Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Pyro is Not A Crime!!!

18. Januar 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

Tribünde meşale yakmak suç değildir! Bence de olmamalıdır! Meşale tribünün coşkusunu, ruhunu ortaya koyan önemli unsurdur!

goygoypyro.jpg

                                                     (pic from goygoy streetwearlink

 

Şunu belirtmekte fayda var, bazılarının sandığı gibi futbol maçlarında yakılan meşale Olimpiyat ruhunu yansıtması ile alakası yoktur! Lakin, olimpiyat ateşi modern olimpiyatlar ile başladı ve 1928 yılında Amsterdam’da ilk defa yakıldı. Meşale koşusu ise 1936 Berlin olimpiyatlarında dönemin propaganda bakanı goebles’den çıkan bir fikirdi ve bu gelenek günümüze kadar devam ediyor. Aslına bakarsak olimpiyatlarda yapılan meşale koşusu bir nazi icadı!

   

                 Tribünlerde ilk meşale ne zaman ve kim tarafından yakıldı?

 

Bu konu Almanlar ve İtalyanlar arasında gidip geliyor ama futbol maçlarında tribünde meşale ilk kez İtalya’da Hellas Verona tribünlerinin Ultra oluşumu Brigate Gialloblu71 yaktı!

 

Her şey sis bombaları ve havai fişekler ile başladı!

 

Tarih kitaplarında 1960 senesinde Eintracht Frankfurt-Glasgow Rangers arasında oynanan Avrupa kupa yarı finalinde, o zamanın adıyla Frankfurt (Waldstadion) stadı yakılan sis bombaları yüzünden bir volkan kraterine benzetiliyor. Atılan havai fişekler yüzünden ormanda küçük yangınlar başlamış. Bir diğer olay 1967 yılında Bayern Münih-Vitoria Setobal arasında oynanan Avrupa kupa müsabakasında yaşanıyor. Sahaya atılan sis bombalar maçın kısa süre durmasına sebep veriyor.

gewalt_im_stadio_Roy_Gilbert_ddp-620x280.jpg

   

Bizim bildiğimiz meşalenin Almanya’da yakılış tarihi 2 Ağustos 1985. O gün Kaiserselautern’nin efsane oyuncusu Briegel transfer olduğu Hellas Verona takımı ile yaptığı veda maçında taraftarlar stadı adeta cehenneme çevirirler. Almanya’da  meşale satılmadığından malzemelerin çoğu İtalya’dan geldiği malum. Fakat Kaiserslautern taraftarları İtalya’dan sade meşale ithal etmedi. O gün Alman statlarında ilk defa büyük bir blok bayrağı açıldı ve böylece İtalyan Ultra alt kültürünün Almanya’da tohumları atıldı.

 

Türkiye’de meşale 1990’lı yıllarında gece maçları ile yakılmaya başladı. Kim ilk konusu gereksiz sidik yarışına dönmeden Galatasaray ve Fenerbahçe tribünleri aynı zamanda başlattı diyerek kısa kesiyorum.

 

Fakat, Türkiye’de sayı olarak bir futbol maçında yakılan meşale rekoru açık ara Galatasaray taraftarına ait! ASY’ de oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbi müsabakasında tam 5000(beş bin) meşale yakıldı.

 

 
Maalesef son günlerde 80’li, 90’lı yılları mumla arar olduk. Artık Avrupa’nın çoğu statlarında meşale yakılmaz oldu. Bunun sebebi, meşale AB üyesi ülkelerinde tehlikeli madde yasasının kapsamına alınmasından suç sayılıyor. Türkiye’de meşale geleneğini Galatasaray taraftarları sürdürmeye gayret gösteriyor da. Maalesef sade Anadolu ve Avrupa deplasmanlarında görebiliyoruz henüz bir resmi müsabakada Aslan tepe stadında toplu halde meşale yakılmadı.

 

Avrupa’nın çoğu ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de tribünde meşale yakmak şiddet kanun kapsamına alınarak suç sayılıyor. Yeni 6222 yasasında stat yasağı ve para cezası yanı sıra hapis cezasına kadar yolu var.

 

Meşalelinin tribünde suç unsuru oluşturmasında yayın haklarını satın alan TV kanallarının büyük rol oynadıkları kesin! Futbolu pavyon eğlencesine dönüştüren yayıncı kuruluşlarının tek amaçları halka güzel görüntü sunmak. Futbolun bir Halk oyunu ve spor olduğu onlar için önemi yok!

 

Meşalenin yanıcı ve tehlikeli maddeler kapsamında alınması kanunen doğru olabilir, buna itirazım yok. Fakat, benim merak ettiğim tribünde meşale yüzünden yaralananların sayısı mı daha yüksek ya da meşale yaktığından dolayı polisten darp görenlerin mi? Sanırım meşale yaktığı için polis tarafından hırpalananlar açık ara yoğunluktadır!

 

Meşale tartışmaları son yıllarda tekrar alevlendi. Tribüncüler fırsat buldukça geleneği sürdürmeye gayret gösterirken devlet yetkilileri ısrarla meşaleyi statlara sokmama peşindeler. Yalnız, Avrupa’nın bazı ülkelerinden meşalenin kanunen tehlikeli maddeler kapsamında olmasına rağmen futbol maçlarında kontrollü meşale yakılmasına müsaade ediliyor! Bu ülkeler; Bulgaristan, Danimarka, Norveç ve Avusturya. İçlerinde Norveç ve Avusturya’da kontrollü meşale yakımı Taraftarlar ve yetkililerin ortak müzakereleri sonucu gerçekleştiğinin altı çizilmeli!

 

Şimdiye kadar yapılan müzakerelerde maalesef tribüncüler ciddiye alınmadı ve geri planda bırakıldı. Ortak bir noktada buluşmak yerine yetkililerin katı eğitici rolüne girerek kanunları daha çok sertleştirdiler. Bunun altında tek amaç tribün kültürünü yok ederek futbolu tamamen paralı eğlence dönüştürmek. İşte bu yüzden Bulgaristan, Norveç, Danimarka, Avusturya gibi ülkelerin örnek oluşturması tribüncüler açısından geleceğe ümitli bakmamızı sağlıyor!

 

Öte yandan Avrupa Birliği ‘de meşale tartışmasına dahil oldu. 2013 Temmuz ayında Avrupa Taraftarlar Birliği başkanı Daniela Wurbs, Strassbourg kentinde aralarında bilim adamlarının bulunduğu AB komitesi ile bir araya gelerek meşale konusu ve tribünde şiddet üzerine bir rapor sundu;

 

“Bulgaristan, Avusturya, Norveç ve Danimarka’da futbol müsabakalarında kontrollü meşale yakılmasına müsaade ediliyor. Dikkate alınması gereken önemli nokta, bu kararı uzun müzakereler sonrasında taraftarlar ve yetkililer ortak alması! Bizim açıkça gördüğümüz, kontrollü meşale yakılmasına müsaade verilen statlarda güvenlik sorunları ve yaralanma riski neredeyse hiç yok! Diğer yandan baktığımızda tribünde meşale yakılmasına kesinlikle yasak getirilen statlarda taraftar ve kolluk kuvvetleri arasında şiddet olayları vahim boyutlarda.

 

Bizim FSE olarak bu konuda duruşumuz bellidir. Futbol müsabakalarında kontrollü meşale yakılmasını tribün kültürünün korunmasında destekliyor, güvenlik ve risk açısından açıkça savunuyoruz. Ortaya koyduğumuz deliller Avusturya içişleri bakanlığının verilerine dayanıyor. Bilindiği gibi Avusturya’da uzun yıllardır kontrollü meşale yakımı kısmen legalleştirildi. Kulüpler taraftarları ile birlikte ortak karar alıp meşale yakımı için her müsabaka öncesi yetkili kurumlara başvurarak resmi müsaade alıyorlar. Bunun dışında yasadışı meşale yakılmasına 2009/2010 senesinde çıkan yeni yasa katılaştırdı fakat ülke çapında taraftarlar arasında büyük tepki topladı.

Ultra gruplarının liderliğinde “Pyro is not a crime”( meşale yakmak suç değildir) sloganı adı altında kampanyalar organize edildi, protesto yürüyüşleri yapıldı. Kulüpler ve kamuoyundan destek alan kampanyanın oluşturduğu baskıya fazla dayanamayan hükümet yasayı hafifletmek zorunda kaldı. Şimdiki istatistiklere bakarsak kanun değişikliğinin akabinde artan şiddet olayları yasanın hafifletilmesinden sonra büyük ölçüde düştüğünü görüyoruz.

 

Kontrollü meşale yakılmasına müsaade edilen ülkelerde taraftarlar arasında meşale kullanımı gittikçe büyük ölçüde düşüyor. Varılan sonuçta yasa dışı meşale kullanımı taraftarlara göre macera verici ve daha cazibeli. Bu açıdan bakıldığında, kontrollü meşaleye izin verilen çoğu statlarda şiddet olayları önemli biçimde düşük bunun nedeni yasal durumun taraftarda cazibeyi düşürmesinden kaynaklanıyor!”

 

Raporun orijinal Almanca metni;

 

                                                            ***

- Länder in denen der Gebrauch von Pyrotechnik (teil-)legalisiert ist
Nach unserem derzeitigen Kenntnisstand, ist der Gebrauch von Pyrotechnik im Fußball in mehreren Ländern zumindest unter bestimmten Bedingungen teil-legalisiert.  Dies sind u.a. Dänemark, Bulgarien, Österreich und Norwegen, wobei Norwegen und Österreich als prominenteste Beispiele für Länder gelten können, in denen die (Teil-)Legalisierung von Pyrotechnik im Dialog mit Fans erfolgt ist oder praktiziert wird. Und wir sehen klar: dort wo Pyrotechnik im Fußball unter klar eingegrenzten und kontrollierten Bedingungen in den Fankurven im engen Austausch mit den Fans erlaubt wird, sind die mit Pyrotechnik verbundenen Risiken und Probleme weitaus geringer als dort wo mit massiven Restriktionen auf die Nutzung von Pyrotechnik durch Fans reagiert wird.

Die Zahlen zu diesem Thema, auf die wir uns als FSE zur Untermauerung unserer Position berufen, liegen uns vor allem aus dem Bundesinnenministerium in Österreich vor. Grob umrissen verhält es sich dort wie folgt: die Nutzung von Pyrotechnik ist dort seit Jahren teil-legalisiert und Vereine können bei den Städten entsprechende Genehmigungen beantragen, damit die Fans in enger Absprache mit den Vereinen unter bestimmten Bedingungen Pyrotechnik im Stadion bei Heimspielen zünden können. In der Saison 2009/2010 wurde auf Bestreben des österreich. Innenministeriums allerdings das Gesetz und vor allem die mit illegaler Nutzung von Pyrotechnik im Sport zusammenhängenden Strafen verschärft. Daraufhin wurde wiederum seitens der österreichischen Fans, vor allem der Ultragruppen die in weiten Teilen sehr erfolgreiche Protestkampagne „Pyrotechnik ist kein Verbrechen“ ins Leben gerufen, die sich für die Wieder-Entschärfung des Gesetzes und eine (Wieder-)Legalisierung einsetzte, und die auch prominente Fürsprecher bei mehreren Vereine und Spielern der österreichischen Bundesliga fand. Infolge des öffentlichen Drucks durch die Protestkampagne, kam es zu Gesprächen zwischen den Fußballinstitutionen, dem Innenministerium und den Fans, infolgedessen zumindest eine teilweise Wieder-Entschärfung des gerade beschlossenen Gesetzes zugunsten von Ausnahmegenehmigungen für Vereine erreicht werden konnte.

Statistisch lässt sich anhand der Zahlen nachweisen, dass sich der im Vorfeld der Gesetzesverschärfung bereits sichtbare/messbare Prozess auch nach der teilweisen Wieder-Entschärfung fortsetzte: sowohl die Anzahl der Vorfälle durch illegalen Gebrauch von Pyrotechnik, als auch die Anzahl der beantragten (Ausnahme-)Genehmigungen durch die Vereine sinken in Österreich seit Jahren = ergo, die Probleme im Zusammenhang mit der Nutzung von Pyrotechnik sind geringer – UND auch das Ausmaß der Nutzung von Pyrotechnik im Stadion durch die Fans selbst.

Dies lässt die von Fans im Zuge von Legalisierungskampagnen vielfach kolportierte Schlussfolgerung zu, dass Pyrotechnik im Stadion (zumindest in den meisten europäischen Ländern) im Moment der Legalisierung seinen Reiz zu einem gewissen Grad verliert und gleichsam kontrollierter/risikoloser nutzbar ist, da die kurveninterne Selbstregulierung bei dem Thema viel effektiver greifen kann. Wenn die Fans für den Gebrauch also nicht pauschal kriminalisiert werden und kollektiv mit (überbordend) restriktiven Maßnahmen zur Prävention konfrontiert sind, erfolgt eine viel effektivere interne Auseinandersetzung, um einen risikoloseren / vernünftigen Umgang mit Pyrotechnik möglich zu machen.

                                                                     ***

 

Bu önemli raporu hükümet yetkilileri ve Kamuoyu mutlaka dikkate almalı!

 

Tabi ki taraftarlara da büyük görev düşüyor! Elimizden geldiği kadar, kimseye boyun eğmeden tüm yasal haklarımızı kullanarak, ısrarla, sabırla tribün kültürünü ayakta tutmak için ortak mücadele vermeliyiz!

 

Basiretsiz siyasetçilerin çıkardıkları anti demokratik kanunlarına tüm taraftarlar bir araya gelerek ortak duruş sergilemeli, yoksa o gizemli, özgür, şizofren ama her şeye rağmen güzel tribün dünyamız yok olacak!!!

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: