FUCK EL CLASİCO !
NO AL CALCIO MODERNO !
İspanya'da Grev ?
İspanya 'da grev sesleri her gün biraz daha çoğalıyor,eğer anlaşma sağlanamazsa 16-19 Nisan tarihlerinde İspanyol futbol severler kutsal oyunlarından bir süre uzak kalacaklar.Üstelik o tarihlerde Barcelona-Espanyol ve Real Madrid-Valencia müsabakaları var ve grev gerçekleşirse resimde olduğu gibi statlar boş kalacak.
Grev çağrısı yapan İspanyol Profesyonel Oyuncular Birliği AFE.Global ekonomik kriz,artan maaşlar,federasyonun katı kriterleri en çok alt liglerde olan küçük kulüpleri etkiledi. Maddi sıkıntılarını aşamayan kulüpler oyuncularına aylardır maaş ödeyemez hale geldiler.Üst lig Primera Division'da durum farklı değil,bazı kulüpler iflasın eşiğinde ve ödenemeyen maaşların birikimi yüz milyon avro sınırını çoktan aştı.Bu yüzden bir çok oyuncunun mağdur duruma düştüğünü ve geçim sıkıntısı yaşadığına dikkat çeken AFE, yaptığı eylem çağrısında kararlı.Şimdilik İspanyol liglerinde top koşturan istisnasız tüm oyuncuların desteğini arkasına aldı,şayet 16 Nisana kadar bir çözüm yolu bulunamazsa greve gidilecek.
Benzer eylemi geçen sezon gerçekleşecekti ama son anda durduruldu.Yabancı oyunculardan alınan özel verginin kaldırılmasına karşı çıkan yerli oyuncuların itirazı üzerine,AFE grev çağrısı yapmış ve kanun maddesini yürürlüğe girmesini engellemişti.Hoş,profesyonel futbolcuların vergi cenneti ülkemizde aynı eylemi yapmaya kalkanlar ırkçı damgası yerler.Asgari ücretle aile geçindiren halk vergi yükü bir kenara,aşırı pahalı bilet fiyatlarını ödeyemediği için futbol sevgisinden mahrum kalıyor.Hadi rızkından kesip maça gitse bu sefer karaborsacıların kucağında buluyor kendini!
Çözüm Yolları
Almanyanın Bağımsız Taraftar Proje Koordinasyon Komitesi,kısa adıyla KOS(Koorditionsstelle Fanprojekte),bu sezon bazı taraftar gruplarının olaylara karışmalarını ve bu olayların sebep veren unsurların kaynağını bulmak için geniş çaplı araştırma yaptı.Araştırma rapor halinde dün kamuoyuna sunuldu. İçeriğine göz attığımızda yıllardır hepimizin bildiği ve benimde haftada en az iki kere dile getirip,aynı su üzerine yazılmış,okunduktan sonra "hassstir len" değip,unutulan yazıların başka boyutu. link
Bildiklerimizin dışında bu sefer KOS'un geniş çaplı yaptığı araştırmada yeni şeylerin ortaya çıkardığını görüyoruz.Son yıllarda futbol müsabakalarında artan şiddet olaylarına baktık mı yeni ve bir o kadar sorunlu ama önemli maddi güce sahip kitle türedi,"Mutsuz Müşteri!" Eskiden olaylar genelde Holiganlar arasında olurdu.Ultras oluşumlarının tribünlerde hakimiyeti artması olayları farklı boyutlara taşıdı.Artık kulübün değerlerine sahip çıkan,yöneticileri eleştiren,kulübün transfer politikasına karışan entelektüel gruplar söz sahibi oldular.Bu gruplar emellerine ulaşmak için gerektiğinde şiddete baş vurmaları çoğu olayların çıkmasının nedenlerinden bazıları.Statların genelde kale arkalarında duran bu azınlığı kontrol altına almak için kulüp yönetimleri uzlaşma yolları aradı,bedava bilet vs. Malum,stat atmosferini skor ne olursa olsun üst seviyede tutan ateşli taraftarlarından hiç bir kulüp mahrum kalmak istemez.Buna taviz veren çoğu oluşum,Ultras hareketinin temeli olan "Bağımsızlık" ilkesinden ödün verip davaya ihanet etmeleri kaçınılmaz oldu.Davalarından vaz geçmeyip taviz vermeyenler ise polis şiddetine maruz kaldı,komik cezalara çarptırılarak statlardan uzaklaştırıldılar.
Gelelim yeni türeyen "Müşteri Kitlesine".Futbol hayatımızın önemli parçası haline geldi fakat futbol bizim hayatta kalmamızı sağlayan tüketim maddelerine benzemiyor,çünkü futbol ne yenilir nede içilir üstelik garantisi de yok.Örneğin yeni bir elektronik eşya satın aldık mı kafadan iki sene garantisi olur.Bozulduğunda faturasıyla birlikte tamir ettirir hatta yenisi ile değiştirebiliriz.Küflü ekmekleri,tarihi geçmiş süt ürünlerini geri iade etme hakkına sahibiz,tüketiciyi koruyan yasalar ve kurumlar var.Maalesef kötü futbol yüzünden,sözde kulübe destek amaçlı alınan ürünler geri verilemiyor.Sonra ne oluyor? Ürünleri satın alanlar yaptıkları masrafların karşılığını alamadıkları için hesap soruyorlar."Ben yılda kulübüm için tonla para harcadım ürün satın aldım,yıllık kombinemi alıyorum Maldonado gibi takoz görmek istemiyorum" diyor Fenerbahçeli müşteriler,benzerini Galatasaraylı müşteriler Elano ve Jo için söylüyorlar,Beşiktaşlılar,Trabzonlular da geri kalmıyor tabiî ki.Belki ileri yıllarda Bursalılar,Eskişehirliler,Kayserililerden de benzer sesler çıkacak.Yıllardır insanlar boş sözlerle kandırıldı "futbolun,kulüplerin,oyuncuların,sahaların" bir marka değeri olduğunu kafalarına işleyerek yanlış yönlendirildiler,ama evdeki hesap çarşıya uymadı.Şimdi Türkiye'de yeni yetişen kuşak futbolu televizyon vb. mala benzetiyor.
Sosyal hayattan koparılan,spor kültüründen mahrum bırakılan,total tüketici haline getirilen halk,gün geçtikçe zorlaşan hayat şartları altında kazandıkları üç kuruş rızkının karşılığını isteme ve sorgulama hakkına sahiptir elbette.Şahsen anlayışla karşılıyorum,sezon öncesi boş vaatler veren yöneticiler,büyük paralar harcayarak aldıkları yıldızların faturasını her zaman,hangi kesimden olursa olsun taraftara keserler.Şimdi bu insanlar doğal olarak takımları kötü gittiğinde hesap soracak birilerini arıyor ama bulamıyorlar.Bulamazlar,çünkü böyle durumlarda kendilerini mağdur sananları koruyacak ne kurum var nede yasa.İşte bu kişilerin homurtuları büyüdükçe huzursuz ortam oluşması kaçınılmaz hale geliyor.İlk başta sözlü tepki verenler baktılar işler düzelmedi,bir süre sonra şiddete baş vuruyorlar.
Raporda bir başka noktaya daha dikkat çekmişler,aynı renklere gönül vermiş iki grubun,"Ultras ve Müşterilerin"arası her gün biraz daha açılması.Esas tehlike burada başlıyor,aynı takımı seven,renkleri paylaşanların birbirine düşman olması spor kulüplerinin başına gelecek en büyük felakettir! Bir tarafta karşılıksız destek verenler,diğer yanda yaptığı masrafın kuruşuna kadar hesap soranlar.Çözüm yolu iki grubun ortasını bulmak gibi gözükse de,bana göre yanlış olur.Çünkü üçüncü bir kitle yaratır ve hiç bilinmeyen sorunları ortaya çıkartır.
En başarılı formül,Avrupa'nın bir çok ülkesinde başarıyla uygulanan,başta İsviçre,Avusturya ve Almanya'da Fanprojekt adı altında çalışan bağımsız bir Taraftar Komitesi.Bu komite toplum psikologlar,sosyal pedagoglar ve gönüllü taraftarlardan oluşuyor ve bu kişiler aynı zamanda ortamı tanıyor ve biliyorlar.Komitenin görevi "Yönetim-Emniyet-Taraftar" arasında bir bağ kurarak iletişimi sağlamak.1993 yılında Almanya'da yürürlüğe giren proje,İngiltere modelinden daha başarılı olduğu kesin.Britanya adasında total yasaklamalarla şiddeti önleme yöntemi ne kadar başarılı gösterilmeye çalışılsa da olayları bitiremedi.Almanya şiddete eğilimli taraftarları statlardan uzaklaştırmak yerine,bu insanları eğiterek topluma geri kazandırdı.Zaman,zaman taraftarlar arasında eleştirilse de, proje 17 sene süre içinde büyük başarılara imza attı.Örneğin Almanya'da ayakta maç seyretme alışkanlığının sürmesi bu projeye borçludur.Aklıma gelmişken,önümüzdeki sezon Hamburger SV kulübü ayakta kapasitesini genişleteceğini açıkladı,darısı bizim başımıza.
Umarım 21/22 Nisanda Ankara'da Spor Bakanının düzenleyeceği Taraftar kongresi,sade yeni yasanın maddelerini öne sürerek aba altından sopa gösterisine dönüşmesin.Bu sefer Taraftarları hayatlarının anlamını oluşturan eğlencelerinden uzaklaştırmak yerine,aynı Almanya modelinde olduğu gibi doğru eğiterek topluma kazandırılsın.Unutmayalım Taraftar futbolun en önemli parçasından biridir!
FOOTBALL WITHOUT ULTRAS IS NOTHING !
Aşığın Gözü Kördür
Sevdiğinden başka hiç bir şey onun gözüne hoş gelmez,......
TEK BÜYÜK GALATASARAY !
Karışık Profil
Türkiyenin üç büyük kulübü,Galatasaray,Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın temelinde rahatsızlıklar var.Bu sade Maddi rahatsızlık değil.Defalarca dile getirdiğim,her kulübün temelini oluşturan ve büyüklüğünü ortaya çıkaran Taraftarlarıdır.Evet rahatsızlık burada ve gün geçtikçe büyüyerek kontrol edilemez hale geldi.Bu duruma gelmesinin bir çok sebepleri var.Türk toplumu son 15 yıl içinde muazzam bir gelişme sağladı,ne kadar tüm kesimine yansımasa ve diğer Avrupa ülkeleri gibi olmasa da,ekonomik açıdan Türk halkı eskiye nazaran daha fazla imkanlara sahip.Bir zamanlar lüks olan ve sade karaborsada bulunan Avrupa malları artık Ülkemizde üretiliyor,serbest liberal ekonominin özgürlüğü her alanda kendini hissettirdi.
Her özgülüğün bir bedeli var demiş büyüklerimiz,serbest piyasanın yan etkileri de bunlardan biri.Aşırı tüketim toplumu hale getirildi Türk Halkı! Ama insanlarda bu duruma gelmelerinde suçsuz değiller.12 Eylül sonrası kara bulut gibi ülkenin üstüne çöken rejimin ilk icraatı toplumun genç düşünen kesimini ortadan kaldırmak oldu.Peşinden ortaya çıkan sahte Bankerlerin halkı dolandırılıp soyulmasına seyirci kaldı.Bankaları hortumlayanlar,boş vaatlerle halkı kandıran siyasetçiler ve bu siyasetin içine karışan karanlık güçler,hukuk sisteminin yetersizliği insanlarda Devletine olan güvencini sarstı! Tarihte büyük devletler küçükleri buyruğuna geçirmek için savaşırlardı sonra kültürlerini aşılar kendilerine kul köle yaparlardı.Şimdi konvansiyonel güce gerek kalmadı daha basit yolları var,TuPac'ın bir parçasında söylediği gibi;" from outta the frying pan We jump into another form of slavery" Kızgın tavanın içinden kaçıp,köleliğin başka formuna girdik,diyor toprağı bol olsun.
Terör olayları,eksik ve yetersiz eğitim ve bunu fırsat bilen,1990 yıllarında ortaya çıkan özel medya insanları yanlış yönlendirerek halkın iyice uyuşmasına neden oldu.Şimdi bunların Taraftarın hastalığıyla ne alakası var? Türk toplumu spora olan ilgisi son yıllarda gittikçe takipçiliğe dönüştü.Yukarıda kısa özetini yazdığım olaylar insanlarda derin yaralar bıraktı ve sosyal hayatlarını bitirme noktasına getirdi.Halbuki biz Türkler dendiği gibi spora uzak insanlar değiliz,bakın Atasporlarımız .Eskiden Türk halkı daha aktif spor yapıyordu,Konya'nın bisikletçileri meşhurdu,çoğunuz bilmez.Aynı benim Adana Demirsporun Erkek su topu takımı bir zamanlar Türkiye'de fırtına gibi estiğini,şampiyonluklar kazandığını bilmediğim gibi.İşte o yıllarda spor müsabakaları seyretmeye gelenler aynı sahada mücadele veren sporcular gibi tribünlerde heyecanı yaşıyor içinde hissediyorlardı.
Türk halkının sosyal hayatı kalmadı spordan koptu,eğer yapanlar varsa bağışlasınlar lafım onlara değil.Şimdi her alanda olduğu gibi sporda tüketiliyor,armut piş ağzıma düş.Koşmak,biraz hareket etmek insanların zoruna gidiyor.Malum,kafalarına yıllarca yerleşen "çabuk köşeyi dönme" zihniyeti buna fırsat tanımıyor.En kısa yoldan para kazanma,hızlı şekilde zengin olma tutkusu,spora olan tutkunun çoktan önüne geçti.Başarıya giden her yolu mubah gören,ikinciliği kabul etmeyen,üç sene şampiyonluk vaat eden Kulüp başkanlarının nutuk atmaları,ortaya Karışık Taraftar profili çıkması kaçınılmaz oldu.Zaten görevinin başına geldiği gün yaptığı ilk konuşmasında Taraftarı Modern futbolun içinde müşteri olarak tanımlayan federasyon başkanının isteği bu değil mi?
Öyle bir gençlik oluştu ki,futbolun kara kökünü çıkarıyorlar,sanki çok önemli Bayern Münihi Yahudilerin kurması.En fanatik Bayern taraftarına sorsan bilmez,umurunda bile değildir.Gönül verdikleri takımları yerden yere vurup,yabancı kulüplerle özdeşleşenler türedi.Futbolu salt oyun olarak kabul etmeyenler "Selçuk golü atmadı Leo Franco yedi" gibi saçmalıklarla ekran başında seyircilerin kafasını karıştıranlar yüzünden bırakın tribün kültürünü yakında futbol kültürü diye bir şey kalmayacak.Hayatında spor yapmamış,rakiplerle sahalarda yarışmamış,sanal dünya kahramanlarından Ateşli taraftar olmasını beklemek Ütopiden çıkıp kabus olmuştur.En azından Ütopi geleceğe yönelik gerçeği mümkün olabilecek bir düştür.Ama şu an gördüklerim Türk Taraftarının geleceği yönde pek umut vermiyor.
Tüm bunları göz önünde bulundurursak ASY önünde arma sevdasını para kazanma hırsına değişip karaborsa yapanlara da çıkar.Fenerbahçe stadında kendi taraftarlarına saldıranlarda olur.Kalkıp etrafa kin kusarak bütün suçu bir kaç kişinin üstüne yıkmak soruna çözüm getirmez,aksine insanlar arasında düşmanlığı pekiştirir olayları çıkmaza sürükler.Hepimiz bu toplumun parçasıyız,kötü giden şeyleri değiştirmek kendi elimizde.Esas önemli olan ne biliyor musunuz? "Samimiyet"
Wir sind keine Militanten Anhänger !
Stellt euch ein Sportklub vor,der zum ersten mal in seiner über Hundertjährigen Geschichte auf Vereinsbasis in einem Internationalen Wettbewerb im Finale steht,und zugleich die erste Niederlage bekommt.
Stellt euch vor es gibt Anhänger,Die ihren Verein nicht nur als ein Fußballklub betrachten,sondern sich als ganzes mit ihm identifizieren.Trotz der knappen Niederlage wollen Sie ihren dank der Damen Volleyballmannschaft mit einem Spruchband,auf dem steht „Danke Gelbe Engel“zum Ausdruck bringen.
Stellt euch vor es gibt Konsumenten für Sie besteht Fenerbahce nur aus Fußball.Und Die meinen weil Sie viel Geld für ihre Eintrittskarte bezahlt und das Spielfeld nicht sehen können,haben das recht unser Spruchband einfach runter zu reißen.
Dann stellt euch ein Land vor,wo die Polizei gegen organisierte Verbrecher machtlos ist. Gegen randalierende Terror Gruppen nichts unternehmen kann,weil aus Menschenrechtlichen gründen ihre Hände gebunden sind.Doch wenn es um Anhänger geht,Die im Stadion nur ihre liebe für den Verein zum Ausdruck bringen möchten.Sie werden dabei gehindert und mit gnadenloser härte Niedergeschmettert .! link
Die offizielle Stellungnahme nach den gestrigen Unruhen zwischen „normalen Zuschauer“ und Supporter Gruppen Vamos Bien,Grup CK und 1907 Unifeb. Die während der Partie Fenerbahce-Kayserispor mit einem Spruchband sich bei der Damen Volleyballmannschaft bedanken wollten für den zweiten platz im Champions League finale.Sie wurden leider aus belanglosen gründen gehindert.Es kam zu einem Handgemenge,16 Anhänger wurden verhaftet,und wegen übertriebener Polizei härte wurden zahlreiche Menschen verletzt.Nichts neues im Westen,Osten,Norden,Süden.Apropos,gestern feierte die Türkische Polizei ihr 165.Jähriges bestehen,Herzlichen Glückwunsch.!
Yakınlaşamama !
Şubat ayında Avusturya'nın başkenti Viyana'da yapılan Ultras Toplantısının yankıları kesilmedi.Yararlı oldu mu ? Sorusuna değişik cevaplar farklı görüşler ortaya atılıyor.Toplantıya Toplum psikologlarından tutun,Emniyet temsilcileri,FİFA,UEFA,bazı Ülkelerin Federasyon yetkilileri ve Avrupa'dan Ultras oluşumları katıldı."Yakınlaşma" adı altında Kongre amaçlı yapılan toplantıyı AB komitesi ile Avusturya içişleri Bakanlığı düzenlemişti,hepsi bir kenara işin garip yanı çevre ülkelerden taraftar oluşumları davet edildi ama Avusturya'dan bir tane oluşum çağırılmadı! "Biz geniş yelpazeye bakmak istedik" diyor içişleri bakanı,hoş benim derdimi İtalyan,Alman,İspanyol taraftarlarımı anlatacak?
Toplantıdan bahsetmiştim Yakınlaşma fazla detayına girmek istemiyorum,dikkat çekmek istediğim noktalar Polis ve Taraftarın yakınlaşması,Meşale konusunda olumlu ilerlemeler,Güvenlik güçlerinin ULTRAS oluşumlarını Holiganlar ile aynı kefeye koyulmaması yönünde önemli gelişmeler sağlandı.Araştırmacı Prof.Gunther Pilz'in sunduğu raporun bu gelişmelerde büyük rol oynadığını unutmamak lazım,rapor yukarıda verdiğim linkin içinde var.Bazı konularda pozitif yakınlaşmaları görmek güzel,yalnız FİFA ve UEFA'nın Uluslararası müsabakalarda statların koltuklu olmasını şart koşmasında maalesef bir adım geriye atmadığı görüldü.Heysel ve Hillsborough faciaları yüzünden güçlü Taylor lobisi maalesef taviz vermiyor!
Geçmişte yaşanan trajedilerin hala günümüzde geçerliğini korumasını bir türlü anlamıyorum. Lafa gelince teknolojik çağda yaşadığımızı öne sürerek futbol kurallarını değiştirmeye kalkanlar,tribün ve taraftar konusuna gelince 25 sene öncesini örnek gösteriyor.Yaşanan acı olayların tamamen organizasyon hatasından kaynaklandığını ,Heysel'de taraftarları yeterli mesafede tutamayan güvenlik güçlerinin de faciada kabahati büyük olduğunu bilmeyen yok.Benzeri Hillsborough'da yaşanmıştı,stat kapasitesi üzeri seyirci alındı ve tribünler çöktü,açıkçası ben orada yaşanan olayların bir "tesadüf" olduğuna inanmıyorum! Artık benzer faciaları tanık olacağımız gün gittikçe ortadan kalkıyor.İlk başta insanların değiştiğini görüyoruz,en son teknolojik donanıma sahip yeni inşa edilen modern statlarda Heysel ve Hillsborough gibi faciaların yaşanmasını imkansız hale getirdi.En somut örneği Almanya,kale arkası tribünler lig maçlarında ayakta seyredilmesine müsaade veriliyor,Allaha şükür şimdiye kadar kimsenin kılına zarar gelmedi.Sahi,Aslantepeye stat yapıyoruz hiç yönetimle oturup bu konu görüşüldü mü? Sade merak ettiğim için soruyorum.
Toplantılar,kongreler güzel hoş da,Taraftar ve Tribün kültürünü bitirme faaliyetleri hızla sürüyor.Bu sezon İtalya tribünlerine yönelik yürürlüğe konulan yasalar etkisini gösterdi.Viyana'da düzenlenen toplantıya katılanların arasında önemli kişilerde vardı,bunlardan birisi İtalya Spor Müsabakaları Gözlemci Komitesi Başkanı (Osservatorio Nazionale sulle Manifestazioni Sportive) Roberto Massuci. İtalya'da tribünleri nasıl kontrol altına aldıklarını ballesterer dergisine anlatırken bir soru üzerine verdiği çarpıcı cevabı iyi okuyun !
Soru: Statlarda Davulları,Pankartları ve Megafonları yasaklamanın amacı nedir ?
Cevap: Biz Ultras hareketinin insanların kafasında oluşturduğu mantığı yıkmak istiyoruz.Maçla alakası olmayan yazılı Pankartlardan,davullar eşliğinde elinde megafonla kitleleri yönlendirenlerin sergiledikleri Militan duruşlarınla özdeşleşiyor ve onlardan güç alıyorlar.Ama bunlar gün geçtikçe azalıyor,azalması içinde elimizden geleni yapacağız!
Bana inanmıyorsanız buyurun kaynağı >> link
Tehlikenin hangi boyutlara ulaştığının farkında değilsiniz,sahi hiç umursadınız mı? Siz böyle birbirinizi yok etmek için yarışmaya devam edin,kendinizi bitirmeye ramak kaldı.Ama üzülmeyin,6 Nisan Salı akşamı Tayfun ağabeyiniz ile çözüm yolu bulursunuz,bir ata sözü var "Yönetmesini bilmiyorsan YÖNETİLİRSİN!"
LIBERTA PER GLI ULTRAS !
Kol Kırılır Yen İçinde Kalır !
Galatasaray'ımızın özelliğini ortaya çıkaran bir sözdür,ama ne yazık ki şimdi hiç değeri kalmadı.Yıllardır buna inanır,bununla yaşardık.Özel şahsi sorunlarımızı camiamızı yıpratmadan çözerdik,ne oldu bize? Defalarca buraya yazdım,yazmaktan da bıkmayacağım.Büyük kulüpler Taraftarlarınla büyüktür,kazandıkları başarıları maddi güçleri gayri menkulleri ile değil.Onlar zaten olması gereken şeylerdir,ama Taraftar şarttır eğer seni seven bir kitlen yoksa müzede ki kupaların,deniz kıyılarında arazilerin kıymetli olsa ne yazar? Şimdi taraftar yaralı,malum kulübün sarsılması kaçınılmaz oldu.
Galatasaray sevgisini tutkusunu,klişe olacak ama,kelimeler ile anlatmak mümkün değil.Sade kendi içimde olan tutkuyu şöyle tarif ettiğimde aklıma hep 106 yıl öncesi bir teneffüs esnasında bir araya gelen o kutsal insanlar aklıma gelir.Düşünün bir avuç lise talebesi futbol takımı kurmaya karar veriyor ve kurdukları takımın bugünlere gelişi,heyecan vermeye yetmez mi? Sırf Ekim 1905 ile 17 Mayıs 2000 arası geçen süre ve ondan sonrası bile,bu güzel kulübe aşık olmaya değer. Ali Sami Yenler,Kınalı kuzular,Nihat Bekdikler,Baba Gündüz,Metin Oktay ve daha niceleri.Henüz Bonus,Mobile,GSTV,mor formalar türememişken.Onlar marka değerini düşüren patates tarlalarında var güçleriyle mücadele ederek yeteneklerini sergilediler ve milyonlarca insana Galatasaray sevgisi yanında futbol ve spor aşkını aşıladılar.Bazıları bu kutsal değerleri şimdi ayaklarının altına aldı eziyor,ama sanmayın bu yüzyıllı aşmış yüce çınar kolay yıkılacak,nelere göğüs gerdiğine hayal gücünüz yetmez.
Bir derbi kaybettik ne kol kaldı,nede yen.Bu konuda fazla yazmak istemiyorum,söyleyeceğimi TD'de söyledim.Bir insana yarım yamalak bilgilerle iftira atılmasına,kişilere olan şahsi kinlerini Taraftar oluşumu ve liderleri üzerinden politika yaparak zan altında bırakılmasına,şiddet uygulayarak yapmadığı şeyleri zorla azmettirilmesine bizzat şahidim,çünkü bir sene öncesi yaşadıklarımı bir Allah birde ben bilirim. Şükür önceden olacakları başından sezdim ve Ailemle paylaştım,yoksa daha kötü felaketlerle karşı,karşıya kalabilir yuvam yıkılabilirdi.Şimdi yine aynı şahıslar,dolaylı yollardan bir zamanlar alet ettikleri,onların haberi olmadan başkalarına baskı uyguladıkları,lafa gelince biricik liderlerine öyle bir kulp taktılar ki koskoca camia sarsıldı.Başınız göğe erdi mi? Yıllarını,hayatını Galatasaray'a,Tribünlere adayan insanları bir kalemde silebiliriz mi sandınız? Bittiler okeye dönüyor dedirtiniz ele güne,yakında all in gelirse şaşmayın.Varsa gücünüz görürsünüz yoksa fazla gölge etmeyin!
Biliyorum benim yazdıklarımdan rahatsız olan bir kaç kişi var,şimdi maskeniz düştü ellinizden geleni ardına koymayın,sizden hiç korkmadım korkmayacağım da.Ömrüm ve gücüm yettiği süre sizlere karşı mücadele vereceğim.Allaha bir can borcum var,bu dünya olmadı ama öbür dünya da iki elim yakanızda.Ama yinede kızamıyorum,kimseye kinim yok çünkü Galatasaraylısınız benim gibi,bir Galatasaraylı başka Galatasaraylıya ne olursa olsun kızması yakışmaz.Sizi hala seviyorum hatta gün gittikçe bu sevgim artıyor,neden diye soracak olursanız?
KÖTÜLÜĞE KARŞI TEK SİLAH SEVGİDİR !