Ultralar, Dün Ve Bugün-19
Bu bölümde Tribünlerin gittikçe bir sosyal mekân haline dönüşmesi ve Ultraların tribünleri renklendirmesine değineceğim.
Valerio Marchi yazılarında "Her Pazar tribünler fiziksel bir mekândan sosyal bir mekâna, çatışmaların ve toplulukların bir araya geldiği bir alana dönüşüyor" diyor. Popüler sektörler, İtalyan stadyumlarının tribünleri 1960'lara kıyasla fizyonomisini değiştiriyor. Sadece estetik ve renksel açıdan değil. Aynı stadyum içinde ve aynı taraftar kitlesinin üyeleri arasında bile, halk tribünlerde işgal ettikleri sektöre göre farklılaşma eğilimindedir. Nicola Porro, Futbol Sosyolojisi adlı kitabında "Statlarda koltuk seçimi zaten sosyal coğrafyayı ve topluluğun farklı gelir olanaklarını tanımlar" diye yazıyor. Kapalı/Maraton ve numaralı tribünde biletler daha pahalıdır.
Pazar öğleden sonraları, maçın başlama düdüğüne yakın stadyuma giriş yapmak mümkündür. Muhtemelen girişlerde daha kısa kuyruklar olacaktır, koltuğunuzu boş bulacak ve sahayı daha iyi görebileceksiniz. Öte yandan, biletlerin ucuz olduğu ve birçok kişinin kalabalığı iterek ya da kapıların üzerinden tırmanarak girdiği kale arkası tribününe sık sık gidenler, özellikle heyecanla beklenen maçlar sırasında stadyuma çok önceden ulaşmak zorunda kalacaklar. Kuyruklar ve sıkıntılarla karşılaşacaklar, ayakta durmakla yetinmek zorunda kalacaklar çoğu durumda maçı ayakta takip etmeyi tercih edecekler ve belki de bayraklarını dalgalandıracak yeterli alanı bulmak için ön setteki yeri işgal etmekte zorlanacaklardır.
Stadyumların dışında var olan toplum içinde sosyal bölünmeler neredeyse bir metafordur, ancak bir farkla: futbol stadyumlarında baskın olan burjuvazi (en önemli sektörlerde, tribünlerde olanlar) değil Ultraların baş rolünü üstlendiği kale arkalarıdır! Stadyumların bu sektörleri daha popülerdir. Bir tarafta sade maçı izleyenler, diğer tarafta maçı yaşayanlar ve tezahüratlarıyla neredeyse baş aktör haline gelenler, tribünden gösteriyi saha içine taşımaya çalışan Ultralardır.
İlk Juventus Ultraları
Başlangıçta, Venceremos ve Autonomia Bianconera pankartları 1970'lerin ilk yarısında açık bir sol siyasi çağrışımla ortaya çıktı. Ancak Juve'nin ilk ultras grubu, 1975 yılında çeşitli Juventus taraftar derneklerinin (Primo Amore Umberto Sansoé dahil) deneyimlerinden doğan Panthers'tir. Ocak 2016'da vefat eden 1980'lerin liderlerinden Antonio Marinaro tarafından kurulan ve 1976'da doğan Fossa dei Campioni ile Filadelfia tribününün setinde duran ilk gruptu. Ancak dönüm noktası 1977 yılında kurulan Fighters (daha doğrusu Siyah ve Beyaz Fighters) grubunun kurucusu Beppe Rossi ile geldi. Siyah pankart, beyaz yazılar, kırmızı alev üzerinde tam kask ve sembol olarak çapraz anahtarlar. Yönetmen Daniele Segre 1970'lerin Juventus dönemecini iki belgesel filmde anlatmıştır “Il potere deve essere bianconero” ve “Ragazzi di stadio.”
1986 yılında, bugün hala yeni Juventus Stadyumunda bulunan, Milan'dan bir grup Juventus taraftarı olan Viking della Juve kuruldu. 1986-87 sezonunda, Stanley Kubrick'in Anthony Burgess'in romanından uyarlanan ünlü filminden esinlendiğinden açıkça belli olan Arancia Meccanica (A Clockwork Orange) grubu kuruldu. Arancia Meccanica'ya şiddete yaptığı açık gönderme nedeniyle karşı çıkıldığı için daha sonra Drughi Bianconeri (Beyaz Druggi) adını almıştır. Şu anda yeni Juventus Stadyumunda ana gruplar Viking, Tradition ve Drughi ile Nucleo ve NAB'dir.
/https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FT54uZPI4Z8A%2Fhqdefault.jpg)
A Clockwork Orange | Trailer | Warner Bros. Entertainment
SUBSCRIBE to Warner Bros. Entertainment: http://bit.ly/32v18jf Connect with Warner Bros. Entertainment Online: Follow Warner Bros. Entertainment INSTAGRAM: ...
Daha önce de belirtildiği gibi, 1970'lerin başından bu yana, özellikle büyük şehirlerdeki birçok stadyumun tribünleri yavaş yavaş değişmeye başladı ve Valerio Marchi'nin deyimiyle “öfkeli gençliğin” tartışmasız bölgesi haline geldi. Geçmişin doğaçlamalarından uzak, planlı bir şekilde renklendirilmeye, bayraklar ve pankartlarla, ponponlar ve balonlarla doldurulmaya başlandı. Artık Ultralara dönüşmüş olan en aktif taraftarlar, maçın başında takımlarının sahaya girişini selamlama ritüelini başlattılar.
"Takımlar sahaya giriyor: korkunç bir çığlık, konfeti yağmuru, bayraklar, trompetler, sirenler, davullardan oluşan coşkulu bir deniz" Forza Milan dergisi 1970'lerin başında AC Milan takımı sahaya girerken Fossa dei Leoni'de yaşananları 'Questa pazza, pazza, pazza... Fossa' başlıklı bir makalede böyle anlatıyordu. Ardından renkli sis bombaları ve havai fişeklerin yakılması, konfeti olarak kağıtların ve futbol bileti kağıtlarının (ya da Güney Amerika'daki torcidalar gibi uzun hesap makinesi rulolarının ya da tuvalet kağıtlarının) atılması, ritmik ve organize sloganlarla kışkırtmanın noktalanması, bas davulların ritmi ve hatta trompetlerin çalınması. Bergamo'dan Bari'ye, Torino'dan Roma'ya kadar onlarca renkli davulla dolu tribünler.
İlk Koreografiler
İlk koreografiler kısa bir süre sonra birkaç dakikalığına da olsa yüzlerce el tarafından tutulan ve neredeyse tüm tribün kesimlerini süsleyebilen devasa bezlerle gerçekleştirilecekti. İlk olarak 1981-82'de Sampdoryalılar tarafından önerilmiş, hemen ardından Cenova, Torino, Fiorentina, Napoli ve Bologna Ultraları da aynı başarıyı göstermiştir. Birçoğu bayrak direklerini kaplayan büyük bayrakları büyük etki yaratan gösterilerle açtılar.
Kutular, yapıştırıcı, boya, yapışkan şeritler. İçeride ya da sokakta günler ve geceler süren çalışmalar. Roma'nın Commando Ultrà Curva Sud grubunun 23 Ekim 1983'te Lazio'ya karşı oynadığı derbide sergilediği, 60 metreye 20 metre boyutlarında sarı bir bez üzerine kırmızı renkle yazılmış “Seni seviyorum” mesajı taraftarların hafızalarında yer edecek.
Milanistiler 28 Ekim 1984'te Inter'e karşı kazandıkları derbide (2-1) üzerinde 'Forza vecchio cuore rossonero' yazılı bir bez kullanacaklardır. Nerazzurri ilk bayrak örtüsünü 1985 derbisinde sunacaktır. Ve ilk Ultraların renkli fantezileri, sürekli sallanan bayraklar ve çılgınca çalınan davullar olmadan oyunu oturup izlemek. Bazen tartışmalar, tribün ortasındaki yeni tezahürat şekli toplumun geri kalanı tarafından benimsenmeden ya da en azından tolere edilmeden önce tribün içi kavgalarla maalesef son buldu….devam edcek
Finansal Futbol-2
Sürdürülebilir bir profesyonel futbol mümkün mü?
Ya da soruyu şöyle sorsak, “Sürdürülebilir Dünya mümkün mü?!”
İnsanların Dünya’ya gelişinin amacı eşek gibi çalışıp kazandığı parayı ona buna saçmak mı? Tabi ki hayatta kalmak için bir kısmını kendine harcaması. Bir Tanrıya inanması, evlenip çocuk yapması, bir kulübe gönül vermesi, onun peşinden koşması. Kulübe Tanrı gibi tapması hatta o kulübü kendine öz Tanrısı yapması. Rızkından kısıp kulübe destek olması. Kulüpte bu paraları sözde süper star (yıldız) oyunculara vermesi. Oyuncularda paraları leylaya basmak için harcaması, bazıları günde 12 kez. Bizde bunları medyada duyunca “vay beeaaa” naralar atarak gurur duymamız. “Adam oynasın gol atsın ağbee takım kazansın ağbee banane özel hayatından ağbee” ooluum seneye kombinelere yüzde 500 zam gelecek yarraa yedik! armanın canı sağ olsun ağbeee” hadi len….!
Neyse, şaka bir yana bu bölümde “başka futbol mümkün mü?” sorusuna cevap arayacağız alternatifleri var mı ona bakacağız.
Elimizde somut olarak iki örnek var. İlki, Manchester United Glazer ailesi tarafından satın alındıktan sonra kulübün bir grup kemik taraftarı Manchester’e sırtını dönüp terk ederek United of Manchester FC adlı bir kulüp kurması.
/https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FLYrPpo3-foM%2Fhqdefault.jpg)
FOOTBALL FOR THE PEOPLE // FC UNITED OF MANCHESTER ( Documentary )
"Football for the people by the people" A group of angry former Manchester United fans rebel against their club and the top flight of football in their own unique way. They started their own club ...
Diğer örnek Almanya’dan ve bu örnek geleceğe yönelik daha etkili, üstüne durulursa sürdürülebilir bir proje ortaya çıkar. Almanya’da 25.000 (yirmi beş bin) Futbol Federasyonuna (DFB) bağlı kulüp ve 8 milyon lisanslı futbolcu var. Bunların dışında federasyona bağlı olmayan 1 milyonu aşkın futbolu hobi olarak oynayanlar var, örneğin şirket ve ÜNİ takımları gibi.
Adı üstünde amatör futbol Almanya’da da sürdürülemez hale geldi, sebep PARA! En alt liglerde oynayan takımların bile küçümsenmeyecek bütçeleri olması şart aksi taktirde ileriye yönelik başarı yakalamaları, alt yapı oluşturmaları, tesisleşmeleri imkânsız. Federasyona (DFB) bağlı Eyalet federasyonları ve bunlara bağlı küçük bölgesel federasyonlar kendilerine buyruk çalışmaları, adaletsiz gelir dağılımı Almanya’da amatör futbolu çıkmaza doğru götürüyor!
Tüm bu karmaşıklığın, çıkmaza doğru gidişin içinde Almanya’nın Leipzig şehrinde 2018 yılında Rene Jacobi tarafından kurulan “Confederation of Football” kısaca “COF” oluşumu kuruldu.
Der Fußball kehrt zurück an die Basis!
Gegründet am 28. Januar 2018 in Leipzig, ist die Confederation of Football e.V. der erste eigenständige und unabhängige Fußballverband, der sich aktiv um die Belange der Fußballbasis kümmert ...
COF manifestosuna ilk bakışta insan umutlanıyor;
“Futbol yeniden Halka geri dönüyor!
28 Ocak 2018 tarihinde Leipzig'de kurulan Futbol Konfederasyonu (COF) e.V., aktif olarak altyapının çıkarlarını gözeten ve kendisini üyeleri için bir hizmet kuruluşu olarak gören ilk bağımsız futbol federasyonudur.
İster antrenör ister oyuncu, hakem ya da taraftar olsun, üyelerimiz için mümkün olan en iyi imkan koşullarını gözeten eşit düzeyde bir ortağız. Hedefimiz, vizyonumuz ve iddiamız, kuruluş tarihimiz ve yerimiz ile kendini göstermektedir.
Sloganımız olan "Association rethought "a (Türkçe açılımı Dernekleri yeniden tasarlama düşüncesi) sadık kalarak, var olan her şeyi sorguluyor ve bir futbol federasyonunun üyeleri için mümkün olan en iyiyi elde etmek amacıyla bugün nasıl organize edilmesi gerektiğine yanıtlar buluyoruz.”
COF’un 6 temel ilkesi;
Dijitalleşmek: Dijitalleşmiş bir futbol federasyonu olarak, idari çabaların yanı sıra ilgili tüm taraflar için maliyetleri mutlak minimuma indirmek için basitleştirilmiş ve otomatikleştirilmiş süreçlere güveniyoruz.
Şeffaflık: Temel finansal rakamlardan üzerinde çalıştığımız konulara kadar tüm temel bilgiler üyelerimizin erişimine açıktır. Her zaman ve her yerden.
Demokratik: Üyelerimiz kuruluşumuzun yönünü demokratik yollarla belirler. Bizim görevimiz üyelerimizin kararlarını uygulamaktır.
Bağımsız: Mevcut tüm yapıların dışında örgütlenen ilk futbol federasyonuyuz. Bu nedenle, miras yükleri olmadan, derneğimizi tam olarak 21. yüzyılda bir derneğin çalışması gerektiği şekilde inşa edebileceğiz.
Hizmet odaklı: Görevimizi, üyelerimizin işlerini çeşitli hizmetlerle basitleştirerek önemli olanla, yani insanlarla ilgilenmelerini sağlamak olarak görüyoruz.
Ortaklık içinde: Üyelerimiz çalışmalarımızın merkezinde yer almaktadır. Kendimizi üst düzey bir kuruluş olarak değil, herkesin yararına olan tüm konuları ele alan bir ortak olarak görüyoruz.
Alina Schwermer “FUTOPIA” kitabında Rene Jacobi ile yaptığı röportajı elimden geldiği kadar çevirdim. Jacobi COF oluşumunun hedeflerini yakından açıklıyor;
/https%3A%2F%2Fm.media-amazon.com%2Fimages%2FI%2F31iXhhrjVjL._SR600%2C315_PIWhiteStrip%2CBottomLeft%2C0%2C35_PIStarRatingFOURANDHALF%2CBottomLeft%2C360%2C-6_SR600%2C315_ZA7%2C445%2C290%2C400%2C400%2CAmazonEmberBold%2C12%2C4%2C0%2C0%2C5_SCLZZZZZZZ_FMpng_BG255%2C255%2C255.jpg)
Futopia: Ideen für eine bessere Fußballwelt
Der Fußball steckt in der Krise? Dann ändern wir das - und entwickeln Utopien! Dieses Buch stellt einige Ideen für eine bessere Fußballwelt vor und entwickelt eigene. Die Autorin spielt sie gan...
https://www.amazon.de/Futopia-Ideen-eine-bessere-Fu%C3%9Fballwelt/dp/3730704923
Soru: Şu anda amatör futbolu etkileyen nedir?
Jacobi: Bireyselleşme büyük bir sorun. Kulüpler, her şeyin net olduğu bir dünyadan geliyor: hafta sonu futbola gidiyorsunuz. Bugün insanlar giderek daha fazla bireyselleşiyor, kulüplerle daha az özdeşleşebiliyorlar. Örneğin Roter Stern (Kızıl Yıldız) Leipzig bir şeyi temsil ediyor, bir fikir imajını somutlaştırıyor, gönüllü eksikliğiyle ilgili bir sorunları yok. Bu, bir şeyi temsil eden tüm kulüpler için geçerlidir. Burada markalaşma aşamasındayız.
Soru: Birçok kulüp markalaşma konusunda zorluk mu yaşıyor?
Jacobi: Alt liglerdeki kulüplerin kendilerini nasıl daha iyi pazarlayacaklarına dair hiçbir fikirleri yok. Futbolda büyük bir konsolidasyon göreceğiz. Ağ oluşturmayı başaramayan iki takımlı küçük kulüpler beş ila on yıl içinde artık var olmayacak.
Soru: Futbol nasıl reaksiyon gösterebilir?
Jacobi: Bu kısmen el yapımı bir sorun. Futbol hakkında bilgi sahibi olmak artık yeterli değil. Örneğin gönüllülerin vergi hukukunu öğrenmeleri için nitelikli teklifler neredeyse hiç yok. Daha somut atölye çalışmaları olmalı. Ayrıca çok az sayıda uzman eğitiliyor. Saha bakımı gibi bazı işlevler ancak disiplinler arası bir temelde organize edilebilir. Şu anda burada bu işi yapan bir emekli var ve o gittiğinde ne olacağını kimse bilmiyor. Uzmanlardan oluşan gruplar kurmalıyız.
Soru: Peki kurumlardan, federasyonlardan ne bekliyorsunuz?
Jacobi: Uluslararası örgütlerle ilgili temel sorun şudur, onlar için tüm ülkeler eşittir. Yukarıdan bir şey dayatıyorlar ve DFB eSporda olduğu gibi bunu onaylıyor. Bir anda kulüplerin artık eSpor sunması gerektiğini söylüyorlar. Bu nasıl olacak? Bir oyuncu Bundesliga takımından para alırsa bir kulüp için oynayabilir, ancak köy kulübünde bir kupa için oynayamaz.
Soru: Dernek kavramı gelecek için hala uygun mu?
Jacobi: Evet, bence de öyle ama o miktarda değil. Biz 25.000 farklı marka yaratamayacağız. Genel olarak soru şu, fonları sadece tek bir yöne itmeyi daha ne kadar kaldırabiliriz? Amatör kulüplere verilen para cezaları çılgın boyutlara ulaştı. Bir köy kulübü yanlış oyuncuyu kullanırsa 600 euro ödüyor, bu da yıllık gelirinin yüzde onuna denk geliyor.
Soru: Ne yapmamız gerekiyor? Bir DFB'ye ihtiyacımız var mı?
Jacobi: Eğer DFB işini düzgün yapsaydı, futbolu idare eden kurumlar faydalı olurdu. Ancak bölge ve eyalet birlikleri aracılığıyla tabanından o kadar uzaklaştı ki Almanya'da pek çok küçük krallık var. Hepsinin kendi oyun kuralları ve kendi ceza katalogları var. Bölge ve eyalet birlikleri ne gibi bir katma değer sağlıyor? Sadece hepsi yükselmek isteyen çok sayıda bağımlı organ yaratırsınız. Bu da büyük bir bağımlılık doğuruyor. Her bölgesel birliğin en az beş başkan yardımcısı vardır bu da üyelerin çıkarlarını desteklememe eğiliminde olan gereksiz idari aparatı oluşturur.
Soru: Futbol gelecekte nasıl şekillenecek?
Jacobi: Bir süre sonra Avrupa'da bir süper lig kurulacağı kaçınılmaz gibi duruyor. Böyle bir lig kurulduğu zaman kendi federasyonları oluşacak. Bunun altında da boksta olduğu gibi üç ya da dört tane daha federasyon olacak. Kulüplerde şampiyonluk için nerede oynamak istediğini kendi seçebilecek.
Avrupa süper liginin kuruluşu ilk başta futbolu orta sınıf vatandaşa statta canlı seyretme imkanlarını maddi açıdan imkânsız hale getirecek. Bir süre sonra stat atmosferinin azalması ile futbola sonradan dahil olan zenginler oyundan sıkılacak ve onlarda statlardan çekilecekler.
Jacobi’nin dediklerinden yola çıkarsak Avrupa süper liginin kurulup kendi federasyonunu oluşturması. Ve akabinde süper ligin altında birkaç yeni federasyon oluşacaksa belki bu yeni kurulan federasyonlar/ligler futbolun özüne dönmesini ve sürdürülebilir hale gelmesini sağlayabilir!
Günümüzde gittikçe endüstriyelleşen finansal futbol bir süre sonra Bayern, ManCity, PSG vb. zengin kulüplerin bile finanse edemeyeceği duruma gelecek. Örneğin Almanya Kulüpler Birliğinin (DFL) ortaya attığı yeni proje futbol kulüplerinin ileriye yönelik maddi kaynak yaratmak için bir yan şirket kurmak bu şirkete yüzde %12,5 hisselik dışardan yabancı yatırımcı getirerek 25-30 yıllığına yayın haklarını genişletmek isteği. Bu istek tüm Bundesliga kulüplerinin taraftarlarının tepkisini çekti.
/https%3A%2F%2Frp-online.de%2Fimgs%2F32%2F1%2F6%2F2%2F7%2F1%2F5%2F4%2F0%2F9%2Ftok_e3408c94dc82f65f5a3236d5a67737e6%2Fw1200_h630_x1500_y1031_DPA_bfunk_dpa_5FAD0C00B8E76970-499779dae58b14bc.jpg)
Liga auf Geldsuche, Fans protestieren: Was Sie zum Streit-Thema DFL-Investor wissen müssen
Liga auf Geldsuche, Fans protestieren Was Sie zum Streit-Thema DFL-Investor wissen müssen Es ist ein gewaltiger Schritt, den die Deutsche Fußball-Liga seit einigen Monaten zu gehen bereit ist. Seit
DFL, bu proje gerçekleştiği taktirde yılda 2,5 milyar Euro gelir bekliyor. Gelirin aslan payını en başarılı kulüplerin kasasına girecek ve geri kalanı da diğer kulüpler arasında paylaşılacak. Taraftarın tepki vermesinin sebebi, dışardan ortak olacak şirketin Alman futboluna yön vermede söz sahibi olması. 50+1 kuralının ihlali, maç saatleri ve günlerinin değişmesi. Önemli müsabakaların, derbilerin ABD, uzak doğu ya da orta doğu ülkelerinde oynanması. Esas sorun maç günleri ve başlama saatleri. Almanya’da hala eskiden kalan ve korunan Cumartesi maçlarının bozulması ve Çarşamba gününden başlayarak tüm haftaya yayılması. Maç başlama saatleri ise ABD ve Asya kıtasına göre ayarlanması. Tribünler bu konuda ortak tepki veriyorlar 01.04.2023 tarihinde oynanan Bayern Münih – B.Dortmund müsabakasında iki tribün bu projeye karşı büyük tepki gösterdi.
Benzer projeleri UEFA ve Avrupa Kulüpler Birliği ortaya attı. PSG başkanı Al Khelaifi bazı önemli Şampiyonlar ligi müsabakalarını ABD ve Uzak Doğu kıtalarında oynanmasını önerdi.
/https%3A%2F%2Fcdn.theathletic.com%2Fapp%2Fuploads%2F2023%2F03%2F11105520%2F0313_UCLWorldwide-scaled.jpg)
Will the Champions League stay in Europe?
In April last year, the Paris Saint-Germain chairman Nasser Al-Khelaifi provided a window into the backroom discussions of European football. Al-Khelaifi is best known as the Qatari face of PSG but
https://theathletic.com/4288370/2023/03/13/champions-league-europe-america-asia/
Ortaya atılan projelerin altında yatan gerçek futbolu daha ileri götürmek değil kimse aldanmasın! Amaç kulüpleri ve taraftarlarını sömürerek daha fazla para kazanmak. Bize kalan tek umut İngiltere parlamentosunda yasa önerisi “White Paper” İngilizler 90’lı yılların başında Lord Taylor yasasını kanunlaştırarak ülkede holiganlığı bitirdi. Belki White Paper yasa tasarımı kanunlaşır ve Dünya’da tüm ülkelere örnek olur!
/https%3A%2F%2Fcdn.theathletic.com%2Fapp%2Fuploads%2F2023%2F02%2F23175018%2FGettyImages-1206196113-1024x683.jpg)
Explained: What the Government white paper means for the regulation of English football
After all the delays, hesitancy and procrastination, the House of Commons finally heard the details of where English football is headed; to a bold new world of independent regulation and tighter ...
https://theathletic.com/4245991/2023/02/24/explained-white-paper-regulation-epl-efl/
Biz, ilk önce kendimizi sorgulamalıyız “NE İSTİYORUZ?” Gönül bağladığımız kulüpleri canımızdan daha çok seviyoruz sefasını sürdüğümüz gibi cefasını da çekmeye razıyız. Peki nereye kadar? Biz kulübümüze maddi ve manevi destek veriyoruz! Bizim paralarımızla yıldız oyuncular getiriliyor. Ve bu oyuncular paraları harcarken bizleri düşünüyorlar mı? Bizim onları düşündüğümüz kadar!
Her şeyi de işin fıtratına bağlayamayız. Kulüp yöneticileri şunu göz önünde bulundurmalı, tüm taraftarlar gönül verdiği kulüpleri canlı seyretme, tribünden destekleme hakkına sahip. Bunu yaparken taraftarın iyi niyetini, duygularını sömürmek taraftarın fikirlerini ve maddi durumunu hiçe saymak zalimliğin en büyüğüdür….!
Finansal Futbol-1
150 yılı aşkın profesyonel Futbolu endüstriyelleştirmenin, futbolu daha ileriye gitmesine, gelişmesi anlamına gelmediğini Dünya’da tüm futbol severler çoktan anladı. Futbol manen ve madden sömürü haline geldi! 30 yılı aşkın “endüstriyel futbol” finansal futbola evirildi. Buradaki amaç futbolun içine bir yandan daha çok para pompalayıp teknoloji sokarak ilerletmek değil. Esas amaç kulüpleri ve taraftarlarını sömürerek büyük paralar kazanmak ve kara para aklamak!
Örneğin, Manchester City'nin neden bu sistemin bir parçası olduğu aşikâr. Peki FC Twente, Mainz 05 ya da Bursa Spor vb. orta sınıf kulüpler zirveye çıkma şanslarının yok denecek kadar az olduğunu bildiği ve hayallerinin sürekli yıkıldığı bir futbolun parçası olmaya devam ediyor?
Bir de diğer tarafta Galatasaray, Porto, Dortmund, PSV Eindhoven vb. basamak kulüpler var. (Basamak kulüpler açılımı, üst seviyeye çıkmaya hazır altlarında kalan orta sınıf kulüpler arasında olan kulüpler.) Basamak ve orta sınıf kulüpler bu iç karartıcı galibiyet-mağlubiyet sistemine katlanabilmeleri için bir hileye başvuruyorlar. Hepsi de taraftarları ile yakında kendilerinin zirveye çıkacağına kesin olarak inanıyor, aşağılanmaya ancak bu şekilde katlanabiliyorlar. Bu hayal için giderek daha fazla yatırım yapmaları gerekir ve böylece futbol, aslında çok ucuza finanse edilebilecek olmasına rağmen, giderek daha pahalı hale geliyor.
İşin aslına bakarsak bu kulüpler mevcut sistem içinde kalması daha uygun. Başka yerlerde kulüpler bu kadar seyirci, ilgi ve para bulamıyor. Alternatif müsabakalar federasyonlar tarafından hoş görülmediği için genellikle başka seçenek de yok. Bir ümitte, kulüpler bu sistemde her zaman Avrupa kupalarında kısıtlı başarılı olmaları onlara büyük prestij kazandırıyor. Bazıları bu başarıları sürdürebilir hale getirdi örneğin Dortmund, Porto. Bazıları da tıkandı kaldı Galatasaray, PSV Eindhoven gibi.
Sürprizler pek çok kişinin düşündüğünden daha sık yaşanabilir. Bilim adamları ve Kadınları, 2012/13 Premier Lig sezonunda daha pahalı olan takımın yüzde 50'den fazla kazanamadığını hesapladı. Böyle bir şans pek çok kişiyi tatmin etmeye yeter. Bazen romantik bir sürpriz olursa eşitsizliğe katlanılabilir baskı sadece onun aracılığıyla yaşar. Ve güçlüleri güçsüzleştirmek isteyenler onların kurallarına göre oynamamalıdır. Bugün her yerde, küçüklerin "bir şansı" olması gerektiği, uçurumların "daha fazla büyümemesi" gerektiği konuşuluyor. Bunların hepsi güzel olabilir, ancak pek çok ilkeyi değiştirmez maalesef.
Çünkü rekabet koşulsuz dışlamaya değil, iş birliğine dayalı rekabete dayanır. Mercedes, Siemens gibi bazı mega şirketler tüm rakiplerini pazarın dışına itmek gibi bir çıkarları var ama Bayern Münihin yok. Bayern her oyunu kazanmak istiyor, ancak hegemonyasını sürdürmesi için bazı rakiplerini mutlu etmek zorunda. Ya da eşit şartlarda yeni rakipler bulabileceği bir yere, örneğin bir süper lige taşınmak zorunda. *Bu açıdan bakılınca üst seviye futbol kulüplerinin yeterli ve eşit güçte rakipleri olmadan sade sportif değil ticari olarak rekabeti sürdürmesi mümkün değil. Bu nedenle futbol (marjinal) bir ekonomik engele sahiptir. Çünkü en değerli ürünü rekabet tarafından ortaklaşa yaratılır o da oyunun kendisi.*
Yukarda yıldızla işaretlediğim bölümde yazdıklarımın en çarpıcı örneğini 25 Mart 2023 Galatasaray Mali Kurulunda Başkan yardımcısı Erden Timur’un ileriye yönelik GS’yın endüstriyel futbolun içinde kalması ve rekabetini sürdürmesi için yaptığı sunumu. Galatasaray bu yoldan gitmeye mecbur çünkü sistem ona başka seçenek sunmuyor!
/https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FQaLZq9yA_yw%2Fhqdefault.jpg)
Erden Timur: Hepimiz şampiyon olmak istiyoruz ama...
Galatasaray Sportif AŞ. Başkan Vekili Erden Timur, Roma'dan kadrolarına kattıkları İtalyan futbolcu Nicolo Zaniolo'nun transferiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Biz almadan 6 gün önce 3...
/https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FVtaHBKYuLpM%2Fhqdefault.jpg)
Erden Timur'dan flaş Zaniolo açıklaması: Biz almadan 6 gün önce 30milyon Euro'ya...
Galatasaray Sportif AŞ. Başkan Vekili Erden Timur, Roma'dan kadrolarına kattıkları İtalyan futbolcu Nicolo Zaniolo'nun transferiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Biz almadan 6 gün önce 3...
Yanlış anlaşılmasın Galatasaray’ı yüceltmek rakiplerini aşağılama gibi bir amacım yok. Erden Timur’un sunumu bize günümüzde tüm Dünya'da uygulanan finansal futbolu açıkça ortaya koyuyor. TR’nin diğer lokomotif SK ve FK'lerin de FB, BJK, TS’da benzer sunumlara rastlamadım şayet böyle bir sunum varsa birisi çıksın açıklasın memnun olurum.
Türkiye’de durum çok farklı daha açık konuşursak futbol endüstrisi vahim durumda! Erden Timur sunumunda önemli noktaya değiniyor. Galatasaray’ın tüm planı ve projeleri tam anlamda gelir sağlaması için TR ekonomisi Dünya’da 10 büyük ekonomi arasına girmesi halinde başarılı oluyor!
Diğer lokomotif kulüplere bakarsak GS ile FB, BJK ve TS borçlarından dolayı Bankalar Birliği kıskacında ve bu kıskaçtan çıkmaları yakın zamanda mümkün gözükmüyor. Rekabet içinde kalmak için hepsi de borçlanmaya devam edecek çünkü TR’de genel ekonomi ve spor ekonomisi berbat durumda. Söylenenlerin aslı varsa FB son 5 sene içinde 130 futbolcu transfer etmiş. Futbolculara, menajerlere, vergisi vs. harcanan paraları toplarsak Euro bazından 500 milyonu aşıyor! Bu paralar sade rekabette kalmak için harcandı kazanılan başarı SIFIR! Velev ki başarılı olsalardı yine zararla kapatacaklardı! Diğer kulüpler de durum farklı değil, GS son MK'de Erden Timur'un sunduğu proje ileriye yönelik kurtuluş olarak kağıt üzerinde hoş dursa da başarılı olması ülke ekonomisi ve ligin marka değerini ele alırsak biraz zor gözüküyor!
Spor ekonomisinden ilerlediğimizde Avrupa ile karşılaştırdık mı durum içler acısı! Yukarda bahsettiğim gibi “futbol aslında daha ucuza finanse edileceği yerine daha pahalı hale geliyor” mu yoksa bilerek mi pahalı hale getirildi? Almanya spor piyasasını TR ile karşılaştırırsak Almanya nüfusu aynı TR gibi 85 milyon ama Almanya’da yaklaşık 50 milyon insan sporla uğraşıyor! TR’nin böyle büyük bir pazarı yok üstelik Süperligin yayın gelirleri azaldı. Avrupa kupalarına katılımlardan gelen paralar düştü. Böyle bir ekonomi içinde TR’de Süperlig kulüplerin uluslararası rekabet içinde kalması pek yakında imkânsız hale gelecek!
Durum böyleyken kulüplerin gittikçe yaptıkları zarardan en çok mağdur olan taraftarları. Türkiye’de futbol taraftarları gelecek sezon kombine fiyatlarına beklenen zam gönül verdikleri kulüplere tribünden verecekleri destek çok ağırlaşacak. Bu gidişle futbol halkın oyunundan çıkarak tamamen zenginlerin eğlencesi olacak. Peki, bu gidişe dur diyecek bir alternatif sistem yok mu? Var, o da gelecek yazıya kalsın….devam edecek
/image%2F1393153%2F20230417%2Fob_17fa70_c-u-c-s.jpg)
/image%2F1393153%2F20230408%2Fob_869859_fspo-hhwaam-h5w.jpeg)
/image%2F1393153%2F20230408%2Fob_5377d6_fspo-hkxgaenrzl.jpeg)
/image%2F1393153%2F20230408%2Fob_3af08b_fspo-jawaaahqn6.jpeg)
/image%2F1393153%2F20230408%2Fob_2938c8_fspo-k8waaestsi.jpeg)
/image%2F1393153%2F20230403%2Fob_0e313e_bildschirm-foto-2023-04-03-um-12-01-0.png)