıyor?” Bu sorulara cevap veremedim. Ablası ve ağabeyi yaşları büyük eğrinin doğrunun farkındalar ama bu çocuk daha 11 yaşında Almanya’da doğmuş ana baba vatanından 3000 km uzakta. Eşimle beraber elimizden geldiği kadar vatan ve din sevgisi örf ve adetlerimizi öğretmeye büyük gayret gösteriyoruz. Fakat çocuk kör değil Türk TV kanallarını açınca ya tabut üstünde ağlayan şehit annelerini görüyor, ya mobese kameralarına takılan trafik kazalarını ya da sahtekârlık yapan amcaların nasıl sıyrıldığını. Ve biz bu çocuğa Türkiye sevgisi aşılıyoruz. Fatih Sultan Mehmetlerden, Gül Babadan Çanakkale zaferinden Cumhuriyete Atatürk 23 Nisan 19 Mayıs 30 Ağustos etc.. Hikâye, karşımda yabancı birisi olsa onunla taşak geçtiğimi sanacak. Düşündüm de benim 11 yaşında oğlum 30 sene sonra kendi çocuklarına neler anlatacak güzel Türkiye’miz hakkında?
TFF başkanından birkaç dakika önce titrek sesle cavcav “külüpler birliği olarak tek vücut olduk ortak hareket ediyoruz( bugün Galatasaray kulübü tarafından resmi açıklamasını okuyunca meğer tek vücut olamamışlar!)” açıklamasını yapınca nasıl karar çıkacağını herkes az çok anladı. “Türk futbolunu en az zararla bu işten çıkaracağız” laflarının açılımı “sponsorlarımızın fazla zarara uğramaması için elimizden geleni yaptık” bunu böyle kabul edeceksiniz sayın aldatılmış futbolseverler. Yerseniz demeyeceğim, çoktan kursağınızdan geçti midenize oturdu afiyet olsun talcid iyi geliyormuş diye duydum. Sahi, kulüpler birliği tek vücut olabiliyor ama biz Tribüncüler hala birlik olmayı başaramadık. Çünkü biz tribünü laylaylom sanıyoruz. Hoplayalım zıplayalım alakasız besteler söyleyelim, soytarılık yapalım aynı tatil köylerinde animatörler gibi.
Şikeye karışan kulüpler başta Fenerbahçe zerre kadar şeref onur ve gururları varsa kendileri ligden çekilir. Aksi takdirde bizzat Fenerbahçe takımı ve taraftarları gittikleri her dış saha müsabakalarında karşılaşacak tabloyu göz önüne koyarsak hiç iç açıcı değil. Temenni etmem ama büyük olayların çıkacağı kesin! Ve olaylara karışacak taraftarlar savcının iddianame süresi beklenmeden yeni yasadan anında yargılanacaklar. Yeni yasa her şeyden önce statlarda şiddeti önleme amaçlı çıkarıldı, bu boyutlara geleceğini kimse aklının ucundan geçirmemişti.
Saha içinde durum bu iken saha dışında yaşanacaklar trajik komik boyutlara ulaşacak. Şu güne kadar tüm hakem kararlarını üstelik yurtdışından destek alarak mıncıklayan futbol ulemaları bundan sonra yine bilhassa Fenerbahçe’nin oynadığı müsabakalarda lehine verilen her yanlış kararı kasıtlı olmasa da didik, didik irdeleyecekler. Ben şunu merak ediyorum. Dün güya tek vücut hareket eden kulüpler birliği başkanları önümüzdeki sezon canları yanınca yine mikrofonlara bu “ligde şaibe var” diye haykıracaklar mı? Ben şimdiden onlara Sezen abladan teselli şarkısı yollayım İyi saklayın bir gün gelir mutlaka lazım olur… >>>link