Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Oyun Zekâsı ve Horst Wein Yöntemi

18. August 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Horst Wein aslında Hokey oyuncusuydu, uzun yıllar milli takımda oynadı ve kariyerini bitirdikten sonra kendini futbola verdi. Bir hokey oyuncusunun futbolun oyun tarzında devrim niteliğini taşıyan bilimler geliştirmesi gerçekten çok ilginç. Horst Wein klasik antrenman çalışmalarını bir kenara bırakarak sokak futbolu felsefesinden yola çıkarak altyapı çalışmalarında önemli gelişmelere imza attı. Onun sisteminde geçmişte klişeleşmiş statik antrenmanlar yerine, gençlerin futbolu oynayarak öğretme yöntemi yerini aldı. Gençler, nasıl sokakta özgür ve bağımsızca futbol oynuyorsa, bunu birebir alıp geliştirerek futbola önemli katkıda bulundu.

 
 

Horst Wein’ın parolası,”Dünkü Futbola saygı duymak, günümüzün futbolunu araştırıp geliştirmek, oyun içinde ön sezgileri geliştirmek.” Açılımı şöyle, futbolda “Antizipation” diye bir terim vardır, Türkçesi ön sezgi. Bu, yeni bir şey değil, benim futbol oynadığım yıllarda, 27 yıl önce antrenmanlarda çalışılıyordu. Malum, futbolda olduğu yerde durmuyor ve sürekli ilerliyor. Horst Wein’ın hedefi yukarıda bahsettiğim gibi sokak futbolunu kollektif takım oyunu içine katarak, diğer yandan futbolcuların oyun zekâsını ve tekniğini geliştirmek ve oyuna görsellik kazandırmak. Horst Wein için teknik üç, beş kişiyi çalıma dizmek anlamına gelmiyor. Ona göre futbol içindeki teknik oyunu okumak, pozisyon üretmek ve bir sonra olacakları hesaplayıp önlem anlamak.

 

Horst Wein şöyle bir kenarda dursun, gelelim hafta sonu oynanan Sivasspor maçına. Yediğimiz ikinci golü hatırlıyorsunuz, Ceyhun uzun süre topu sürerek kalemize yaklaştı. Bir anda servetin markaj yaptığı rakibinden ayrılıp ona doğru koşması ardından topu boşta kalan arkadaşına aktararak sonuca ulaşmışlardı. Peki, Servetin oynadığı mevki neydi? Stoper. Stoperin görevi nedir? Rakip oyuncuyu markaj etmek. Demek Servet onca yıldır profesyonel futbol oynuyor ama hala nasıl ve nerede duracağından bihaber, ön sezgiyi filan geçtim sanırım kelimenin ne anlama geldiğini de bilmiyordur.

 

Şimdi herkes Rijkaard’a kızıyor, hiç kimsenin kızmaya hakkı yok Arkadaşlar(!) Bakalım Servet, Rijkaard ile çalışmadan önce kimlerin eğitiminden geçmiş; Rıza Çalımbay(Denizlispor),Christoph Daum(Fenerbahçe), Bülent Uygun( Sivasspor), K.H. Feldkamp, Cevat Güler, Michael Skibbe, Bülent Korkmaz,(Galatasaray), Ersun Yanal, Fatih Terim(Milli Takım). Tam 9 hoca, altyapı hocaları da eklersek Servet mükemmel eğitim almış. Peki, neden Servet hala aynı alışa gelmiş hataları yapıyor? Düşünün, bir talebe 9 okul değiştirmiş ama bir türlü okumayı sökemiyor, kabahati hocalarında aramak biraz haksızlık olmaz mı?  Servet, Ayhan Akman, Aykut ve onlar gibi daha niceler adı üstünde “Süperlig” de top koşturuyorlar. Birkaç ay önce Arda Turanın Tam Saha dergisine verdiği röportaj da “Ben sahada nerede durulacağını milli takımda öğrendim” sözlerine  kızmıştım. Hepsini geriye alıyorum, özür dilerim kaptan sen haklıymışsın(!) Hiç altyapılarımızla övünmeyelim, yanlış eğitim boşa zaman kaybıdır. Önce eğitmenlerimiz iyi eğitimden geçmelidir diye düşünüyorum.

 

Şimdi tüm bunları göz önünde bulundurarak, biz Taraftarlar şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz. Evet, son Sivas mağlubiyeti benimde sabrımı taşırdı ve ağır eleştirdim, yazdıklarımın hepsinin arkasındayım. Amacım kimseyi rencide edip hakaret etmek değil. Uzun yıllar futbol oynamış birisi olarak 2 senedir Galatasaray futbol takımında olup bitenleri görmeye tahammülüm kalmadı. Her maçı kazanacağız diye bir kaide yok, ama sahada futbolcularda gördüğüm vurdumduymazlık, laubalilik sade beni değil tüm Galatasaraylıları çileden çıkardı.

Her şeye rağmen yinede sükûnetli ve sabırlı olmalıyız. Hele şu son günlerde protesto eylemleri zararımıza olur. Malum, taraftarın öfkesi medyanın ekmeğine yağ sürdü, başta Hıncal bey sazan gibi atladı konuya. Olanları fırsat bilerek taraftarı gaza getirmeye çalışıyor, ultrAslan hala neden bekliyor protesto etmiyormuş. İnsaf be, daha geçen sene tribünleri makineli tüfekle taramaya kalkan sakallı soytarı şimdi nasıl olurda Taraftarı camiasına karşı hedef almasına kışkırtır? Galatasaraylılığından utanıyormuş beyim, vay be 19 Mayıs 2007 olayları sonrası da taraftarı hedef göstererek benzer şeyleri söylemiştin Hıncal bey, seni zaten Galatasaraylı olarak kabul etmiyoruz ki(!)

 

Yarın ve Pazar günü önemli müsabakalara çıkacağız(!) Şu anda Taraftar olarak yapabileceğimiz tek şey kayıtsız şartsız, her şeyi kenara bırakıp ele güne karşı, inadına Takımızı destekleyeceğiz, başka Galatasaray yok Arkadaşlar.

 

Son olarak takımızın kendini yeniden toparlamasında faydası olacağını umduğum bir önerimi dile getirmek istiyorum. Takımın içinde geçmişte olduğu gibi Ağabeylik görevi yapacak birine ihtiyaç var. Görünen o ki, mevcut kadro da bu görevi üstlenecek şimdilik kimse yok. Mutlaka camia içinden birileri bu göreve getirilmelidir diye düşünüyorum. Teknik kadronun işine karışmadan ama onlarla ortak çalışan, camiayı iyi tanıyan, futbolcularla geçinebilen ve futbolcuların saygı duyduğu birisi lazım, mesela aklıma A.Albayrak geliyor. Malum, Gündüz Babanın dediği gibi “Galatasaray hislerin takımı”.

 

 

 

 

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: