Gaziantep-Galatasaray 1:0
12. Februar 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör
5. dakikada yediğin golü çıkaramıyorsan o zaman ben bu işte art niyet ararım arkadaş, dostluk maçımı yapıyoruz? Koskoca 90 dakika sade 2 gol pozisyonu üretebilmişiz. İlki hemen birinci dakikada Stancu ile öne geçebilirdik, açık bir penaltı var ve kaleciye kırmızı kart. Çalmak için hakem ister ve o hakemde de sağlam göt. Tabi bunların arakasına sığınamayız tartışsak nafile futbolun acı gerçeklerini kabul edeceğiz.
Galatasaray futbol takımının sorunu bu değil, problem çok derinde yatıyor. Geçen gün Xavi’nin röportajını okudum işte burada >>>link
Lütfen şu satırları iyi okuyun bir değil birkaç kez, zira bizim okumamız bir şey ifade etmez esas Galatasaraylı oyuncular okumalı;
Bu Barcelona modelinin yüreğinde ve kulüp içerisinde hep bu var değil mi? Madrid'i yendiğinizde ilk onbirinizdeki sekiz oyuncu altyapı ürünüydü ve bu senenin Altın Top ödüllerinin üç finalisti de yine öyle, Lionel Messi, Andres Iniesta ve sen.
Bazı gençlik akademileri kazanmayı umursar, biz eğitimi umursarız. Kafasını kaldırıp pası ilk seferinde gönderen bir çocuk görürsün, bom, ve düşünürsün 'Evet, bu çocuk olur." Onu getir, eğitelim. Bizim modelimiz [Johan] Cruyff tarafından yerleştirildi, bu bir Ajax modelidir. Bu hep rondolarla [5'e 2, ortada sıçan] alakalıdır. Rondo, rondo, rondo. Her-bir-gün. Olup olabilecek en iyi idmandır. Sorumluluğu öğrenirsin ve topu kaybetmemeyi. Topu kaybedersen ortaya geçersin. Bom, bom, bom, bom, hep tek pas. Ortaya geçersen bu küçük düşürücüdür, diğerleri seni alkışlar ve sana gülerler.
Xavi’nin cevabında bold yaptığım cümleye dikkat edin! İşte budur arkadaşlar. Evet, adamlar yıllardır sistemlerini oturtmuşlar 7-70’e hepsi aynı stil futbol oynuyor ama iş orada bitmiyor daha ötesi var. Futbolcu dünyanın en iyi takımında oynasa da içindeki çocuğu, amatör ruhu daima korumalı. Ne zaman bu ikisi de kaybolursa futbolculuktan çıkar büyük şirkette yüksek kariyer peşinde koşan elemanlardan farkı kalmaz. Bir gün hedefine ulaştığında “tamam buraya kadardı” der ve keyfini sürer.
Türkiye’de yetişen çoğu profesyonel futbolcuların sorunu da budur, onlara Hakan Balta’yı ekleyebiliriz çünkü bırakmış kendini akıma çevreye ayak uyduruyor, sözde Almanya altyapılı. Küçük takımlarda keşfedilip büyük takımlara getirilen oyuncular bir süre sonra “hedefime ulaştım” rehavetine kapılıp ortama ayak uyduruyorlar. Tabi istisnalar var aralarında ama çok az. Galatasaray’da en büyük sorun bazı oyuncular hangi kulüpte oynadıkları umurlarında değil. Galatasaray olmasaydı Fenerbahçe ya da Beşiktaş olurdu en kötü ihtimal Trabzon. Bu gençlere profesyonel futbolun her şeyden önce spor ve oyun olduğunu kafalarına kazımalı. Kendilerini bir büyük şirkette değil koskoca ülkenin tarihi parçası külüplerde olduklarını hatırlatmalı!
Newsletter
Gib Deine E-Mail-Adresse ein, um bei zukünftigen Artikeln benachrichtigt zu werden.
Seiten
- 20 Milyon Taraftar
- Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
- Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
- Album - bilder
- Album - erdal
- Album - resimler
- Alpaslan'a Mektuplar; Röportaj Mahir Şanlı
- Atasporlarımız
- Brigate Autonome Livornesi
- Burası Napoli Değil !
- Commando Ultra Curva Sud
- Congratulations You Have Just Met The ICF
- Enzo Busiello Ultras Napoli
- FC Basel'den meşaleye yeşil ışık !
- Futbol, Bahis, Şike, Kara Para
- Futbolun pazarlanmadık nesi kaldı ?
- Futbol yorumcuları
- Her lanet olası pazar
- Holigan
- La Doce 12. Adam
- Manifesto de gli ULTRAS
- Manolo
- Modern Futbola karşı kollektif direniş = ULTRAS
- Münferit, Bir Ultras Romanı
- Ne Çözümü ?
- Röportaj: Engin Özdemir
- Royal Shrovetide Football
- TARAFTAR ?
- Tribünde başlayan savaş
- Tribünler Özgürdür
- Ultralar, Dün ve Bugün
- Ultras Cosa Nostra Lyon,R.I.P. Alpaslan Dikmen
- Ultras Manifesto
- Ultras = Radikal Aşk....
- ULTRAS TARİHİ
Kategorien