Başimıza Taş yağacak !!!

Endüstriyel Futbolun sınırsız imkanlarından faydalanan bazı sivri zekalılar hangi kulübe hizmet verdiklerinin farkında değiller galiba.Bir kaç yıl önce siyah formlar çıkartarak Taraftarın sabırını zorlayanlar,geçen sezon turuncu formaları piyasaya sürerek bir kez daha kutsal Sarıkırmızı renklerimize en büyük saygısızlığı yaptılar.
Vay anasına sayın seyirciler şimdi biz biricik Sarıkırmızı Cimbomumuzu "mor sümbüllü yarim" diye seveceğiz?!?
Galatasaray Spor Kulübünün renkleri Sarıkırmızıdır ve hep böyle kalmalıdır,burası 550 yıllık kültür yuvası sıradan bir moda evi deği !!!
Bu Taraftar zamanında çubuklu formaya bile tepki koyarak değiştirtiyordu bunu kesinlikle kabul edeceğini sanmıyorum zaten yenip yutulcak hiç bir yanı yok,UTANÇ TABLOSU !!! Merhum Kurucularımızın kemiklerini sızlattınız Yazıklar olsun.

Biz Galatasarayımızı böyle sevdik,son nefesimize kadar bu böyle kalacak.
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !!!
Erdal Güngör
Supporter News #1

Hafta başında Napoli Ultras oluşumu CURVA A'nın lokali polis tarfından baskına uğradı.Baskının sepebi Chievo maçında Yönetime ve Polise karşı yapılan sert protestoların olduğu gösteriliyor,şu ana kadar 3 Taraftar tutuklanmış diğerleride polis tarafından her yerde aranıyor.Chievo maçında Napolinin iki Curva'sının düzenlediği ortak protestoyla hedef başarısız geçen sezon için başta Kulüp Yöneticileri diğer yandan iç ve dış sahalarada polisin Napoli Taraftarlarına karşı sert tutumu.Açtıkları pankartlar ve sesli protestoların yanı sıra diğer seyircileri maçı terk etmeye zorlayan Napoli Ultras'ları,kulüp yöneticileri yakın takipe aldılar.Maçlarda çekilen resim ve video görüntülerinden Taraftarları tespit ederek Stadyum yasağı vereceklerine kesin gözüyle bakılıyor."Napolili Futbol severleri bu tip kişilerden korumalıyız" diyen Napoli yöneticilerinin sert tutumları Ultras'ları tekrar harekete geçirdi.Bildiri dağıtıp sokak mitingleri düzenleyen Fedayn'ler,bu eylemleriyle Napoli halkına kendi açılarından durumu yakından anlatmak için büyük çaba gösteriyorlar.
Allah yardımcıları olsun inşallah başarılı olurlar.
İTALYA-Molfeta

Yaklaşık bir yıl önce İtalyanın Molfeta şehirinde yaşayan Futbol Severlerin kulüpleri ellerinden alındı.Şehir içinde yeni düzenlemeye giden Molfeta Belediyesi,futbol kulübünü 100.000 avroya Putignano'ya kaydırdı.O günden bu yana kulüpsüz kalan Taraftarlar takımlarını geri istiyorlar.Vecchia Guardia Taraftar oluşumu bir bildiri yayınlayarak Belediye Yöneticileri ve İş adamlarını onları bu çileden kurtarmaları için göreve çağırıyorlar.Orjinal bildiriyi aşağıya kopyalıyorum,malum İtalyanca :)))
"La stagione 2008/09 ci ha visti lontani dal “Paolo Poli” per le note vicende che hanno riguardato la nostra Molfetta Calcio. Nel giugno del 2008, 91 anni di storia furono cancellati di colpo, lasciando in tutti i tifosi e negli ultras della nostra amata Molfetta, un profondo senso di rabbia, tristezza e tanta amarezza.
E’ trascorso quasi un anno da quel triste epilogo della storia calcistica della gloriosa “Molfetta 1917″ ma in noi, tifoseria organizzata degli Hooligans Molfetta, non è per niente sparita la voglia di tornare sugli spalti del “Paolo Poli”.
Profondo orgoglio d’appartenenza alla nostra città, eterna fede verso i colori biancorossi e l’immenso amore che nutriamo nei confronti della storia della Molfetta, sono caratteristiche fondamentali del nostro essere ultras, che ci portano inevitabilmente, dopo un anno di “pausa forzata”, a riflettere su quelli che possono essere gli scenari che potrebbero aprirsi nel mondo del calcio locale, nell’imminente futuro.
Da qualche mese si rincorrono in città tante voci riguardanti un’eventuale rinascita della Molfetta del pallone. Non sta a noi capire o illuderci circa la fondatezza di queste: è in noi l’obbligo di sensibilizzare ancora una volta coloro che potrebbero seriamente ricostruire un progetto vincente, ovvero politici e imprenditori.
Quello che chiediamo ai massimi responsabili delle istituzioni cittadine e agli imprenditori (e stando a queste famose voci dovrebbero già esserci) è di trovare un’intesa, un accordo che possa avere come unico e solo obiettivo la rinascita di una società calcistica, da riconsegnare ad una comunità di tifosi e appassionati, che di certo non merita di restarne ancora senza.
Cogliamo questa occasione, per rimarcare ancora una volta questo desiderio che non è solo nostro ma è anche di tanti tifosi e simpatizzanti che desiderano da tempo ripartire e ritornare nel glorioso “Paolo Poli”. E se calcio ci sarà a Molfetta statene certi che noi ci saremo, come sempre abbiamo fatto in questi ultimi anni!"
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İSPANYA-Sevilla
![]()
İspanyanın köklü kulübü Betis Sevilla hepimizin bildiği gibi geçtiğimiz sezon küme düştü ve son senelerde ortaya koyduğu istikrarsızlığını devam ettirdi.Yıllardır süren bu başarısılıklara sabırı kalmayan 60.000 Betis Taraftarı dün Sevilla sokaklarına dökülerek Başkan Manuel Ruiz de Lopera'yı protesto ettiler.Betis Taraftarları kulübün kötü yönetilmesinde tek sorumlu Başkan Lopera'yı gösteriyorlar.De Lopera Betis'i tekrar birinci lige çıkaracağı için söz vermiş olsada artık kimsenin ona güveni kalmadığı ve en kısa zamanda istifa etmesini talep ediyor.Daha 2005 yılında Şampiyonlar Ligin'de mücadele veren Betis Sevilla o yıldan sonra inişe geçerek her sezon kümede kalmaya oynadı.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ALMANYA-Düsseldorf
![]()
Son çıkan medya haberlerine göre Almanyanın Kuzey-Ren Vestfalya eyaletinin Düsseldorf-Altstadt semti Almanyanın en tehlikeli bölgesi.Her futbol müsabakası öncesi Altstadt semtinde olağan üstü hal ilan ediliyor.Buna dur demek için Devletin Güvenlik güçleri Anti-Şiddet planını devreye sokmaya hazırlanıyorlar.Siyasetçiler ve Polis Planın uygulamaya girmesiyle Devletin bu semtde giderek kaybolan otoritesini tekrar ele geçireceği umuyorlar.Stat Mahkemelerinin kurulmasını talep eden devlet güçleri yakalanan sanıkları olay yerinde hızlı şekilde yargılayıp cezasını kesmek istiyor.Örnek olarak Schalke Auf Arena stadını gösteren Eyalet Vekili Olaf Lehne bu uygulamayla şehir içindeki güvenliği maç günlerinde kolayca sağlayacaklarını vurguluyor.
Bu tür uygulamalara bir çok üst düzey Alman Hukukçuları şüpheli bakıyorlar çünkü Alman yasalarına göre her tutuklanan şahıs kendini savunma hakkına sahip.Saçmalığa bakın,eğer böyle bir şey yürürlüğe girerse taraftarlar yanlarında avukatlarıylamı maça gelecekler? Pazartesi günü yapılan Anti-Şiddet toplantisı beklentilerin altında kaldı,bir kaç devlet kurumlarının katıldığı toplantıdan hiç bir netice çıkmadı hatta Belediye Başkanı bile tenezzül edip toplantıya katılmamış.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Erdal Güngör
Cazibeli Ürün Futbol
Evet belki anlamışınızdır esas konu Hakan Şükür.Neden Hakan Şükür? çünkü o hala biz Galatasaray Taraftarlarının 10'dan sonra gelen 9'zu ve Kral Hakan Şükürü bu büyük çoğunluk için hep böyle kalacak,benim içinde.Hakan Şükür mükemmel insan,dört,dörtlük Aile Babası,Yardım sever,Temiz Kalpli ama bir huyu var ondan bir türlü vaz geçemedi.Hakan çok duygusal ama bu duygusallığını dışa vurarak çevreyle paylaşmaktan hoşlanıyor bunu yaparken aşırı derecede abartıyor.Olabilir gayet normal karşılıyorum,Hakan Galatasaraya gelmeden önce yakın çevresi tarafından da bu tutumu normal karşılanıyordu elbette ama ne zaman Galatasaraya geldi Hakan firene basmalıydı.Yapamadı,saf ve temiz kalpli Hakan karşındakileride aynı kendisi gibi görüyordu.Geldiği günden beri büyük çıkış gösteren Hakan Şükür sade Galatasarayın değil Milli takımında vaz geçilmez oyuncusu oldu.Şöhret basamaklarını birer birer tırmanan Kral bir anda o zamanın yeni yapılanma içinde olan Özel Televizyonların ilgi odağına girdi.Hakanın popularitesinden faydalanmak isteyen televole tayfası için tam biçilmiş kaftandı.Hakanı sade sahalarda değil artık tv'lerde de görmeye başladık,anlattığı fıkraları zevkle dinleyip gülüyorduk.Sonra Torino Transferi ve Özel Hayatıyla gündeme oturdu,öyle bir hal aldı Ki Hakan'la yatıp,Hakan'la kalkıyorduk.İtalya'ya gittiğinden sonra da bir süre bu durum devam etti.Ne yazıkki oraya uyum sağlayamayan Hakanın performansı düşmesiyle beraber artık tv'lerinde ilgi odağından düştü.Tekrar Türkiyeye geldiğinde yuvası olan Galatasaray ona kucak açtı.Fatih Terim döneminde Hakan ikinci baharını yaşadı,kırmadık rekor burakmadı UEFA Kupasını kazandı,milli takımla dünya üçüncüsü oldu.Yeniden italyaya dönen Hakanın bu sefer adresi İnter'di.Ülkemizin dünya çapında yetiştirdiği en büyük sporcusudur Hakan Şükür.Almanyanın Beckenbauer'i varsa Türkiyenin Hakan Şükürü var hatta iki sene önce UEFA onun ufak autobiyografisini yapıp ana sayfasından yayınlandı.Hatırlıyorum rahmetli Alplaslan'la beraber Metin Oktay için benzer bir şey hazırlayıp UEFA'ya yolladığımızda bize tenezzül edip cevap bile vermemişlerdi,sizin anlıyacağınız Hakan Şükür sade Türkiyede değil Dünya çapında bir efsane ve hep böyle kalacak taki birisi çıkıp aynı başarıyı gösterene kadar.
Hakan ikinci italya ve kısa dönem ingiltere macerasından sonra üçüncü kez yuvası Galatasaraya döndü.Galatasaray için pek başarılı geçmeyen Canaydın döneminden hiç kuşkusuz oda nasipini aldı ama yinede 14 mayıs 2006 ve 2008 Şampiyonluklarında en büyük paya sahip oyuncudur.Ortaya koyduğu istikrarlı performansının yanı sıra,kulübün maddi sıkıntılar geçirdiği 2006 yılında büyük fedakarlık göstererek sporcuların kendi cebinden maaşlarınıda ödemişdir.Adnan Polatın Başkan seçilmesiyle Galatasaray yep yeni yapılanma süresine girdi,gelecek 10-20 yılın Galatasarayı inşaa etme projesi için düğmeye basıldı.Göreve getirilen TD Hakan Şükürün kariyerinde önemli rol alan eski hocası K.H.Feldkamp'dı ama ne Felkamp eski Felkamp'dı nede Hakan eski Hakan Şükür.Bir gece kampa kızını getiren Hakan,eski Hocasının gazabanına uğradı.O güne kadar tesisler içinde serbest dolaşan Hakana sınırları çizilmişti,üstelik elin Alman dedesi bunu yapıyordu.Kim olursan ol,futbol takımının içinde hiraşi yapı vardır ve o hiraşinin başını Hoca çeker dünyanın her yerinde böyledir,o ne derse harfiyen yerine getirmek zorundasın,hem takım kaptanısın,efsanesin aynı anda genç oyuncuların örnek aldığı kişisin eğer sen yan çizersen onlara kötü örnek olursun.Hakan mutlaka bunların bilincinde,çok akıllı insan ama yukarıda da yazdığım gibi en büyük handikapı saf ve temiz kalpliliği.Ve onun bu durumundan faydalanmak için aportta bekleyen çakallar hemen devreye girdiler.Hakan kanal,kanal dolaşıp hakkını aramaya başladı,şahsen onu haklı bulanlardanım ama deminde yazmıştım,yatptığı futbol takımlarının içinde olan hiraşik yapıya ters ve ne kadar haklı olsada Hakan yanlış yaptı.İşte o zaman Hakan ile Galatasarayın ipleri koptu,bir sene daha oynamak istiyordu kibarca geri çevrildi,Fatih Terim'de avrupa şampiyonasına gidecek kadroya çağırmayınca Hakanın yaklaşık 20 yıllık profesyonel futbol kariyeri sona erdi,TRT'de yorumculuğa başladı.
Galatasaraydan ayrıldıktan sonra Hakan sade TRT'de yaptığı maç yorumları dışında çıkp hiç bir yerde kulüpten ayrılışından dolayı konuşmamıştı,peki ne oldu da bir sene sonra çıkıp konuşma isteği doğdu? Buna sonra geleceğim.Önce vefa konusuna değinmek istiyorum.
Evet doğru Galatasaray uzun yıllar emek vermiş sprocularına pek vefalı davranmıyor,inşallah ileride düzelir,ama Türkiyede hangi Futbol Kulübü vefalı davrandı şimdiye kadar? Ne hikmetse vefa denince medyanın aklına hep Galatasaray geliyor.Maalesef türk futbolunun çarpık düzeni emektar oyuncularından futbolu bıraktıktan sonra faydalanmaya müsait değil,ancak Teknik Direktör olmakla yetiniyorlar.Bu meslekte de beceri kadar şans lazım,her ikisi yaver giderse ortaya Mustafa Denizli ve Fatih Terim gibi Uluslararası kapasitide Teknik adamlar çıkıyor,aksi takdirde kayıplara karışıyorlar.Hep sorarım kendime,neden bizde birer Hoeness,Alofs,Völler ya da şimdi Milan'da Leonardo gibi eski oyunculara Sportif direktörlük görevleri verilmez diye? cevapı basit,Türkiye de Başkanlık Sistemi var,Başkanlar tüpten,inşaatdan,seramiklerden çok iyi anlayabilirler ama futbol için aynısını söylmek zor.Türkiyede çok geç kalınmış modeli Fenerbahçe bu sene Aykut Kocaman ile tekrar hayata geçirdi.Tekrar diyorum çünkü geçmişte benzer örnekleri var,Derwall-Denizli yada Cüneyt Tanmanın Lucescu döneminde yapmışlardı yalnız avrupada uygulanan sistem gibi değildi.Ben Aykut Kocamanın başarılı olmasını bekliyorum ama endişeliyim,şimdilik kesin konuşmak erken zaman gösterecek,inşallah oturur diğer kulüpler için güzel örnek olur ve Türk Futbolu bundan faydalanır çünkü şu lanet olası endüstriyel futbol düzeninde kulüplerin sağlıklı adımlar atması için başka yöntem yok.
Gelelim Hakan Şükür ve pazar akşamı televizyonda yaptığı açıklamalara.Programdan haberim vardı ama bilerek bakmadım ve evde kimseyede müsade etmedim.Ben çocuklarımın Hakan Şükürü eski haliyle tanımamalarını istiyorum,onlar hep Hakanı,Kral Hakan Şükür olarak bilsinler.Ne gibi konulara değinileceğini bildiğim için umursamadım,ama yinede çeşitli forumlardan takip ettim.Hakan beni yanıltmadı,hep aynı teranelerden bahsetmiş.Televole servüvenli yıllarından eski kankası ulueren fırsatı değerlendirip şu an futbolun ölü sezonunda reytinglerini Hakan ile artırmışdır.Blatterin söylediğinden yola çıkarsak Hakan Şükür'e endüstriyel futbol açısından bir ürün olarak bakmalıyız.Yanlış anlaşılmasın,kimseyi rencide etmiyorum gerçeği bu,başka değil."Futbol" ismini kullanarak her şeyi pazarlamak dünya ticaretinin en önemli gelir kaynağı haline geldi boşa demiyoruz "Cazibeli Ürün Futbol" diye.Hakan yaptığı söyleşide genelde Galatasaray için olumlu konuşsada bence çok lüzsumsuz bir röportaj.Eğer zamanında dişini sıkıp Feldkamp'a dayı deseydi,sonra bir yıl daha oynamada israr etmeseydi belki geçen sene Sportif Direktörlüğe getirilirdi diye düşünüyorum ama Hakan başka yolu seçti ve Galatasaray'da noktayı koydu.
Diğer yandan Hakanın şu zamanda orataya çıkıp konuşması tesadüf değil,medyanın Galatasaray'a karşı ufak intikamıdır.2007 yılından sonra mesafe koyan Galatasaray Kulübü eskisi gibi medyada ucuz malzeme haline getirilmesine açıkca karşı koyuyor ve bunu yapmaklada çok haklı.Transferlerde ser verip sır vermeyen usta yöneticiler her defasında medyanın ortaya attığı fantezi isimleri yanıltarak ters köşe yapıyor,Rijkaard Transferinde olduğu gibi.Başarısız geçen sezon sonrası yeni yapılanmanın ikinci basamağında kimsenin aklının ucundan geçirmediği,avrupanın en kariyerli Teknik ekipini göreve getiren Galatasaray,camiasını yeni heyecan içine saldı.Hem Beşiktaşın Şampiyonluğunu hem de Fenerbahçenin topuz transferini gölgede bırakan bu hamle Hakan Şükürü Televizyona çıkarıp konuşturulmasıyla baltalanmak istendi.Burada amaç Galatasaray camiasını karıştırp ortamı germek ama her şeye rağmen bir kaç genç kardeşimizi boş yere telaşlandırmaktan öteye gitmedi ve sinsi planları tutmadı.
Bu olayda kaybeden tek kişi var o da Hakan Şükür.Ne olursa olsun böyle bir zamanda çıkıp konuşmayacaktı.Hakan medyanın tutumunu önceden sezmeliydi,20 yıldır bu camianın içinde defalarca kendisi benzer sinsi planların kurbanı oldu,onu Galatasaraya karşı kullanıldıklarını bilmeliydi !!!
Şimdi diyeceksiniz Hakan Şükür profesyonel gündemde kalmak istiyor.Eğer endüstriyel futbol,profesyonelik buysa,bende diyorum Ki "endüstriyel futbol ve profesyonelliğe karşı METİN OKTAY".
Erdal Güngör
İnsanlar Yıldız istiyor
"80 milyon avronun lafımı olur,düşünün Ronaldonun 2002 yılında Brezilyalı adaşı İnter'den Real'e 50 milyon dollara transfer oldu kimse bu kadar laf etmemişti.10 sene önce Londra Sothebys'de Picaso tablosu 100 milyona satıldı şimdi nerede o tablo? kimse görmesin diye saklı tutuyorlar ama futbolcular öyle değil.Onları hafta içinde bir kaç kez seyretme imkanı buluyoruz.Şu an ekonomik krizin içindeyiz ama futbol bundan şimdiye kadar pek etkilenmedi,pazarlama açısından futbol mükemmel bir ürün ve bu ürün insanları mutlu ediyor buda futbol severlerin daha çok yıldız istediklerini ortaya çıkarıyor".
Blatterin açıklaması böyle fakat diğer yandan UEFA Başkanı Platini karşı fikir savunuyor.Ronaldo transferinde Fair Play kurallarının ayaklar altına alındığını,eşit rekabet ortamının zedelendiğini söyleyen Platini bu tarz transferleri olumlu bulmadığını her fırsatta dile getiriyordu ama onunda çaresiz olduğu belli.
Blatterin açıklamaları bence tüğler ürpertici,futbol öyle bir hal aldıki tamamen kontrolden çıktı.Ekonomik kriz Blatter gibilerini etkilemez tabiiki ama bizim gibi orta direk vatandaş ne yapsın? Şu an yaşadıklarımız okulda tarih kitaplarında okuduğumuz 1789 Fransa ihtilali öncesini andırıyor.Bir yandan üç kuruş ekmek parası için didinen çabalayan vatandaş,her türlü imkanları zorlayarak,çocuğunun,ailesinin rızkından kessin sonra iki top çeviren sözde "yıldızlar" gelsin milyonları ceplerine indirsinler,taraftarda bundan haz alsın yazık günah değilmi? Ben bu gidişin sonunu iyi görmüyorum,ileri yıllarda taraftar futbolcu arası ilişkilerin şiddet boyutu artacağı endişesindeyim,son yaşanan havaalanı olayları şimdilik hiç bir şey.Takımın formsuzluğu,beklenen başarılara ulaşılamaması taraftarı kolayca çileden çıkaracaktır.Çünkü Taraftar profilide değişiyor,nasıl değişmesin kalkıp kulüp Başkanları 3 yıl Şampiyonluk vaadleri verirlerse ister istemez Tarftarda sabırsızlanır.Ülkemizde gün gittikçe azalan Tribün Kültürü'de bundan olumsuz etkileniyor zaten düzgün Futbol seyretme allışkanlığımız olmadığı için,şu naif halimizle medyayıda nemalandırıyoruz !!!
Erdal Güngör
Frank Rijkaard Röportajı !

Almanyanın önemli Spor Dergileri arasında olan 11 Freunde Mart ayında Frank Rijkaard ile yaptığı ilginç röportajı elimden geldiği kadar tercüme ettim.Oriol Rodrigez'in yaptığı bu röportaj'da yeni Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard'ın değişik yönlerini ortaya çıkarıyor,bu rörportaj tamamen Rijkaard'ın müzik zevki üzerine yapılmış,orjinalini buradan okuyabilirsiniz >>> link
Soru: Sayın Rijkaard ilk satın aldığınız albümü hatırlıyormusunuz?
Rıjkaard: Evet,10CC grubunun "Donna" isimli plağıydı,8-9 yaşındaydım.İlk 6 ay bu plağın sade A kısmını dinledim sonra B kısmında da bir parça olduğunun farkına vardım,ismini hatırlamyorum enstrümantel çalınmıştı.
Soru: Güncel gruplardan hagisini beğeniyorsunuz?
Rijkaard: Şu sıralar Killers ve Bloc Party hoşuma gidiyor çok entersan işler yaptıklarını düşünüyorum
Soru: Hayatınızı değiştiren bir Albüm varmı?
Rijkaard: Hayatın her bölümünde kendine öz müzikler var.Bizim evimizde eskiden XTC,Beatles yada her hangi bir Soul şarkıcısının parçaları çalınırdı ama şahsen ben pek ayrım yapmıyorum,pop,rock,soul veya folk.Gerçeği söylemem gerekirse Alternatif Rock favorılerim arasında.Hayatımı değiştiren Pixies'in Doolittle Albümü sonra Nirvana ve Sound Garden,işte böyle,Grunge malzemeleri hoşuma gidiyor.
Soru: Bir şeçim yapsaydınız hangisi en çok sevdiğiniz müzik grubu olurdu?
Rijkaard: Zamanla değişiyor,bir kaç gün önce sorsaydınız Audioslave derdim ama onlarda dağılmış.Fakat en çok sevdiğim grup Pixies,yıllardır onları dinlemekten bıkmadım.
Soru: Pixies ile hiç tanışma fırsatı buldunuzmu?
Rijkaard: Yıllar önce Amsterdam'a konsere geldiklerinde gitmiştim,grubun başınla tanıştım Frank Black.Çok efendi birsiydi,ne beni tanıyordu nede futbola ilgisi vardı.Barcelonada da tekrar karşılaştık Coldplay-Show'unda ama bana sevdiğim gruplarla beraber olmak pek fazla heyecan vermiyor.
Soru: Siz bir grupta çaldınızmı?
Rijkaard: Herkesin çocukluğunda bir Rock yıldızı olma hayali vardır,ben futbolcu olacağımı biliyordum.Müziği seviyorum ama Futbol benim tutkum.
Soru: Enstrüman çalıyormusunuz?
Rijkaard: Hayır,pek önemsemiyorum.Müzik çalara CD'yi takıyorum dinliyorum bu kadar.Müziğe karşı çok ilgim var diğer yandan ufak eleştiri yapmak istiyorum,alternatif rock albümlerinin Cover'leri berbat,hepsi birbirine benziyor biraz yaratıcı olabilirler.
Soru: Yeni gruplardan nasıl haberiniz oluyor?
Rijkaard: Sıkça Müzik dergileri okuyorum,Deftones'lardan böyle haberdar oldum.Onlarla yapılan bir söyleşiyi okudum,hoşuma gitti.Karşılaştırıldıklar gruplar ilgimi çekti sonra Albümlerini satın aldım.Son çıkardıkları White Pony adlı albüm muhteşem.Futbolculuk kariyerimi bitirip Hollandaya döndüğümde,oturduum semtde ufak bir plakçı dükkanı vardı her gün oraya gidiyordum ve tanınmamış yeni çıkan grupların albümlerini satın alıp dinliyordum,beni olumlu etkileyecek grupların arayışı içindeydim.Sonra bir grub beni baya etkiledi Queens of the Age,tek kelimeyle Mükemmel.
Soru: Hangi Albümü Oyucularınıza tavsiye edersiniz?
Rijkaard: En güzel tavsiye,Tavsiye etmemek.İnsanların değişik müzik zevkleri vardır ve bu özeldir.Kimseyi etkilemek istemiyorum şu iyi,bu kötü diye.Oğlumla sıkca bu konuları tartşıyoruz,oda çok müziğe bağlı,mesela System of a Down grubunu çok seviyor.Bana bazen soruyor hangi parçalarını beğendiğimi,bende bu soruya cevap veremeyeceğimi söylüyorum.Olabilir ya,belki içinden bir parça hoşuma gitmez onu kırabilirim.Eğer şarkılar insanların hoşuna gidiyorsa başkasının yorumuna gerek kalmıyor,önemli olan kişinin dinlediği parçadan zevk alması.
Soru: Maç öncesi Müzik dinyormusunuz?
Rijkaard: Oyuncuyken dinliyordum,maçtan önce boş zamanımız oluyordu ama şimdi Tenik Direktör olduğumdan bu yana değişti,işler çoğaldı,zaman azaldı.Maçtan önce oyuncular ve Teknik ekiple toplantılar yapıyoruz,bu yüzden müzik dinlemye fırsat kalmıyor.
Soru: Oyuncularınızı müzikle motive ediyormusunuz?
Rijkaard: Hayır,düşünün 20 kişilik bir kadro,hepsi ayrı karektere sahip kişiler değişik müzik zevkleri var.Yapmaya kalksam olumsuz netice ortaya çıkar,birini motive ederken diğerinin moreli bozabilirim.
Soru: Soyunma odasında müzik üzerine konuşuluyormu?
Rijkaard: Bazen oluyordu,bir keresinde oyuncularla U2 konserine gitmiştik Barcelona stadında çalmışlardı.Juliano Beleti başı çekti sıkı bir U2 hayranıdır kendisi.
Soru: İspanya Şampiyonluğunu kazandığınızda hangi parçayı dinlediniz?
Rijkaard: Öyle anlarda sakin şeyler dinliyorum soft ve biraz sentimental,duygusal olacak.Dinlerken tüm sezonu tekrar göz önünden geçirmek,en güzel örneği Nirvana grubunun "Unplugged in New York" albümü çok duygusal.Şayet bir maçı kaybetmişsek o zaman sert ve elektrikli parçalara ihtiyaç duyuyorum.
Soru: Şampiyonlar Ligini kazandıktan sonra ne dinlediniz?
Rijkaard: Morrisey ve The Smiths.
Soru: Sizce Anne ve Babanızın plak koleksiyonunda en iyi Albüm hangisi?
Rijkaard: Küçükken evimizde sıkça Soul çalınırdı,Motown'dan Otis Reading yada Temptations.
Soru: 1970 yıllarının en iyi albümü hangisiydi?
Rijkaard: O yıllarda dağılan Beatles'lerin Let it Be ama Sex Pistols'larrın Nevermind the Block albümüde yabana atılacak gibi değil.
Soru: 1980'lerin ?
Rijkaard: XTC'den hepsi
Soru: Ve 1990'lardan?
Rijkaard: O dönem bir çok iyi gruplar vardı,ben Nirvana ve Pearl Jam çok hoşuma gidiyor,on sene sonra tekrar dinlediğimde aynı zevki alıyorum.
Tercüme: Erdal Güngör
bööööööö geldi !

Artık her gün aynı geyikleri okumak,duymak sanırım hepimizin bööööööö'sünü getirdi.Nedir bu kardeşim,bir yandan topuz diğer yandan real madrid,rabbime şükür ediyorum Galatasaraylı olduğum için,çevremde çoğu renkdaşlarımda aynı fikirdeler hepsi "bu işler bizlere göre değil" diyorlar.
"İnek Şaban",rahmetli Kemal Sunal'ın yıllar önce oynadığı bir Yeşilçam yapıtı,sanki rahmetli bu günleri o zamanlar görmüş,21.yüzyılın Türkiyesinde hala böyle terbiyesiliklerin görülmesi içler acısı.Topuz isimli şahış sade Anadolu'da değil dünyanın her yerinde nadir rastlanan cinslerden,halk arasında bu cinslere "Geri Zekalı" diyorlar.Ailesinin onu eğitmek için verdiği emekleri ayakları altına alan bu kişi,okul hocalarının nasihatlarınada zamanında pek kulak vermediği,onlarında topuza harcadıkları emeklerin boşa gittiği açıkca ortada,çok yazık.Anadolumuzda genelde Efendi,Akıllı bir o kadar Zeki,Delikanlı,Mert,Dürüst veçok güzel İnsanlar yaşar,topuz bu kriterlerin hiç birine uymuyor,geleceği kulübün camiası tüm bu olanları nasıl olumlu karşılayacak pek bilmiyorum ama ben yatıp kalkıp dua ediyorum iyiki bu şahısın Galatasarayımızla ismi anılmıyor.
Gelelim real madride,her gün birini transfer ediyorlar,piyasada futbolcu bırakmadılar,şayet bir gün İbrahim Tatlıses çıkar Real Madrid'den teklif aldığını söylerse hiç şaşırmayalım muhtemelen doğru olabilir.Bu adamlar uzaylılar ile maçmı yapacak? Dilerim Sivasspor Şampiyonlar ligine kalır real ile eşleşir,bunları bir güzelim yenip dünya aleme maskara eder.Ne şahane olur ama 250 milyon avroluk takımın tek oyuncusunun aldığı yıllık ücretle kulüp geçindiren Sivassporun reali yenmesi bence hiç süpriz olmaz çünkü real madrid son geçirdiği sezonu mumla arayacaktır.
Açıkcası pek umursamıyorum,artık çoğu futbol severinde bu tür transferler pek heyacanladırdığını sanmıyorum herkes sahada ortaya koyulan icraate bakıyor.Esas beni heyecalandıran kimler transfer edildi yada gelsin gibi konular değil,bana daha çok Galatasarayımızın önümüzdeki sezon oynayacağı yeni tarz futbol baya meraka saldı.Aydın Yılmaz,Arda Turan,Sabri Sarıoğlu,Uğur Uçar,Semih Kaya vb. alt yapıdan yetişen genç yeteneklerimiz gelecek sezon yeni Teknik Direktörümüz Rijkaard ve ekibi altında ne gibi ilerlemeler kaydedeceği heyecanlandırıyor.Elbette ilk başta çok sabırlı olmalıyız,sezonu erken açıyoruz bana kalırsa bizim için avantaj.Sezon açılışı erken olması futbolcuları çabuk forma girmesi doğru ama kimse sezon ortasında düşüşe geçeceğimizden endişelenmesin.Ben şahsen performans düşüşü yaşayacağımızı sanmıyorum ve geçtiğimiz sezon sıkca orataya çıkan talihsiz sakatlıkların bu sezon o kadar çok rastlanmayacağın kanısındayım.Rijkaard/Neeskens ikilisinin yeni antreman metodları oyunculrımıza futbolu sevdirecek,onların performansını artırıp güçlendirecektir,tabi futbolcularda disiplinli şekilde bu düzene ayak uydurmak zorundalar,onun için yeni yapılanmada şahsi yeteneklerini daha çok takım için ortaya çıkarmaları büyük önem taşıyor,kısacası kendilerine çok iyi bakmaları lazım! Biz Taraftarlara düşen görevi sıkça tekrar etmekte fayda var sanıyorum,belki sezonun ilk haftaları istediğimiz gibi gitmeyebilir ama hemen umutsuzluğa kapılmamalıyız "SABIR,DESTEK,SABIR" bu üç şeyi yerine getirdikmi GALATASARAYIMIZI çok güzel günler bekliyor....
Erdal Güngör
Mentalita ULTRA
BOYUN EĞEREK YAŞAMAKTANSA
BAŞIM DİK AYAKTA ÖLMEYİ TERCİH EDERİM !!!
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !!!
Formada isim yeri değişiyor
..........................................................................................................................................................................................................................
FORMADA İSİM YERİ DEĞİŞİYOR, REKLAM ALANI ARTIYOR
TFF'nin önümüzdeki sezon aldığı yeni kararlar arasında futbolcuların giyeceği forma ve şortlarda bulunuyor.
Kulüplere daha fazla reklam geliri getirilmesi için yapılacak olan değişiklilerde futbolcu isimlerinin forma numaralarının altına yazılacağı öğrenildi. Forma numaralarının üstüne ise reklam alınabilecek.
Diğer bir değişiklik ise şortların önüne reklam alınması oldu. Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz sezon da şortların arkasına reklam alınabiliyordu.
Önümüzdeki sezon kulüpler forma göğüs, forma kol, forma arkasında numara üstü, şort ön ve şort arka olmak üzere 6 ayrı reklam alabilecek ve gelirlerini arttırabilecek.
..........................................................................................................................................................................................................................
Şortların önü arkası,numara altı üstü hatta kenarları,yakında çoraplar bu gidişle zavallı profesyonel oyuncularımız aç kalmamaları için kollarına bacaklarına reklam dövmeleri bile yaptırırlar.Dünkü yazımda Handelsblatt gazetesinin haberinden bahsetmiştim.Dergide Kulüplerin gelirlerinde azalmalar olduğunu ve bunun tek sepebi oyuncuların yüksek bonservis bedelleri ile yıllık ücretlerinin giderek artmasından kaynaklandığını yazıyordu Handelsblatt dergisi.Gittikçe yükselen oyuncu maaşlarını karşılamak için kulüpler yeni kaynaklar üretmek zorunda kalıyorlar,her yol mübah yeterki kasalar dolsun.Tabi bu ağır faturanın en büyük payı Taraftarlara yükleniyor,peki nereye kadar?
Son KaKa Transferi profesyonel futbol tarihinde hiç görülmemiş boyutlara ulaştı,oyuncunun toplam bedeli Real Madride tam 105 milyon avroya patladı.Bu fiyatları kim belirliyor? yeni model otomobil piyasaya sürülmeden önce bir çeşit testlerden geçiyor sonra fiyatını koyuyorlar,örnek biraz tuhaf oldu ama insanın para karşılığında bir bedeli varmı gerçekten varsa nasıl ölçülüyor? endüstriyel futbolda gelinen son durum artık sınır tanımıyor,muhtemelen futbolcunun bedelini managerler ve kulüpleri belirliyordur ama bunun yolu yordamı olması lazım,öyle herkes kafasına göre rakam nasıl koyabilir? Devre arasında transfermarkt.de sitesinde bir futbolcunun bedeli 3 milyon avro olarak gözüküyordu sonra bu oyuncuya bir ingiliz kulübü talip oldu,teklif ettiği miktar çok ilginç "30 milyon avro!" Belki 5 verse oyuncuyu alma ihtimali çok yüksek ama neden hemen on mislisi teklif ediliyor? Diyeceksinizki çevredeki diğer talepleri devre dışı bırakmak için yapılmış,tamam kabul fakat futbolcunun gerçek bedelinden kat kat yüksek rakamlar ortada dolaşması benim gibileri kafayı takıyor.Gelde takma,ister istemez insanın kafası karışıyor bu paralar nerden geliyor?
Real Madrid KaKa'ya ödediği fiyatı bir yıl içinde iki mislisini çıkaracağı söyleniyor,büyük ihtimalle bu üç misli olabilir çünkü KaKa formaları satlacak,kombine fiyatları artacak,televizyonlara ayrı pazarlanacak,peki bu paraların hepsi kimin cebinden çıkacak? "TARAFTARLARIN",pardon müşterilerin nede olsa artık endüstriyel futbol içinde Taraftar demek yanlış olur.
Biz Taraftarlar bu duruma karşı ne gibi önlem alıyoruz? hiç SIFIR,nasıl olsa minarenin kılıfı hazır,külüp menfaatleri diye bir emzik uydurmuşlar ağzımıza sokuyorlar bizde büyük iştahla o emziği emiyoruz yeterki kulübümüzün değeri düşmesin,büyük başarılara koşsun,her sene şampiyon olsun,avrupada kupa bırakmasın,sahada sergilenen oyun önemli değil skor tabelasında yazan geçerli.Büyük emekler vererek kazandığımız üç kuruşu çakma yıldızların kursağını doldurmak için harcıyoruz, çocuklarımızın rızkından kesiyoruz bu gidişle elimizde ne varsa satacağız yeterki biricik sevdiğimiz takımızın yanında olalım.
Daha ne kadar bu duruma suskun kalacağız bilmiyorum,hakemler iki yanlış düdük çalsa hemen sokaklara dökülüyoruz,birileri döktürüyor desek daha doğru olur.Ama yıllar önce elin oğlu Nağmı Değer Bosman beyefendi çıktı ortaya tüm dünyaya meydan okudu sonunda kazandı eline geçen 700.000 avro.Doğru ya,Bosman nasıl başardı bunu yalnız başına? yoksa arkasında gizli güçlermi vardı,yada Bosman sade bir piyonmuydu,onu kullandılarmı? Ne olursa olsun onun açtığı dava şimdiki durumu ortaya çıkardı ve örnek teşkil ediyor.Mahkemede çıkan karar sade futbolcuların serbest dolaşma hakkınla sınırlı değil,esas dikkate alınacak nokta AB Anayasa Mahkemesinin davada açıkladığı son yorumu,"Kendi içinde profesyonel eleman bulunduran her kulüp şirket olmak zorundadır" evet aynen böyle yazıyor inamıyorsanız buyrun size kaynak >>> link
Taraftar bu karara karşı ne tepkisi oldu? Ultras Manifesto yazdı,sanki komşu teyzenin yemek tarifi gibi,orada ne yazıyorsa harifyen hepsi gerçekleşti....Yemekteyiz Afiyet olsun !!!
Erdal Güngör
Taraftarın maddi gücü

Almanyada yayınlanan ekonomi dergisi Handelsblatt Bundesliga kulüplerinin bütçelerini mercek altına almış.Geçtiğimiz sezon futbol için en fazla para harcayanlar takımlarına her koşulda destek veren,iç saha,deplasman yılmadan peşinden koşan gerçek vefakar Taraftarlar olmuş.Handelsblatt dergisi yinede bu büyümeye endişeyle bakıyor,bunun sepebi futbolcuların kazançları kulüplerin gelirlerinden daha hızlı şekilde artış göstermesi.Uzun vadede bu durum kulüpleri değişik kaynak yollarını aramaya sürükleyeceğini yazan Handelsblatt,fırsat kollayan yeni ve bir o kadar da şüpheli olan sponsorların futbol pazarına el attığını vurguluyor.Geçtiğimiz sezon seyirci sayısında olan artış kulüplerin maddi gelirlerinde önemli rol oynamadığını yazan Handelsblatt dergisi bir önceki sezon maç başı 40.000 olan seyirci sayısı 2008/2009 sezonunda 42.000'e yükselmesi ve gişe hasılatında %9 artışın kulüplerin bütçelerine önemli katkı sağlamadığını iddia ediyor.Her şeye rağmen Alman Futbolunun maddi durumu diğer liglere nazaran iyi olduğunu yazan Handelsblatt,ispanyanın birinci ligi Primeira Division ile “Deloitte’s Annual Review of Football Finance 2009" verilerinde ikinciliği paylaşan Bundesliga,büyük farkla önde olan Premiere League'i yakalaması önümüzdeki yıllarda imkansız gözüküyor.Avrupanın top ligi haline gelen İngiltere Premiere League geçtiğimiz sezon ekonomik krize rağmen 2.4 milyar Avro gelir elde etmiş.Handelsblatt dergisine göre Almanyada benzer rakamlara ulaşmanın tek yolu 2013 yılına kadar olan televizyon yayın anlaşmasının tekrar gözden geçirilmesi.Bana göre buna hiç gerek yok illaki her şeyimizi satmak zorundamıyız? Profesyonel oyuncuların gelirlerine mutlaka sınır getirilmeli aksi taktirde futbol sade Taraftarların değil Kulüpler içinde pahalı meşguliyet olacağı açıkca ortada,birilerinin ceplerini dolduracağız diye bu gidişle evdeki aşımızdan da olacağız !!!
Erdal Güngör
