Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Nasıl Yaşıyorsan Öyle Oynarsın

30. Oktober 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Yukarıda ki sözler Arjantin'in büyük futbol ustası Cesar Luis Menotti'ye ait. 1970 Yılları'nda futbolun siyaset ruhunu ortaya çıkartıp Solcu Sistem futbolunu icad eden, (yanlış anlaşılmasın bu lafı Menotti'i söylüyor) 1978 yılında Arjantin Milli Takımınla dünya kupasını kazanan, günde 15 paket sigara içen "El Flaco", Türkçesi ince sırık.

Bu arada Menotti 72 yaşında sağlıklı şekilde hayatını sürdürüyor ama siz yinede sigaradan uzak durun.

 

"Solcu Sistem Futbolu" kelimesi bana da biraz tuhaf geldi. Menotti'ye sorulduğunda cevabı net "Nasıl yaşıyorsan öyle oynarsın" şöyle de tarif edilebilir "sahaya yansıttığın oyun kendinin ve yaşadığın ülkenin hayat tarzının aynasıdır".

 

Arjantin nasıl yaşıyor ve oynuyor sorusuna büyük hocanın verdiği cevabı iyi okunmalı;

 

"Her kültür içinde bir çok sentez vardır, müzik, dil, giyim tarzı ve futbol bunlardan biridir. Arjantin 1960'lı yıllarda kültürel krizin içine düştü, ister istemez futbolda bundan nasibini aldı. Malum, Başarsızlıklarda eklenince işler iyice tersine gitmeye başladı.

 

Biz ülke olarak şu karara vardık, o andan itibaren kendimize ait ve özel sandığımız, inandığımız tarzımızı bir kenara bırakıp dışa açıldık. Bir anda her şey yerine oturmaya başladı. Dışarıdan aldığımız yenilikler futbol oyunumuza olumlu şekilde yansıdı. Sosyolojik açılımını iyi yapamazsan kontrol edilemez vahim hataları tetikleyen olaylar başlar.

 

Bizim çöküşümüz İsveç'te düzenlenen 1958 dünya kupasında Çekoslovakya'ya 6 gol yediğimiz maç ile başladı. Bütün otoriteler oyunumuzun gerilediğini daha atletik ve fizik yapımız üzerine çalışmamızı söylediler. 1940 ve 1950 yıllarında Arjantin Milli takımı çok başarılıydı, yetenekli oyuncularla dolu geniş kadromuz vardı. Öyle ki 2-3 takım çıkarabilirdik.

 

İsveç'ten sonra tam 10 yıl bir kaosun içine  düştük ve 1970 dünya kupasına katılamadık. Hep inandığımız bize uygun sandığımız Estudiantes La Plata takımının oynadığı futbolun sistemiydi. Onların oyun tarzı adam markajı, pres ve mücadeleye dayalıydı. Bu değiştirilemez mi diye hep kendimize sorduk, o yıllarda bilim adamları futbolu yönetiyorlardı. Ama kesinlikle böyle olmamalı, bir zamanlar insanlar filozofların her sorunu çözebileceğine inandıkları gibi.

 

Oyunun güzel yönünü ortaya çıkaran çok az takımlar vardı. İnter'in Catenaccio sistemi o yıllarda modaydı. Sonra 1970 dünya kupasında Brezilya fırtına gibi estiği turnuvada kupayı kazanınca insanların kafasında çoğu şeyler değişmeye başladı. Ben Huracan kulübüne iş başı yaptığım gün Brezilyalıların oyun metodunu adapte ettim.

 

Futbolculara güzel futbol oynamalarını anlattım, onlara geçmişteki efsane oyuncuları hatırlattım. Futbolcularım şaşkınlıkla bana şu soruyu yönelttiler "doğru olabilir hocam ama neden kazananlar hep aynı takımlar?" Onlara aksini ispat etmek için çok çaba harcadım. Futbol illaki en yüksek tempoda oynan, büyük efor sarf edilen oyun olmadığını anlattım. O zamanlar futbol taktik ve fizik güce dayalı oyundu ama benim için futbolun insancıl yanı daha önemli. Sahaya sade galibiyet için çıkanlar ve zafere giden her yolu mubah görenler benim gözümde hepsi "sahtekar", bu kişiler Futbolun ne anlama geldiğini idrak edememişler, futbol "GÜZEL OYUNDUR!"

 

Bu çok iyi algılanmalı, "Sahtekar" kelimesinin açılımı sahaya futbol oynamak için değil sade kazanmak için çıkanlardır, futbol oynanarak kazanılmalı.Eğer bir oyuncu çıkıp şunu diyorsa "Beni sade kazanacağımız zafer ilgilendirir" o kişi benim gözümde sahtekardır, kazanmak için her türlü yola baş vuracaktır gerekirse aldatacaktır.

 

Örneğin Poker oyununu sade para kazanmak için oynayanlar vardır, bazıları Poker'den zevk aldığı için oynar ama onlarda kazanır. Kısacası biz o yıllarda futbolun öncelikle "GÜZEL OYUN" olduğunun değerini yitiriyorduk. Almanlara hep şablon futbol oynadıkları söyler abartırlardı. Almanlar 1974 Dünya Kupası finalinde Hollanda'yı dize getirirken takım içinde çok yetenekli oyuncuları bulunduğu için tek başına kazanmadılar.Her şey organize halindeydi, takım olarak zafere ulaştılar. Bu organize tarzları oyunun önemli senteziydi günlük yaşamları gibi "Bir Ülke nasıl yaşıyorsa öyle futbol oynar".

 

Bu yazı Eylül ayında Almanya'da çıkan 11 Freunde Dergisin'de Menotti ile yapılan röportajın özetidir, elimden geldiği kadar çevirdim sizlerle paylaşmak istedim.

 

Biz, Ülke olarak şu an yaşadığımızı sahaya yansıtıyoruz. Futbolun ilerisini görmek için geriye bakmak yeterli, her şeyden önce futbolun güzel oyun olduğunu bilmeliyiz. total başarıya odaklanmadan önce total Futbol oynamasını öğrenelim, güzel oyunun ne anlama geldiğini idrak edelim. Hile yaparak değil delikanlıca, güzel oynayarak kazanalım !

 

Erdal Güngör

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: