Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Kaiserschmarrn

3. Oktober 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Avusturya mutfağının dünyaca ünlü pasta helva karışımı tatlısı.Türkiyede değişik adlar altında tanınıyor,Hamur Tatlısı bana en yakını geldi tarifi buradan alabilirsiniz >> link

Konumuz Avusturya mutfağı değil,avusturya futbolunun bu yıl çıkış yapması.Doğrusunu söylemek gerekirse Euro2008'den sonra milli takımları başarısız bir turnuva geçirmesine rağmen Avusturyalılar uzun yıllar süren yatırımlarının nihayet meyvalarını topluyorlar.Avusturya Futbolu avrupada şimdiye kadar hiç üst standartların üzerine çıkamadı ama her zaman önemli rol oynamışlardır.Benim aklımda kalan 1978 yılında Arjantin'de düzenlenen DŞ'na katıldıkları kadroları.O turnuvaya gitmek için Türkiye ile final maçına çıkmışlardı İzmir'de hatırlayanlar vardır.Atatürk Stadın'da 100.000 seyircinin şahit olduğu,8 topun direkten döndüğü,radyo spikerinin iki kere gol diye bağırıp sonra hıçkırarak "Olmuyor Tanrım,girmiyor işte" haykırdığı,90 dakika içinde bir kere kalemize gelip frikikten Krankl'ın attığı golle 0:1 galip olan Avusturyalılara karşı oynadığımız trajedik müsabakayı hala unutamadım.Krankl,Prohaska,Pezzey,Yara  efsane kadrolarından aklımda kalanlar sonra dünya futboluna kazandırdıkları Polster ve Herzog.Krankl Türk Ulusunun hayallerini nasıl kırdıysa aynı soydan geldikleri Almanlara da acımadı.

Yıl 1978,Arjantin-Cordoba.Hiç bir şansı kalmayan Avusturyalılar Almanlara karşı sözde formalite maçına çıkıyorlar.Almanlar kafalarında çoktan turu geçmiş kendilerini çeyrek final havasına sokmuşlar,bu maç başlamadan önce zihinlerinde bitirmişlerken hiç beklemedikleri anda aldıkları şok yenilgiyle turnuvadan elendiler.Maça iyi başlamışlardı 2:0 öne geçtiler fakat soydaşları bir türlü pes etmedi,mağlubiyet'den beraberliği sağladılar ve sonra Krankl çıktı sahneye;




Maçı anlatan TV spikeri Edi Finger'in tarihe girdiği gol sevinci "iii werdd narrischh" Türkçesi,kafayı yedim-çıldırıyorum anlamına geliyor.Edi Finger maçı sonuna kadar anlatamadı kalp krizi geçirdi,hayatı son anda kurtarıldı yaşamına devam etti.

Avusturya o yıldan sonra bir kaç kez dünya kupalarına katıldı ama hepsinden talihsizce elendiler hatta 1982 dünya kupasında Almanlara karşı yaptıkları maç futbol tarihine kara leke olarak girdi.Avusturya futbolu,Milli takımlarının 2002 dünya kupasına katılmak için çıktığı eleme maçlarının ikisinide 24 yıl önce elediği Türkiye'ye karşı mağlup olarak dibe vurdu.Avusturrya Kulüp takımlarının da pek başarılı olduğu sayılmaz en başarılı takımları 1960/61 sezonunda Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası yarı finaline kadar yükselen Rapid Wien.Yeni düzenlenen Şampiyonlar Ligi ve Uefa kupalarına katılan avusturya takımlarının önemli başarılarını göremiyoruz.Euro2008'den sonra Avusturya futbolu çıkışa geçti,bu sezon uzun yıllar süren yaptıkları yatırımların karşılığını alıyorlar.Peki ne gibi yatırımdı bunlar? Yurt dışından büyük paralar harcayıp çakma yıldız transferimi yaptılar? Kafadan tarih uydurup forma pazarlama hırsınamı kapıldılar? Paralı seyircileri stadlara çekme bahaneleri uydurup bilet fiyatlarına üç misli zammı yaptılar? Tribün kovalayan damardan taraftarları stadlardan uzaklaştırmak için sanal tribün terörümü uydurdular?...Hiç birisi !

İlk önce Avusturya futbolunun başına uzmanları getirdiler,eski yıldızlar vs.Ayaklarını yorganlarına göre uzatmasını öğrendiler,sil baştan bir başlangıç yaptılar,kendi kapasiteleri ne olduğunu ortaya çıkardılar.Alt yapıya büyük yatırımlar yaparak düzgün eğitim sistemimi oluşturup ülkeye gelen göçmen gençleride devşirerek oyuncu yetiştirdiler kendi oyun ekollerini ortaya çıkardılar.İnsanlara futbolu sevdirmek için teknolojik imkanların sanal yöntemlerini bir kenara bırakıp amatör futbola büyük yatırım yaptılar.Mahalle liglerini geliştirip milleti futbola teşvik ettiler sevdirdiler.Avusturya liglerinin tribünlerinde çıkan taraftar olaylarını,taraftar oluşumlarını stadlardan uzaklaştırmak yerine onlarla yakından ilgilenerek müzakereler yaptılar,konuştular,Taraftarların futbol kulüplerinin önemli parçası olduğunu anlattılar ve onları stadlarda özgürce takımlarını desteklemeye teşvik ettiler,örneğin bazı müsabakalarda meşale şovlarına müsade ettiler.Yaptıkları tribün şovlarını,tezzahüratlarını,koreografilerini,pankartlarını medyada ön plana çıkartarak insanları stadlara gelmelerini yönlendirdiler şimdi stadlar her maç tıka basa dolu,küfürü bitirmişler,şiddet yok ve her müsabaka bir şenlik havasında geçiyor.
Avusturya futbolunda yaşanan olumlu gelişmelere LAOLA1.at sitesinde Peter Rietzler güzel yorumlamış >>> link

Futbol total pazarlanacak bir ürün-mal değil ve olmamalıdır eğer mal gibi pazarlamaya kalkılırsa biter tükenir.Türk Futbolu Avusturya Futbolun dan avrupada daha üst seviyede ama bu total pazarlama devam ederse en geç 3 sene sonra avrupa futbolu içinde ilk batan ligi olabilir çünkü yeterli potansyeli yok.Teknolojinin imkanlarını kullanıp insanlara futbolu sanal yöntemle sevdirmek basit bir yöntem fakat ne yazık Ki, geleceğe yönelik hiç bir umut vaad etmiyor.endüstriyel futbol içinde futbolda şiddet gittikçe artacaktır,çünkü başarıya ve tüketime endekslenen kitleler beklenen başarılar gelmediği vakit yaptıkları masrafların hesabını soracaklar gerekirse her türlü şiddeti kullanacaklardır.Oysa Tribün kovalayan damardan Taraftarlar için başarı ikinci planda gelir onlar gönül verdikleri kulübe ve oyuna aşıktırlar.Yaşadığımız dünya tamamen materyalist,kapitalist düzen üzerinde işliyor,tüketim çok kolaylaştı,örneğin ütünüzmü bozuldu tamir ettirmeye gerek yok yenisi tamirinden daha ucuz.Örnekleri çoğaltabiliriz,aldığınız çamaşır,bulaşık makinasının,tv'nin belirli süre garantisi vardır bozuldumu bu süre içinde ücretsiz tamirini yaptırır hatta yenisini alabilirsiniz.Futbolun başarı garantisi olabilirmi? Satın alınan kombine beklenen başarı gelmediği vakit geri verilebilirmi? Ne alakası var diyecekseniz,o zaman futbolunda mal gibi pazarlanamayacağını anlamışınızdır.Futbolun pazarlanması ancak o toplumun futbola olağan üstü ilgisi ve katkısıyla gerçekleşir.Türkiyede insanlara futbolu sanal yöntemlerle sevdirilmeye çalışılıyor.Eğlence programlarından tutun,tv dizilerinde,kadın programlarında,siyaset içerikli programlarda Türkiyenin 4 büyük kulübünün saatlerce dedikodusu yapılıyor.Böyle insanlara futbolu sevdiremezsiniz,bu 4 büyük kulübün propanadasını yapmaktır,futbol ve sporla uzaktan yakından alakası olamaz,YOKTUR !

Türkiye'de yüz yıldan fazla futbol oynanıyor,malesef bu süre içinde gerekli yatırımlar yapılmamış.Lafda kaldığında futbola ilgi çok yüksek,uygulamada ama öyle değil.Türkiyede çok az insan Amatör Futbol oynuyor,bunun önce maddi imkansızlıklar elbette,bence en büyük nedeni TEMBELLİK.Küçükken topun peşinden koşturduğumuzda velilerimizin bize kızdıklarını,futbol oynayanları adam yerine koymayıp onları toplumdan dışlayan abiler,büyükler.Belirli yaşa geldikten sonra kocaman adam topun peşindenmi koşturur laflarıyla kendilerine tabu koyanların yaşadığı toplumda futbolu pazarlamak müslüman mahallesinde salyangoz satmaktan daha zordur.En azından salyangozu bir hileyle yuttarbilirsiniz ama futbolun hilesi hülesi yoktur.Topluma futbola sevdirmenin tek yolu Amatör Futbolu yaygınlaştırıp insanlara futbola teşvik ederek oynamalarını sağlayarak gerçekleşir.Türkiyede bunu uygulamanın tek yöntemi Futbolu Ülkenin Devlet ve Özel okullarında zorunlu ders olarak okutulmasıdır.ABD'de benzer örneği var Basketbol,Baseball ve American Football bütün okullarda UNİ'ye kadar zorunlu ders olarak okutuluyor.Oklulların ligleri var aynı model Türkiyede uygulanmalıdır,bir zamanlar böyle bir şey yapılacaktı ama ertelendi.Birinci sınıftan tutun son sınıfa kadar Futbol zorunlu ders olmalıdır,okulların ligleri oluşturulmalı çocuklara rekabet ortamı,kolektif hareket etmelerini öğretilmelidir.Bununla birlikte Şehir Kulübleri ile özdeşleşme daha kolaylaşacaktır şimdi yapıldığı gibi stadların önünde bildiriler dağıtıp insanların arasında düşman tohumları ekerek Şehir Kulübüne bağlamak çok büyük yanlıştır.Türkiyede endüstriyel futbol geliştirilmek istiyorsalar önce iki vites geri atmaları lazım,yok efendim biz GS'yız,FB'yiz,BJK'yız,TS'uz mutlaka şampiyon olmalıyız,taraftar yıldız istiyor,forma satışı filan..falan zihniyite sürdüğü müddetçe Türk Futbolunun bitişi çok yakında.......

Erdal Güngör
Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: