Ultralar Tribünlerden Çekilirse! Vol.2
Ultralar tribünden çekildiğinde statların ne hale döndüğünü Alman tribüncüleri geçen sene 12 Aralık 2012’de çıkan kanunu protesto ettiklerinde haftalarca müsabakaların ilk 12 dakikasında susarak stat atmosferinin tamamen kaybolduğunu dünya aleme gösterdiler.
Yeni yasa “eniştem beni niye öptü” fıkrasında ki gibi aniden çıkarıldı. Oysa Almanya’da 20 yıldır statlar da haber değeri olmayacak ufak tefek olaylara rastlanıyordu. Her yıl Münih’te düzenlenen Oktoberfest şenliklerinde daha fazla olaylar çıkıyor. Ama yasanın altında yatan esas amaç statlar da ayakta maç seyretmeyi engellemek ve böylece Ultra gruplarını kovarak kale arkalarını tamamen koltukla döşetmek olduğunu herkes biliyor.
Ultraların statlardan çekilmesi sade stat atmosferini olumsuz yönde etkilemeyecek, Alman tribünlerini bir başka tehlike bekliyor “neo Nazi holigan gruplar!”
Neo Nazi holigan gruplardan en çok ağzı yanan Aachen Ultraları. Son iki yıldır bu gruplara yılmadan mücadele ettiler, kamuoyunu, yönetimi her seferinde uyardılar hatta ağır saldırılara uğradılar, fakat kimse onları ciddiye almadı. Geçtiğimiz hafta son kez eyalet kupasında deplasmanda takımlarına destek vererek tribünden çekildiler!
Benzeri Fortuna Düsseldorf, Dortmund, Bremen. Schalke tribünlerinde hortladı, hatta Düsseldorf Ultraları da şayet Neo Nazi gruplara karşı önlem alınmadığı taktirde tribünden çekileceklerini açıkladılar.
Malum, Doğu Almanya'da yoğunluktalar. Batı Almanya’da Neo Nazi gruplar uzun süredir ortada yoktu. Bazı eyaletler de Ultraların tribünlerden çekilmesi kuşkusuz onların işine yarayacak.
Hoş, Ultralara savaş açan devlet ve kulüp yöneticileri Neo Nazilere karşı pasif tutum sergiliyorlar! Yoksa bu bir sinsi planın parçası mı?
İhtimal vermiyorum ama aklıma kötü şeyler geliyor. 2000-2007 arası NSU adlı Neo Nazi terör örgütünün onlarca göçmen Türkü öldürülmesinden haberdar olan ve iddialara göre destek veren devletin istihbarat kurumları, kim bilir şimdi de tribüncüleri kirli yöntemleriyle statlardan uzaklaştırma peşindeler!
Almanya’da durum hiç iç açıcı değil, yeni çıkan yasa önümüzdeki seneler de tribünleri kötü etkileyeceği kesin. Belki bir gün Almanya’da da salkım saçak tribünler tarihe karışacak.
Yine de her şeyi göze alıp direnenler var. Örneğin geçen hafta Leverkusen deplasmanında tüm uyarıları hiçe sayarak meşale yakan Frankfurt Ultraları.
Türkiye’de durum değişmedi, e-bilet, 6222 yasasını kimse umursamıyor (umursayanları tenzih ediyorum). Millet transfer peşinde birbiriyle sidik yarışına girmiş. Bir tarafta Galatasaray Üniversitesinin yanmasına bayram yapan Fenerbahçeliler diğer tarafta Fenerbahçe taraftarlarının bir EL müsabakasında meşale yaktığı yüzünden UEFA’dan ceza almasına sevinenler. Sorsan hepsi mangalda kül bırakmaz kırk yıllık tribüncü. (dandik) United Colors of Turkey!
Bir diğer ilginç haber Hollanda dan. Geçtiğimiz sene Şampiyonlar liginde karşılaşan Ajax Amsterdam - Man.City maçında Amsterdam taraftarlarının açtığı tifonun kırmızı çember içinde üstü çizilmiş şeyh pankartına provokasyon yapıldığından dolayı UEFA Ajax kulübüne 10.000 bin Euro ceza kesti.

Maçta toplam üç tifo yapıldı, herkes cezanın şu tifoya kesildiğini sanıyordu;

Çünkü pankartta Rus oligarşilerin ve Arap şeyhlerin yönetimlerinde olan kulüplere açıkça küfür ediliyordu, meğerse öyle değilmiş. Alman futbol dergisi 11 Freunde muhabirinin UEFA’dan aldığı bilgiye göre cezayı üstü çizilen şeyhli pankarta kesmişler.
Gerçekten ilginç, UEFA bir yandan Financial Fair Play kriterlerini yerine getirmeyen kulüpleri cezalandırırken Arap sermayesinin yönetiminde olan Man.City, PSG vb. kulüpleri görmemezlikten geliyor. Diğer yandan da taraftarın fikir özgürlüğünü kısıtlamaya kalkıyorlar, nedir bu tahammülsüzlük?
Yoksa! 3 temmuz 2011 yılında Türkiye’de patlak veren şike skandalını şu anki hükümetin Arap lobisi üzerinden UEFA’ya rüşvet vererek, şikeye karışan başta FB ve BKJ vb. kulüpleri kurtardığı dedikodusu doğru mu?