Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Financial Fair Play Vol.2

23. Juni 2012 , Geschrieben von Erdal Güngör

Hatırlarsınız geçen sene Chemnitz Teknik Üniversitesi, Avrupa Taraftarlar Birliği(FSE) ve (SD) Supporters Direct oluşumlarının da desteğini alarak 2012 yılında yürürlüğe giren “Financial Fair Play”, bir başka adıyla UEFA 2012 kriterleri üzerine Avrupa’da futbol taraftarları arasında kamuoyu araştırması düzenledi, blokta bahsetmiştim >> Financial Fair Play

FinancialFairPlay.jpg

Araştırma tamamlandı, neticelere geçmeden önce “Financial Fair Play”  nedir kısaca değinmek istiyorum.

 

UEFA’nın “Financial Fair Play” uygulamasının asıl hedefleri;

 

- Kulüpler yıllık gelirleri kadar harcama yapmaları

 

- Kulüpler borçlarını azaltıp kalan borçlarını kısa süre içinde ödemeleri(örneğin CAS’a başvuran oyuncular ve teknik direktörlerin kulüplerde kalan paraları)

 

- Kulüpler, transfere ve oyuncu maaşlarına ayırdıkları bütçeyi orantılı harcamaları yönünde yardım etmek, yönlendirmek.(en önemli madde bence bu ve mutlaka ne pahasına olursa olsun sonuna kadar arkasında durulmalı, kulüpleri daha fazla altyapıya yönlendirip gereksiz harcamalardan uzak tutmalı.)

 

UEFA 2002 senesinde kulüp lisansı uygulamasını başlattı. O günlerde şartlar şimdiki kadar sıkı değildi, örneğin tesisler ve stadın durumu kontrol edilirdi, oyuncular ve teknik heyetin maaşları zamanında ödendiğine bakılır, varsa bu şahısların borçları kısa sürede ödenmesine yönelik kulüpler uyarılırdı. (hatırlayın, Türkiye’de her sene oyuncu ve teknik direktörlere “alacağım yok” yazısı imzalatılırdı,( bknz; Galatasaray vs. franck ribery) Ufak şeyler göz önünde bulundurulur ve genelde Avrupa kupalarına katılacak kulüpler sıkı denetlenirdi.

 

Bir süre sonra kulüplerin sanıldığının ötesinde durumları iç açıcı olmadığının farkına varıldı. Kısa vadeli sportif başarıları yakalamak uğruna büyük borçlar altına giriliyor gerekirse kötü yollara başvuruyorlardı, şike gibi! Bu kulüplerin arasında Avrupa’nın en büyükleri bulunuyor ve Delolite şirketinin yaptığı yıllık “en iyi kulüpler” sıralamasına giriyorlar, hatta sıralamanın başını çeken kulüplerin bile borçları ciddi boyutlarda!

 

2009 yılında, o zamanın UEFA genel sekreteri David Taylor AB komisyonuna sunduğu rapor Avrupa’da profesyonel futbol kulüplerinin vahim mali tablosunu açıkça ortaya serdi. Rapora göre 2008 mali yılında kulüplerin %50’si zarar yapmıştı, bunlardan %22’sinde ise zararı ciddi boyutlardaydı. Önceki 2007 yılına bakıldığında da durum farklı değildi ve gelecek 2009 senesinde daha kötüye gideceği kaçınılmazdı.

 

Araştırmayı yapan AT Kearney şirketine göre Avrupa’nın 5 büyük liginin üçü; İngiltere, İspanya ve İtalya’da kulüpler normal şirket olsalar, iki sene sonra ortadaki mali tabloya göze alarak mecburen iflasa başvurmaktan başka seçenekleri yoktu!

 

Yeni oluşturulan sertleştirilmiş kulüp lisansının yanı sıra Financial Fair Play uygulamasına önemli bir yenilik eklendi “Club Monitoring”. Açılımı kulübü yakından izleme, kontrol etme anlamına geliyor ve bizzat UEFA tarafından yapılıyor!

 

Uygulama şöyle gerçekleşiyor; Tüm lisans işlemleri tamamlandıktan sonra onaylanması için UEFA Club Monitoring heyetine sunuluyor ve son kararı onlar veriyorlar. Club Monitoring tam olarak 2013/2014 sezonunda devreye girecek, şimdilik belli ülkelerde uygulanıyor, bunlardan biri Türkiye. Club Monitoring hakkında detaylı bilgiler için bu >>>link de belgeyi okumakta fayda var.

 

Gelelim neticelere. Maalesef hepsini sunamıyorum bunu yazının sonunda açıklayacağım.

 

Araştırmayı yapanlar Almanya’nın Chemnitz Teknik Üniversitesinden Joachim Lammert ve Gregor Hovemann. Araştırmanın amacı, Avrupa’da futbol taraftarlarının Financial Fair Play uygulamasına bakış açılarını ortaya çıkarıp görüşlerini dile getirmek, geniş çaplı düzenlemeyi yakından anlatmak ve geleceğe yönelik fikir sunmak.

 

Geniş çaplı düzenleme konseptinin açılımı şu şekilde;

 

- Profesyonel futbol kulüplerini gelirleri kadar harcama yapmalarına teşvik etmek

- Borçlarını en aza indirmeleri ve bu borçları zamanında ödemelerinde yol göstermek

- Aşırı transfer ücreti ve oyunculara yüksek ödenen maaş harcamalarını durdurulmasını sağlamak

- Uzun vadeli sürdürebilir finansal idareye teşvik etmek

- Profesyonel futbol kulüplerini UEFA’ya şeffaf olmasını yönlendirmek

- Altyapıdaki oyunculara ve tesislere daha fazla yatırım yapmalarını teşvik etmek

 

Araştırmacılar kulüplere önerdikleri “Geniş çaplı düzenleme” konseptinin tüm maddeleri ciddiye alındığı takdirde, Avrupa’da profesyonel futbol kulüplerinin uzun sürede mali durumları düzelecek ve kendilerini ayakta tutabileceklerinden eminler, bende aynı fikirdeyim!

 

Araştırmaya 43 Avrupa ülkesinden futbol taraftarları katıldı, toplam 2261 soru cevaplandı bunun 1671 Avrupa’nın 5 büyük liginden (İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya)

 

Üç ana konu ele alındı;

 

- Financial Fair Play konseptinin hedefleri

- Genel değerlendirme

- Mali eşitlikten doğan fırsatlar

 

Taraftara yöneltilen bazı önemli soruların cevaplarına bakalım;

 

Kaç profesyonel futbol kulübünün gelirinden çok gideri var?

 

Taraftarın yüzde %78’i kulüplerin haddinden fazla harcamalar yaptığı düşüncesinde

 

Kulüplerin kaçı büyük borç altında ve mali sıkıntı içinde? Sorusuna yüzde %70’i kulüplerin büyük borçları olduğu ve kısa sürede giderilemeyecek mali sıkıntılar yaşadığından emin.

 

Kaç profesyonel kulübün mali durumu iyi? Taraftar, Avrupa’da sade yüzde %25 kulübün mali durumu iyi olduğuna inanıyor.

 

Profesyonel kulüpler oyunculara gereğinden fazla maaş ve transfer ücreti ödüyor mu? Taraftarın yüzde %80’i oyunculara haddinden fazla para harcandığı kanısında.

 

Avrupa’da futbol taraftarlarının büyük çoğunluğu UEFA’nın yürürlüğe koyduğu “Financial Fair Play” uygulamasını kulüplerin geleceği için önemli olduğuna inanıyor.

 

AMA!

 

Taraftar endişeli, yine aynı çoğunluk UEFA’nın Financial Fair Play konseptini ciddi anlamda uygulayıp hedeflerine ulaşacağından şüpheli yaklaşıyor. Yüzde %85’i bu kanıya varmış.

 

Lammert ve Hovermann sundukları raporda Avrupa’da profesyonel futbol kulüplerinin düştüğü vahim durumu 1976 senesinde Amerikalı bilim adamı George A. Akerlofun fare yarışı(rat race) teorisine benzetiyorlar.

 

Fare yarışı(rat race) açılımı;

 

İki fare uzun süre bir parça peynirin peşinde ikisi de peyniri istiyor malum sade birisine nasip olacak. Birinci fare erken davranıp peynire doğru koşmaya başlıyor, bunu fark eden ikinci fare peşine takılıyor. İkinci fare hızını yükselterek birinci fareyi geçiyor, bunun üzerine birinci fare farkı kapayıp tekrar öne geçmek için büyük gayretler içinde. Sonunda biri peynire ulaşıyor ama harcadıkları büyük efordan dolayı haddinden fazla güç kaybediyorlar ve bu yüzden kazandıkları bir parça peynir açlıklarını gidermeye yetmiyor.

 

Akerlof teorisi Avrupa’da ve bilhassa Türkiye’de profesyonel futbolu net bir şekilde ortaya koyuyor.

 

Türk futbol taraftarlar Financial Fair Play, diğer adıyla 2012 UEFA kriterlerini bundan iki sene önce dönemin Galatasaray başkanı Adnan Polat’tan duymuştu. Peki, her fırsatta dile getirdiği kriterlere Sayın Adnan Polat kendisi uydumu? İki senelik başkanlık döneminde 45’i aşkın oyuncu ve 7 teknik direktörle çalıştı, başarı? 1 Şampiyonluk akabinde Şampiyonlar liginde gruplara kalma, 2 kere Euro Leageu’e katılım ve ikisinde de ilk 16.

 

Diğerleri pek farklı değil, son 12 yıla baktığımızda Türkiye’nin üç büyük profesyonel futbol kulüpleri kazandıklarından çok, atıyorum, 5 misli harcıyorlar ve hala şuursuzca devam etmekteler!

 

Fenerbahçe tesislerini geliştirdi, stadını yaptı ama altyapıdan bir tane genç yetenek A takımına çıkaramadı. Merchandising, yayın hakları ve stat gelirlerinden dolayı büyük gelire sahipler ama diğer yandan transfer ve oyunculara ödedikleri paralar kazandıklarının iki mislisi ve bu yüzden borçlanmak zorundalar.

 

Beşiktaş’ta durum farklı değil, demirören dönemi bir faciaydı. Dün bir haber okudum, yeni yönetim son 10 yılın bilançosunu açıklamış. Bu sürede 5,6 milyon TL taraftarın çıkardığı olaylar yüzünden ceza ödenmiş ama diğer yanda son 5 sene içinde Menajer Jorge Mendes’e 18 milyon US Dolar para ödenmiş. Bu rakam sade Mendese verilen, oyunculara ödenen ayrı hele birde CAS da süren davalardan çıkan neticeler sonrası ödenecek paralar henüz belli değil.

 

Sahi, konu Jorge Mendes den açılmışken, Alman FAZ gazetesinde onun üzerine güzel bir yazı var okumaya değer >>> link “Masanın iki tarafında oturan adam” olarak tanımlamış FAZ, iki ucu boklu değnek gibi aynı.

 

Benim açımdan profesyonel futbolu batıran üç unsur;

 

1. Yayın hakları ve sponsorlar

2. Kulüpleri satın alan basiretsiz kulüp başkanları

3. Menajerler

 

Profesyonel futbol kulüpleri uzun süre ayakta kalmak istiyorsa bu üç unsura fazla bel bağlamamalılar! Evet, doğru kulüplerin en büyük gelir kaynağı televizyonundan aldıkları yayın gelirleri ama isterseniz tekrar yukarda Akerlof teorisine bir göz atalım. Yayın haklarından gelen ekstra prim için kulüpler gereğinden fazla efor harcamak zorundalar, üstelik TV’ler yaptıkları yatırımdan kazanç sağlamaları lazım. Ne oluyor? Televizyon diyor ki;

 

“ey kulüp ben sana yatırım yaptım şimdi seni iyi pazarlamam lazım ve sende bana yardım edeceksin, sana verdiğim paralardan gerekirse üstüne de koyarak yıldız oyuncular alacaksın. Bilet fiyatlarına zam yapacaksın ki ben çok kutu satayım. Maç günlerini ve saatlerini değiştireceksin, seni prime time de yayına koyacağım böylece daha fazla ve pahalı reklam alacağım”

 

Sade birine mi böyle yaklaşıyor TV? 18 fare daha var ama peynir bu arada gittikçe küçülüyor, mutlaka sonunda birisi hedefe ulaşacak kazandığı peynirin kırıntılarından peşinde olanların bazılarına düşecek, hatta büyük fare peyniri kapmak için şike yapacak, küçük farelere teşvik verecek. Sonuçta hepsi doyacak mı? HAYIR!

 

Yüzyıldan fazla profesyonel futbol oynanıyor, pazarlanıyor fakat futbol diğer piyasa ürünleri gibi pazarlanması mümkün değil! Bunun için ekonomi uzmanı olmamıza gerek yok, düz mantık; Sıradan bir şirket, atıyorum Toyota, Vestel vb. şirketler mümkün olduğu kadar personel masraflarını düşük tutmaya bakar, az elamanla çok üretim çıkarma peşindedir.

 

Profesyonel futbol kulüplerinde ise durum tam tersi, personele( teknik heyet, oyuncular) harcanan para gelirin %70 ile %90 arası. Bir başka örnek, satın aldığınız araba, beyaz eşya ya da televizyonun en az 2 sene garantisi var. Bozulduğunda garantisinden tamir ettiriyor hatta değiştirip yenisini alıyorsunuz. Sezon başında aldığınız kombinenin garantisi var mı? YOK! O zaman profesyonel futbol sıradan piyasa ürünü gibi pazarlanamaz!

 

İlginçtir, UEFA’nın da sunduğu rapora göre profesyonel futbol kulüplerinin mali durumları felaket hatta normal bir şirket olsalar çoktan batmışlardı. Peki, bu vahim mali tablo bakarak nasıl oluyor da bu kulüpler diğer şirketler ile birlikte borsada yarışıyor? Kafamın içinde bir ses, “birileri kulüpler üzerinden kara para aklıyor” diyor, her neyse sizi fazla sıkmak istemiyorum şimdilik bu kadar.

 

Yukarıda da belirttiğim gibi, size daha fazlasını sunmak isterdim ama sevgili Joachim Lammert dostum müsaade etmedi ve haklı! Adamlar bir yıldan fazla emek harcamışlar benimkisi aç boğazlılık gelip hazıra kondum. Hele yazdıkları 33 sayfalık raporu futbolla alakalı olan Dünya’da kim varsa mutlaka okumalı! Hepsi elimde mevcut fakat sizinle şimdilik paylaşamıyorum, çünkü Lammert ve Hovermann yakında geniş çaplı bir yazıyla çalışmalarını kamuoyuna sunacaklar. O gün geldiğinde elimde olan bilgileri mutlaka sizlerle paylaşacağım.

 

Gösterdikleri ilgiden dolayı başta Daniela Wurbs ve Joachim Lammert dostlarımdan çok teşşekür ederim!

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: