Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Üfle Güneşi Sönsün

2. November 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Geçtiğimiz Pazar günü Sırbistan’da vahim bir olay yaşandı, daha henüz 17 yaşında olan FC Rad taraftarı B.G. arkadaşlarınla birlikte takımlarını FC Vojvodina’ya karşı oynayacağı müsabakada desteklemeye gidiyorlardı. Stada az kalmıştı ki, Çevik Kuvvet tarafından yolları kesildi. Polisler 14 kişiden oluşan grubu toplu halde stada yürümelerinin yasak olduğunu ancak, ya münferit ya da en fazla iki kişi yan yana gitmelerine müsaade edecekleri yönde uyardılar. Bunun üzerine B.G. itiraz etti ve maçın başlamasına az zaman kaldığını yetişemeyeceklerini söyledi. Ufak tartışmadan sonra polis gençleri serbest bıraktı ve olay yerinden uzaklaştı. Taraftarlar stat kapısının önüne geldiğinde yine aynı polisler tarafından tekrar yolları kesildi fakat bu sefer çevik kuvvet anlamsız şekilde gençleri tartaklamaya başladı. Birkaç dakika önce itiraz eden B.G.’yi grubun içinden çıkartıp polis minibüsüne atarak stadın önünden uzaklaştılar. Neye uğradığını şaşıran B.G. kendini bir anda vahşetin içinde buldu. Her taraftan cop darbeleri iniyordu vücuduna hatta polisin biri hızını alamamış bıçağınla genç taraftarın kaba baldırını adeta doğramaya başladı. Acılara dayanamayıp bayılan genç öldü sanılarak bir mezarlığın önüne bırakıldı. Hala hayatta olan B.G. tesadüfen yoldan geçenler tarafından fark edilerek hastaneye kaldırılıp kurtarıldı.

2ujkpdl

Genç bir Sırp, bu Türk, Alman, Yunan, İtalyan, İspanyol’da olabilirdi sonuçta bir insan, onu da ana doğurdu ve Allahın kulu.


Yine üç gün önce bu sefer İstanbulda başka bir vahim olay yaşandı. Bir intihar komandosu Taksimde duran çevik kuvvet birliğine saldırdı, kendini havaya uçurarak onlarca sivil ve polis memurunu yaraladı. Taksimde bulunan çevik kuvvet ile Sırbistan’da genç taraftara işkence yapan çevik kuvvet arasında tek fark değişik ülkelerde görev yapmaları. Tabii iki olayda vahim Allah herkese sabır versin ateş düştüğü yeri yakar ama insan ister istemez şunu soruyor kendine. Bir yanda Devleti temsil eden sözde “Güç” mekanizması, kendi içinden olan halka bu şekilde işkence yapma hakkına sahip mi? Diğer yandan mağdur duruma düştüğünü sanan “Halk” adaleti bu denli şuursuzca eline mi almalı?

Neresinden tutsak elimizde kalıyor, artık doğruyu yanlışı ayıramaz hale geldik. Kötü bir dünya içinde yaşıyoruz ve onun parçası olduk. Kabahat dünya’da değil, bizde! Çünkü hep aldık, geriye vermedik yerine yenisini koymadık şimdi dünya intikamını alıyor, Allah sonumuzu hayır etsin!

 

                        ÜFLE GÜNEŞİ SÖNSÜN!


Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: