Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Münferit#9

25. Januar 2012 , Geschrieben von Erdal Güngör

Kabahatin çoğu kimde diye sorarsanız şahsi görüşüm emniyet, medya, kulüp yöneticileri kadar bizde suçluyuz!


Evet, Ultralarında kabahati büyük çünkü bilerek sisteme teslim oldular. Hepsi değil tabi ki, genelde tribünde üst mertebelere ulaşmış, 1990’larda ortaya çıkan sözüm onlara “tribün liderler ya da başkanları ve onların yancıları” Her neyse, oraya gelmeden önce Ultras hareketini iki devire ayırmalıyız. İlki 1968 yılında sokakta başlayan parlamento dışı sol-sağ siyasi hareketinin tribünlere taşınıp devam etmesi. Bu bilinçli gelişmiştir, işin özüne bakarsak Ultras kendi başına bir alt kültürdür ve gerçek anlamda tribün kültürüyle pek alakası yoktur. Tribüne sade görsel ve radikal katkı yapmıştır.


Benzer gelişmeler holiganizm de yaşandı. 1950 yıllarında ABD’de vahim boyutlara ulaşan sokak çetelerinin kavgası İngiltere’ye sıçradı ve 1960 yıllarının sonlarına doğru tribünlere yansıdı. O seneler Mods, Tedy Boys, Skins vb. sokak çeteleri Londra, Liverpool, Manchester gibi büyük kentlerin sokaklarını savaş alanına çevirdiler. Şunu kesin diyebiliriz, Ultras ve Holiganizm paralel aynı zamanda tribünlerde başlamıştır. Yalnız, önemli bir faktör gözden kaçmamalı.  İtalya’da başlayan Ultras hareketinin siyasi boyutu kadar mahalli milliyetçilikte ön planda. Kuzey-Güney çatışmaları antika dönemine kadar dayanır.


Ultras hareketi 1970’lerin sonuna kadar seviyeli şekilde yürüyordu. Tribünlerde takıma verilen destek yeni boyutlara ulaştı. O güne kadar duyulmamış, görülmemiş değişik coşkulu tezahüratlar, görsel şovlar arttı. Çatışmalar delikanlıca ve iki tarafın güç ölçüşmesinden öteye gitmiyordu, hatta polisler o yıllarda hakemlik görevi bile üstlenmişlerdi. 1980’li yıllarının başında Ultras hareketinde ikinci devir başladı. Eski grupların dağılması tribüne gelen genç nesillere yeni gruplar kurma fırsatı doğurdu. Böylece parçalanmış grupları merkezden kontrol etmek zamanla imkânsız hale geldi. Yeni kuşak tribüncüler eskilerine nazaran daha vahşi, hırçın ve merhametsizdiler. Artık iki taraf arasında çıkan çatışmalarda güç ölçüşmek kimseyi kesmiyordu. Kasıtlı can yakmalar, dükkânları yağmalamalar, Molotof kokteyli fişekli saldırılar, bıçaklı kavgalar ve kasti cinayetler çoğalmaya başladı. Öyle vahşi boyut almaya başladı ki, kuzey kente bağlı bir faşist eğilimli grup mensupları başka ülkelerde yaşayan eşcinsel ve siyah insanları öldürüyor, bombalı eylemler düzenliyorlardı.


Kuşkusuz yeni kuşak Ultralar o senelerde çıkardıkları olaylarla sıkça gündeme gelen İngiltere’deki holiganlardan esinlenmişlerdi. Üstelik Avrupa kupalarında iki ülkenin taraftarları karşılaştığında dehşet dolu olaylar, katliamlar oldu. Yetkililer ortaya çıkan bu yeni fenomene karşı ilk zamanlar yeterli önlem almayı gerek görmediler, açıkcası çaresizdiler. Fakat her hafta sonu bir kat daha fazla artan şiddet olayları toplumda büyük tepkilere neden oldu.Yeni kuşak ultralara sert önlemler almak gerekliydi. Sosyolojik çözümler üretip olaylara karışan kişileri topluma geri kazandırmak, tribün kültürüne önem vermek yerine farklı bir yol seçildi. Devlet şiddeti daha sert yöntemlerle çözmeye karar verdi ve yeni bir polis modeli ortaya çıkardılar “çevik kuvvet”. Kontrgerillaya benzeyen çevik kuvveti ultraların üzerine salıp onlara karşı savaş açtılar. Bu yeni polisler ultralar gibi hırçın şiddet eğilimli ve modern silahlarla donatılmıştı. Devlet girdiği yolun yanlış olduğunu umursamıyordu. Toplumda tehdit unsuru gördükleri tribüncüleri ortadan yok etmenin tek yolu sert ve acımasız olmalıydı. Böylece ultraların, farklı renklere gönül verseler de, nur topu gibi bir ortak düşmanları olmuştu “polis!”


Bosman kanunu, UEFA kriterleri ve Avrupa kupalarında değişen statü(ŞL) futbola yeni yatırımcılar kazandırdı. Yayın haklarını satın alan özel televizyon kanalları bir anda kulüplerin ana gelir kaynağı oldu. Gittikçe futbolu pençesine alan medya taraftarları da manipüle etmeye başladı. Malum, Spor ve futbol kültürü düşük ülkelerde sözde “spor medyası” toplum üzerinde daha fazla etkilidir. Yaptıkları yalan haberlerle ezeli rakip taraftarlarını birbirine kışkırtarak düşmanlık çıkarıyorlar. Son senelerde yaşanan stat olaylarında %80 medyanın parmağı olduğu kesin. Medya içinde en büyük tehlikeyi oluşturanlar, kendilerini taraftar yanlısı gösterenlerdir! Onlar sistemin attığı oltanın ucundaki solucana benzerler. Bu şahıslardan mümkün olduğu kadar uzak durulmalı!


Futbolun hızlı sanayileşmesinden tribünlerde nasibini aldı. Günümüzde Kulüpler kadar Ultra oluşumları da kendi ürünlerini üretip geniş kitleye pazarlıyorlar. Böylece profesyonel ultralar türemeye başladı. Yöneticiler, medya, polis kadar tribün kültürünü bitme noktasına getiren unsurlardan birisi kuşkusuz “profesyonel ultralardır!” Medyanın futbola olan ilgisini iyi değerlendiren bu şahıslar kısa süre içinde pop yıldızı gibi meşhur oldular. Her fırsatta televizyon ekranlarında görülen profesyonel ultralar gerçek tribüncülerin gözünde iğrenç mahlûklardır.


Profesyonel ultralar tayfanın organize ettiği otobüs yerine takım uçağıyla deplasmana giderler. Çevre yollarında dinlenme tesislerine, tren istasyonlarına uzun zamandır uğramamışlar, gördükleri ne malum. Cebinde son kuruşunu harcayıp saatlerce aç susuz kalamazlar. Onlar lüks otellerde konaklar oyuncuların partilerine katılır. Profesyonel ultralar polisle çatışmaz, polisle pazarlık yapar hiç gözlerini kırpmadan menfaatleri uğruna arkadaşlarını satarlar. Profesyonel ultralar yöneticilerin maşalarıdır. Bir emirle sesi yüksek çıkan muhalif üyelere tribünden küfür ettirir, formsuz futbolculara ayar verirler. Her sezon öncesi beleş kombine için kulüp binası önünde yatarlar. Yeri geldiğinde hepsi yılların tribüncüleridir, stat önünde çok sabahlamışlardır.


Profesyonel ultralar davaya en büyük zarar veren adi parazitlerdir, aynı bilgisayarlara giren Truva virüslerine benzerler. Onlarla aynı havayı solumaktan iğreniyorum. Ve sırf bu yüzden Ultra olmaktan bazen nefret ediyorum……devam edecek

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: