Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Çin'de Futbolun Tükenişi

13. Februar 2025 , Geschrieben von Erdal Güngör

Çin, futbolda bir sonraki dünya gücü olmak istiyordu. Milyarlarca dolarlık yatırımlar ve süper yıldızlarla dolu bir lig. Sonra balon patladı ve şimdi Guangzhou'nun eski şampiyon kulübü de iflas etti.

 

Henüz 16 yaşındasın, ülkenin son şampiyonu olan takımın da ilk maçına çıktığını hayal et. Teknik direktörün Luiz Felipe Scolari, yani 2002'de Brezilya'yı Dünya şampiyonu yapan Luiz Felipe Scolari. Şimdi, 30 Ekim 2016'da sezonun son maç gününde, Asya Şampiyonlar Ligi'ni iki kez kazanan Guangzhou Evergrande adına, Felix Magath'ın çalıştırdığı Shandong Luneng Taishan'a karşı müsabakada oyuna girdiğini düşün. Milenyum sonrası doğan ve Çin liginde ilk kez forma giyen oyuncusun. Yanında, Brezilya milli takımında 56 kez forma giymiş, 40 milyon Euro bonservis bedeliyle transfer edilmiş Paulinho oynuyor. Ve sonra, sezonun kalan son beş dakikası için sana kaptanlık bandını takıyorlar, takımın art arda altıncı kez şampiyon olduğu bir sezon. Şimdi, Zhang Aokai olduğunu hayal et. Aklından başka ne geçebilir ki o anın hiç geçmesini istersin.

 

Sorun şu ki, bunların hepsi yaşandı fakat hiçbir şey de olması gerektiği gibi değil. Çin'e ve aynı zamanda Dünyanın ikinci büyük ekonomisine hoş geldiniz. 1,4 milyar nüfus, FIFA dünya sıralamasında 90. Sırada. Haiti ve Uganda'nın gerisinde, Lüksemburg'un biraz önünde. Futbolu seven ama onu bir hicve dönüştürmüş bir ülkeye hoş geldin.

 

Yukarıda anlattığım oyuna giren genç kaptan Zhang Aokai, şu anda 24 yaşında. 2024 yazından beri Çin ikinci lig takımı Yanbian Longding'de kanat forveti olarak oynuyor. Bir zamanlar seri şampiyon olan Guangzhou Evergrande, bugün sadece Guangzhou FC olarak anılıyor ve 2022'de sportif düşüşün ardından borç batağına saplanarak artık profesyonel futbolda bile yer alamıyor. Felix Magath'a karşı oynadığı o beş dakikadan fazlasını bu takımda asla yaşayamadı genç adam. Bu, futbolcu Zhang Aokai hakkında biraz bir şey söylüyor ama Çin futbolu hakkında çok daha fazlasını ortaya çıkarıyor.

 

2010'dan itibaren yaklaşık on yıl boyunca inanılmaz paralar harcayan, bir dünya gücü olmayı hedefleyen ve bunu yaparken, tarladan 500 metre uzaktaki bir organik çiftçinin Jens Lehmann vari bir şekilde helikopterle gidip gelmesi kadar sürdürülebilir bir şekilde hareket eden Çin futbolu.

 

Peki, neden tüm bunlar?

 

Çin futbol kulüpleri neden milyarlar harcadı, özellikle de Guangzhou? 2010-2018 yılları arasında transfer bilançosu yaklaşık 206 milyon Euro zarar gösteriyor. Karşılaştırma için, Aynı dönemde Bayern Münih'in zararı yaklaşık 243 milyon Euro. Fark şu ki Bayern, sponsorluklar, seyirci gelirleri ve TV yayın hakları sayesinde yine de kâr elde edebiliyor. Çin futbolunun, Oscar (60 milyon Euro, 2017), Hulk (56 milyon, 2016) veya Jackson Martinez (42 milyon, 2016) gibi oyuncular için hayal edilemeyecek paralar harcamaya başlaması, geriye dönüp bakıldığında bir yanlış anlaşılma olarak nitelendirilebilir.

 

Bu yanlış anlaşılma şu şekilde açıklanabilir “Xi Jinping”. 2011’de, bir yıl sonra Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri ve 2013'te Devlet Başkanı Xi Jinping'in ülkenin yeni lideri olacağı sinyalleri geldiğinde, onun futbola olan büyük ilgisi sürekli vurgulanıyordu. Onun mutluluğa giden üç adımlı planı: Çin bir Dünya Kupası'na katılmalı, Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmalı ve sonunda Dünya Kupası'nı kazanmalı, hepsi 2050 civarında gerçekleşmeli. Ve gerçekten de Şubat 2015'te 50 maddelik bir plan kabul edildi. Bu plan, 6000 yeni antrenörün yetiştirilmesini, 20.000 okulun futbol akademilerine dönüştürülmesini ve Çin'de 100.000 yeni futbolcu hedefini içeriyordu.

 

Ancak ülkedeki birçok büyük şirket, mesajı şu şekilde algıladı. Bir kulüp satın alın, süper pahalı uluslararası yıldızlar getirin, ligimizi bir cazibe merkezi haline getirin ve vatanı güçlendirdiğiniz için size teşekkür edilecek. "Şirketler, bu yatırımların siyasi nüfuz elde etmenin bir kısayolu olduğunu düşündü," diyor 49 yaşındaki İskoç Cameron Wilson, 2005'ten beri Şanghay'da yaşayan, bir işletme okulunda çalışan ve yıllarca Wild East Football blogunu yöneten biri. Ancak, güçlü bir Çin futboluna olan arzunun ne kadar gerçekçi olduğunu abartmışlardı. Wilson'a göre, Çin'deki sorun, korkunç derecede şeffaf olmaması. Kimse, liderlik seviyesinde neler olup bittiğini bilmiyor, bu yüzden her şüphe anında hemen korkudan futbola büyük paralar harcanıyor, yeter ki büyük lider rahatsız olmasın.

 

Cömertçe para saçan kulüpler arasında en önde gelenlerden biri Guangzhou Evergrande. 18,7 milyon nüfusuyla Çin'in beşinci büyük şehri olan, Hong Kong'un 120 kilometre kuzeybatısında yer alan bu kulüp, 1954'te kuruldu ve 2010'da o dönemin ikinci büyük gayrimenkul şirketi Evergrande Group tarafından satın alındı. Şirket kurucusu ve kulübün yeni sahibi Xu Jiayin, sadece ilk kez yabancı oyunculara yatırım yapmakla kalmadı. Örneğin Dario Conca (2011'de Fluminense'den 8 milyon Euro'ya) veya Lucas Barrios (2012'de Dortmund'dan 8,5 milyon Euro'ya) aynı zamanda Marcelo Lippi veya Scolari gibi antrenörlere 20 milyon Euro net maaşlar ödedi ve gerçekten de altyapıya yatırım yaptı.

 

"Çin'e dünya yıldızları hediye etmek istiyoruz," dedi Xu Jiayin 2012'de, Guangzhou'nun kuzeyinde yer alan ve dünyanın en büyük futbol okulu olan, yaklaşık 150 milyon Euro'ya mal olan Evergrande Akademisi'nin açılışında. 2015'te orayı ziyaret eden SZ-Magazin, buranın Harry Potter'daki Hogwarts büyücülük okuluna benzediğini yazdı. O dönemde 3000'den fazla öğrenci, 50 futbol sahasına ve uluslararası antrenörlere sahipti. Bunlardan 24'ü, Guangzhou ile iş birliği yapan Real Madrid tarafından gönderilmişti.

 

Ancak kendi altyapısından yetişip sürdürülebilir bir şekilde Guangzhou'nun A takımına yükselen bir oyuncu için son ana kadar boşuna beklenildi. "Bunlar boş jestlerdi," diyor Şanghay'daki İskoç Cameron Wilson, "Çin futboluna ve dolayısıyla Halk Cumhuriyeti'ne yardım ediyormuş gibi bir his yaratmak için yaptılar, bir nevi şov."

 

Tekrar genç kahramanımız Zhang Aokai'ye dönüyoruz, beş dakikalık kaptanlık yapan 16 yaşındaki, belki yetenekli ama esas olarak bir sembol olarak kullanılan genç oyuncu. Onu tanıyanlardan biri de Marco Pezzaiuoli'ydi. Alman U17 takımıyla 2009 yılında Avrupa şampiyonu olan ve daha sonra Eintracht Frankfurt'ta teknik direktörlük yapan eski genç milli takım antrenörü, 2014-2017 yılları arasında Guangzhou'da tam olarak bu pozisyonda görev yaptı ve aynı zamanda gençlik koordinatörüydü. 2022-2024 arası Galatasaray’da yardımcı TD yapmış ve şu anda Başakşehir'de kadro planlamacısı olan Pezzaiuoli, akademi deyince aklına ilk gelen Altyapı. Ancak “Altyapı” bu şehirlerde eksik olan bir sorun.

 

Aynı sorun 130 yıllık bir futbol kültürüne sahip Türkiye için de geçerli. Amatör kulüplerinin birçoğu geçmişte birleşerek tek kulüp haline gelmesi örneğin “Eskişehir, Trabzon, Bursa vb.” gibi. Birleşmelerden dolayı kulüplerin yer değiştirmesi genç altyapıların dağılmasına neden oldu. Modern futbol ilk ortaya çıktığı günden beri prensip olarak benimsenen profesyonel futbolun temel yapısını oluşturan Amatör kulüpler TR’de maddi destek yetersizliğinden dolayı tarihe gömüldü. Günümüzde mevcut Amatör kulüpler Devlet ve Belediye desteği olmadan ayakta kalmaları imkânsız.

 

Geçmişte ebeveyniler çocuklarını bir el sanatı öğrensin diye okul tatillerinde Terzi, Oto Tamirci, Tornacı vb. meslek sanatı ustalara verirdi şimdi her şehirde mantar gibi türeyen futbol okullarına veriyor, üstüne para ödeyerek! Çocuklar sözde bu “Akademiler de” belki topun yuvarlak olduğunu, nasıl vurulduğunu, kontrol edildiğini, sürüldüğünü vb. teknik unsurları öğreniyorlar, kuşkusuz. Fakat, tüm bunlar yeterli değil. Kulüp aidiyeti, arma sevgisi, sporun temel unsuru olan takım ve bireysel rekabet, beceri hepsi eksik kalıyor. Merdiven altı akademilerin esas amacı bu çocukların arasından çıkacak birkaç yetenekli oyuncuyu büyük kulüplere götürüp para karşılığı pazarlamak. Kulağım çınladı, sanki biri insan ticareti dedi.

 

Tekrar Çin’e ve Pezzaiuoli’nin gözlemlerine dönelim. Alman hoca şöyle devam ediyor;

“Parklara gittiğinizde masa tenisi oynayan insanlar görürsünüz. Ama bir çimen üzerinde futbol oynamayı deneyin güvenlik tarafından kovalanırsınız. Futbol sahası yok” diyor Pezzaiuoli. Esas sorun başka yerde “Futbolun karar verme ve yaratıcılıkla çok ilgisi var, Çinli çocuklar çok farklı yetişiyor. Her şey monoton, önceden belirlenmiş ve tekrarlanıyor.” Diyor Pezzaiuoli ve daha sonra Guangzhou akademisindeki yakan top oyunlarından bahsediyor. Alman çocuklar tutucuyu yakalamak için çaprazlama oynarken, Çinli çocuklar sırayla paslaşırlarmış. Böyle bir çocukluğun hüznü sizi ele geçirmeden önce, size bunu anlattığında gülmek zorunda kalıyorsunuz. Maalesef günümüzün çocukları, çocukluklarını yaşayamıyorlar.

 

Futbol için bu çok vahim bir durum çünkü çocuklar büyüme çağında hatalarda yaparak, bireysel becerilerini geliştirmeleri için onlara serbest alan tanımak çok önemli. Çocukları bir Akademiye vererek “eti senin kemiği benim” mantığıyla baskı altına alarak futbolu meslek gibi öğretmek, futbolu güzel yapan her şeyi köreltiliyor. Geçmişte büyük yıldızların neredeyse hepsi sokakta yetişti ve benim zamanımda futbol yıldızlarla kaynıyordu. Son 10 yıl içinde ortaya çıkan sözde “yıldızlara” bakarsak bireysel yetenek olarak hepsi 30 yıl geride. En çarpıcı örnek Manchester City’de oynayan İngiliz oyuncu Jack Grealish. 70-80-90’lı yıllarda ortaya çıksaydı 5. lig amatör kulüpte anca oynardı şimdi ise iyi bir futbol akademisinden mevzun olduğu için üst düzey Profesyonel futbol oynuyor.

 

Futbol güzel oyun ve spor. Bu güzel sporu herhangi iş adamlarını kulüplere başkan yaparak oyuncakları haline gelmesinden vazgeçin! Futbola ve kulüplere en büyük zarar veren bu şahıslar.

Ve son olarak bir eski tribüncünün sözüne kulak verin;

 “FOOTBALL WITHOUT ULTRAS IS NOTHING..!”

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: