Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Mal Kirlendi

4. Juli 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Futbol ticareti yaklaşık 130 yıldır yapılıyor. Malum, adı üstünde profesyonel futbol, fazla detaya girmeyeceğim blogda bu konuyu sıkça işledim sürekli tekrarlamak istemiyorum. Yinede ufak bir hatırlatma yapayım, endüstriyel futbol yeni bir şey değil. Örneğin Manchester United kulübünün tarihine bakarsanız günümüzde futbol ticaretiyle benzerlikler göreceksiniz >>>link


Uzun yıllar profesyonel futbol kulüpleri oyuncuların gelirlerini karşılama amacıyla değişik kaynak üretme yollarına başvurdular ve günümüze kadar sürüyor. Bir örnekte Almanya’dan 1980 yılları ortasında Bayern Münih manageri Uli Hoeness merhandising başlatıp kulübüne ek gelir kaynağı yarattı. Bir zamanlar futbolun en büyük gelir kaynakları kulüp üyeleri stat gelirleri spor toto ve zengin başkanlardı. Hedefler büyüdükçe paralarda büyümeye başladı yeni kaynaklar gerekiyordu. Yine 1980’li yıllarda televizyon futbola el attı. Lakin futbol dünyanın en popüler sporu olmuştu. İlk canlı görüntüleri 1962 yılında Şili’de düzenlenen dünya kupasından İngiliz devlet kanalı BBC gerçekleştirdi ve böylece futbol geniş kitlelere ulaştı. İleri yıllarda önemli lig maçları televizyondan canlı yayınlandı.


Başlangıçta küçük ücret karşılığında devlet kanalları maçları veriyordu bir süre sonra özel televizyonlar kuruldu ve büyük paralar ödeyerek futbolu ellerine geçirdiler. Yeni sistem oluşturulup adı “Havuz” koyuldu. Maç yayın haklarını satın alan özel televizyonlar verdikleri paraları adil dağıtma amacıyla tüm kulüpleri bir çatının altında topladılar ve ligde sıralamaya göre yayın ücretleri verildi. Ligde en başarılı ve en fazla taraftar kitlesine sahip kulüpler pastanın büyük payını aldılar. Bağışlayın biraz kestirmeden gidiyorum, günümüzde bu sistemin nasıl işlediğinden sokakta 5 yaşında çocuğun bile haberi var.


Özel televizyonların futbola el atması kulüplere büyük gelir kaynağı oluşturdu. Ve sade televizyonla da sınırlı kalmadı. Futbolun dünyada en popüler spor olması ve TV sayesinde geniş kitleye ulaşması diğer ticari ürünlerin pazarlanmasını daha cazip hale getirdi. Böylece bir zamanlar futbola uzak duran sanayi şirketleri futbola ortak oldular. Futbol para mıknatısıydı, tüketiciye ulaşmanın en kolay yolu olmuştu. Marka arabalar, meşrubatlar, çikolatalar, petler, video oyunları vb. ürünler futbol ile kaynaştılar. Sponsorların amacı spora destek vermek ve gelişmesini sağlamaktı, bizde bunu yuttuk. Maalesef hala bu saçmalığa inananlar var.


Kulüplerin kasasına büyük paralar girdi ama diğer yandan futbolcularında ücretleri arttı astronomik rakamlara ulaştı. Bosman davasına kadar azda olsa etik değerlere önem veriliyordu ama ne olduysa davanın sonuçlanmasından sonra tüm manevi kurallar tamamen bir kenara itildi. Bosman davası futbolun başına gelen en büyük felakettir. Lakin futbolcular bu dava sonucunda serbest hareket etme hakkına kavuştular ama işin özüne bakarsak yağmurdan kaçarken doluya tutuldular. Bir zamanlar kulüplerin kölesiyken şimdi managerlerin tapulu malı oldular.


Bu arada yayıncı kuruluşları da boş durmadı. Sponsorların reklamları sağlıklı şekilde tüketiciye ulaşması için güzel görüntüler sunmalıydılar. Ateşli taraftarlar bu güzel görüntüleri meşale yakarak, pankart asarak konfetiler atarak görüntü kirliliği. Tezahüratları ve davullarıyla ses kirliliğine sebep veriyorlardı. Modern statlar yapılmalıydı sahalar halı gibi olmalıydı. Kimse ayakta maç seyretmemeliydi. Güzel görüntülerin ortaya çıkması için oturup paşa, paşa seyretmeliydiler. Modern statlara herkes alınmamalıydı, bilet fiyatları pahalı olmalıydı nede olsa futbol lüks marka. Az gelirli vatandaş maçları kıraathanelerde baksın ya da bir digi kutu alıp evde seyretmeliydi. Hepsi gerçekleşti!


Para parayı çeker derler ya, herkes büyük pastadan pay kapma peşinde. Fakat madalyonun diğer yüzüne bakarsak bu büyük pastadan en fazla mağdur olan kulüpler ve taraftarları! Oyuncu ücretlerinin artması ve buna ilaveten managerlerin ücretleri girmesiyle kulüplerin bütçesinin dörtte üçü bu şahısların ceplerini dolduruyor. Birçok kulüp iflasın eşiğinde orta halli vatandaş pahalı bilet fiyatları yüzünden canlı maç seyretmekten mahrum kaldı. Ama çark dönmeye devam ediyor futbolda para basmaya. Hedeflerle birlikte paralarda büyüdü. Süper ligler, şampiyonlar ligi euro lig vb. Büyüyen paralara giden yollarda kirlendi. Onların değimiyle “başarıya giden her yol mubahtır”. Rahmetli Alpaslan Dikmenin güzel bir sözü vardı “işin içine para girerse, kahpelikte girer”.


Evet, geldiğimiz nokta Türk Futbolunda şike, kahpeliğin son perdesi. Onların açısından değerlendirirsek “Mal Kirlendi”. Fenerbahçe düşürülürse süper lig değer kaybedecek. Ama öte yandan bank asya değerleniyor. Şaka bir yana durum vahim. Futbol her şeyden önce spordur. Spor her toplumun kültürünün önemli parçasıdır. Futbolu çirkin işlere bulaştıranlar toplumda kültür yozlaşmasına sebep vermişlerdir. Beni en fazla üzen şikeye karışan kulüplerin Taraftarları çünkü bu vahim olaydan en fazla yara alan her zaman olduğu gibi taraftardır. Geçen sene Cemal Nalga olayında blogu az çok takip edenler sergilediğim duruşu bilirler. Ve hala arkasındayım söylediklerimin. Kimsenin sporu kendi menfaatlerini tatmin etmek için çirkince kullanmamalı ve yapanlarda en ağır cezalara çarptırılmalıdır!


Malum, Fenerbahçe ezeli rakibimiz bu olay ne kadar çirkin olsa da dalgamızı geçiyoruz. Geçen sene ve birkaç hafta önce onlarda bizimle dalga geçiyordu. Bunlar hepsi normal tabi sınırı aşmamak lazım! Makaraların arasında en hoşuma gidenler “ Polis Aziz Yıldırımla görüşmelere başladığını borsaya bildirdi” ve “Semih Şentürk soruşturmaların bitmesine 10 dakika kala tutuklanacak”. Bunlarda bir kusur bulmuyorum, mizah dolu sözler. Ama bu sabah bir dostumun yazdığını okuyunca bir Galatasaraylı olarak ben bile katlanamam,” düşsün inbeler seneye 6 puanımız garanti”. Herkesin fikrine sonsuz saygılıyım fakat kusura bakmayın bir sporcu ve taraftar olarak böyle laflara şakada olsa karşıyım!


Hukuk ne ceza uygun görüyorsa herkes buna katlanacak orası kesin. Ama Fenerbahçe ligden düştü diye sevinemem, büyük üzüntü duyarım. Şahsen Fenerbahçesiz bir Galatasaray’a gönlüm razı gelmiyor.

 

Kulüplerini rezil eden yönetici ve futbolcuları Allah ıslah etsin…..

 

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: