Futbolun bittiği yerde....
Hallo Südkurve,
eine dunkle Woche liegt hinter uns. Nein, es geht nicht um die sportliche Leistung unserer Mannschaft. Die Woche wurde von einem traurigen Ereignis überschattet. Wie wir am Dienstag auf dem Weg nach Barcelona erfahren haben, ist Kalle von uns gegangen. So unerwartet wie uns die Nachricht von seinem Tod auf der Busfahrt erreichte, so groß war auch der Schock und die Trauer innerhalb unserer Gruppe. Schlagartig wurde uns gezeigt, wie unbedeutend so manches ist, über das wir uns ärgern, wenn auf einmal ein Freund von dir geht.
Wir trauern um einen langjährigen Weggefährten, der gerade vor und in der Gründungszeit der Schickeria aktiv an den Geschehnissen beteiligt war. Und auch wenn die Wege im Laufe der Jahre etwas auseinander gingen, war Kalle bei Veranstaltungen unserer Gruppe immer ein gerngesehener Gast.
Es ist an dieser Stelle einfach schwer, die passenden Worte zu finden. Natürlich wollen wir den Angehörigen unser Mitgefühl aussprechen. Doch irgendwie erscheint mir im Augenblick jedes weitere Wort überflüssig, denn die tiefe Trauer, die in uns allen herrscht, lässt sich nicht in wenigen Zeilen ausdrücken.
Um Kalle zu gedenken, werden wir beim Heimspiel gegen Eintracht Frankfurt zu Spielbeginn 5 Minuten schweigen.
Unsere Gedanken sind bei Dir, Kalle!
RUHE IN FRIEDEN!
Schickeria München am 10.04.2009Böyle olacağı belliydi !
Hani bir söz vardır "perşembenin gelişi çarşambadan belli olur" diye,işte bu maçda olacaklar çok önceden belliydi.Bir hafta boyu ortlağı karıştıran medyamı dersiniz,sahada art niyetli şeref yoksunu hakemlermi,her iki takımın sporcu demeye şahit isteyen sözde "Profesyonel Futbolcularımı" artık kimi saysam buraya uyar.Bu maç yine şansal ve ermana yaradı sabaha kadar çene çalarlar yanında bol reklamlarla beraber,türk futbolunun gerçek yüzü.Söylenecek hiç bir şey yok,aslında Barcelona-Bayern maçından sonra bir daha futbol müsabakası seyretmek haram olurdu ve nitekim oldu.....
Erdal Güngör
2 tane


Erdal Güngör
Roger Milla
A.B.D. de düzenlenen 1994 Dünya kupasında russlara attığı golle futbol tarihine bir dünya kupası turnavasında en yaşlı skorer(42) olarak adını yazdırdı ama netice 6:1 Kamerunun aleyhine sonuçlandığı için bu bigiler sade istatistiklerde yerini alıyor.
Roger Milla,Avusturyanın ballesterer fm dergisine konuşmuş.Güney Afrikada düzenlenecek 2010 Dünya Kupasında gözler tekrar kamerun üzerinde olacağını,şimdi birlik beraberlik zamanı olduğunu,Kamerunun dünya kupasına katılması için Taraftarlardan Yöneticilere kadar herkesin iyi konsantre olmasını vurguluyor,kamerun futbol elçisi ve spor bakanı Roger Milla.
Afrikada endüstriyel futbola karşı eleştirilerin gittikçe yükseldiği şu son günlerde Roger Milla'da tepkisini koyuyor,"Futbolun sanayileşmesi oyuncular üzerinde kötü etki bırakıyor,henüz milli takım seviyesine ulaşmamış futbolcular medya tarafından abartılı şekilde pazarlanıyorlar ve oyunculara hak etmedikleri gelirler sağlıyor ama bu gelişmede Futbolcuların suçu yok ve her şey eskisi gibi değil.Biz aynı değiliz her şey değişti 20-25 sene önce kullandığımız otomobiller,dünya değişti,çehremiz değişti.Afrikada durum biraz karışık,kimileri aşırı derece çok para kazanıyor bazıları var geçimlerini zor sağlıyorlar,o yüzden kontrolü elden bırakmamak lazım yoksa krize yol açar ve Afrika her krize gebe...!
Erdal Güngör
Çocuk Transferlerine HAYIR !
"Günümüzde vicdansız genç yetenek avcıları var,bu şahıslar tüm dünyayı dolaşıp küçük yaşda yetenekli çocukları keşfedip avrupanın büyük kulüplerine pazarlıyorlar."
Platini daha henüz büyüme çağında olan bu çocukların gelişmelerinde büyük problem oluşturduğunu vurguluyor ve sözlerine şunları ekliyor:
"Küçücük çocukları Ailelerinden,yaşadıkları ortamdan,kültürlerinden,arkadaşlarından koparıyorlar,yaptıkları toz pempe vaadlerle aileleri kandırıyorlar,keşfedilen bir çok genç sonu hüsran oluyor ve tekrar onları topluma kazndırılması büyük sorunları ortaya çıkarıyor."
Son zamanlarda UEFA Başkanı Platini yaptığı çıkışları ile endüstriyel futbola çomak sokmaya başladı ve bu tür açıklamaları şahsım adıma olumlu karşılıyorum.Futbolun sanayileşmesinin boyutları sömürünün ötesine gidiyor artık iyice vahşileşdi.Tam anlamda bir endüstri haline getirilen futbol,aynı ağır sanyide olduğu gibi piyasaya mal üretmek zorunda,mal burada İNSANIN kendisi oluyor.Piyasanın en büyük kaynağı ikinci ve üçüncü dünya ülkeleri,bunların başını çeken Güney Amerika ve Afrika.Futbolu fakirlikden çıkış yolu olarak gören veliler çocuklarını gözü kapalı insan tüccarlarına teslim ediyorlar.Bana aynı uzak doğuda kız çocuklarını avrupaya pazarlayan anne ve babaları aklıma getiriyor,yaşadığım kasabada kalan tanıdığım bir aile var,kadın taylandlı adam alman,izdivac şirketleri,(evet doğru okudunuz şirketleri sade tv'de gösterilen eğlence programı değil) aracılığıyla tanışmışlar,adam kadını katalokdan seçmiş,şaka gibi geliyor değilmi? ama çok vahim durum.İşte bu kadının eşimle bana anlatıkları bizi şoke etti,taylanda ticari amaçla aileler maksuz çok çocuk yapıyorlarmış ileride satsınlar diye,Allah sonumuzu hayır etsin...!!!
Erdal Güngör
GALATASARAY AVRUPA ŞAMPİYONU !

GERÇEKLERİ TARİH YAZAR,TARİHİDE GALATASARAY..........
Tadını çıkarmak..
Para olabilirmi?
Hayır,hepsi para değil çünkü bazı şeyler parayla satın alınmıyor.Gizli formül işte bunun altında yatıyor o parayla satın alınamayan "bazı şeyler".Dün akşam iki büyük kulübün maçını seyretik,birisi,Bayern Münih ülkesinde ve uluslar arası kazandığı başarılarla dolu,para desen bol,yıldız desen keza aynen ama yine bir şeyler eksik,hayır sade klose,lahm,lucio değil.Diğer taraf da Barcelona onlarda ülkesinde ve uluslar arası kazanmadıkları başarı kalmamış ama farklı oldukları açıkca ortada.Bayern Münih yıllardır kendisini başarıya endekslemiş her yıl tüm kupaları kazanmak için yola çıkan bir ekip,bunları gerçekleştirmek için gereken ne varsa yapıyorlar ve çok başarılı olmuşlar ama o beckenbauer,breitner,maier dönemlerinde büyüleyici oyunlarından eser kalmamış,alt yapıdan çıkardıkları oyuncu sayısı hiç yokdan az,olanların faili meçhul kaybolmuşlar.Tüm bunlara rağmen Bayern hedefinden şaşmamış emin adımlar ile devam ediyor yalnız bu sene bir geçek ile karşı karşıya kaldılar,futbolu sade başarıya endeksleyerek otomatikleştiremiyorsunuz.Çuval dolusu paralar harcayıp,modern tesisler yaptırarak başarılı olunmuyor,insanları stadlara çekmenin yolu 5 yıldızlı lokantalar,alışveriş mezrkezleri kurmak,çakma yıldız oyuncular satın almakla geçmiyor,esas o stadın özünü ortaya çıkaran,onu cazibeli yapan içinde sergilenen oyundur,taraftarlar onun için geliyor.
Barcelona ve ona benzeyen büyük kulüplerin formülleri aslında gizli saklı değil açıkca herkesin gözü önünde duruyor.Her şeyden önce kültürel ve sofistik yapılarına büyük önem veriyorlar.Kendilerine ayit örf ve adetlerini koruyorlar,alt yapılarına önem veriyorlar ve bu alt yapı çalışmaları öyle ali topu at,veli topu tut gibi basit değil.Okul eğitiminden tutun yörenin çehre yapısına kadar hepsini iliklerine işliyorlar,kısacası oyuncu kulüp ile özdeşleşiyor,aynı taraftarı gibi.Her zaman alt yapıdan çıkan yıldız oyuncuların etrafında takım oluşturuluyor,buraya gelen yabancı oyuncular ortama ayak uydurmakdan başka seçeneği olmuyor aksi takdirde kendilerini kapının önünde buluyorlar.Tüm bunların yanında öğrendikleri en önemli ders yaptıkları işden zevk almaları,her şeyden önce standart profesyonel oyuncu olmakdan daha ziyade önce bir sporcu ve kulübün parçası haline getiriliyorlar.Skorbord da yazan neticeden daha çok sahada kulübü en iyi şekilde temsil etmek ve ortaya sanatsal bir eserin çıkmasını sağlamalarının eğitimini alıyorlar,aynı Barcelona kültür ve sanat ile dolu olduğu gibi,futboluylada özleşiyor.Bu arada kültürden bahsetmişken 2010 yılında İstanbul Avrupanın Kültür Başkenti ve hafta sonu bir dünya derbisi oynanacak,Galatasaray-Fenerbahçe şimdi den sanatkarlara duyurulur...!!!
Erdal Güngör
Marcel Reif

1949 Polonya doğumlu,annesi alman asıllı katolik,babası polonyalı yahudi.Savaş bittikden sonra ailece israele iltica etmişler oradan1956 yılında almanyanın kaiserslautern şehirine.Marcel Reif almancayı 8 yaşında öğrenmiş,1.FC Kaiserslauternin alt yapısında futbol oynamış.Siyaset ve Amerikan edebiyatı okuyan reif 1972 yılında alman devlet kanalı zdf'ye spor spıkeri olarak başlamış.Lafı fazla uzatmayacağım,bu akşam Barcelona-Bayern maçı vardı,televizyondan başka seyretme fırsatımız olmadığı için geçtik 42 inch. LCD kaşısına,eh tabi maçı anlatan spiker marcel reif olunca hiç kuşkusuz bu maç bakılır dedim,çünkü sahada oynanan futbol ne kadar kötü olsa bile marcel reif'ın anektodları futbol severleri ister istemez ekrana bağlıyor.İşte öyle bir anı 1.nisan 1998 yılında yaşanmıştı.Real Madrid-B.Dortmund müsabakasında madridli taraftarların kale arkasında bulunan tel örgüleri çökertip maça 76 dakika verilen arayı Günther Jauch ile yaptığı söyleşiyle insanları ekranda tutması marcel reif'a Bavyera Televizyon ödülünü kazandırdı.
Yine bir Şampiyonlar ligi müsabakası ve yine Marcel Reif,sahada Bayern lime,lime parçalanırken bile istifini bozmadan,ölçülü ironik anlatımı Barcelonanın sergiediği muhteşem futbola sanki biraz daha renk katıyordu ve aynı zamanda Bayern taraftarlarına gerçeklerin pek de o kadar acı olmadığını açıkca ortaya koyuyordu çünkü futboldan azıcık anlayan bu akşam görmüştür ki ortada bir ispanyol futbolu var ve ötesi yok.Maça fazla değinmek istemiyorum ama şunu yazmadan geçemiyeceğim,bizler yeri geldimi ibrahim üzülmeze,sabri sarıoğluna kızıyoruz,italya milli takımıyla 2006 yılında dünya şampiyonu olan massimo oddo ve o çok övdüğümüz alman panzer savunması nasıl çaresiz duruma düştüğünü herkes görmüştür,fazla söze gerek yok....
Erdal Güngör
Rehabilitasyon

Frank Renger rehabilite olmak için Almanyanın Essen kentinde bir amatör takımın malzemeliciğini yapıyor bunun yanında yardımcı antrenör.11 yıl önce frasada yaptıklarını herkese bizzat kendisi anlatmış,o günlerde çıkan BİLD gazetesini tüm takıma göstermiş.Tura 1886 Essen kulüb başkanı yönetim kuruluyla beraber ona sahib çıkmışlar,"eğer Frank'a sahib çıkmasaydık yine eski alşıkanlıklarına geri dönerdi,böyle kontrol altında tutuyoruz ve onu topluma tekrar kazandırmalıyız" diyor Başkan Friedrich Brüne.

Girmediği kavga kalmamış Frank Renger'in,lens şehirinde oynanan almanya-yugoslavya maçı öncesi çıkan olayların ve o zamanın alman başbakanı Helmut Kohl tarafından "almanların yüz karası" dediği kavganın tam ortasındaymış,"Sırblar sıkı dövüşcüler öyle tek yumrukda yıkılmıyorlardı" diye hatırlıyor Frank.Fransız polis ve ailesinden hapisaneden çıktıkdan sonra avukatı aracılığıyla özür dilemiş fakat fransız polisin eşi Laurette Nivel mahkemede Frankın yüzüne karşı onu hiç bir zaman affetmeyeceğini söylemesi,aldığı 8 senelik hapis cezasından daha ağır gelmiş Frank Renger'e.Bayan Nivellin 6 hafta komada yatan kocası şimdi tekerlekli sandalyaye bağlı,yediği tekmelerden felç kalmış ve ömür boyu normal bir hayat sürdüremeyecek,devletin verdiği az miktar maaş ile 3 çocuk besliyor Daniel Nivel,bu da değişik bir rehabitasyon.
"Şayet bu olaydan ötürü tutuklanmasaydım kesinlikle holiganlığa devam edecektim,euro2000 hatta 2006 dünya kupası müsabakalarında mevzuların içinde olurdum" diyor Frank.Essen takımının kaptanı Cemil Fırat,kulübün Frank'a sahib çıkması çok gurur verici olduğunu vurguluyor,"Frank eski hatalarından arınmış ona hepimiz sahib çıkmalıyız ve Essen kulübünün ona yaptıkları muhteşem bir şey."
Erdal Güngör
Wanted: Dead or Live !

Brezilya gazetelerinde çıkan haberlerde Adriano önce polisle yaptığı kovalamadan sonra vurulduğunu yazdılar.Yıldız oyuncunun manajeri Gilmar Rinaldi bu haberleri doğrulamadı,verdiği demeçte şöyle diyor "Adriano pazar gününden bu yana ailesinin yanında kalıyor ve sağlığı yerinde".Spekülasyonlar arasında bir uyuşturucu çetesiyle adı karışan Adriano durumu pek iç açıcı değil.inter teknik direktörünün basına verdiği ilk demeçte geçen hafta çarşamba gününden beri adriano dan haber alınamadığını söylemişti.Pazar günü Udinese maçı sonrası aynı soruya verdiği cevap ilginç ve düşündürücü,"İnsan Adriano için şu an ki durum çok vahim,ama oyuncu Adriano için aynısını diyemeyiz."
Morinho'nun verdiği bu ilginç cevap kafaları iyice karıştırıyor,brezilyalı oyuncular Allah tarafından özel yetenekler ile yaratılmışlar ama yetenekleri kadar sorunları var ben bunu aldıkları düşük eğitime bağlıyorum.Büyük çoğunluk fakirlikden kurtulmak için futbolu bir çıkış yolu olarak görüyor,başaranlar ailelerinin tek ekmek kaynağı oluyorlar ve bu aileler öyle üç-beş kişiden oluşmuyor ufak bir aşiret demek daha doğru olur.Avrupaya gelen Güney Amerikalı oyuncuların yüzde %90'nı aynı sorunu yaşıyorlar,benzer sorunları Afrikalı oyuncularda görebiliriz,o yüzden böyle oyunculara yönelmenden önce kendi ülkemzin yeteneklerine daha çok önem vermeliyiz.!
Erdal Güngör