Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Büyümek İçin Küçülmeli!

6. Oktober 2012 , Geschrieben von Erdal Güngör

Türk futbolunun geleceğini sağlama almak isteniliyorsa önce küçülmeli, şu anki durum devam ettiği sürece birkaç yıl sonra Türkiye’de futbol bitecek!


Türk futbolu büyük paralarla ayakta tutulmaya çalışılıyor bunu uzun vade yapmak mümkün değil zaten şu anda yapanlar Araplar ama onların futbol kültürü yok üstelik dünyanın en zenginleri çıldırmışlar parayı nereye harcayacaklarını bilimiyorlar.


Avrupa’da olan standardı büyük paralar harcamakla yakalamak imkânsız çünkü orada asırlardır oturmuş bir spor kültürü var ve hayatlarının önemli parçası, futbol tabana iyice yayılmış.

Türkiye’de futbol spor olmaktan çoktan çıktı bir ticaret olarak görülüyor bundan dolayı da futbol ile alakası olmayan kim varsa yatırım yaparak kendine rant sağlıyor.


Son milli takım aday kadrosu bunun kanıtı. Kadro sade üç büyük İstanbul kulübü ve yurtdışında oynayan futbolcularla kurulu Anadolu’dan bir kişi yok. Tamamen sportif amaçtan çıkmış sırf futbola para akıtan yatırımcıları memnun etmeye yönelik.


Öyle ki tam bir tüketim ortamı hâkim. Türk futbolunun altyapısına yatırım yaparak kaynakları çoğaltmak yerine yurtdışında doğmuş orada futbol eğitimi almış oyuncuları ülkeye getirerek var olan kaynaklar yağmalanıp tüketiliyor.


Yayın haklarına ödenen para ülke gerçekleri göze alındığında tamamen abartılı ve overrated. Hem, kimse kalkıp bu paraların kaynağı nerden geliyor diye sormuyor. Cesaret edip soramazda! Çünkü sorduğu takdirde terörist diye yaka paça içeri atılır!


Türkiye’de üç büyük kulübün yaptığı transferler iki şeye yarar;  birincisi yayıncı kuruluşa diğeri de kombine satmaya!

 

Malum, Türk futbolunu yönetenlerde, kulüpler yıldız transferler yapsın ki yayıncı kuruluş malını iyi pazarlasın zihniyeti hâkim. Birde son 10 yılda türeyen sosyete futbol sevdalılarını tatmin etmeliler, yoksa kimse kombine almaz. Öyle bir ortam yarattılar ki, insanlara “boş verin futbol oynamayı gelin kombine alın” diyorlar.


Ortaya çıkan tabloda içler acısı, bir yanda kadroya giremeyen tribünde oturduğu yerden yılda 4 milyon avro kazanan Baroş, Viera vb. futbolcular. Diğer yanda borç batağında boğulan kulüpler. 14. Lois döneminin Fransa’sında bu kadar israflık yoktu.


Şu gerçeği herkes kabul etmeli, spor kültürü, futbol ekolü olmayan ülkeye büyük paralarla yıldız oyuncu transfer etmek sermayeyi kediye yüklemeye benzer. FC Barcelona takımını alın Türkiye birinci ligine koyun üç beş maç sonra adamlar dağılır. İşte bu yüzden Türkiye’ye gelen yabancı futbolcuların çoğundan verim alınamıyor. Hagi gibi istisnalarda kaideleri bozmuyor maalesef.


Türk futbolunu bu karanlıktan çıkarmak için radikal kararlar alınmalı.


İlk önce 3 Temmuz 2011 de patlayan şike davası sonuçlandırıp suçluların cezası kesilmeli.


Birinci ligde top koşturan profesyonel futbolculara maaş sınırı getirilmeli, atıyorum yılda en fazla 1 milyon TL. Astronomik rakamlar kazanan yerli yabancı futbolcuların gelirleri indirilmeli, kabul etmeyenlerin kontratları fesih edip kapı önüne koymalı. İnanın zararın neresinden dönerseniz kardır!


Varsın yabancılar gelmesin, varsın sosyete seyirciler statlardan çekilsin zaten bize kulübünü her koşulda destekleyen sadık Tribüncüler lazım.


Kendini süper yıldız sanan yerli oyuncular kendilerine daha fazla para verecek yurtdışında kulüp arasınlar, hem böylece lejyoner sayısı da artar Türk futbolu bundan faydalanır. Tabi şu anki performanslarıyla kulüp bulabilirlerse!

Yabancı sınırı şartlı olarak kalkmalı! Transfer edilecek yabancı oyuncular 25 yaşını geçmeyecek ve aktüel A milli takım oyuncusu olacak!


TFF devletinde yardımıyla Amatör futbola büyük yatırımlar yapıp futbolu tabana yani halka yaymalı. Okullarda zorunlu ders olmalı. İnsanları futbol oynamaya, spor yapmaya teşvik etmeli.


Tabi bu radikal kararlardan sonra kulüplerimiz kolayca Avrupa kupalarına katılmayacak, katılsalar dahi başarılı olamayacaklar. Milli takım belki uzun yıllar uluslar arası turnuvalara gidemeyecek, varsın gitmesin. Galatasaray’ın UEFA kupasını kazanma serüveni 1984 senesinde Jupp Derwall’in gelmesiyle başladı 2000’de sonuçlandı, tam 16 yıl. Çöküşü ise bir yıl sürmedi! 1996 senesinde ilk defa bir Futbol Avrupa Şampiyonasına katıldık, dünya kupasına katılma süremiz 46 yıl sürmüştü.


Türk futbolu ayakta kalması için küçülmeli hatta gerekirse yok edilip yeniden yapılmalı!

 

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: