Modern Futbolcu
Bir maçtan sonra Metin Oktay'ın yanına ufak çocuk yaklaşıp onunla resim çekinmek isteyince "Ne demek kardeşim esas ben seninle resim çekinmek istiyorum" der Taçsız Kral.Bizlere böyle anlatılırdı,belki bu olay hiç yaşanmadı,olsun ne fark eder ki? O Metin Oktaydı,onun için Galatasaray bir Dindi,Galatasaray sevgisini paraya değişmemişti,sade bir sezon İtalya'ya gitmiş sonra geri dönmüştü.Metin Oktay'ın da elbette özel hayatı vardı,bazen ipin ucunu kaçırmış olabilir,bu sade onu ilgilendiren bir şey.Rahmete kavuşmuş insanların arkasından atıp tutmak bize yakışmaz.Ama son günlerde girdiğimiz kaosu fırsat bilip hayatını Galatasaray'a adamış,Sarı ile Kırmızı arasında köprü olmuş,her sefer aklımıza düştüğünde gözlerimizin dolduğu,hepimizin sevdiği o çok değerli insana da dil uzatıldı ya.Zager&Evans ikilisinin 1965 yılında yaptığı In The Year 2525 isimli şarkısında geçen bir mısra aklıma geldi;"Now ıt's ten thousend years,man has cried a billion tears.For what he never knew,now man's reign is through"(On binlerce yıl geride kaldı,insan milyarlarca göz yaşı döktü.Bir şeyin farkına varamadı artık insanoğlunun hükmü sona ermişti)
Metin Oktay sinema kapatmışımıdır bilmiyorum ama bir sinema filminde oynamıştı " Taçsız Kral" adlı.İçinde Gündüz Kılıç ve Karıncaezmez Şevki de vardı.Onlardı Galatasaray'ı Türk halkına sevdiren,henüz Merchandising bu coğrafyayı kirletmemişti.Ve biz onların sayesinde şimdi çıkıp "Galatasaray Türkiye'dir" diyebiliyoruz!
Günümüzde benzer futbolcular pek nadir çıkıyor,aklıma ilk gelenler Livorno dan Lucarelli,ya da sezon başında ücretinde büyük ölçüde indirim yapan Milanlı Gattuso ve Romalı Totti.Bizimde vardı öyle futbolcularımız,Hakan Şükür ve Hasan Şaş.Galatasaray çektiği maddi sıkıntılarından dolayı oyuncu maaşlarını ödeyemezken,onlar çıktı arkadaşlarına kendi ceplerinden para verdiler,helal olsun.Şimdi etrafta Galatasaray aleyhine konuşsalar da,kızamıyorum çünkü benim gibi damardan Galatasaraylı olduklarına inandığım için.
Diyarbakırspor maçında yapılan haklı protestoydu,şahsen tezahüratında aşırıya kaçtığını sanmıyor,tabii diğer Galatasaraylı Arkadaşlarımla fikir ayrılıklarımız var bu konuda,olabilir gayet doğaldır.Yalnız bu protestonun doğru olduğunu çevreye zorla diretmek gereksiz.Yapılan açıklamalarda Başkanımız ve Teknik Direktörümüzün bu protestoya anlayışla karşılamasının ısrarla altı çizilip vurgulanması,haklı yapılan eylemin anlamını yitiriyor.Ve dışarıdan bakan,tribün aleminden bilgi sahibi olmayanların kafasında soru işaretleri oluşturuyor.İtalya'da geçtiğimiz hafta bazı sert eylemler oldu,bunları örnek göstermek kendi yaptığın eylemin doğru olduğuna dair kanıt değildir.Orası farklı ülke,değişik kültür ama hepimizin davası aynı.Madem aynı davayı güdüyoruz,o zaman sene başında İtalya'da yürürlüğe giren deplasman taraftar kartını protesto etmek için tüm ülkenin taraftarları bir araya gelerek Roma'da yaptıkları yürüyüşü de masaya yatırmalıyız!
Dün Arda tribünlere çağırılınca gelmedi,tavır koymuş kendi aklınca,tamam anlayışla karşılıyorum.Yaşadığımız çağda Arma Forma aşkına oynayan futbolcular nadir bulabiliriz,yukarıda saydıklarım istisna.Hiç bir profesyonel futbolcunun "ben bu kulübün taraftarıyım" dediğine inanmıyorum.Çünkü modern futbol içinde kulüpler birer şirket,oyuncularda o şirketin paralı elemanlarıdır.Hepsi bosman davasından sonra bu hale geldi,o yüzden Arda benim için Galatasaray'ın 10 numaralı paralı elemanıdır.Bizden pek farkı yoktur,nasıl hepimiz bir şirkette çalışıyor para kazanıyorsak,günümüzün profesyonel futbolcuları da aynısıdır.Ben yinede Arda'yı çok seviyorum ve artık bu mevzunun fazla uzatmasını profesyonel kariyerinin zarar göreceği kanısındayım.Belki Arda bizim sandığımız profesyonel değil,belki uzun yıllardan sonra tekrar yukarıda bahsettiğim istisna oyunculardan biri olacak Arda?
Ultraların futbola bakış açısı farklıdır,hani hep sorarlar,"neden 90 dakika kendi havanızda takılıyorsunuz?" Bunun anlamı,ilk başta takımı desteklemek,renk aşkını özgürce dışa vurmaktır.Aynı zamanda modern futbola karşı bir tepkidir,çünkü her Ultra futbolculardan 90 dakika skor ne olursa olsun, var güçlerinle,oyundan kopmadan,kendilerine değil takımları için mücadele etmelerini bekler.Futbolu televizyon formatına sokanlar,futbolla alakası olmayan yeni terimleri oluştururlar.Defansı,orta sahayı,forveti ,birinci,ikinci bölge olarak ayırırlar.Bir bakmışınız Pivot santraforlar,ön liberolar gibi yeni oyuncular oluşmuş,sahadaki oyunun hiç bir şekilde gerçeğini yansıtmayan koşulan mesafeler ölçülür.Pas atılmasına,asist denmesi ve buna benzer bir sürü saçmalıkların altında yatan tek amaç futbolun kimyasını bozup değiştirerek tüketim maddesi haline getirmektir.
Bu durumda ortaya iki kitle çıkar.Birincisi futbolu olduğu gibi seven,kulübüne karşılıksız aşık olan destek verenler.Diğer yanda futbolu sömüren ve onların yandaşları.Birinci kitle arzuladığı mücadeleyi görmezse tavrını en sert şekilde koyar,bu sesli protesto olabilir,ya da otobüsü durdurur takım kaptanını tokatlayabilir.İkinci kitle yapılanları anlayamaz,elinden hamburgeri kolası düşmüş gibi hisseder kendini,biraz mızıldandıktan sonra gider yenisini alır unutur her şeyi.Ben birinci kitledenim ve bununla gurur duyuyorum.
Ultrasın Radikal ve Asi duruşu vardır ama aynı zamanda Entelektüel,Duygusal ve Romantiktir.Kısacası,"Ultras RADİKAL AŞKTIR!"