Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Modern Futbolcu

18. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bir maçtan sonra Metin Oktay'ın yanına ufak çocuk yaklaşıp onunla resim çekinmek isteyince "Ne demek kardeşim esas ben seninle resim çekinmek istiyorum" der Taçsız Kral.Bizlere böyle anlatılırdı,belki bu olay hiç yaşanmadı,olsun ne fark eder ki? O Metin Oktaydı,onun için Galatasaray bir Dindi,Galatasaray sevgisini paraya değişmemişti,sade bir sezon İtalya'ya gitmiş sonra geri dönmüştü.Metin Oktay'ın da elbette özel hayatı vardı,bazen ipin ucunu kaçırmış olabilir,bu sade onu ilgilendiren bir şey.Rahmete kavuşmuş insanların arkasından atıp tutmak bize yakışmaz.Ama son günlerde girdiğimiz kaosu fırsat bilip hayatını Galatasaray'a adamış,Sarı ile Kırmızı arasında köprü olmuş,her sefer aklımıza düştüğünde gözlerimizin dolduğu,hepimizin sevdiği o çok değerli insana da dil uzatıldı ya.Zager&Evans ikilisinin 1965 yılında yaptığı In The Year 2525 isimli şarkısında geçen bir mısra aklıma geldi;"Now ıt's ten thousend years,man has cried a billion tears.For what he never knew,now man's reign is through"(On binlerce yıl geride kaldı,insan milyarlarca göz yaşı döktü.Bir şeyin farkına varamadı artık insanoğlunun hükmü sona ermişti)


Metin Oktay sinema kapatmışımıdır bilmiyorum ama bir sinema filminde oynamıştı " Taçsız Kral" adlı.İçinde Gündüz Kılıç ve Karıncaezmez Şevki de vardı.Onlardı Galatasaray'ı Türk halkına sevdiren,henüz Merchandising bu coğrafyayı kirletmemişti.Ve biz onların sayesinde şimdi  çıkıp "Galatasaray Türkiye'dir" diyebiliyoruz!


Günümüzde benzer futbolcular pek nadir çıkıyor,aklıma ilk gelenler Livorno dan Lucarelli,ya da sezon başında ücretinde büyük ölçüde indirim yapan Milanlı Gattuso ve Romalı Totti.Bizimde vardı öyle futbolcularımız,Hakan Şükür ve Hasan Şaş.Galatasaray çektiği maddi sıkıntılarından dolayı oyuncu maaşlarını ödeyemezken,onlar çıktı arkadaşlarına kendi ceplerinden para verdiler,helal olsun.Şimdi etrafta Galatasaray aleyhine konuşsalar da,kızamıyorum çünkü benim gibi damardan Galatasaraylı olduklarına inandığım için.


Diyarbakırspor maçında yapılan haklı protestoydu,şahsen tezahüratında aşırıya kaçtığını sanmıyor,tabii diğer Galatasaraylı Arkadaşlarımla fikir ayrılıklarımız var bu konuda,olabilir gayet doğaldır.Yalnız bu protestonun doğru olduğunu çevreye zorla diretmek gereksiz.Yapılan açıklamalarda Başkanımız ve Teknik Direktörümüzün bu protestoya anlayışla karşılamasının ısrarla altı çizilip vurgulanması,haklı yapılan eylemin anlamını yitiriyor.Ve dışarıdan bakan,tribün aleminden bilgi sahibi olmayanların kafasında soru işaretleri oluşturuyor.İtalya'da geçtiğimiz hafta bazı sert eylemler oldu,bunları örnek göstermek kendi yaptığın eylemin doğru olduğuna dair kanıt değildir.Orası farklı ülke,değişik kültür ama hepimizin davası aynı.Madem aynı davayı güdüyoruz,o zaman sene başında İtalya'da yürürlüğe giren deplasman taraftar kartını protesto etmek için tüm ülkenin taraftarları bir araya gelerek Roma'da yaptıkları yürüyüşü de masaya yatırmalıyız!


Dün Arda tribünlere çağırılınca gelmedi,tavır koymuş kendi aklınca,tamam anlayışla karşılıyorum.Yaşadığımız çağda Arma Forma aşkına oynayan futbolcular nadir bulabiliriz,yukarıda saydıklarım istisna.Hiç bir profesyonel futbolcunun "ben bu kulübün taraftarıyım" dediğine inanmıyorum.Çünkü modern futbol içinde kulüpler birer şirket,oyuncularda o şirketin paralı elemanlarıdır.Hepsi bosman davasından sonra bu hale geldi,o yüzden Arda benim için Galatasaray'ın 10 numaralı paralı elemanıdır.Bizden pek farkı yoktur,nasıl hepimiz bir şirkette çalışıyor para kazanıyorsak,günümüzün profesyonel futbolcuları da aynısıdır.Ben yinede Arda'yı çok seviyorum ve artık bu mevzunun fazla uzatmasını profesyonel kariyerinin zarar göreceği kanısındayım.Belki Arda bizim sandığımız profesyonel değil,belki uzun yıllardan sonra tekrar yukarıda bahsettiğim istisna oyunculardan biri olacak Arda?


Ultraların futbola bakış açısı farklıdır,hani hep sorarlar,"neden 90 dakika kendi havanızda takılıyorsunuz?" Bunun anlamı,ilk başta takımı desteklemek,renk aşkını özgürce dışa vurmaktır.Aynı zamanda modern futbola karşı bir tepkidir,çünkü her Ultra futbolculardan 90 dakika skor ne olursa olsun, var güçlerinle,oyundan kopmadan,kendilerine değil takımları için mücadele etmelerini bekler.Futbolu televizyon formatına sokanlar,futbolla alakası olmayan yeni terimleri oluştururlar.Defansı,orta sahayı,forveti ,birinci,ikinci bölge olarak ayırırlar.Bir bakmışınız Pivot santraforlar,ön liberolar gibi yeni oyuncular oluşmuş,sahadaki oyunun hiç bir şekilde gerçeğini yansıtmayan koşulan mesafeler ölçülür.Pas atılmasına,asist denmesi ve buna benzer bir sürü saçmalıkların altında yatan tek amaç futbolun kimyasını bozup değiştirerek tüketim maddesi haline getirmektir.


Bu durumda ortaya iki kitle çıkar.Birincisi futbolu olduğu gibi seven,kulübüne karşılıksız aşık olan destek verenler.Diğer yanda futbolu sömüren ve onların yandaşları.Birinci kitle arzuladığı mücadeleyi görmezse tavrını en sert şekilde koyar,bu sesli protesto olabilir,ya da otobüsü durdurur takım kaptanını tokatlayabilir.İkinci kitle yapılanları anlayamaz,elinden hamburgeri kolası düşmüş gibi hisseder kendini,biraz mızıldandıktan sonra gider yenisini alır unutur her şeyi.Ben birinci kitledenim ve bununla gurur duyuyorum.


Ultrasın Radikal ve Asi duruşu vardır ama aynı zamanda Entelektüel,Duygusal ve Romantiktir.Kısacası,"Ultras RADİKAL AŞKTIR!"

Weiterlesen

Heryerdeyiz

16. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

 

Söz ve Müzik Kemal Berentt Yorulmaz
Weiterlesen

Suda Seken Hayat

16. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

bindokuzyüzaltmış doğumlular

yıldız kanatlı birer kuştular

doğru uçtular yanlış uçtular

bıkmadan usanmadan uçtular

bindokuzyüzaltmış doğumlular

yıldız kanatlı birer kuştular


fırtınalara bindi

ateşli harlayan kanatları

en acemi

ve en usta

gözlerimize değen gözleri

kaçamadığımız yangın

karanlıkta


suda seken taş

onların hayatıdır

suda seken

yassı parlak taş

hayatımızın en dehşet anıdır

üç kere seker

beş kere seker

başı bulutlara değer


belki varamadı

karşı yakaya

varacak fakat

suda seken


hayat......

 

(Nevzat Çelik)

Weiterlesen

DJ Grand Master Flash

15. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Okulumuzun büyük salonu vardı,kışın teneffüsleri orada yapardık .Öğrenciler hoş vakit geçirsin diye o yıllarda hit olan parçalar çalınırdı.İlk defa orada duymuştum The Wheels of Steel,yıl 1978'di.Şu günlerde bile çalındığında millet kuduruyor,isterseniz deneyin.

Kapmıştık bir kere,okuldan ayrıldıktan sonra peşini bırakmadım.Aradan 3 sene geçti baktım yeni bir grup kurulmuş,adı Grand Master Flash and The Furrious Five,birde  albüm çıkarmışlar The Adventures of Grand Master Flash.Hemen satın aldık tabii uzun çaları,ne uzun çaları yahu Long Play daha karizmatik duruyor.Haykuyu,maykuyu hepsi hikaye,plağın ses kalitesini 21.yüzyıla geldik hala yakalayamadılar,belki içinde olan ruhtandır,empe üçlerde olmayan.Albüm acayip patlama yaptı,daha henüz el kayide yoktu ortalıkta.New York-New York çıkış parçaları uzun süre ABD'de birinci sırada kaldı.The Message ise ilk yapılan siyasi içerikli rapti,Public Enemy'nin ilham kaynağı oldu sonra.Birde White Lines parçası vardı,gençlerin uyuşturucudan uzak durmaları için mesaj veriyordu.

Sonra kayboldular ortalıktan,aradan uzun yıllar geçti ne yapıyorlar,ne ediyorlar diye bir bakıyım dedim,meğerse neler gelmiş başlarına.

Rahmetli Mahsuni şöyle der,"Çok ham yetiştirdim,kendim yetmedim".İnsan ne oldum değil,ne olacağım demeli!

Weiterlesen

Ultras ve Bağımsızlık Voll.2

14. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Ultras oluşumlarının maddi gelir kaynakları hep tartışma konusu olmuştur.Manifestoya göre Ultralar yaptıkları tüm Organizasyonların masraflarını kendi imkanlarınla gerçekleştirirler.Malum,masrafları karşılamak için gelir kaynakları yaratmak gerekiyor,önemli gelir kaynaklarının başını da kuşkusuz Oluşumun ürettiği kendi ürünleri çekiyor.Sınırlı sayıda üretilen ve sırf oluşum içinde sürekliliği olan kişilere satılan ürünler piyasada bulunmuyor.Ülkemizde korsan endüstrisinin gün gittikçe çoğaldığını göz önünde bulundurursak,bunun maalesef imkansız.Toplanan paralarla

Pankartlar,Koreografiler,deplasman masrafları,sosyal yardımlar karşılanıyor ve kesinlikle kimse bu paralardan şahsi rant sağlamamasına dikkat edilmeli.


Şimdi size Avrupa'nın iki ünlü Ultra oluşumundan örnekler sunacağım.Bunlardan birincisi dünyaca meşhur Almanya'nın St.Pauli kulübünün Ultra St.Pauli(USP) oluşumu.Bu oluşum "Kuru Kafa" amblemini pazarlanması için kulübe devir etti,yanı sıra durdukları tribünün kombinesini ortak pazarlıyor ve hangi kişilerin tribüne alınacağına USP yöneticileri karar veriyorlar.Elde edilen gelirlerden bir miktarı USP'ye veriliyor,büyük payıda kulübün kasına giriyor.USP kulüp ile yaptığı ticari ortaklık onları yeri geldiğinde yönetimi eleştirme hakkından alıkoymuyor tabiî ki. Örneğin bir kaç hafta önce St.Pauli yönetimi polis ile taraftarlara karşı yaptırımlarda ortak mutabakata varmasını ağır şekilde tepki koyup protesto ettiler! link  Üç hafta önce Hansa Rostock müsabakasında rakip taraftarların alınmamasını,maça beş dakika geç girerek protesto etmişlerdi. link Bu arada St.Pauli aşırı solcu oluşum.Hoş,onlar bu tarz işler çevirirken proletarya oluyor ama Türkiye'de oluşumlar yapınca rantçı damgası yiyorlar!


Gelelim diğerine,İtalya başkent ekibi Lazio Roma taraftar oluşumu I.R.R.(irriducibili)Türkçesi boyun eğmeyenler.Aşırı sağcı,faşist ve ırkçılığıyla ön plana çıkan bu gruba Ultra demek diğer Ultra oluşumlarına karşı haksızlık olur.En açık tarifi Holdingdir. Her sezon kulüpten aldıkları 5.000 bin bedava kombinenin 3.000 bin tanesini piyasa fiyatına pazarlayan I.R.R.,Roma'da toplam 14 ürün mağazası bulunuyor.24 saat full çalışan ve bol reklam yayınlanan bir FM radyo istasyonları var,ve stadın içinde özel güvenlik  şirketi de onlara çalışıyor.Bundan yaklaşık 4 sene önce mafya ile ortak paravan şirketi kurarak az kalsın kulübün hisse senetlerini ellerine geçireceklerdi,son anda fark edilip engellendi.Ne hikmetse Türkiye'de bu oluşumun çok hayranı var ama rant mevzusu açıldı mı kendi tutukları takımlarının oluşumlarına çamur atmak için yarışıyor I.R.R. sevdalıları.


Maldini basına verdiği açıklamalar yüzünden jübilesinde kendi taraftarların dan tepki almış,ıslıklanmıştı."Onların hepsi rantçı" demişti Kaptan.Haksız da değildi ama bilmediği bazı konular üzerine yorum yapması,geçmişte yaşananlarla alakası olmayan masum kişileri töhmet altında bıraktı.Verilen tepkiye katlanmak zorunda,şahsi görüşüm.FDL oluşumunun dağılması sade bir pankart kaptırmasına dayanmıyor,işin içine İtalyan maliye polisinin girmesi ve yapılan araştırmaların ucu kulübün başında bulunan yöneticilere kadar dayanması,ortadan kaybolmalarının esas sebebi.Galiba Berlusconi'yi  hesaba katmadılar(!)


Ultra oluşumları son yıllarda değişime giderek eskisi gibi ürün üretmiyor.Bir çoğu,grup logoları ya da isimlerinin pazarlanması için kulübe devreti ve karşılığına ufak ücret alıyorlar(para,bilet vs.).Fakat Futbol endüstrisinin önemli parçasını oluşturan Merchandising,Ultra ideolojisini  karşı çıktığı sistemin bir parçası olma tehlikesiyle karşı karşıya getirdi.Diğer yandan ürünlerin oluşum içine sızan kötü niyetli kişilerin kendi emellerine kullanması,bir çok Ultra oluşumunu vahim durumlara düşürdü.Artık "sade" giyim tercih eden taraftarlar,kulüp renklerini içeren atkılarını takarak maçlara gidiyorlar,diğer nedenlerden birisi de polis baskısına maruz kalmama.


Şahsi görüşüm,tribünlerde yapılacak Organizasyonlar,pankartlar,deplasmanlar için gereken maddi kaynakları tüm Ultraların kendi cebinden karşılamalılar,işte ondan sonra göğsünü gererek "Bağımsızım" demeye hakkları olacaktır(!)

Weiterlesen

Paradox

13. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

11.April 2010 12:00 Uhr Mittags Ortszeit,ca. 20.000 Bursaspor Anhänger reisen in die Hauptstadt nach Ankara um ihre Mannschaft gegen Genclerbirligi zu Unterstützen.Was ihnen dort widerfährt ist für außenstehende ein Schreckliches Szenario,für ein Fußball Anhänger nichts ungewöhnliches.Warum? Weil man mit der zeit süchtig nach Pfefferspray und Gummiknüppeln wird,ein unbeschreiblich schönes Gefühl wenn der Schmerz nach lässt.Scherz beiseite,was war der Grund für derartiges verhalten der hiesigen Polizei? Zu erst wurden die Bursa Anhänger aus Sicherheitsgründen vor der Stadtgrenze angehalten und mussten die restliche strecke zum Stadion zu Fuß laufen,ungefähr 5km.Die Anstoß zeit nahte als die Anhänger am Stadion ankamen,natürlich wollte jeder so schnell wie möglich rein,denn man war ja nicht um sonst 400km angereist.Die Polizei,überfordert wie immer wurde nicht Herr der Lage.So griffen Sie zu ihren einzigen Hilfsmittel „Gewalt“.Brutal und ohne Rücksicht auf Kinder!


Die Bilder Sprechen für sich;

 

Ein paar Stunden später,500km weiter in Istanbul.Eine andere Begegnung der Süperlig,Galatasaray-Diyarbakirspor. Hier herrscht seit tagen dicke Luft,ich berichtete. Aber es ist etwas anderes worauf ich aufmerksam machen möchte.Auf der Gegentribüne ist ein Spruchband zu sehen,auf dem eine Danksagung an den Istanbuler Polizei Chef Kemal Capkin gewidmet ist,für seine erfolgreiche Arbeit gegen Drogenmissbrauch.(siehe Bild unten)

job

Jeder kann es auslegen wie es möchte,naiv wäre z.B. ein Argument,jedenfalls ist es Paradox.Wir könnten Stundenlang darüber Diskutieren,es wäre Sinnlos.Ich finde es nur Schade mitanzusehen wie eine Kultur derart Kaputtgemacht wird.Einerseits durch Repression,anderseits durch Selbstzerstörung.

 

Jeden verdammten Sonntag!

Wir sind schuldig und stehen am Rand,
denn alle anderen Plätze waren schon besetzt.

(B. Brecht)

Es geschieht jeden verdammten Sonntag, jedes verdammte mal, das wir uns einen Schal umlegen, in einen Reisebus steigen, eine Flagge schwenken, einen Chor brüllen, uns über ein Tor freuen, eine Niederlage beweinen … Es geschieht jedesmal an diesem verdammten Tag … dass wir uns einem auf uns gerichteten Finger gegenübersehen, unter dem angeekelten Blick desjenigen, der sich dem Abschaum, dem Bodensatz gegenübersieht, die passenden Worte immer schon zurechtgelegt, die uns daran erinnern, dass wir die Unangepassten sind, die Rowdies, die Unterdrückten … Jeden verdammten Sonntag! Und nun bleibt uns nichts anderes als uns auf die Seite des Unrechts zu setzen, wohl wissend, dass die Wahrheit immer auf der uns genau gegenüberliegenden Seite beheimatet ist. Das wissen wir und wir machen es trotzdem. Das wissen unsere Eltern, das wissen unsere Freundinnen, das wissen unsere Kumpel, das wissen unsere Chefs …

WIR SIND DAS UNRECHT!

Wenn es dies braucht, damit sie sich beruhigt fühlen, um nicht an die wirklichen Ungerechtigkeiten unserer Gesellschaft zu denken, um den um sich greifenden sozialen Niedergang und die Zerstörung der Umwelt nicht mehr wahrzunehmen; wenn dies ihnen hilft, ihr beflecktes Gewissen zu reinigen … gut, greifen Sie ruhig zu, wir sind stolz darauf, auf der falschen Seite zu stehen. Aber sie erwarten von uns keine Erklärungen, sie fragen nicht, warum wir das tun, sie fragen nicht, warum wir das wohlverdiente Ausruhen ausschlagen, die öden Sonntage auf dem Sofa, die dampfende Lasagne, den Fernsehzirkus. Sie fragen das nicht, weil sie keine Antwort bekämen! Uns interessiert es nicht, irgendwelche Erklärungen zu liefern, weil es nichts zu erklären gibt, nichts, was von ihren umnebelten Gehirnen verstanden werden könnte, verkalkt von der Indoktrination des Fernsehens, der akademischen Debatten und der politischen Einflußnahme. Sie können das niemals verstehen und wir werden ihnen es nicht erklären.

Das was wir an diesem verdammten Tag empfinden, liest sich in keiner Zeitung, wird von keinem TV-Kanal übertragen, keine Reality Show würde jemals ausreichend wirklichkeitsnah sein, dies wiederzugeben, kein berühmter Sänger würde jemals die richtigen Worte finden, es auszudrücken, kein Dichter hat einen Reim, dies hervorzuheben. Was wir empfinden ist unser und gehört allein uns.

WIR SIND DAS UNRECHT!

Unser Unrecht ist, Freunde zu sein und vor allem Kameraden in diesem Abenteuer, unser Unrecht ist, etwas zu lieben, das unsere Gefühle nicht erwidert, unser Unrecht ist, zu teilen, unser Unrecht ist, etwas zu schaffen, unser Unrecht ist, Widerstand zu leisten, unser Unrecht ist, es herauszuschreien, unser Unrecht ist, etwas zu tun, ohne auf eine Gegenleistung hoffen zu dürfen, unser Unrecht ist, zu versuchen zu leben … und dies ist für unsere Gesellschaft eine unauslöschliche Schande! Ihr habt uns nur diesen Platz freigelassen und wir haben ihn uns genommen.

HERZLICH WILLKOMMEN LIEBES UNRECHT, WENN DIE DAS WAHRE SIND!

Die Texte, die auf dieser Seite veröffentlicht werden, haben überhaupt keinen Anspruch, sie wollen niemanden verherrlichen, wollen überhaupt niemandem irgendetwas erklären … sie sind einzig die Beschreibung eines Versuchs, sie sind nur die Geschichte desjenigen, der keine Stimme hat und wann sie ihm zugestanden wird, kann er sie trotzdem nicht erheben, weil er sie verloren hat. Nehmt diese Texte für was sie sind und wenn sie euch gefallen heißt das, dass auch ihr Unrecht habt … ihr könntet welche von uns sein.



Weiterlesen

Ultras ve Bağımsızlık

13. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bağımsızlığın anlamı nedir? Son zamanlarda tekrar gündeme geldi,hatta kendilerine tam bağımsızda diyenler var,ki asılsız ve "Bağımsızlık" değiminin değerini yitirir bu tarz söylentiler.Bağımsızlık ilk başta kimse zorlamadan gönül verilen kulübe sevgidir,kendi imkanlarınla kulübü maddi ve manevi desteklemektir.Yaz,kış,yağmur,çamur demeden iç saha ve en önemlisi "deplasmanlarda(!)" takımını yalnız bırakmamaktır.Bağımsızlık,kulüp iyi giderken nasıl destek  veriliyorsa,kötü gidişe dikkat çekmek için özgürce protesto etmek demektir.Takım üst üste maç kaybeder ama kanının son damlasına kadar sahada mücadelesini verir buna kimse karşı çıkmaz hatta daha çok destek görür.Şayet oyuncular işi laubaliliğe vurur sahada formayı rezil eder,özel yaşantılarına dikkat etmez,kulübün değerlerini zedelerlerse protestonun en kralını hak ederler.


Futbolcular nasıl protesto ediliyorsa,yöneticilerde protesto edilir çünkü kimse kulüpten büyük değildir.Protestolar nasıl takım kötü futbol oynuyor  diye yapılıyorsa,kulübün kimyasını bozan yöneticilere de sert dilde tavır konulmalıdır.Bir yandan protesto yapılıyor diğer yandan polis elamanına tribünde tebrik amaçlı pankart açmak,tribün kültürünü baltalamaktan başka bir şey değildir.Abartılmadan yapılan her eylemin bir anlamı vardır,5 dakika susarsın,10 dakika beste söylersin tadında bırakırsın.Ama kalkıp takım kaptanını ıslıklamak yakışık almaz ve o protestoyu amacından uzaklaştırır.Ve ertesi gün kulüp Başkanı basına verdiği demeçte protestoya şükranlarını sunuyorsa,bu eylemin bağımsız yapılmadığını ortaya çıkarır!


Ultras 1950 yıllarında İtalya'da doğan ve sonra tüm dünyaya yayılan global harekettir.Her ülkenin taraftarı kendi geleneklerine göre davaya sahip çıkar ve yaşatır.Ama bunu bir yere kadar yapabilir çünkü davayı anlamlı kılan bazı vaz geçilmez esasları vardır,bu esaslara kim olursa olsun kayıtsız şartsız saygı göstermeli zarar vermemelidir.Hepimiz şunu çok iyi bilmeliyiz,dünyada Ultras hareketini asırlarca devam etmesi için milyonlarca taraftar ağır şartlar altında mücadele veriyorlar.Ne kadar iyi niyet taşısa da,bazı şeylere girişirken bir çuval inciri berbat etmemeli.Hadi bunların hepsini geçelim,üç sene önce onlarca Galatasaraylı Arkadaşlarımızın 19 Mayıs olaylarında mağdur kaldığını,terörist damgası yediğini ne çabuk unuttunuz? O gün bir çok masum insanın Galatasaray tribünlerini savunurken sade hayatlarını ortaya koymadı, geleceklerini de tehlikeye attılar.En azından o insanlara karşı biraz saygı duyulmalıydı!


Artık bundan sonra hiç bir şeyin anlamı kalmadı,sözün bittiği yere gelinmiştir.Ama unutmayalım sözün bitmediği yer Mahşerdir.....

 

                                      LIBERTA PER GLI ULTRAS !

Weiterlesen

Futbolcu&Yönetim&Taraftar

11. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

FUTBOLCU;


 NTV’de “Yenilsen de yensen de” diye bir program var, taraftarlar katılıyor. Ama oraya gelen taraftarlar da çok bilinçli. Onları dinlemek de hoşuma gidiyor.


Arda Turanın Tam Saha Dergisine verdiği röportaj.link


Ardanın söyledikleri kendi görüşü ve onun hakkında sağlam fikir yürütmek için önce röportajın  tümünü okumak lazım.Yaptığı söyleşiyi baştan sona kadar  okuduk mu,Arda Turanın dönüp dolaşıp bir kaç satır önce söylediği yere geldiğini görebiliriz.Onca yıl Galatasaray alt yapısında futbol oyna,sonra kalk "Ben sahada durmayı yeni öğrendim" de ve buna Yurtdışından örnekler katarak Türkiye gerçeğini ortaya çıkar.Arda kendi açısından haklı olabilir,çoğu dediklerine katılıyorum ama kimseye kabahat bulmaya hakkı yok.O zaman biri çıkar "onca yıl sen kendini bu işe ciddi anlamda vermedin" der kalırsın ortada.Harry Kewell ile aynı röportaj yapılmıştı aylar önce,Galatasaray TARAFTARI (!) hakkında söylediklerini  hepimiz biliyoruz.Harry Kewell akla karayı çok iyi ayırabiliyor,kim Taraftar kim müşteri olduğunun bilincinde,çünkü profesyonel kariyerinde yakından ilgilenmiş bilgi sahibi olmuş.İşte bu yüzden Harry Kewell Taraftarlara sempatik geliyor,kendi içimizden saydığımız Arda konuşmadan önce ağzından çıkan kelimelerin ucu kimlere dokunacağının farkında mı?"Bana kimse öğretmedi" lafı hiç samimi değil!


YÖNETİM;


Yıllardır taraftarları kendi amaçları için kullananlar birbirine düşman edip bölenler,yarattığınız eser hoşunuza gitti mi? Saf insanların duygularınla oynayıp kendi buyruğunuza geçirerek Galatasaray'ın kimyasını bozdunuz.Galatasaray'ın Ruhunu pazarlayıp renklerini değiştirdiniz,futbolcuların üzerlerine iğrenç mor formaları geçirerek onları şamar oğlanına çevirdiniz.Gelir kaynağı amaçlı saçma projelerle müşteri kitlesi yarattınız.Bağışlayın,bana kalırsa sizin amacınız borçları bahane ederek Galatasaray'ı satmak,unutmayın borçların birikmesinin en  büyük sorumluları sizlersiniz,benden yana helal olsun,ama Tarih sizi affetmeyecek!


TARAFTAR;


Bakıyorum çevrede millet uA'nın yaptığı isyankar tezahürata laf olsun diye muhalefet yapıyor,bunu yapanlar geçen sene "lincooolln,lincooooln " diye bağırıp sonra bir kalemde onu silenler.Bir çok insan Fenerbahçe derbisinde karaborsa mağduru oldu canları yandı, şimdi bazıları intikam peşindeler. uA içine sızmış kansızların yaptığı bu yüz kızartıcı suç.On sene önce büyük emeklerle kurulan oluşumu altından kalkamayacak zarara uğrattı.Suçlu kim? Bir madde öncesini iyi okursanız anlarsınız.Tabii olanlara göz yumanlar,bilerek yapanlar kadar suçlu.Yalnız ak ile karayı iyi ayırt etmek lazım,onlar zamanında çok uyarıldı ama ısrarla uyaran insanların iyi niyetini suiistimal ettiler.Şimdi hepsi kenara çekildi çekilmesine ama kabak onlara güvenen masum insanların başında patladı.Bugün yapılacak eylem benim açımdan çok doğru hatta geç kalındı.Ama sade bu durumlarda değil,kulübümüzün değerlerinle oynanırken de çıkıp aynı tepki verilecekti.Yapılmadığı için ve son yaşanan vahim olaylar sonrası bu eylemin gerçek samimi duygularını maalesef ciddiyetsiz kılıyor.


Sanmayın ben ultrAslanın avukatlığına soyundum,onlar kendilerini çok iyi savunmasını bilirler bana ihtiyaçları yok.Ve ben çoktan o defteri kapattım,ben ve benim gibi düşünenlerin çok canı yandı.Yıllar önce defalarca bu durumlara gelineceğini anlatmaya çalıştık sonuçta biz kötü olduk.Eğer kötü niyetli olsaydım şimdi bu durumdan haz duyardım ama olmuyor işte.Gönül sevmiş bir kere vaz geçemiyor,bunca zaman içinde tanıştığım o kadar çok adam gibi adam oldu ki,onların bu duruma düşmesine üzülüyorum.Düşenin dostu olmadığını iyi bilirim,çünkü benim yoktu...

Weiterlesen

That's It !

10. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Kimisi gece alemlerinde,
Kimisi sinema peşinde.
Galatasaray ruhu yok hiçbirinde,
Düşmüşler paranın peşine.

Söyleyin çok mu birşey istedik?
"Formanın hakkını ver!" dedik.
Biz yeri geldi, 14 sene bekledik;
Sizin gibi ruhsuz görmedik.

 

 

ULTRAS = THE SPIRIT OF FOOTBALL !

Weiterlesen

Stiller Protest !

10. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

 

Die Anhänger von Galatasaray Ístanbul „ultrAslan“ rufen für das am Sonntag angesetzte Heimspiel gegen Diyarbakirspor zum Protest auf.Der Protest richtet sich vor allem gegen die Mannschaft,Die in den vergangenen Spielen nicht von ihnen erwarteten Kampfgeist gezeigt und das ansehen Galatasarays erheblich geschadet hat.Unter anderem sind einige Spieler mit negativ Schlagzeilen in der Presse aufgefallen.Wie z.B. Joao Alves,er gab nach der 0:1 pleite gegen Erzrivalen Fenerbahçe am gleichen Abend eine Party. In den letzten vier spielen holte Galatasaray nur ein Punkt und liegt momentan abgeschlagen auf platz 5.Theoretisch besteht zwar noch eine minimal Chance im Meisterschaftskampf,aber das Ziel ist vorerst den zweiten platz zu ereichen,um wenigstens die Champions League Teilnahme zu sichern.

 

ua

 

 

 

Der Protest wird mit einer fünfminütigen Schweigen beginnen,danach mit Sprechchören fortgesetzt.Die Galatasaray Anhänger betonen ausdrücklich das dieser Protest nicht gegen Trainer Rijkaard gerichtet ist.Im Gegenteil,Sie haben weiterhin vollstes vertrauen und werden bis zum Schluss an ihm festhalten.


In den Information schreiben auf der Homepage von ultrAslan wird vor allem auf folgendes hingewiesen;

 

„Man sollte eines nicht vergessen,erfolge kommen und gehen,aber Galatasaray wird immer bleiben.Jeder Spieler,Der das heilige Trikot von Galatasaray trägt muss sich im klaren sein wenn er auf dem platz steht,und alles dafür tun Galatasaray ehrenvollzu repräsentieren.!“ link

 

 

Weiterlesen
<< < 1 2 3 4 > >>