Survival
Survival, only the strong can survive
It's called survival, only the strong can survive
It's called survival, in order to stay alive
It's called survival, survival, survival, survival
They smile in your face and they talk behind your back
And when you do the story, it's never exact
Some say, they're your friends but they really are not because they are only out to trying to get what you've got
In jail they got a game and they call it survival
They run it down to you on your first arrival
They tell you what you can and what you cannot do, so if you're ever going to jail, watch your, umm, umm
I went looking for a job, every day last week but it turned into a crazy game of "hide and seek"
Because every place that I seemed to look, a job wasn't there
I might as well apply for food-stamps or welfare
Like Hercules, you body is strong but your mind is like the Devil,your ideals are wrong
You hurt people's feelings and mess with their minds
Didn't have the nerve to call me brother or wave the big sign
The young and the old, they all hate your sight because of people like you, they're scared to walk in the night
The problems of the world today are bigger than live
You have recessions and depressions, men are cheating on their wives
Babies born each morn' with parts of their bodies gone because of some crazy drug that their mother was on
This country is fightin' not unitin', always putting each other down
Blacks and whites don't realize that they're really pink and brown
You got; gun tootin' cut-throats, stress and strife and looking out for number one is a way of live
You've got to lock all your windows, chain up all your doors to protect what's inside of your houses or stores
Beware of the food, it might be no good 'cause there's someone trying to poison the whole neighbourhood
Today they found something that somebody stored
They said, "He killed ten people and hurt four more"
They can't even trust the pill to make live easier when there's sudden death on your roses freezer
Survival, only the strong can survive
About to lose your mind because live is hard and yet you believe in everything but god
Those pretty women lost of money, yeah, that's alright but don't you ever forget the man with the might
Now get a hold of yourself man, think positive because that's definitely the only way to live
Don't let you mind flow, like water from a cup and don't you ever let me hear you say that you're giving up
Remember: a child is born with no state of mind
He was blind to the ways of mankind
God is smiling on you but he's frowning too because only god knows what you'll go through
Survival, only the strong can survive
It's called survival and only the strong can survive
It's called survival in order to stay alive
It's called survival, survival, survival, survival
Boş Tribünler !

İtalya'da normal hale gelen "Boş Tribünler" yakında Avrupa'nın futbol büyükleri olarak sayılan ülkelerde görebiliriz.Geçtiğimiz günlerde Almanya'da yaşanan bazı vahim olaylar yüzünden Bundesliga kulüplerinin taraftar temsilcilerini harekete geçirdi.İtalya'da verilen deplasman yasakları,sene başında yürürlüğe koyulan Taraftar kartı,kimlik ve vergi numarası karşılığı bilet satışları yakında Avrupa'nın bir çok statlarında rastlarsak şaşırmayalım.Örneğin Roma stadı önünde bilet satışı yapılmıyor,maçları seyir etmek isteyen Taraftarlar ya sezon başı kombine satın alacak ya da her müsabaka öncesi İnternet üzerinden bir form doldurup biletine ulaşacak.
İki hafta önce Bochum-Nürnberg arasında oynanan Bundesliga müsabakası öncesi deplasmana gelen Nürnberg taraftarlarının yaptığı meşale şovunda 8 kişinin ağır yaralanması kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı.Alman Sosyal Demokrat Partisinin milletvekili Rudolph,stat girişlerine insanların çıplak vücudunu gösterme özelliğine sahip X-Ray tarayıcılarının konulması için parlamento da öneri yaptı,abartmıyorum böyle tarayıcılar var !
Bochum'da yaşanan feci olayın akabinde kamuoyu ve siyasi baskının artması,Alman Bundesliga kulüplerinin Taraftar temsilcilerini haklı olarak harekete geçirdi.8 Mart Pazartesi günü VFL Bochum kulübünün katkısıyla bir araya gelen Temsilciler,son olayların ardından Tribün ve Taraftar Kültürünün ciddi tehlike içinde olduğunun altını çizdiler.Toplantı sonrası ortak mutabakata varan temsilciler,bir yazılı bildiri yayınlayıp tüm Alman Taraftarlarına çağrı yaptı.Bildirinin içeriğinden ortaya çıkan sonuçta,yapılan meşale şovları tribünleri renklendirmek yerine daha çok taraftarların kendilerini tehlike içine attıkları herkesin ortak görüşü.Taraftar temsilcileri son yaşanan vahim olayların siyasetçileri harekete geçirdiğini,bunun üzerine daha ağır kanunlar çıkarılacağını,yasakların kapsamı sade meşale gibi yanar maddelerinle sınırlı kalmayıp,pankartlar ve bayraklarında tribünlere sokulmasına müsaade verilmemesine dikkat çekiyorlar.Almanca yazılı orijinal bildiriyi buraya ekliyorum;
Liebe Fußballfans,
Woche für Woche begleiten Tausende von euch ihre Mannschaften zu Heim- und Auswärtsspielen. Ihr unterstützt euer Team lautstark, kreativ und farbenfroh. Wir als Fanbeauftragte wünschen uns diese Form der Fankultur und unterstützen diese nach besten Kräften. Leider werden unsere und auch eure Bemühungen durch verschiedene Zwischenfälle in den vergangenen Monaten mehr und mehr ad absurdum geführt. Pyrotechnik, zunehmende Gewalt, gegenseitiges Berauben und das anschließende Präsentieren der geraubten Fanartikel sind Fehlentwicklungen, die wir nicht wünschen und die uns zunehmend Sorge bereiten. Vor allem Teile der Ultra-Szenen schaden dadurch sich selbst und am Ende allen Fans.
Das Beispiel der Fans des 1. FC Nürnberg beim Auswärtsspiel in Bochum hat vielen die Augen geöffnet: Pyrotechnik ist kein harmloses Stilmittel, um der Kurve Farbe zu geben. Pyrotechnik ist hochgefährlich und fordert seit Jahren Verletzte im Fußball.
Der Druck der Politik steigt mit jeder dieser sinnlosen Aktionen:
- Restriktive Vergabepolitik von Auswärtskarten (z.B. Personalisierung, Fancard)
- Reduzierung des Gästekontingents auf 5 Prozent
- Kompletter Ausschluss der Gästefans
- Geisterspiele (auch Ausschluss der Heimfans)
- Verbot jeglicher Fanutensilien
- Schärfste Einlasskontrollen (Spürhunde, Scanner etc.)
- reglementierte Anreise aller Gästefans (Karten nur inkl. organisierter Anfahrt, Reiseverbote)
- vollständiger Wegfall der Stehplätze und dadurch drastisch steigende Kartenpreise
- Verschärfung der Stadionverbotsrichtlinien
- mehr Meldeauflagen und Stadtverbote an Spieltagen
Das alles sind keine Phantasien, sondern tatsächliche Forderungen an die DFL und den DFB. Weder ihr noch wir wollen die viel zitierten italienischen oder englischen Verhältnisse. Es liegt aber an euch, dass solche Forderungen nicht mehr gestellt oder gar in die Tat umgesetzt werden müssen.
Wir fordern deshalb Verantwortung und Respekt von euch, wie ihr sie auch von allen anderen erwartet. Ihr seid verantwortlich für euch, eure Fanszene und die Fankultur, die ihr am Leben erhalten wollt.
Wir werden nicht tatenlos zusehen, wie sich die Fankultur von Innen heraus selbst zerstört.
Die Fanbeauftragten der Lizenzvereine
Bochum, 8. März 2010
Taraftar temsilcilerinin endişelerini anlıyorum,kendi göbek bağlarını kendileri kesmek istediklerine de lafım yok,fakat ortaya attıkları öneriler diğer Avrupa Ülkelerinde çoktan yasal olarak yürürlüğe koyulmuş ve İnsan Haklarını ihlal eden "Taraftar kartları,kimlik karşılığı şahıslara özel biletler" adı altında kanunlar,bunlar çözümden daha çok diretme! Ortaya çıkan şu; sırtımız duvara dayalı,artık ne çıkış yolumuz kaldı nede alternatiflerimiz.Kontrollü tribün şovları geçmişte Avusturya ve İsviçre'de denendi,kamuoyunda ne kadar çok pozitif yankılar getirmiş olsa da,nitekim taraftarın halinden bir gram anlamayan cahil politikacıların engelleri ve kanun haline getirdikleri yasaklarına takıldı.
Niçin bu noktalara kadar geldiğini biz Taraftarlar da kendimizi sorgulamalıyız.Neyin peşindeyiz,sevgimiz kulübümüze,kutsal renklere,oyuna mı? Yoksa iki çakma yıldız transfer yaptıktan sonra göklere çıkardığımız başkanlara mı? Tribünlerimizde bilinçli taraftarlar istiyoruz ama kendimiz ne kadar bilgi sahibiyiz? Kulüplerimizi kendi çıkarlarına kullanan,taraftarlara boş vaatler vererek,yurt dışından getirdikleri iki topa vuranları yıldız olarak yutturmaya çalışan ve bu yüzden kulübü borçlandıranları,sevdiğimiz kulübün menfaatlerini göz önünde bulundurarak sorgulayamıyoruz(!)
Yaptığımız zaman,çapulcu,ırkçı,faşist,solcu,komünist vb. yakıştırmalara maruz kalmamız ayrı tartışma konusu.Keşke her seçim öncesi hortlayan,kulübün mali bütçesini sorgulayıp ortaya attıkları çarpık rakamlarla insanların kafasını karıştıran,zamanında başarı için her yolu mubah gören,kulübü manevi çöküntüye sürükleyen "Büyük Başkanlarımızda" bizim kadar duyarlı olabilselerdi.Şimdi bu borçlardan arınmak için ne bilet fiyatları tavan yapardı,nede gayri meşru telefon şirketlerine muhtaç kalırdık.Yarım yamalak tarihler uydurup forma renklerimizde değişmezdi,bir kuruşu kırka bölüp akıla,mantığa sığmayan maddi kaynak bulma çözümleri için zorlanmazdık.
Hep Taraftarlar taviz vermek zorunda kaldı,sürekli fatura bizlere kesildi,nereye kadar? Hani şu klasik geyiklerimiz vardır dilimizden düşürmediğimiz "Siyasetin Sporun içinde yeri yok" deriz.İnanıyor muyuz? İnanıyoruz dersek kendimizi kandırmış oluruz,çünkü para nerdeyse mutlaka siyaset oradadır,hatta tam göbeğinde.Hele milyarlarca insanın tutkusu olan,trilyon rakamlarının döndüğü,her iki kelimde ortaya atılan "marka" futbolun her yönde politikaya açık olduğu,açıkça ortada dururken.Diyarbakır'da çıkan olayları sade yöresel sorun olarak bakmayalım,yıllardır kanayan yarayı futbolu alet edip çözmek isteyenler,aslında kendi yöntemleri ve siyasetin iflas ettiğinin göstergesidir.Esas hedef,futbola aktardığı milyonlarca avrolar sayesinde tekeli altına alan yayıncı kuruluşu ve sponsorların menfaatlerini koruyup "TARAFTARLARI YOK ETMEK !" Bir gün gelecek futbolda başarı için yapılan büyük yatırımların önemi olmadığını anlayacaklar....pardon,bir gün demişken çarşamba günü Şampiyonlar liginden ve sezon başında İspanya kupasından saf dışı bırakılan,250 avroluk Real Madrid somut örnek olarak ortada duruyor,hadi hayırlı traşlar.....
L.U.H.G.

Açılımı "Love United Hate Glazer".Kulübü maddi krize sürükleyen Amerikan yatırımcısı Malcom Glazer'e karşı yapılan protesto,dün akşam Milan maçında tribünlerde bu pankartları tekrar gördük.Göze çarpan bir başka şey taraftarların boynunda takılı olan "sarı(altın)-yeşil" atkılardı.Bunun ne manaya geldiğini anlamak için Manchester United kulübünün tarihine bakmalıyız.
Manchester United 1878 yılında Newton Heath L&Y Railway Football Club adı altında,Newton Heath istasyonunda çalışan bir grup Demiryolu işçisi tarafından kuruldu.(Bu vesileyle Demiryolları ve Futbol üzerine Uğurun "Rayların Bağladığı Tutku:Futbol" yazısını tavsiye ederim link ) 1888 yılında kurulan Football Leageu'e Newton Heath oyuncuları takımlarını henüz hazır görmedikleri için hemen katılmadılar,ancak dört sene sonra lige girmeye karar verdiler. 20. yüzyılların başında ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle maddi problemlerinle baş edemez hale gelen Newton Heath kulübü yetkilileri iflas kararı alırlar.Parasal sorunlardan haberi olan zengin iş adamı Henry Davies hemen devreye girerek kulübü satın alır.Bira Fabrikası sahibi Henry Davis'in yaptığı ilk icraat 28 Nisan 1902 tarihinde Newton Heath kulübünün adını değiştirerek, şimdi tüm dünyanın tanıdığı Manchester United koyar.Sade bununla kalmaz o güne kadar "ALTIN-YEŞİL" renklerini Kırmızı Beyaz olarak değiştirir.
Manchester taraftarları son haftalarda her maçta kulübün ilk kuruluş renklerini içeren atkıları takarak bir duruş gösteriyorlar.Kulüplerinin kültürüne sahip çıktıklarını dile getiren eylemin aynı zamanda endüstriyel futbola karşıda bir protesto gösterisi.Diğer yandan Manchester United'ı borç batağından kurtarmak isteyen zengin taraftarlar bir araya gelerek kulübü devir almak istiyor.Kendilerine "Red Knights" adı veren bu oluşum,geçtiğimiz hafta 2 Mart salı günü konu üzerine resmi bir açıklama yaptı. link
Manchester United kulübü ciddi maddi kriz içinde ama takım çok istikrarlı başarısını sürdürüyor,dün gece Milanı 4:0 yenerek üst üste dördüncü kez çeyrek finale yükseldiler.Taraftarlar için başarı ikinci hatta üçüncü planda,onlar başarısız dönemlerde değil dün akşam olduğu gibi en başarılı günlerde ısrarla tepkilerini ortaya koyuyorlar,kabul edelim samimi duruşları büyük Taktiri hak ediyor.Ülkemizde bunları görmek mümkün mü? Bir bakmışız çakma yıldız transfer yapanlar anında büyük başkan ilan ediliyor.O kişinin Kulübü borç batağına saplamış,para için renklerini armasını değiştirmiş,elinde ne varsa pazarlamış önemi yok,hatta ona karşı laf söyleyenlerin hemen başına biniyor etrafında dolaşan goy-goycular.
Örnek İngiltere'den bir örnek duruş daha.2005 yılında bir grup Manchester United taraftarı hem Amerikan yatırımcı Glazer'i,hem de pahalı bilet fiyatlarını protesto ederek tribünden çekiliyor sonra kendi takımlarını kuruyorlar "Fc United of Manchester".Bu sezon Türkiye'de tavan yapan pahalı bilet fiyatlarına karşı şimdiye kadar kimseden ses çıkmadı,sade sanal alemde sallayanlar var.Yukarıda seyrettiğiniz Almanya'da çekilen "Kategorie C" adlı belgesel filminden kısa alıntı,FC United taraftarlarını gösteriyor.Söylediklerini dikkatle dinleyin tercüme etmeme gerek yok sanırım,etsem de kimin umurunda ?
NO AL CALIO MODERNO !
Müşteri Hizmetleri

Türkiye gittikçe garip hallere bürünüyor,sonuçta ortaya ne çıkacağını kendileri de bilmiyorlar ama girmişler geri dönüşü olmayan bir yola,hepsi değil tabiî ki,her yolu mubah gören bazı kesim .Dün akşam Eskişehir'de açılan(açtırılan) pankart bahsettiğim çarpık değişimin somut örneği.Ne yapıp edip ekranlara çıkalım zihniyeti taşıyan çakma tribüncüler yayıncı kuruluşunun çanağını yalamak için birbirlerinle yarışıyorlardı.Kriterleri ile taraftarları tribünlerden yok etmek için ellinden geleni ardına koymayan "UEFA" adını taşıyan pankartı açmak,tribün kültürüne yapılan en çirkin hakarettir ! Hoş,böyle bir kültürden haberdar olduğunuz muamma ! Sakın amacınız 2016 Avrupa Şampiyonası desteklemek olduğunu öne sürmeyin,zaten gülünç duruma düştünüz.Sizlerden en kısa zamanda "Blatter başkan duy bu sesi,aç evini doyur bizi" koreografileri bekliyoruz,televizyona çıkmak için bunu da yaparsanız hiç şaşırmam..
Sure..you are good Customers
NO AL CALCIO MODERNO !
Çocuğun Adını Koyalım
Çağırması kolay olur."AÇILIM?" HAYIR(!) sade paravan ve kandırmaca.Çok önceden belirlendi her şey şimdi tıkır,tıkır işliyor yıllar önce kurdukları planları.İlk başta kobaydık şimdi figüranlık yapıyoruz,ekmeklerine yağ sürerek.Yıllardır Katalanlar İspanyadan ayrılmak isterler,malum ülkenin maddi yükünü onlar çekiyor,benzerini İtalya'da görebiliriz,sanayi ağırlıklı Kuzeyin fakir Güneyden kopmak istemesi.İkisi de insana mantıklı gelebilir,peki yıllardır ülkeye yük olmuş ve maddi bütçesine sıfır katkısıyla bir bölgenin sürüden ayrılma sebepleri ne olabilir? Şimdilik aklıma gelen sade bu >>> link
İstenildiği kadar taviz verilsin,açılmalar,yatırımlar yapılsın,yasaklar kalksın hiç bir şey ifade etmeyecek.AB kriterleri planın parçası,sonrası nanik.İyi tarafına da bakmak lazım,ayrı bir devlet kurmak isteyenler artık dağa çıkmaya gerek görmeyecekler,Brüksel'e dilekçe vermeleri yeterli.Türkiye içinde bir Andora ya da San Marino kabul edebilir mi? Girmek için kıçımızı yırttığımız birlikte söz konusu bile değil,gayet doğal.İspanyollar "Türkiye Avrupa değil " diyorlarmış,diyemezler tabii çünkü onlar çoktan bu işin bittiğini biliyorlar,biz sade seyir ediyoruz boş yere kızarak.Halbuki yukarıdakilerin hepsinden haberi var,bakınız;
Nasılda iki resim birbirine benziyor değil mi?
Siyasetin Sporun içinde yeri olmamalı,"Audi,Sony,Snickers,Nutella,Türk Telekom" vb. gibi markalarının olmaması gibi.Onlar olduğu sürece Sporun içinden siyaseti çıkarmak mümkün değil,gerekirse yüzyıllarca bir arada yaşayan halkı bölmek cabası.Ne demiş büyük suyun ötesinde ağabeyimiz? Daha çok BigMac için daha çok F-15 !!!
Sieg oder Spielabbruch
Die Partie zwischen Diyarbakirspor-Bursaspor mußte gestern in der 17.Minute abgebrochen werden.Für den Abbruch waren Diyarbakir Fans Verantwortlich,sie warfen Steine und volle Wasserflaschen auf das Spielfeld,dabei wurde einer der Linienrichter am Kopf getroffen.Daraufhin gingen die Schiedsrichter vom platz und entschieden die Partie für unbespielbar.Das die Sicherheitskräfte Steine und Wasserflaschen beim eintritt ins Stadion übersahen ist sehr fraglich ! Man wirft Diyarbakir Anhänger vor sie hätten alles ein tag vor Spielbeginn organisiert.Im vorfeld wurde die begegnung wie immer von den Medien sehr angeheizt,hinzu kam noch eine anreise verbot für Bursaspor Fans.
Die gründe für die Unruhen gingen aus dem Hinspiel in Bursa hervor.Dort wurden Diyarbakir Anhänger mit der kurdischen Terror Gruppe pkk in Verbindung gebracht,und als dann noch eine Türkische flagge in der Bursa kurve geöffnet wurde mit einem Spruchband auf dem „Wir sind stolz Türken zu sein“ stand,war die gestrige Partie so eine Art Revanche für Diyarbakir Anhänger.
Erinnerungen werden wach,als am 13 Mai 1990 in Zagreb,die Partie Dinamo Zagreb-Roter Stern Belgrad nicht angepfiffen werden konnte,weil zwei ethnische Fan Gruppen eine Lösung für ihre politischen Probleme auf dem Spielfeld suchten.Wie die meisten wissen wurde dieses Spiel nicht angepfiffen und die Unruhen damals waren der wirkliche Auslöser für ein langjährigen Bürgerkrieg und führten zu Teilung Jugoslawiens.Die Situation in Türkei sollte man nicht mit dem im damaligen Jugoslawien vergleichen.Ein Volk das Jahrhunderte lang zusammen lebt,gleiche Konfession die gleichen Bräuche hat und nur durch ein regionale Sprache,man könnte es auch ein Dialekt bezeichnen,sich voneinander unterscheidet möchte keine Trennung ! Im Gegenteil,das Volk im Osten der Türkei will Anerkennung,und nicht mehr mit einer Terror Gruppe in Verbindung gebracht werden,die fast über ein Jahrzehnt lang nur Tränen und Blutvergießen über sie brachte.Politik gehört nicht in den Sport und hat auch nichts auf den Rängen zu suchen.Aber leider gibt es immer noch Minderheiten,die mit Hilfe der Medien versuchen über Fußball ihre böses Gedanken gut zu betreiben.Wir,die Fans sind es auf den sie abgesehen haben und wir sollten ihnen nicht diese Gelegenheit dazu geben ! Die Konsequenzen werden sehr hart sein,das wussten die Diyarbakir Anhänger,aber das sie damit vielleicht den Abstieg für ihre Mannschaft besiegelten könnte ihnen am ende der Saison sehr weh tun...
Yetiş Hiddink

Şu Hiddink ne adammış be Joker mübarek.Geçen sene Rusya Milli takımının Teknik Direktörlüğünü yapıyordu eleme maçları arası uzun süre olduğundan durumu değerlendirip devre arası İngiltere'nin Chelsea takımını çalıştırdı.Bu sene durum farklı sayılmaz,Hiddink hala kağıt üzerinde Rus Teknik Direktörü ve Türk Milli takımına resmen Ağustos ayında başlayacak.Aradaki süre hayli uzun,dünya kupasında boş durmak yerine Fildişi sahili teklifini değerlendireceği kesinleşti ve ardından milli takımımızın başına geçeceği umuluyor.Hiç belli olmaz bakarsınız dünya kupasını alır Afrikalılar onu bir yere bırakmaz,ya da karizmayı öyle bir çizdirir bizim kamuoyu kronik sindirme vakasına dönüşür.Olmayacağı ne malum?
Takip edebildiğim kadar Hiddink haftada sade 2 gün "İstanbul'da" geri kalanı ülkesi Hollanda'da geçirecek. Hiddink Trabzon'a gidip maç seyreder mi, Antalya'ya,Diyarbakır'a,Ege'ye,Trakya'ya? (Sahi Trakya bölgesi yıllardır futbola sesiz.) Hiddinkin bunları yapmasına gerek yok nede olsa yardımcıları var onlar halledecekler,peki bizim Hiddink'e ihtiyacımız var mı? Sırf bazılarını tatmin etmek ve sindirim rahatsızlıklarını giderme dışında. Kuşkusuz son senelerde Avrupa'dan çıkan en büyük teknik direktörlerinden biri sayılır Guus Hiddink.Uzun yıllar kaldığı Güney Kore'de büyük işler başardı,Hollanda'nın efsane kulüpleri PSV Eindhoveni tekrar Avrupa sahnesinde söz sahibi yaptı,ardından Avustralya milli takımını çalıştırdı.Eindhoven kulüp takımı olduğu için işi kolaydı,kadrosu,sistemi belli,oyuncularla her gün bir arada ve haftada en az 2 kez müsabaka oynama fırsatı buldu.Teknik direktörlerin çalıştırdıkları takımlara katkı verme açısından önemli unsurlar. Güney Kore ve Avustralya uluslararası futbolda pek söz sahibi değildiler,unutmayalım Güney Kore 2002 dünya kupasına ev sahipliği yaptı ve milli takımlarını aynı kulüp takımı gibi turnuvaya hazırladılar,bu açıdan baktığımızda Hiddinkin büyük katkıları oldu.Sözün kısası kötü teknik direktör değil,gerçi elinde olan kaliteli kadroya bakarsak Rusya milli takımınla pek başarılı oldu diyemeyiz,malum Rusların oturmuş futbol ekolü var.Hiddinkin işi uzaktan bizlere kolay gözükse de aslında böyle takımları "yönetmekte" teknik direktör epey zorlanırlar.
İşte beni endişelendiren nokta burası,bizim doğru düzgün futbol ekolümüz yok ama artık Güney Kore,Avustralya değiliz onların geçtiği süreci çoktan geride bıraktık.Üst seviye olmasa da uluslararası platformda bir yerlerdeyiz,iki sene önce Euro2008 turnuvasında ilk dördün içine girmeyi başardık.Öte yandan Rusların olduğu gibi maçı tek başına çevirebilecek efektif oyuncularımız yok,oyun disiplininden çabuk kopuyoruz ,defansta yaptığımız hatalara hiç girmiyorum tek kelimeyle vahim.Hiddink geldiğinde bunların hepsi düzeleceği muamma,doksanlı yılların başında kısada olsa Fenerbahçe ile Türkiye tecrübesi topladı Hollandalı hoca ama o dönem şimdi oluşan futbol medyası bu kadar bilinçsiz değildi ve boş eleştiriler yapmıyordu.Daha ılımlı sayılacak bir ortam vardı,yinede Hiddink fazla dayanamayıp havlu attı şimdi nasıl dayanır onu zaman gösterecek.Benim açımdan Türk futboluna fazla katkı sağlayamayacak,zaten amaç bu değil.Onu göreve getirenler sade kendi koltuklarını garantilemek,olumsuz neticelerden sonra çıkacak polemiklere karşı önlem almak.Açık söylemek gerekirse Hiddink Türk Milli takımında katalizatör görevi yapacak...
Futsal !

NO AL CALCIO MODERNO !
Napoli Curva B
Alman Futbol dergisi 11 Freunde Napolinin 52 yaşında olan,şimdi emekliğe ayrılmış efsane tribün lideri Gennaro Palummella ile yaptığı röportajı elimden geldiği kadar çevirmeye çalıştım umarım hoşunuza gider.Yabancı ülkelerin tribün kültürlerini yakından tanıma yönünden şahsen önemli bir söyleşi olarak görüyorum.
Orijinal söyleşinin kaynağı >>> link
Soru: Palummella sen ve San Paolo stadı aynı yaştasınız,özel bir bağınız mı var?
Palummella: Napoli bu statta büyük başarılar kazandı,1987 ve 1989'da şampiyon olduk aynı sezon UEFA kupasını aldık.San Paolo 1959 yılında açıldığında daha bir yaşında bile değildim,dünyaya beraber gözlerimizi açtık diyebiliriz.
Soru: İlk hatırladıkların?
Palummella: Kızıl Yıldız Belgrat maçıydı,daha çocuktum o zaman.Juan Carlos Tacchi adlı Arjantinli oyuncumuz kornerden direk gol attı ama hakem golü vermedi,bende bunun üzerine çok üzülmüştüm.Tüm hayatımı San Poula'da geçirdim,şimdi tribünde oturarak maç seyrediyorum ama uzun yıllar Curva B tribünündeydim.Oranın kalbimde özel yeri var,hiç unutamam.
Soru: SanPaoulo'yu nasıl tarif edebilirsin,Oturma odan mı,Mutfağın mı,Yatak odan mı?
Palummella: Doğru cevap kamping çadırım,çünkü çok soğuktu.Uzun yıllar stadın üzeri açıktı sonradan kapatıldı.Yağan yağmurdan ıslanır,esen rüzgardan donardık.
Soru: Statta en güzel anın?
Palummella: 2005 yılında Ciro Ferraranın jübile maçında yaşadım.Çıkış tüneline inmiştim,tam o sırada Maradona geldi sahaya çıkacaktı,sırf onu görmek için 70.000 bin Taraftar tribünleri dolmuşlardı.İl Pibe d'oro beni görünce heyecanla ismimi bağırdı "Palummella",ikimizinde gözleri parıldıyordu aynı eski günlerdeki gibi.Diego ailemden biri sayılır,kızım paptist olduğunda kirveliğini yaptı,oğluma Diego Armando adını verdim.
Soru: Statta en güzel yer?
Palummella: Kuşkusuz Curva B seti,30 metre yükseklikten aşağıya düşmemek için her maç günü hayatımı tehlikeye atıyordum.Çoğu kez arkadaşlarım beni tutu yoksa tepe taklak giderdim.Şayet düşseydim şimdi burada seninle söyleşiyi yapamazdık.Çoğu kişi orada durmanın zorluğunu anlayamazlar.
Soru: Curva B'nin ne gibi özelliği var?
Palummella: Mükemmel ve sihirli bir yer,müthiş coşkusundan dolayı dünyanın en güzel tribünü.Biz Napoliler kanı kaynayan insanlarız,biraz Güney Amerikalılara benzeriz.20.000 bin Taraftar bestelerime eşlik eder sonra tüm stat birlikte söylerdi 80.000 bin kişi.Dünya üzerinde yaşayan 6 milyon Napolilere mesajlarım ulaştığını biliyorum.
Soru: En güzel koreografi ?
Palummella: Verona maçında gösterdiğimiz 20.000 bin muz.İlk önce onlar başladılar,"Vezüv tekrar patla hepsini gebert",bizde cevap verdik "Jüliet bir orospu,Romeo'da boynuzlu" sonra 20.000 muzu onlara gösterdik,yalasınlar anlamına geliyor.Kötü aşağılama ama espri ve kültür içerikli.
(Jeton köşeli gelenlere: Vezüv yanardağı Napoli'dedir,Shakespeare'in ünlü romanı Romeo ve Jüliet İtayanın Verona kentinde geçer.Olayın kültür yanı bu oluyor,esprisi de muzlar,onların ne anlama geldiğini detaylı anlatmama gerek yok sanırım :D )
Soru: Bugün kemik tayfa Curva A'da duruyor,neden statta taraftarlar bölündü?
Palummella: Napoli mükemmel şehir fakat bir arızası var ortak hareket edemiyoruz.Tek başımıza aya çıkarız ama beraber hiç bir yere gidemeyiz.İşte bu yüzden iki farklı tribün grubu oluştu,ikisi de kendilerini çok iyi sanıyorlar.Benim zamanımda böyle şeyler yoktu.
Soru: Şu sıralar yeni stat yapımı için söylentiler var,sen ne düşünüyorsun?
Palummella: San Paolo büyük bir sahnedir,malum artık çok yaşlandı.İnşaat için para vardı ama 1989 yılında kuzeye akıtıldı sonrada siyasetçiler ve iş adamlarının ceplerine indi,her zaman olduğu gibi.Başkanımız Aurelio De Laurentis 40.000 bin kişilik stat yapmak istiyor,açıkçası ben bu fikre henüz ısınamadım.Eğer stat yapılacaksa önemli faktörler göz önünde bulundurulmalı.Stadın bir bölümü şehrimizin sembolü olmuş iki azizi Apostel Paulus ve San Gennaro gibi efendi insanlara,kale arkaları da 1930 yıllarının efsane oyuncusu Attila Sallustro ve tabiî ki Maradona ile özdeşleşenlere ayrılmalı.(!)
Soru: Sahi,1990 dünya kupasında San Paolo'da oynanan İtalya-Arjantin maçında neler oldu?
Palummella: İtalya milli takımını ıslıkladığımız kocaman bir yalan,Napoli'ye çamur atmak için bu iftira ortaya atıldı.Zaten o gün statta çok az Napoli den seyirci vardı büyük çoğunluk dünyanın değişik ülkelerinden gelen futbol severlerle doluydu.Ben Gennaro Palummella Arjantini tutmadım,ülkemi seviyorum İtalya tarafıydım,malum Maradona'ya karşı kaybetmek biraz rahatsızlık yarattı ama önemli değil.
Nasıl Futbol İsterdiniz ?
Hafta sonu biraz vakit ayırıp uzun zaman seyir etmediğim futbol yorumlarına göz atayım dedim,demez olsaydım.Oysa göze hoş gelen güzel müsabakalar vardı,Bursa-Sivas,Kayseri-Beşiktaş,İBB-Fenerbahçe ve tabii gönül verdiğim Galatasaray-Kasımpaşa maçı doruk noktasıydı hafta sonu maç maratonunda.Samimi söylüyorum,Alman liginde bile yukarda saydığım müsabakaların kalitesine ulaşan maçlar seyredemedim,buna derbi karakteri taşıyan Schalke-Dortmund müsabakası dahil,bir Bursa-Sivas maçının seviyesinde değildi maalesef.Yorumları dinlediğimde sanki ben o maçları seyir etmemişim kuşkusuna kapıldım.Nasıl futbol isterdiniz beyler? Dört yıldızlı İtalyan restoranında menüde kebap olmadığı için hayal kırıklığına uğrayanlar ile kebapçıdan Spaghetti Bolognese istemeleri sonrası kalaylı küfür yiyenlerin şikayetleriyle dolu ekranlar.Sade tuttukları takımların renklerini yüceltmek futbol yorumculuğu ise siz gidin tribündekiler gelsin.
Haftanın en güzel maçı kuşkusuz Galatasaray-Kasımpaşa müsabakasıydı,skorun Galatasaray lehine 4:1 bitmesi biz Galatasaraylıları sevindirdi ama aleyhimize de olabilirdi.Uzun zamandır yüksek tempoda oynamamıştık,güzel futbola olan hasretimizi giderdik bir anlamda,yalnız şunu unutmayalım Galatasaray kendi ile oynamadı.Karşısında sürekli pozitif futbolu ön planda tutan,skor ne olursa olsun son dakikaya kadar gol kovalayan bir Kasımpaşa takımı vardı,bunu taktir etmeliyiz.Sanki 30 yıl önce İngiliz takımları gibi taktik anlayışı bir kenara bırakıp tamamen futbol oynama düşüncesinde iki takım gördük sahada,zaten biz bunu istiyoruz.Çıkın sahaya kimin kime gücü yeterse,ortada mücadele olsun,bol pozisyon,bol gol,akrobatik hareketler,güzel çalımlar atılsın.Millet maç seyir ederken soluk alamasın,bunu istiyor klasik futbol sever,bize ne filanca kaç km koşmuş,yok top hangi bölgede daha çok kalmış,kaç taç,ya da korner atılmış inanın umurumuzda değil.İstatistik fetişistleri vardır elbette onları kendi hallerine bırakalım,futbolu hayatlarında canlı olarak yaşayamayanlar oyunun güzelliklerini içlerinde hissedemezler,ancak rakamlarla orgazm olurlar.
Aman efendim Kasımpaşa nasılda böyle açık oynayabilirmiş,koskoca Galatasaray'a karşı haddini bilmeliymiş,Allah Allah ! Böyle saçma yorum yapanlar yeri geldi mi taraftarı "irrasyonel" olarak kategorize ediyorlar,siz hiç kendinizi dinlediniz mi? Hayatında hiç futbol oynamamış insanlar futbola heves etseler inanın bu yaratıkların yorumlarını dinledikten sonra vaz geçerler,tipleri bile itici.Sırf laf olsun ekran dolsun zihniyeti taşıyan reyting canavarları yaptıkları yorumlarla halka futbolu sevdirmekten daha çok oyundan soğutuyorlar.Bırakın kardeşim renk yarıştırmayı Taraftarlar kendi aralarında bunları sizden daha güzel ve heyecanlı yapıyorlar.Siz oyunun güzelliklerini ortaya çıkarmaya bakın,futbolcuları bir dahaki haftaya aynı güzellikte oynamalarına teşvik edin,edin ki o dilinize doladığınız "marka değeri" yükselsin.Yapamazsınız,çünkü rakam matriksi içinde kaybolmuşunuz,zaten hiç bir katkınız yok en iyisi fazla gölge yapmayın...