SERİE A,B 'den kopuyor
İtalyada Serie A ile B Başkanlarının TV ve Reklam gelirlerinin paylaşımı için 2008 Aralık ayından bu yana sürdürdükleri pazarlıklar perşembe günü netice alınamadan iptal edildi,artık iki lig arasında gelir paylaşma anlaşması yok.! Alınan kararı US Lecce dışında tüm Serie A kulüpleri kabul ettiler.US Palermo Başkanı Maurizio Zamparinin "Biz yeni Serie A kurduk" zafer çığlıkları ikinci lig kulüpleri tarafından hiç hoş karşılanmadı,çıkan karara büyük tepki veren Serie B yöneticileri önümüzdeki sezon gerekirse maçları boykot edecekler.Aylardır Serie-B kulüpleri fazla para isteklerini dile getiriyorlardı,şu sıralar bir çok ikinci lig takımları oyuncularına para ödemede sıkıntı çekiyor sade dört kulüp zamanında maaş ödemesi yapabiliyor.
Yeni oluşacak Serie A liginin başına eski İşveren Birliği CEO'su Maurizio Beretta getirilecek.Kulüplere mali işlerini daha iyi yönetmelerinde destek verecek olan Beretta aynı zamanda yeni statların projelerine hız getirecek.Yeni Serie A için örnek olarak ingilterenin premiere league alınmış,1992 yılında kendini üç alt profesyonel liglerinden ayıran premiere league dünyanın en zengin futbol ligi haline geldi.
Evet doğru premiere league diğer liglerden koptukdan sonra mali değerini bir hayli arttırdı ve dünyanın en zengin ligi oldu...olmasına ama son yaşanan global ekonomik krizden onlarda payını aldılar hatta bazı kulüplerin mali bütçelerini denkleyemedikleri için ligi küçültme fikrini ortaya atanlar var.İkinci ve üçüncü liglerin TV ve Reklam gelirlerinden mahrum bırakılmaları ilerki yıllarda eğer kriz çabuk atlatılamazsa tamamen oratadan yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklar.! İtalya yeni stat projelerini hızlatmanın tek yolu büyük ihtimalle Euro2016 orgaizasyonunu almakla gerçekleşebilir diye düşünüyorum aksi taktirde Beretta B planını devreye sokarak kulüp yöneticilerin başına 9 mm'yi dayar.......
Erdal Güngör
Yeni oluşacak Serie A liginin başına eski İşveren Birliği CEO'su Maurizio Beretta getirilecek.Kulüplere mali işlerini daha iyi yönetmelerinde destek verecek olan Beretta aynı zamanda yeni statların projelerine hız getirecek.Yeni Serie A için örnek olarak ingilterenin premiere league alınmış,1992 yılında kendini üç alt profesyonel liglerinden ayıran premiere league dünyanın en zengin futbol ligi haline geldi.
Evet doğru premiere league diğer liglerden koptukdan sonra mali değerini bir hayli arttırdı ve dünyanın en zengin ligi oldu...olmasına ama son yaşanan global ekonomik krizden onlarda payını aldılar hatta bazı kulüplerin mali bütçelerini denkleyemedikleri için ligi küçültme fikrini ortaya atanlar var.İkinci ve üçüncü liglerin TV ve Reklam gelirlerinden mahrum bırakılmaları ilerki yıllarda eğer kriz çabuk atlatılamazsa tamamen oratadan yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklar.! İtalya yeni stat projelerini hızlatmanın tek yolu büyük ihtimalle Euro2016 orgaizasyonunu almakla gerçekleşebilir diye düşünüyorum aksi taktirde Beretta B planını devreye sokarak kulüp yöneticilerin başına 9 mm'yi dayar.......
Erdal Güngör
Nasılsınız?.....sonrası !
Pazartesi Akşamı TRT 1'de yapılan "nasılsınız?" adlı programa bu sefer Türkiyenin Tribün Liderleri davetliydi.Taraftara müşteri gözüyle bakan federasyon başkanının yaşadığı ülke için büyük ilerleme ama burada sayın Tayfun Talipoğlunun hakkını teslim etmek lazım,biraz ön bilgi alsaydı daha iyi olurdu,belki o böyle daha doğal olacak sandı,ön bilgi alsaydı programı başka türlü yönlendirebilirdi bunu yapmayarak ortamı Tribün liderlerine bıraktı ki kendilerini açıkca ifade etsinler diye.Program amacına ulaşması için şimdiden kesin bir şey söylenemez ve Televizyonda her mevzu konuşulamadığı için bir çok önemli konulara değinilmedi sanıyorum.Aslında çok iyi başlamıştı ama nedense sonra herkes kendi oluşumunu ve camiasını ön plana çıkarma hevesine kapıldı yine de önemli konular dile getirildi.Belki şimdilik amacına ulaşamasada,program büyük çoğunluğun kafasında oluşan ön yargıları yıkmasını sağlamıştır,tabi bazıları içlerinde hala kötülüklerini ısrarla koruyorlar.Bunların başını çekenler yayıncı kuruluşun ele başları,isimlerini yazarak blogumu kirletmek istemiyorum kimlerden bahsetiğimi herkes çok iyi biliyor.Bu elemanlar son zamanlarda sıkca "bedava bilet" konusunu dile getiriyorlar,nasıl bundan yıllar önce "tribün terörü" lafını ortaya atıp sanal tribün terörü yaratıkları gibi.
Tribün terörü diye bir şey yok kardeşlerim,esas terörü her hafta sonu spor programlarında bu şahışlar yapiyorlar,ben onlara "EKRARAN TERÖRİSTLERİ" diyorum.Terörist anlamı Sebahattin Reisin programda anlatığı gibi mevcut olan devleti yıkmaya çalışanlardır,oysa Tribüncülerin hiç birisi şimdiye kadar böyle bir girişim içinde olmadılar,aksine her zaman Devlete sahib çıkmışlar,Ülke insanı için hayırlı işler yapmışlardır.Eskişehirsporlu Taraftar temsilcisinin dediği gibi trbün öyle kolay sanılan bir iş değil çok ciddiye alınmalı.Tribün,belki kimsenin şimdiye kadar pek önemsemesede baya entelektüel bir iş.Ülkenin her kesiminin bir arada toplandığı,insanların yaratıcı gücünü ortaya çıkaran bir yerdir tribün.Keşke Türkiyede Futbolu yönetenler tribüncüler kadar yaratıcı olsalardı şimdi Türk Futbolu daha çok ilerlelerde olurdu.
Programda konuşulan önemli konulardan birisi medyanın Taraftara olan ön yargısı ;
Bu anlamsız ön yargılar bitmediği sürece sağlıklı ortamın oluşacağını sanmıyorum,bir kaç kendini bilmeyen yazarın rant elde etmek için ortaya attıkları saçmalıklar Türkiyede futbola olan bakışın laf kalabalığından öte gitmediğinin kanıtıdır.Fakat bizde de kabahat var çünkü endüstriyel futbol uşaklarının eline koz veriyoruz.Daha acı yanı henüz kendi içimizde ön yargıları yıkamadık,örneğin programa katılan Diyarbakırsporlu Taraftar temsilcisi hakkında bazı forumlarda okuduğum yorumlar hiç iç açıcı değil adamı resmen şamar oğlanına çevirmiş bazı sivri zekalılar.Gönül isterdi herkes programa katılıp fikrini söyleyebilseydi,eğer o insan oraya çağrıldıysa hepimiz saygı göstermeliyiz,onun yeterli veya yetersiz olması üzerine biz karar veremeyiz.İnsanların farklı yörelerden olması değişik lehçede konuşmaları hala bazı beyni boşları rahatsız ediyor.Taraftar Birliği kurmak hoş fikir ama bizler önce kendi içimizde bu saçma ön yargıları yıkamazsak böyle Birliğin kurulması şimdilik çok uzaklarda gözüküyor..!
Erdal Güngör
Tribün terörü diye bir şey yok kardeşlerim,esas terörü her hafta sonu spor programlarında bu şahışlar yapiyorlar,ben onlara "EKRARAN TERÖRİSTLERİ" diyorum.Terörist anlamı Sebahattin Reisin programda anlatığı gibi mevcut olan devleti yıkmaya çalışanlardır,oysa Tribüncülerin hiç birisi şimdiye kadar böyle bir girişim içinde olmadılar,aksine her zaman Devlete sahib çıkmışlar,Ülke insanı için hayırlı işler yapmışlardır.Eskişehirsporlu Taraftar temsilcisinin dediği gibi trbün öyle kolay sanılan bir iş değil çok ciddiye alınmalı.Tribün,belki kimsenin şimdiye kadar pek önemsemesede baya entelektüel bir iş.Ülkenin her kesiminin bir arada toplandığı,insanların yaratıcı gücünü ortaya çıkaran bir yerdir tribün.Keşke Türkiyede Futbolu yönetenler tribüncüler kadar yaratıcı olsalardı şimdi Türk Futbolu daha çok ilerlelerde olurdu.
Programda konuşulan önemli konulardan birisi medyanın Taraftara olan ön yargısı ;
Bu anlamsız ön yargılar bitmediği sürece sağlıklı ortamın oluşacağını sanmıyorum,bir kaç kendini bilmeyen yazarın rant elde etmek için ortaya attıkları saçmalıklar Türkiyede futbola olan bakışın laf kalabalığından öte gitmediğinin kanıtıdır.Fakat bizde de kabahat var çünkü endüstriyel futbol uşaklarının eline koz veriyoruz.Daha acı yanı henüz kendi içimizde ön yargıları yıkamadık,örneğin programa katılan Diyarbakırsporlu Taraftar temsilcisi hakkında bazı forumlarda okuduğum yorumlar hiç iç açıcı değil adamı resmen şamar oğlanına çevirmiş bazı sivri zekalılar.Gönül isterdi herkes programa katılıp fikrini söyleyebilseydi,eğer o insan oraya çağrıldıysa hepimiz saygı göstermeliyiz,onun yeterli veya yetersiz olması üzerine biz karar veremeyiz.İnsanların farklı yörelerden olması değişik lehçede konuşmaları hala bazı beyni boşları rahatsız ediyor.Taraftar Birliği kurmak hoş fikir ama bizler önce kendi içimizde bu saçma ön yargıları yıkamazsak böyle Birliğin kurulması şimdilik çok uzaklarda gözüküyor..!
Erdal Güngör
Yürüyen reklam panoları
Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, gelecek sezondan geçerli olmak üzere yeni sportif ekipman ve reklam talimatını kabul etti.
Federasyondan yapılan açıklamada, 1 Haziran'dan geçerli olacak talimatın, kulüplerin gelirlerini artırmaya yönelik yenilikler içerdiği bildirildi.
Buna göre, profesyonel liglerde mücadele eden takımların formalarının ön yüzünde, geçmiş sezonlarda olduğu gibi reklamlar yer almaya devam edecek. Buna ek olarak ise formaların arka yüzüne ve şortların ön yüzüne, belirtilecek ölçülerde reklam alınabilecek.
Talimattaki bir diğer yeniliğe göre ise Turkcell Süper Lig ve Bank Asya 1. Lig'de yer alan takımlar, formalarına iç saha ve deplasmanda yaptıkları maçlarda farklı firmaların reklamlarını alabilecekler. Bu takımlar, 2009-2010 sezonunda, talimatta belirtilecek esaslara göre, formalarının bir koluna, yer aldıkları ligin isim sponsorunun logosunu da koyacak.
Yukarıdaki haberi geçen hafta çeşitli medya sitelerinde okumuşunuzdur,kulüplerin gelirleri çoğalacak,futbolun marka değeri bir kat daha yükselecek,futbolcuların performansları artacak.....dermişim.Ete buta zam geldi formaların önü yetmedi şimdi şortlara,çoraplara reklam,belki ileride oyucuların bacaklarına kollarına filanca markanın dövmesini yaptırmaları için para verirler bu gidişle.Geçen pazar günü Ankaraspor maçını seyrediyorum,kutsal kapalımıza kocaman reklam pankartı asılmış,nede olsa kulübümüzün diyorum içimden ama aklıma kötü şeyler gelmiyor değil,hadi günün birinde akılının teki çıkıp"ben size gişe hasılatının üç mislisini vereyim tüm tribünü reklam panosu olarak bana kiralayın" derse acaba ne yaparız?.Futbol üzerinden para kazanmanın en son yöntemi,avrupanın bazı ülkelerinde benzer saçmalıkları görüyoruz,kulüplerin kutsal renklerini kapatan formaların üzeri reklamlarla dolu sanki oyuncular yarışa çıkan F1 pilotuna benziyor.
Futbol nedir? her şeyden önce spor olmalı ama artık öyle değil,futbol insanları sömürmenin yeni keşfi,mllyarlarca insanın tutkusu olan futboldan tütsüyen paranın kokusunu alan geliyor.Bunlardan birisi Almanyanın en zengin aileleri olan "Flick".1980'li yıllarda Almanyanın Sosyalist Partisine kara para aktardıkları için suçlanan bu asil aile bir zamanlar hitlere de destek vermişlerdi.Şimdi ne hikmetse aniden futbol aşkları kabarmış AS Roma kulübünün hisselerine talip olmuşlar.Kendi Ülkeleri olan Almanyada ekonomi dibe vurmuş,Daimler ve Opel can çekişiyor onlar ki ağır sanayinin uzmanları bir anda futbola el atıyorlar,hayret ve o kadarda ilginç,insanın kafası karışmıyor değil.......!
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !
Erdal Güngör
Federasyondan yapılan açıklamada, 1 Haziran'dan geçerli olacak talimatın, kulüplerin gelirlerini artırmaya yönelik yenilikler içerdiği bildirildi.
Buna göre, profesyonel liglerde mücadele eden takımların formalarının ön yüzünde, geçmiş sezonlarda olduğu gibi reklamlar yer almaya devam edecek. Buna ek olarak ise formaların arka yüzüne ve şortların ön yüzüne, belirtilecek ölçülerde reklam alınabilecek.
Talimattaki bir diğer yeniliğe göre ise Turkcell Süper Lig ve Bank Asya 1. Lig'de yer alan takımlar, formalarına iç saha ve deplasmanda yaptıkları maçlarda farklı firmaların reklamlarını alabilecekler. Bu takımlar, 2009-2010 sezonunda, talimatta belirtilecek esaslara göre, formalarının bir koluna, yer aldıkları ligin isim sponsorunun logosunu da koyacak.
Yukarıdaki haberi geçen hafta çeşitli medya sitelerinde okumuşunuzdur,kulüplerin gelirleri çoğalacak,futbolun marka değeri bir kat daha yükselecek,futbolcuların performansları artacak.....dermişim.Ete buta zam geldi formaların önü yetmedi şimdi şortlara,çoraplara reklam,belki ileride oyucuların bacaklarına kollarına filanca markanın dövmesini yaptırmaları için para verirler bu gidişle.Geçen pazar günü Ankaraspor maçını seyrediyorum,kutsal kapalımıza kocaman reklam pankartı asılmış,nede olsa kulübümüzün diyorum içimden ama aklıma kötü şeyler gelmiyor değil,hadi günün birinde akılının teki çıkıp"ben size gişe hasılatının üç mislisini vereyim tüm tribünü reklam panosu olarak bana kiralayın" derse acaba ne yaparız?.Futbol üzerinden para kazanmanın en son yöntemi,avrupanın bazı ülkelerinde benzer saçmalıkları görüyoruz,kulüplerin kutsal renklerini kapatan formaların üzeri reklamlarla dolu sanki oyuncular yarışa çıkan F1 pilotuna benziyor.
Futbol nedir? her şeyden önce spor olmalı ama artık öyle değil,futbol insanları sömürmenin yeni keşfi,mllyarlarca insanın tutkusu olan futboldan tütsüyen paranın kokusunu alan geliyor.Bunlardan birisi Almanyanın en zengin aileleri olan "Flick".1980'li yıllarda Almanyanın Sosyalist Partisine kara para aktardıkları için suçlanan bu asil aile bir zamanlar hitlere de destek vermişlerdi.Şimdi ne hikmetse aniden futbol aşkları kabarmış AS Roma kulübünün hisselerine talip olmuşlar.Kendi Ülkeleri olan Almanyada ekonomi dibe vurmuş,Daimler ve Opel can çekişiyor onlar ki ağır sanayinin uzmanları bir anda futbola el atıyorlar,hayret ve o kadarda ilginç,insanın kafası karışmıyor değil.......!
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !
Erdal Güngör
High Noon
Gary Cooper'in baş rolünde oynadığı western filmi üzerine yorum yazacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz.Hayır ama benzer senaryo geçtiğimiz hafta 19 Nisan pazar günü Düsseldorf'da yaşandı.Her iç saha maçları öncesi Fortuna Düsseldorf taraftarları "Kastanie" adlı lokalde buluşarak oradan stada gidiyorlar,aynı bizim ASY etrafında bir çok barların buluduğu sokak olarak adlındırılan yere benziyor Ki böyle mekanlar avrupada çok yaygın taraftarlar bunu gelenek haline getirmişler.Fakat bu sefer durum biraz farklı,polis foruna düsseldorflu taraftarların toplandığı mekanı öğlen saat 12:00'de abluka altına alıyor,saat 18:00'e kadar süren kuşatmanın sepebleri çok ilginç.Aslında ortada taraftarları baskı altına almalarının hiç bir anlamı yok ama mutlaka bir şeyler uydurulmalı.Polisin öne sürdüğü nedeni anlamak çok zor,bir kaç sorun çıkaran Union Berlin taraftarları başı boş düsseldorf sokaklarında geziyorlarmış.Söz konusu olan berlinli taraftarlar bu olaydan haberleri yok ve her insan gibi serbest dolaşma hakkına sahib oldukları için hepsi gayet rahat düsseldorf tren istasyonundan çıkmış şehir merkezinde turluyorlar ve içlerinde kadın ve çocuklar var yani çoğu aile dediğimiz grup sayılıyor ama polis için bu kişiler tehlikeli o yüzden düsseldorflu taraftarların mekanını kuşatarak önlem alıyor.Anlatıklarım şaka gibi geliyor öyle değilmi? ama şaka değil,olayları basın ve taraftarlar kayıt etmişler aşada 10 dakikalık görüntülerde her şey ortada.
Watching the Boys Play

Alman yazar Nicole Selmer yeni çıkardığı kitabı "Watching the Boys Play(AGON-Sportverlag)" Türkçe anlamı "Erkeklerin oyununu seyrederken",erkeklerin statlarda kadınların yanında nasıl terbiyeli duracaklarını tarif eden bir eğitim kitabı değil,bayan Nicole kitabında futbola gönül vermiş Kadınları anlatıyor.Artık futbol sade erkeklerin ilgi alanına giren oyundan çoktan çıktı,son yıllarda kadınların futbola olan ilgisi gittikçe artıyor.Sade seyirci olarak değil artık kadınlar Futbolun içinde de aktif rol almaya başladılar.Tribünde Taraftar,Sahada oyuncu ve Hakem,Gazetlerde Spor yazarları vs. Futbolun bu alanlarında kadınlara sık rastlıyoruz ve en önemlisi her işte olduğu gibi burada da"ÇOK İYİLER".Mesela geçen hafta pazar günü oynanan Alman ikinci lig müsabakası Alemania Aachen-FSV Frankfurt maçını yöneten orta hakem Bibiana Steinhaus erkek meslekdaşları kadar iyiydi ve kusursuz maç yönetti:

Spor Yazarları içinde hayranlıkla okuduğum Ebru Kılıçoğlu örneğini verebilirim link Ebru Hanım yazılarıyla piyasada futbol yazarı olarak geçinen çoğu erkeklere taş çıkartıyor.Kadın Taraftarlar artık tribünlerimizin bir parçası oldular sade iç saha maçlarında değil onları deplasmanlarda görmek mümkün,saha içine geldiğimizde Kadınlar uzun zamandır bu alanı çoktan fethettiler.Kadın Futbolu sade amatör ile sınırlı değil profesyonel olarak başta A.B.D. sonra Avrupada gittikçe önem kazanıyor.Kendi arkadaş çevrem ve ailem içinde aktif futbol oynayan genç kızlar tanıyorum,bunlardan birisi 14 yaşındaki yeğenim Ümran,onun için futbol her şey,kendi yaşıtları süslenip-püslenip partilerde gezerken o yeşil sahlarada yeteneklerini sergiliyor aynı zamanda takımda oynuyor.Sade yeğenim Ümran değil son yıllarda Kadın futbolu almanyada büyük popülariteye ulaştı,her futbol takımının alt yapısında en az 5-10 kız çocuğu görmek mümkün ve bu sayı gittikçe artıyor.....Anneeee kadınlar geliyor :))))).
Şaka bir yana Futbol cinsiyet,yaş,baş tanımaksızın herkesin tutkusu oldu ve yeni bir tartışma konusu ortaya çıkardı:
"Futbolda kim daha çok yetenekli,Kadınlarmı Erkeklermi???"
Nicole Selmer "Watching the Boys Play" kitapını 16 Mayıs Cumartesi günü saat 20:00'de tanıtıyor ve içinden bir kaç satır okuyacakmış,giriş ücretsiz,ilgi ve zamanı olanlara duyurulur.
Ülke: Almanya/Berlin
Adres: GOAL-Oranienstraße 194 / Am Heinrichplatz, 10999 Berlin
Tel: +49 (30) 50 36 50 42
Erdal Güngör
Arda Turan'a Bir Maç Ceza !
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, futbolcumuz Arda Turan'a bir maçtan men cezası verdi. Fenerbahçe maçının ardından üç maç men cezası alan Arda Turan, İstanbul Büyükşehir Belediyespor karşılaşması sonrası yaşanan olaylardan dolayı bir maçtan men cezası aldı. Öte yandan PFDK, görevli olmayan kişilerin soyunma odasında yer almasından dolayı Galatasaray'a 10 bin TL para cezası verdi.
Profesyonel Disiplin Kurulu'nun aldığı karar ve gerekçesi şöyle:
"GALATASARAY A.Ş.'nin, 19.04.2009 tarihinde oynanan BÜYÜKŞEHİR BLD. SPOR - GALATASARAY A.Ş.Turkcell Süper Lig futbol müsabakasında, görevli olmayan kişilerin soyunma odasında yer almasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle takdiren 10.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırımasına,
Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş. sporcusu ARDA TURAN'ın güvenlik görevlilerine yönelik hakareti nedeniyle takdiren 1 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,
Cezanın infazının devam eden cezasının infazının bitimini takiben başlatılmasına karar verilmiştir"
Haberi okuyunca beynimden vurulmuşa döndüm,olamaz,yok böyle bir şey.
Arda Turan eğer güvenlik görevlilerine hakaret ettiyse yanlış yapmış fakat bu onun maç cezası almasına sepeb değildir çünkü arda turan cezası nedeniyle saha içinde aktif değildi ve futbol kurallarına aykırı hareket etmedi.Şayet olayın içinde hakaret var ise hakarete uğrayan kişi tarafından dava açılmalı ki bu sivil hukuka giriyor.Öte yandan Arda Turan agretide olmuş bir Galatasaray Yöneticisi eşliğinde soyunma odalarının koridorlarında bulunuyor yani o agretideli kişi Arda Turan'a kefil,gitmek istedikleri nokta Galatasaray soyunma odası ve Arda Turanı tüm dünya Galatasarayın kontratlı Profesyonel Futbolsusu olarak biliyor.Arda Turanın iş vereni Galatasaray Spor Kulübü ve iş veren Profesyonel elemanını cezalı durumunda bile mesaiye tabi tutuyorsa hiç kimse buna karışamaz çünkü o an Arda Turanın maaşı tıkır tıkır işliyor,yani şu demek oluyor Arda Turan kulüp tarafından maç günü kafileye eşlik etmesi istendi ki bunu iş veren olarak Galatasaray Spor kulübü yapabilir,mesela şöyle "Arda Turan sen cezalısın ama bu gün kafileye eşlik edeceksin,tribünde oturacaksın,maçtan sona soyunma odasına inip malzemecilere yardım edeceksin öyle boş oturma yok kardeşim",der şimdi bu bir örnek.Arda Turan Galatasarayın profesyonel elemanı olduğu için onu istediği gibi kullanır,illa futbol oynaması söz konusu değil ona mutfakta tabakda yıkattırır nede olsa maaşını ödüyor ve ödediği paranın karşılığını alacaktır elbette.Ben Arda'nın yerinde olsam br saniye beklemem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine baş vururum,çünkü burada insani haklara aykırı durum var.AB Yüksek Mahkeme kurulunun Bosman davasında aldığı son kararda Profesyonel Futbolcular işçi kanunlarına tabi tutuluyor ve bu madde UEFA Kriterleri içinde.!
Profesyonel Disiplin Kurulu'nun aldığı karar ve gerekçesi şöyle:
"GALATASARAY A.Ş.'nin, 19.04.2009 tarihinde oynanan BÜYÜKŞEHİR BLD. SPOR - GALATASARAY A.Ş.Turkcell Süper Lig futbol müsabakasında, görevli olmayan kişilerin soyunma odasında yer almasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle takdiren 10.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırımasına,
Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş. sporcusu ARDA TURAN'ın güvenlik görevlilerine yönelik hakareti nedeniyle takdiren 1 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,
Cezanın infazının devam eden cezasının infazının bitimini takiben başlatılmasına karar verilmiştir"
Haberi okuyunca beynimden vurulmuşa döndüm,olamaz,yok böyle bir şey.
Arda Turan eğer güvenlik görevlilerine hakaret ettiyse yanlış yapmış fakat bu onun maç cezası almasına sepeb değildir çünkü arda turan cezası nedeniyle saha içinde aktif değildi ve futbol kurallarına aykırı hareket etmedi.Şayet olayın içinde hakaret var ise hakarete uğrayan kişi tarafından dava açılmalı ki bu sivil hukuka giriyor.Öte yandan Arda Turan agretide olmuş bir Galatasaray Yöneticisi eşliğinde soyunma odalarının koridorlarında bulunuyor yani o agretideli kişi Arda Turan'a kefil,gitmek istedikleri nokta Galatasaray soyunma odası ve Arda Turanı tüm dünya Galatasarayın kontratlı Profesyonel Futbolsusu olarak biliyor.Arda Turanın iş vereni Galatasaray Spor Kulübü ve iş veren Profesyonel elemanını cezalı durumunda bile mesaiye tabi tutuyorsa hiç kimse buna karışamaz çünkü o an Arda Turanın maaşı tıkır tıkır işliyor,yani şu demek oluyor Arda Turan kulüp tarafından maç günü kafileye eşlik etmesi istendi ki bunu iş veren olarak Galatasaray Spor kulübü yapabilir,mesela şöyle "Arda Turan sen cezalısın ama bu gün kafileye eşlik edeceksin,tribünde oturacaksın,maçtan sona soyunma odasına inip malzemecilere yardım edeceksin öyle boş oturma yok kardeşim",der şimdi bu bir örnek.Arda Turan Galatasarayın profesyonel elemanı olduğu için onu istediği gibi kullanır,illa futbol oynaması söz konusu değil ona mutfakta tabakda yıkattırır nede olsa maaşını ödüyor ve ödediği paranın karşılığını alacaktır elbette.Ben Arda'nın yerinde olsam br saniye beklemem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine baş vururum,çünkü burada insani haklara aykırı durum var.AB Yüksek Mahkeme kurulunun Bosman davasında aldığı son kararda Profesyonel Futbolcular işçi kanunlarına tabi tutuluyor ve bu madde UEFA Kriterleri içinde.!
Yeni Moda !
Son günlerde sık duyuyoruz,ilk başlatanlar yayıncı kuruluşunun elemanları oldu.Neymiş efendim Kulüp Başkanları kendi camialarına teslim olmuşlar...Allah Allah,yeri geldiği zaman Başkanlar çıkıp milyonlarca taraftardan bahsederler şimdi bu koskoca camialarına sırtlarınımı dönsünler? Önceden yazmışdık,camiaların büyüklüğü onları destekleyen kitleler ile ölçülür sonra kazandıkları kupalara ve servetlerine bakılır,örneğin bu gün İ.B.B. yada A.B.B. şampiyon olsa kime faydası olur,kaç kişi sevinçten sokaklara dökülür kutlamalar yapar?.Fakat elemanlar bunlarıda dile getiriyor böyle takımların ruhu olmadığından bahsediyorlar,ne yaman çelişki öğle değilmi? Yeni Moda oldu bu sözler,diğer sık kullanılan kelime "bedava bilet".Yayıncı kurluşun elemanları bu konuda da baya hasaslar çünkü her iki kelimeleri arasında telafüz ediyorlar ama sponsorlar bilet dağıtığında ortalık güllük güllüstanlık oluyor.Eğer varsa ellerinde deliller çıksınlar ortaya bizde bilelim kimmiş bu kişiler.Türk futbolu öyle bir hale geldi ki seyir kalitesine baktığımızda bırakın bedava bileti yakında üstüne para verseniz kimse seyretmeyecek,madem o kadar çok bedava bilet dağıtılıyor neden stadlar hala boş? Bu dalgaya bazı kulüp başkanlarıda kendini kaptırmış,bilinçsiz şekilde ezbere konuşan bu şahışlar yaptıkları açıklamalar ile o kadar çok komik duruma düşüyorlar ki futbolu sinema,tiyatro ile rekabet içinde olduğunu söylüyorlar.Benzer açıklamayı yapan,ne kadar çok kendisinin bir "karton kahraman" olmayacağını iddia eden Kayserispor başkanı,yayınladığı balon bildiriye göre şu an türk futbolu sinema ile rekabet içinde ise durum vahim,çünkü en basit yapılmış porno filmi kadar kalitesi yok,ne de olsa orada daha fazla pozisyon seyrediyoruz.
Türk Futbolunun en büyük eksiği tesisler,bunların başını stadlar çekiyor.Hepimiz Modern tesisler,Stadlar istiyoruz peki neden hala Galatasaray Spor Kulübü tüm imkanlarını seferber etmesine rağmen 5 senedir bir türlü stadını bitiremiyor? ossurukdan bahaneler önüne koyularak yokuşa sürüyorlar,adını çoktan koymuşlar "Bürokrasi".Ne hikmetse bürokrasi bazıları için daha kolay işliyor,Babamın güzel bir lafı var,"Oğlum Askerde pırprın,sivil hayatta torpilin olucak yoksa başka türlü işini yürütemezsin" der,çok doğru.! Diğer yandan yapılan sözde "Modern Stadlara" baktığımızda futbol stadından başka her şeye benziyorlar,kayseri kadir has stadı mesela,etrafı lojalar ile çevrilmiş bana biraz otobüs terminalini andırıyor,sanki o lojalardan her an birisi çıkıp "İstanbul yolcuları kalmasın" diye bağıracak gibi geliyor,çok kullanışlı Modern Tesisler.Türkiye benzer tesisler ile rahmetli Özal zamanında tanışmışdı,bu alış veriş merkezlerinle yeni yapılan stadların arasında olan fark,ortasında bulunan yeşil çim saha,nasıl olsa onunda sunisini ürettiler çünkü üzerine daha kolay reklam yapıştırılıyor.....!
ODİO ETERNO AL CALCİO MODERNO !
Erdal Güngör
Türk Futbolunun en büyük eksiği tesisler,bunların başını stadlar çekiyor.Hepimiz Modern tesisler,Stadlar istiyoruz peki neden hala Galatasaray Spor Kulübü tüm imkanlarını seferber etmesine rağmen 5 senedir bir türlü stadını bitiremiyor? ossurukdan bahaneler önüne koyularak yokuşa sürüyorlar,adını çoktan koymuşlar "Bürokrasi".Ne hikmetse bürokrasi bazıları için daha kolay işliyor,Babamın güzel bir lafı var,"Oğlum Askerde pırprın,sivil hayatta torpilin olucak yoksa başka türlü işini yürütemezsin" der,çok doğru.! Diğer yandan yapılan sözde "Modern Stadlara" baktığımızda futbol stadından başka her şeye benziyorlar,kayseri kadir has stadı mesela,etrafı lojalar ile çevrilmiş bana biraz otobüs terminalini andırıyor,sanki o lojalardan her an birisi çıkıp "İstanbul yolcuları kalmasın" diye bağıracak gibi geliyor,çok kullanışlı Modern Tesisler.Türkiye benzer tesisler ile rahmetli Özal zamanında tanışmışdı,bu alış veriş merkezlerinle yeni yapılan stadların arasında olan fark,ortasında bulunan yeşil çim saha,nasıl olsa onunda sunisini ürettiler çünkü üzerine daha kolay reklam yapıştırılıyor.....!
ODİO ETERNO AL CALCİO MODERNO !
Erdal Güngör