Weekend With Daisy
11. Januar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör
Sen neymişsin be Daisy,mahkum ettin bizi bu hafta sonu dört duvar arasına.İyi ki o dört duvarın arasının ortasında 40 inch. LCD var çekilmezdi vallahi,illet olduğum aletler arasında ama bazen böyle havalarda işe yarıyor.Hezimete uğradığım kar topu müsabakası dışında fazla aktivasyon yoktu hafta sonu.Geçtik ekranın karşısına,İngiltere'de Daisy yüzünden maçların çoğu iptal,Birmingham-ManU ve Arsenal-Everton dışında müsabaka yok,seçtim sonuncusunu.Ne güzel günlerdi Highbury stadında üst üste maç seyredilirdi bizde ekranlar karşısında zevkle baka kalırdık,şimdi nerde.Yeni mekanın adı emirates,salonda fason futbol,2:2'lik skor yanıltmasın.Ertesi gün,yani dün Türkiye Kupası müsabakaları vardı,malum Galatasaray'da işin içinde olunca yapıştık ekranın karşısına.Yeni adı Ziraat kupasından sanırım Ordusporun sahası patates tarlasını andırıyordu.Benim dikkatimi çeken bekçi bünyaminin Arda'ya atılan sert tekmeden sonra kart gösteriş şekli.Zarif ve incelikle tutuğu karta kafam takıldı,bir gün sert rüzgar eser o kart uçup gider el havada yuvarlak şekilde kalırsa tribünler "hakem bize hareket" çekiyor diye galeyana gelebilir.Skor benim için sürpriz değildi,kafamı kurcalayan takım olarak bir türlü defans yapamama beceriksizliği.Sorunu sade defans oyuncularına yüklemek haksızlık olur,futbolla yakından ilgilenenler bilir müdafaa ileride başlar,rakip atağa kalktığında geriye koşarken kademeye girmek ayrıca bir beceri gerektirir.Bu problem sade Galatasaray'ın değil Türk futbolunun kanayan yarası,işte bu yüzden takımlarımız defans yapmakta zorlanıyor,birde buna duran toplarda adam paylaşımını eklemek lazım.Hatırlıyorum futbol oynadığım yıllarda hocamız geri koşarken kademeyi kaybetmememiz için belimize ip bağlardı,ezberleyene kadar haftalarca antrenmanlarda sade bunu çalışırdık.Rijkaard ve Neeskens dünya çapında hocalar onlara güvencim sonsuz,mutlaka daha yeni metotlar ile takımı çalıştırıyorlardır ama oyuncuların kafasına giriyor mu ? Türkiye'de uzman olarak TV'lerde yorum yapanlar neden bunlara hiç değinmezler anlamıyorum,zaten yapılan eleştiriler reytingleri yüksek tutmak için sansasyonel ve bir o kadar seviyesiz,sanırım Türk TV kurumları futbol yorumlarını belirli formatın içinde tutuyorlar,insanların seyir ettiklerinin tam tersini yansıtmanın peşindeler.Bunun sebepleri Türk halkının büyük çoğunluğu futbolu sade televizyon ve gazetelerden takip ettiğinden dolayı ve bu insanları gerçek dışı yorumlarla kandırmak kolay.Çevreye baktığım zaman farklı değil,lakin bazıları kendi bloglarının reytinglerini artırmak için bahis şike skandalına karışmış futbolcular bile rüyalarına giriyor,ne alakası var ? Uzun lafın kısası,vasıflı uzmanların bile hayali yorum yaptıklarını görünce gülüp geçiyorum ve onları Daisy'e havale ediyorum. ![]()
Newsletter
Gib Deine E-Mail-Adresse ein, um bei zukünftigen Artikeln benachrichtigt zu werden.
Seiten
- 20 Milyon Taraftar
- Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
- Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
- Album - bilder
- Album - erdal
- Album - resimler
- Alpaslan'a Mektuplar; Röportaj Mahir Şanlı
- Atasporlarımız
- Brigate Autonome Livornesi
- Burası Napoli Değil !
- Commando Ultra Curva Sud
- Congratulations You Have Just Met The ICF
- Enzo Busiello Ultras Napoli
- FC Basel'den meşaleye yeşil ışık !
- Futbol, Bahis, Şike, Kara Para
- Futbolun pazarlanmadık nesi kaldı ?
- Futbol yorumcuları
- Her lanet olası pazar
- Holigan
- La Doce 12. Adam
- Manifesto de gli ULTRAS
- Manolo
- Modern Futbola karşı kollektif direniş = ULTRAS
- Münferit, Bir Ultras Romanı
- Ne Çözümü ?
- Röportaj: Engin Özdemir
- Royal Shrovetide Football
- TARAFTAR ?
- Tribünde başlayan savaş
- Tribünler Özgürdür
- Ultralar, Dün ve Bugün
- Ultras Cosa Nostra Lyon,R.I.P. Alpaslan Dikmen
- Ultras Manifesto
- Ultras = Radikal Aşk....
- ULTRAS TARİHİ
Kategorien