Second life

İkinci Kimlik,insanların gerçek hayatından kaçıp hayallerinde kurduğu ve çoğu insanın gerçek dünyadan daha çok orada yaşamak istediği ortam "Second life".Bazıları bu ikinci kimlikten kendilerini kurtaramayıp tuzağa düştüğünü geçmişte gördük,eline silah alıp gerçek Counter Strike kahramanı olmak isteyenler sanal dünyada saçtıkları dehşeti gerçek hayata da denemeleri bir çok mahsum gencin canını yaktı.Sanal dünya bir yandan yuvalar kurdu diğer yandan yuvalar yıktı.Suni kimlikler arkasına saklananlar gerçek kişiliklerini bir anda kaybederek derin bir melankoli boşluğu içinde düştüler.1995 yılında MS yazılım firması çıkardığı win95 işletim sistemi ile dünyada her kişinin bilgisayar kullanması çocuk oyuncağı oldu,zaten hep öyle değilmiydi? sordukları zaman "çocuğa ders çalışsın diye aldık" gibi klişeleşmiş cevaplar vermiyormuyduk? Çocuk bahaneydi teknolijiyi kullanmak bizde utanç yaratıyordu garip bir Halkız.Bilgisayarlar kullanıcıları hızla artması internetinde gittikçe yayılmasını sağladı onu hayatımızın önemli parçası haline getirdi,yeni dünya keşfettik kendimiz için "SANAL DÜNYA".İnsanlar tarafından yaratılan yapay zeka,tamamen kontrol dışına çıktı.Bizden topladığı bilgilerle hepimizi gün gittikçe kontrol altına alıyor sanki matriksin içindeyiz,belki farkında değiliz sanal dünyanın kölesi olduk...
Erdal Güngör
Yılan Hikayesi sona erdi
Ve Frank Rjkaard Galatasarayımızın yeni Teknik Direktörü oldu.Dünde yazmıştım önceside,gönlümde Fatih Terim yatıyordu ama hiç üzülmedim çünkü Frank Rjkaard Fatih hocamızı aratmıyacaktır.Hollandanın "Total Football" ekolünün içinden gelen,Ajax alt yapısında yetişen 1990'lı yıllarda Milanın Van Basten,Gulitt ile beraber altın üç çocuklarından birisidir.Oyunculuk dönemindeki kariyeri kadar Teknik Direktörlük kariyeride çok parlak ve büyük başarılarla dolu.Disiplinin yanında alt yapıya önem veren Rjkaard sahada her zaman pozitif futbol oynatmaktan yanadır,kimseye taviz vermez onun konzeptine uyum sağlamayanlar uzun süre formaya hasret kalabilirler!
Frank Rjkaard'ın yardımcısı Johan Neeskens olacak ve oda Rjkaard gibi müthiş kariyere sahip.1970 yıllardında Johan Cruyff ile beraber hem Ajax Amsterdam hemde CF Barcelona ile büyük başarılara imza atmış.Ajax ile üç kez Avrupa Kupasını bir kez Kıtalar arası Şampiyonu olmuş.Bu istikarını Barcelonada sürdüren Neeskens Hollanda Milli takımının vaz geçilmez oyuncuları olmuştur,eskiler hatırlar 1974 Dünya Şampiyonu finalinde Almanyaya karşı 2.dakikada penaltıyı gole çevirendir Neeskens.Onu yakından tanımanız için bir video ekledim.
Uzun lafın kısası Galatasarayımız bir değil iki Süper Teknik adam transfer etmiştir,bakın bu çok önemli!.Rjkaard ve Neeskens'den sade Galatasaray değil Türk Futboluda çok şeyler öğrenecek,Derwall'den sonra Türk Futbolunda ikinci devrim oluşsacağını umuyorum çünkü buna ihtiyacımız var.Türk Futbol severler yıllardır skora dayalı oyunundan bıkmış artık biraz olsun göze hoş gelen pozitif futbola hasret kaldılar.Galatasayada yeni bir dönem başlıyor,ilk defa Hollandalı teknik direktör ile çalışacak,öncelikle biz TARAFTARLAR şunu çok iyi bilmeliyiz.Rjkaard geldi hemen her şey düzeldi anlamına gelmiyor dediğim gibi yep yeni yapılanma içine giriyoruz daha açıkcası Galatasaraya yeni ekol yerleştirilecek ve kimse Rjkaard'ın elinde sihirli çubuk olduğunu sanmasın,bunların hepsi zaman ister,bizim yapacağımız üç şey var "SABIR,SABIR,SABIR". Artık bunları söylemekten dilimizde tüy bitti ama ne kadar çok söylersek az eğer Galatasarayımızın iyiliğini istiyorsak bu üç önemli noktanın yanında sonuna kadar arkasında durmalıyız destek vermeliyiz,ben Türkiyede yaşasaydım hemen yarın koşar bir kombine satın alırdım.
Erdal Güngör
Yılan Hikayesi

Şaka bir yana iş gittikçe yılan hikayesine dönüştü.Şahsen pek umursamıyorum mutlaka Yöneticiler 30 kişi içinden Galatasarayımıza layik olan birini seçeceklerdir elbette ama bu bekleyiş insanda adrenalin seviyesini hafif tırmandırmıyor değil "ACABA KİM?".Rulet masasında top dönüyor hangi adayda duracak,zarlar atıldı düşşeşmi yekmi? Dile kolay tam 30 aday var,Galatasaray tarihinde bu kadar Teknik Direktörle pazarlık masasına oturuldumu? hiç hatırlamıyorum..Benim gönlümden kim geçiyor diye soracak olursanız? var tabiki geçen.
Bu arada aklıma gelmişken yarın Cuma TV'de Adanalı var,benim ufaklık yine ekran başına kurulur,hiç kaçırmaz kerata mübtelası oldu dizinin.:)))
Adanalı demişken... ;)
Erdal Güngör
Alpaslan Dikmen Tribünü ve Kombinesi İstiyoruz !

Arkadaşlar duyarsız kalmayalım bu konuya.Bize nasıl GALATASARAYlı olunacağını öğreten/gösteren, taraftarlığın sadece stad içinde bitmediğini stad dışında da görevleri olduğunu söyleyen Alpaslan abimize stad dışında bir vefa örneği gösterelim lütfen.
Lütfen aşağıdaki faks örneğini lütfen klubumuze fakslayınız.
FAKS Numarası: 0(212) 347 07 89
- Faks Örneği -
==========================
03.06.2009
GALATASARAY SPOR KULÜBÜ YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NA,
İSTANBUL
Konu: Eski Açık / Alpaslan Dikmen Tribünü.
Kulübümüzün futbol müsabakalarının oynandığı Ali Sami Yen Stadı’nın Eski Açık Tribünü’ne Alpaslan Dikmen Tribünü isminin verilmesini, bahsi geçen tribüne ait kombinelere Alpaslan Dikmen Tribünü isminin yazılmasını ve kombinelerin üzerinde kurucularından olduğu ultrAslan’ın hazırladığı koreografilerin resminin yerine Alpaslan Dikmen’in fotoğrafının bulunmasını arz ederim.
Adres: ..........................
..........................
..........................
http://www.adanmishayatlar.net/
.....................................................................................................................................
Şu yer yüzünde tanışdığım en mükemmel insandı,çok iyi Galatasaraylıydı ruhu şaad olsun,o daha fazlasını hak ediyor.Yöneticilerimiz Büyük Galatasaray Taraftarlarının bu isteğini geri çevirmeyeceğini canı gönülden istiyorum !!!
Erdal Güngör
Humba Humba Bundesliga


2006/2007 sezonunda Bundesligadan düşmüşlerdi,bir sene sonra efsane olan Teknik Direktörleri Jürgen Klopp(klopos) B.Dortmund yolunu tutunca Mainz 05'in tekrar geri dönmesi bir hayli zor gözüküyordu.Kloppun devrinin kapanışı ardından Jörn Andersen görevi devir aldı.

Andersenin gelişini Mainz Taraftarları başta pek olumlu karşılamadılar,bir sezon öncesi Kickers Offenbach takımının 3. lige düşmesinde sorumlu tutulan Andersen medyanın hedef tahtası olmuşdu.Tartışmalar dinmedi herkes endişeliydi,kimse Bundesligayı aklının ucuna bile getirmiyordu,ligi orta sırada bitirirseler ona razı olacaklardı.Endişeler bir yandan sürerken lig başladı,andersen offenbach'dan gelirken yanında Aristide Bancé isimli Afrikalı oyuncuyuda almıştı üstelik bir kuruş transfer bedeli ödemeden.İlk maç ezeli rakiplerine karşı kendi sahalarındaydı 1.FC Kaiserslautern takımını muhteşem bir oyunla 4:3 dize getiren Mainz bir anda Taraftarlarının kafasında oluşan soru işaretlerini silip attı.Neden olmasın diyordu şimdi herkes,üst üstte alınan galibiyetler Mainz 05' taraftarlarında artık tüm endişeleri ortadan kaldırmışdı.Devreyi lider bitiren Mainz,Bundesligaya çıkacak takımları arasında en büyük aday gösterilmeye başlandı.İkinci devre aynı istikrarı gösteremeleselerde sonuçta ligi 2. olarak bitirip FC Freiburg arkasından direk çıkmayı başardılar.Bir Sezon öncesi offenbach takımınla 3.lige düşen Andersen bu sezon Mainz takımını birinci lige çıkarması ciddi şekilde araştırılmalıdır diye düşünüyorum.Bu büyük başarının diğer baş aktörleri takımı sırtlayan Markus Feulner ve Aristide Bancé.Feulneri önümüzdeki sezon eski hocası Kloppun takımı B.Dortmund'a seyretme fırsatı bulacağız,yakın zamanda Alman Milli takımın vaz geçilmez oyuncusu olursa hiç şaşırmamak lazım.

Feulner'den sonra diğer baş aktör Aristide Bancé,onun üzerine geçenlerde geniş kapsamlı bir yazı yazmıştım Aristide Bancé
Önümüzdeki sezon Edin Dzeko benzeri çıkış yapacak futbolculardan birisi olarak görüyorum Bancé son maçında yine sahneye çıktı ve 2 gol attı,2012 yılına kadar kontratı var bu sezonki çıkışını Bundesligada sürdürürse diğer sezon sonrası Mainz 05'in kasasına büyük paralar gireceği kesin.
Erdal Güngör
Strese sokan maçlar
Bu sene Türk Futbol severlerin kendi liginden soğuyup Avrupa liglerine daha fazla ilgi göstermesi açıkca ön plana çıktı.Hafta sonu avrupa liglerinde seyredilen maçlar herkesin dilinden düşmüyordu bilhassa Barcelona maçları ayrı zevkle anlatılıyordu.Evet biz Futbol severler,taraftarlar kendi ligimizden kopuyoruz ve gerçeği söylemek gerekirse bu Türk Futbolu için büyük tehlike oluşturuyor.Büyük yükün altına girip modern stadyumlar yapılıyor fakat statlar boş,artık modern yapılar futbol severleri kesmiyor çünkü içi boş,ortaya koyulan oyun futbolu spor eğlencesinden uzaklaştırıp işkenceye dönüştürüyor.Ligin kalitesi düşmesi Türk Futbolu için büyük tehlike oluşturuyor,bu sezon çok çekişmeli geçti diyerek kendimizi boş yere kandırmayalım.TFF bu duruma seyirci kalmamalı,en yakın zamanda Türk Futbolunun oyun yapısında ciddi revizyon yapılmalı,eğer biz avrupadaki takımlar ile aynı seviyede rekabet etmek istiyorsak önce oyunumuzu geliştirmeliyiz.Hep skor tabelasına göre futbol oynatırmak futbol kültürünü köreltiyor evet Türkiye ligi çok zor yalnız zorluğu futbolu bozmaktan yana ortaya çıkıyor sahada mücadele eden takımların tek hedefi ilk önce birbirine oyun fırsatı tanımamak,her iki tarafda diğerinin oyununu bozmak için her türlü yola baş vuruyor sonra ortaya vahim tablo çıkıyor "SAKATLIKLAR".Sanırım bu sene Türk Futbol Liginin Tarihinde en çok sakatlıklar yaşanan bir sezon geçirdik tabi bunda kötü zeminlerinde önenmli faktör olduğunu vurgulmak lazım.Malum iyi futbol ancak iyi zeminde oynanır ama bizde durum farklı,zemin ne kadar iyi olsada oyuncuların toptan daha çok rakiplerini bozmak için yaptıkları hamleler vicdansızlık ötesi bir şey,peki neden? Düzen skora dayalı olduğu için "iyi oynayıp kaybetmektense,kötü oynayıp kazanmak" zihniyeti,işte bu zihniyet Türk Futbolunu bitiriyor !!!
Erdal Güngör
Holiganlık serbest !
Olayı biraz açıp derine inmek gerekiyor Ki bu tür işlere yabancı olan ve doğrusunu bilseler bile kasıtlı yalan haber yapıp insanları kandıran Türk medyasıda biraz aydınlanmış olur.Holiganlık yanlış tarif ediliyor,futbol maçlarından önce veya sonra otobüs taşlayanlar,etrafa zarar verenler,birbirini bıçaklayanlar,tribünde koltuk kıranlar vb. kesinlikle holigan değildirler! bu şahışlar en fazla çapulcu olarak adlanırılır,kimse hemen yanlış anlamasın bu tarifi sade bazı kulüp başkanları yapmıyor gerçek holiganlarda bu tür vandalizmi kabul etmiyorlar.Evet vandalizim ve holiganlık insanları doğu bilgilendirmek için ikisini iyi ayırmak gerekiyor.
Gelelim habere,söz konusu olay Almanyanın Stuttgart kentine bağlı olan Esslingen şehirinde geçiyor.Bir avukat hemde Doktora yapmış ve aynı zamanda VFB Stuttgart taraftarı hafta sonları arkadaşlarınla bir araya gelip önceden anlaşılmış yerlerde rakip takım taraftarlarıyla dövüşüyorlar,örnek olarak yukarıda video daha detaylı bilgi veriyordur sanırım.Bu olaylar son yıllarda avrupanın çoğu ülkesinde yaygınlaştı ve bir tür spor haline geldi.Tribüncülükle uzaktan yakından alakası olmayan holiganlık içinde takım tutmak sade bir vesile olarak görülür.Ciddi kuralları olan ve bu kurallara sadık kalan holiganlarda,durduk yerde rakip forması taşıyan taraftarlara saldırmak,kadın,çocuk,yaşlı insanlara saldırmak,vandalizim,adam bıçaklamak gibi suç içeren işler kesinlikle yasak ! Karşı rakiple dövüşülecekse delikanlıca yapılıyor.Önceden dövüşecek grupların sayısı belirleniyor,kesinlikle yaralayıcı aletlere müsade verilmiyor,yerde yatan kişiye vurulmuyor.Kuralları kontrol eden hakem belirleniyor gerek görülürse hastane arabası dövüş yerinde hazır vaziyette bekletiliyor.Kimine göre sapıklık,kimine görede gayet medeni bir olay artık seçimi size bırakıyorum.Bu işlerden rahatsız olan Savcı tanınmış holigan grubunu mahkemeye verdiğinde çıkacak kararın böyle olacağını aklının ucuna bile getirmiyordu.Dövüşlerin ne kadar suç içerikli olduğunu vurgulasada, Devletin Savcısı aynı Devletin Mahkemesinin Hakimi tarafından haksız bulunuyor ve 8 noktadan suçlu gösterilen sanıklar serbest bırakılıyor.Kararın çıkmasında büyük rol oynayan holiganların yukarıda tarif ettiğim kuralları esase alınıyor ve üstelik maçtan önce polis tarafından biliniyormuş.Artık itiraz edilsede çıkan mahkeme kararının değişmeyeceğini sanık avukatlarıda pek ihtimal vermiyorlar.
Erdal Güngör
Sihirli değnek
Hataların en büyüğünü Başkanlar yapıyor,göreve geldikleri ilk gün gereksiz yere Taraftarlarını yanlış yönlendiriyorlar.Üç senelik şampiyonluk sözü veren,ikinciliği başarısızlık olarak gösterenler Futbola karşı çok büyük saygısızlık yapıyorlar,bazıları için bu açıklalamlar ile Başkanlar büyük düşünüyor olabilir ama bana göre tamamen Sportmelik dışı konuşmalar.Bu tür yanlış yönlendirmeler Türkiyede tuhaf bir kitle ortaya çıkardı,ben bu kitleye "SKOR SEMPATİZANLARI" diyorum.Öyle bir kitle Ki,türkiyede oynanan maçları tamamen tabelaya göre değenlenndiriyor sahada oynanan futbol kalitesi pek önem taşımıyor onlar için ama ne zaman Avrupadan bir maç seyretiğinde vay be adamlar ne güzel oynuyorlar diyerek ağzıları sulanıyor.Biz Avrupada olan Futbol kalitesini yaklamamız için şimdiki düzeni ele alıp yeniden oluşturmalıyız,şunu çok iyi bilmeliyiz başarıya giden yol her şeyden önce sahada sergilenen oyunun güzeliğiden geçer.Alt yapıdan gelen yeteneklere bu yönde eğitim verilmeli sade bununla kalmayıp Profesyonel takım oyuncularını kişisel Teknik Antremanlar yaptırılmalı kısacası eğitim devam etirilmeli,futbolculara güncel bilgiler sunarak yeteneklerini geliştirmelerinde yardımcı olunmalı.
Üst düzey takım kurmak kolay her şey paraya bakıyor ama o takımdan üst seviyede verim almak en az 3 sene süre alır bu süre bile yetmeyebilir.Barçayı örnek alalım,muhteşem cruyff döneminden sonra uzun süre düşüş yaşadılar ,tekrar yeni yapılanmaya girdikleri yıllarda ilk başta alt yapıdaki eğitimi ele aldılar ve bir oyun tarzı ortaya çıkardılar,kısacası ekol yarattılar.Şimdi sergiledikleri oyun tarzı tamamen Barcelona alt yapısının planlı eğitiminden ortaya çıkmıştır.Alt yapıdan gelen yeteneklere büyük destek vererek A takıma monte ettiler.Takıma gelen gençlere verilen futbol eğitiminin konzeptini A takıma oturtdular,dışardan gelen yerli ve yabancı oyuncuları bu konzepte uyum göstermelerini sağladılar ortaya çıka neticeyi hepimiz memnuniyetle seyrediyoruz,benzer model Arsenalda uygulanıyor,peki bizde aynısını yapamazmıyız? Tabiki yaparız,hatta Galatasaray bu konzepti yıllardır uyguluyor veriminide 9 sene önce aldı ama ne hikmetse son yıllarda ezeli rekabetin getirdiği aşırı dercede başarılı olma hırsı bizi doğru yoldan saptırdı,eğer uzun seneler başarılı almak istiyorsak tekrar kendi modelimize dönmeliyiz aksi taktirde her sene milyonlarca dollar avro harcayip büyük felaketin eşiğine geliriz.
Galatasarayımız gelecek sezon için yeni Teknik Direktör arayışına girdi,bir kaç isim ortada dolaşıyor şahsen gönlümde yatan Fatih Terim ama bu isim kim olursa olsun Houllier'de olabilir veya başkası.Getirilecek Hocalar ile Yönetimin alacağı risk şimdi hala Görev başında bulunan Büyük Kaptanın devam etmesinin arasında hiç bir farkı olmayacak hatta Bülent Hocamız bence biraz daha avantajlı,4 aydır takımın başında.Gelecek Teknik Direktörlerin elinde sihirli değneyi olmayacağına göre uzun vadede istikrarı oluşturmak isteniliyorsa bunların hepsi göz önünde bulundurulmalı...
Erdal Güngör