Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Tribün Kültürü Nedir ?

27. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Tribün Kültürü toplumların genel kültürünün parçasıdır. Tribün Kültürü sporu canlı yaşamak ve yaşatmaktır. İnsanları var olmasını anlam kılan sosyal hayatlarıdır, bu arada sosyal aktiviteler sosyal hayata dahildir! Dünya üzerin de her Toplumun örf ve adetleri vardır halk boş zamanlarını değerlendirme amaçlı bir çok aktivitelerle uğraşır, sporu canlı yaşamak ve yaşatmakta bunlardan bazılarıdır. Futbol tüm dünyada milyarlarca insanın tutkusu olmuştur, her iki kişiden biri mutlaka bir kulübe gönül vermiştir. İnsanları takım tutmalarına başta velileri teşvik eder, akrabaları ve yakın çevreleri de büyük etkisi olur. Bir takıma gönül verdikten sonra mutlaka o takımı canlı sahada seyretme isteği oluşur kişi de. Fakat sade uzaktan seyretmek tatmin etmez, etmemelidir! Seyrettiği spor futbol ise kendisi de bu güzel sporu boş zamanlarında oynamalıdır. Statlar da sergilenen futbol maçlarının esas amacı bir yandan kulüplerin taraftarları kendilerine bağlamak, diğer yandan futbol oynamaya teşvik etmektir. Ne zaman sporu canlı yaşayıp ve yaşatmak aynı anda gerçekleşir, işte o zaman sağlam tribün kültürü oluşur.

ultras_rot.jpg

Ultras hareketi bir alt kültürdür ve tribün kültürüne katkı yapması için ortaya çıkmıştır, doğru tarifi felsefedir. İtalya'da 1950 yıllarının ortasında başlayan Ultras hareketi tribünlere yeni tarz takım destekleme akımı getirmiştir. İtalyanlar bunu yaparken başka ülkelerin tribünlerinden de esinlediler. Örneğin, davullar Brezilya tribünlerinden alıntıdır. Atkılar, sesli tezahürat, deplasmana gitmeler İngiliz tribün kültüründen gelmedir. Geniş çaplı pankartlar, koreografiler, giyim tarzları 1968 yıllarında tüm Avrupa'yı etkisi altına alan öğrenci hareketinin esintisidir. Ultras hareketi İtalyanların tribün kültürünü icat ettiği anlamına gelmez. Her ülkenin kendine göre yaşadığı tribün kültürü vardır. Tarihe baktığımızda rahmetli Karıncaezmez Şevki 1940-1970 arası Galatasaray tribünlerinin parçası oldu. Elinde dev bayrağıyla takımla birlikte atağa kalkardı. Rahmetli ne tribün lideriydi, ne de amigo. O kendine has olan tarzıyla, vücut diliyle kimseyi zorlamadan salt Galatasaray sevgisiyle takımını desteklerdi ve tribünleri desteğe teşvik ederdi.

 

Tezahürat konusuna gelince Avrupalılar ilk tezahüratları İngiltere'nin Liverpool taraftarlarının 1960'lı yılların ortaların da başlattığını kabul ederler.Kısmen doğrudur, zira karşılıklı yapılan tezahüratları onlar başlattı. Fakat yine tarihimize baktığımızda Galatasaray'ımızın "re re re-ra ra ra" tezahüratı 70 yıllık bir geçmişi olduğunu görürüz. Diğer örnek ise Konfetiler Avrupalı taraftarlar ve biz Türkler konfetilerle 1978 Arjantin'de düzenlenen Dünya Kupasında tanıştık. Kısacası Ultras hareketinin amacı sade tribünlere katkı sağlamaktan başka bir şey değil.

 

Ultras Manifestosu ilk olarak 1989'da C.U.C.S. oluşumunun dağılmasından sonra ortaya çıktı.Yeniden yapılanan Ultras-Roma kendilerine göre bir manifesto tasarladırlar. Manifestonun tüm İtalya'ya yayılması 1995 yılında cenovalı taraftar Vincenzo Spagnolunun cinayeti sebep oldu. Bu cinayetten sonra iki cenovalı Ultra oluşumu ülkenin diğer gruplarına çağrı yaparak bir milli kongre düzenlediler. Kongrede alınan bazı kararlarla birlikte "Manifesto degli Ultras" (Ultras Manifestosu) tüm oluşumlar tarafından kabul edilip yürürlüğe kondu. Ama sen gel bu manifestoyu birebir uygula diye bir şart koşmadı kimse.Toplantıda açıkça şu deklare edildi. Ultras hareketine katılmak isteyenler, bu manifestodan yola çıkarak kendi ülke şartlarına uygun bir manifesto oluşturmalıdırlar.

 

Ultras hareketi her şeyden önce karşılıksız takıma destek verilmesini şart koşuyor(!) Maksat Futbolun içinde spor ruhunu koruma, tribün kültürünün sürmesi, kulüplerin temel yapılarının bozulmayıp korunması yönde mücadele vermektir. Manifestonun birebir uygulanması tabiî ki imkansız, lakin her ülkenin kendine göre kültürü, gelenekleri var ve ona göre hareket ediyorlar. Örneğin Türk taraftar profiline uygun ve orijinal Ultras Manifestosuna en yakın ultrAslan Manifestosudur, ne kadar benimsenip uygulanıyor tartışılır(!) Ama hepimiz şunu kabul edip ortak noktada buluşmalıyız.İstisnasız tüm dünyadaki futbolseverler "endüstriyel futbola karşı direniş" göstermeli(!) Bu çok önemli, zira futbol üzerinden yapılan ticaret sade spor ve tribün kültürünü yok etmekle kalmıyor, halkı da sömürüyor!

 

Türkiye'de Ultras denildiği zaman insanlar ürküyorlar ama korkulacak bir şey yok. Asi ve Radikal duruşu kimseyi yanıltmasın, Ultrasın Duygusal, Romantik, Sosyal ve Entelektüel yönü de var. Hareketi siyasi kılıfa sokanlar, Ultrasın temeli olan bağımsızlığı baltalıyorlar. Ha kulüp yönetiminle işbirliği yapmışsın, ha bir siyasi akımın buyruğuna girmişsin arasında hiç bir fark yoktur ve tehlikelidir(!)

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: