Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Futbolmu,Maratonmu?

8. Februar 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Dany Dyer "The Real United Football Factorys" belgesel dizilerinin birinde Türkiye için şunları diyor : "The official Religion in Turkey is Islam,but the Real Religion is Football"

Yapılan araştırmalar da halkın yüzde%70'i Futbolla ilgilendiği ortaya çıkıyor,nüfus sayısına çevirdikmi 50 milyon civarında.Diğer yandan lisanslı futbolcu sayısına baktıkmı durum değişiyor,220.000(ikyüz yirmibin).Dünyanın en fazla lisanslı futbolcusuna sahib ülke Almanya,6.5 Milyıon,ilginç olan yanı bunun 250.000'i(ikiyüz ellibin) Türk göçmenleri ve Almanyada sade 2.5 Milyon Türk göçmen yaşıyor ! Ülkemizde taraftar sayıları milyonlara ulaştı ama ne gariptir Milyonların tutkusu olan kulüplerimizin uluslararası başarıları sade tek takımla sınırlı "Galatasaray".

Türkiye de son zamanlar sık telafuz edilen kelimelerden birirsi  "Futbolda marka değeri".Eğer gerçekten böyle bir şey varsa onun adı Galatasaray,kimse gücenmesin ama gerçek bu.Şu an Turkcell Süperligi yurtdışında pazarlamaya kalksanız tek vitrin kulüp Galatasaray,her şeyiyle,Tarihinden tutun Taraftarlarına kadar.Modern statlar,tesisler hepsi güzel ve hoş değerli unsurlar ama Avrupayla karşılaştırdıkmı örneğin Alman ikinci liginde oynayan 1860 Münih takımın bile diğer üç büyük kulüplerimizden avrupa kupalarında olan başarsı daha çok.


Gelelim dünkü Galatasaray - Kayserispor müsabakasına.Maç başlamadan önce yayıncı kuruluşun tutumunu anlamak mümkün değil.Ali Sami Yen statının yeni açık alt tribününe odaklandılar,sürekli orayı göstererek birde Sayın Bülent Tulun abimizin yorumuyla süslediler "böyle önemli maçta seyircinin gelmemesi enteresan durum,Galatasarayda galiba bazı şeyler yanlış gidiyor" gibi sözleri ayrı bir konu.Ama dünya alem biliyor Yeni Açık alt tribün Ali Sami Yen statının en az rağbet gören yeridir.Millet üst katta bir koltuğu beş kişi paylaşır,yinede alt kısıma girmez çünkü görüş açısı berbat olduğu için.

Esas maksatları sonra anlaşıldı.Kapalı tribününde o sırada "Galata Saray Efendileri" altında şahane Bayrak şov yapılıyordu,işte buda yayıncı kuruluşun futbol anlayışına ters.Onlar daha çok tribünlerde minik yavrular,güzel bayanlar görmek istiyor,Tribün Kültürüymüş,Taraftarmış yayıncı kuruluşun konzeptine uymuyor.Hele maç başladıktan bir kaç dakika sonra speaker,lincolnun ısınırken kazayla bir şutu polis memuruna çarpmasının üstüne basarak anlatması maçta hedef kişiyi önceden belirlemiş gibiydi.Sonrasında gelenleri artık yazmak istemiyorum,çünkü dün selçuk dereli sade Galatasarayı değil Kayserisporunda Futbol oynamasını resmen engellemiştir.Bu ne ilk nede son olacak,durum onu gösteriyor,yıllardır böyle her hafta sonu mutlaka bir hakem çıkıyor hangi maç olursa olsun sahada oynanan futbolun önüne geçiyor.

Yayıncı Kuruluşun endüstriyel futbolu pazarlama yöntemi olabilirmi?

Olabilirmi değil,bal gibi oluyor.Yıllardır sürüp gelen hafta sonu saçmalıkları İnsanları gittikçe futboldan soğuttu ! Her pazar saatlerce süren Maraton programı,onlara bol malzeme üreten hakemlerle birlikte Türkiyede oynanan Futbolun önüne geçmeyi başardı.Yazdıklarımı bir komplo teosrisi olarak algılamayın,yaklaşık on yıldan bu yana her hafta sonu dönen aynı teraneleri görmemek için kör olmak lazım.Oysa dün iki takımda bizlere futbol ziyafeti çekebilirlerdi,bol gollü maç olabilirdi,iki takımda kazanabilir bol göllü beraberlikte çıkabilirdi fakat yine içine edildi malesef.Türkiyede futbol Maraton programı ve Hakemlerden oluştuğu için,her hafta sonu yüzlerce lira harcayıp statlara gitmek çılgınlık olmalı,ver ayda 9,90 TL seyret futboluda,ermanıda.

Şimdi bu Turkcell Ligin nesini pazarlayacağız?

Hakemlerimi?

Güldürmeyin,1996 yılından bu yana hiç bir Türk Hakemi Uluslararası Turnuvada maç yönetmemiş,bırakın yönetmeyi tabela bile tuturtmamışlar,sözde dünkü hakem fifa kokartlı....


Erdal Güngör
Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: