31 Mayıs 2013 UYANIŞ!, Gezi Ve Sonrası
Gezi direnişi sade mevcut iktidara karşı değildi, tüm dünyayı hegemonyasına alan küresel kapitalizme, Neoliberal faşizme karşı yapıldı. Daha net tanımı zulme karşı baş kaldırıydı. İslam’da zulme baş kaldırmaya cihat denir! Gezi direnişine biraz daha derin bakarsak ortaya jenerasyonlar savaşı çıkıyor. Ülke nüfusunun %70’ni oluşturan 30 yaş altı gençlerin diğer yüzde %30’u, orta yaşı üzeri, büyük çoğunluğu muhafezekar içlerinde kendini Kemalist, Aydın tanımlayan ama onlarda muhafazakâr çizgide olan kişilere karşı bir mücadele.
Direnişin bir lideri yoktu; olmaması saf ve temiz duygularla dolu Halkın her kesiminden insanın birlikte haykırışı sistemi feci şekilde sarstı. Bunu anlayan devlet algı yönetimi ile Gezi hareketini kutuplaştırdı, böldü ve gerçek hedefinden çıkardı. Geçtiğimiz 31 Mayıs Cumartesi günü yapılan yıllık anmada ortaya çıkan fiyasko tablosu buna dayalı. Gezi hareketinin ilk başladığı günlerinde katılanlar bu sene sudan bahaneler üreterek gelmediler. Yukarıda bahsettiğim devletin Gezi’yi kutuplaştırma operasyonu böylece başarıya ulaştı.
Her şeye rağmen gezi hareketi Halkın büyük çoğunluğunun gözünü açtı derin uykudan uyandırdı, sarstı silkeledi kendine getirdi. İlk başta herkeste doğaya olan duyarlılık daha fazla arttı, oysa hep vardı. Önceki yıllarda altın madenlerine yönelik direniş ve Karadeniz’de HES’e karşı direnişler hala tüm hızıyla sürüyor. Halk birde şunu hissetti, yıllarca devletin doğu ve güneydoğuda insanlara yaptığı sistematik eziyet kapısının önüne geldi, şimdi oradaki Halk ile daha iyi empati kurabiliyor. Ama hala çoğunlukta ön yargı ve tahammülsüzlük hakim maalesef!
Zaten iktidar parti ve muhalefet partileri böyle kalmasını istiyor! Gezi sonrası çözüm üretilememenin nedenleri budur çünkü kimsenin işine gelmiyor. Gezi direnişi süresinde parkın içinde ortaya çıkan tabloya baktığımızda müthiş bir şey görüyoruz. İnsanların birbirine gösterdiği hoş görü, ön yargısız yaklaşım, tahammül, farklı ırk, din, dilden olanların ortak hareket etmeleri mevcut sistemi yok edecekti, işte buna müsaade etmezler!
Çare gerçekten sandık mı? Son seçimlerde iktidar parti yaklaşık 10 puan kaybetti ama hala toplamda %40 oy almayı başardı. Güya Halkın ortada görünen büyük kesimi iktidardan memnun değil. Peki, nasıl oluyor da seçimlerde böyle tablo ortaya çıkıyor, kim bu kitle? Şu videoyu seyredelim bakalım o gizemli kitle kimmiş;
Bahsettiğim kitle yukarda gördüğünüz kişiler. Behiye teyze tek değil onun gibi milyonlarca insan var. Bu kesimin içinde Kemalist, Solcu, Aydın vs. hepsi mevcut. İşte bu zihniyete sahip kitle iktidar partisinin yaşam kaynağı. Ülkenin yaş ortalaması yüzde %30’un büyük çoğunluğu akp seçmeni. Aldıkları oy oranına bakın 18-20 milyon arası! Yüz yüze farklı konuşan iktidara zıt fikirli kişiler seçime gittiklerinde perdeyi kapatıp sandık başına geçince bambaşka hallere bürünüyorlar. Çünkü, Türkiye’de Halk son 20 yılda iyice yozlaştırıldı. Diktatörlerde yozlaşmış toplumların içinden çıkar! Mussolini, Hitler, Franco dejenere olmuş toplumların içinden geldiler. Halkın siyasi iktidara güvencesini yitirince bir noktadan sonra çaresiz kalıp kurtuluşu zalimlerde görüyor çünkü başka seçenek bırakılmıyor.
Demokrasi sade sandık mı? Tabi ki hayır! Demokrasi aile içinde başlar! Sahi, biz gerçekten demokratik ortamda mı yetiştik? Türk örf adetleri batı demokrasisi ile bağdaşıyor mu? Hayır! Aradaki fark gece gündüz gibi. Batı’da çocuklar başı dik yetiştirilir bizde boyunu eğik makbuldür. Çocuk soru sorar, yada bir şey ister anne baba başından savar biraz ileri gitsin şiddet uygular. Ama aynı anne baba anayasa hakkı gösteri yapmak ister devlet müsaade etmez başından savmaya çalışır itiraz etse biraz ileri gitse biber gazına boğar şiddet uygular. Tekrar yazalım, DEMOKRASİ AİLE İÇİNDE BAŞLAR!
Gezi, Türkiye'de dengeleri bozdu hemen acele sonuç beklemek daha erken. Ülke yeni bir döneme girdi, meyvelerini 20-30 yıl sonra anca toplar yeterki bu çizgide devam etsin....!