İvica Osim, futbol kavga değildir
Ivan (Ivica) Osim sadece ilham verici futbol oynatan parlak bir antrenör değildi, aynı zamanda futbol üzerinden bize dünya hakkında çok daha fazla şey anlattı. O, bizim için her zaman bir rol model olacak.
İvica Osim eski Yugoslavya milli takımının teknik direktörlüğünü yaptı. Yugoslavya’da futbol denince insanların aklına gelen ilk isimdi ve çok iyi bir Sosyalist. Tesadüf olacak 01 Mayıs 2022 tarihinde aramızdan ayrıldı. Adını dünya futbol tarihine altın harflerle yazdıran nadir hocaların arasında.
Osimin basına verdiği akıl dolu mesajlarından bazılarını derledim;
"Medeniyetler çatışması mı? Normalde kültürler savaşmaz bu yüzden kültürdürler: çünkü savaşmazlar. Ben şahsen Irak savaşına karşıyım, buna hiç şüphe yok. Tabii buna bir savaş denirse. Savaşlar normalde sadece yarı yarıya eşit iki rakip arasında olur."
“Oyuncular antrenmanda kazanmak istiyorsa, maçta da aynı kazanma hırsını gösterecektir. Antrenmanı umursamayan oyuncular maçta da öyle olacaktır. Bunlara ekipteki bürokratlar diyoruz. İyi yaşıyorlar ama hırsları yok."
"Yoksulluk sosyalizmin ve futbolun bir parçasıdır. En azından eskiden böyleydi. Futbol başlangıçta hep fakirdi ve oyuncularda öyleydi. Yoksullar pratik nedenlerle futbol oynuyordu. Tek top, küçük saha, çok oyuncu sosyalizm her zaman bunun bir parçasıydı. İdeal olan, herkesin iyi yaşayabileceği gerçek ama ütopik bir sosyalizmdir."
"Yugoslav nedir? Artık Yugoslavya diye bir ülke yok. Güzel oynayan ama büyük bir şey başaramayan birçok yetenekli oyuncu, işte Yugoslavya budur. Yetenekli, teknik açıdan iyi oyuncular, çok sayıda fikir ve zekâya sahipler. Bunu izlemek güzeldi. Çok yetenekli insanlar vardı ama pek bir şey başaramadık. Çok yazık."
"Yugoslavya'nın oyuncuları ülkeden çok daha iyiydi. Eğer iktidarda bu politikacılar değil de onlar olsaydı, hiçbir kötü şey yaşanmazdı. Bugün hala kendi aralarında arkadaştırlar ve birbirleriyle görüşürler."
"Tutku, mücadele ve kramp. Bu yüzden Avusturya ilerleyemiyor, çünkü herkes her zaman tutku ve mücadele istiyor. Bu terimler eskimiştir. Oyuncular artık futbolun ne olduğunu bilmiyor. Mücadele, belki?"
"Futbol milliyetçi değildir. Ten rengi ya da dini ne olursa olsun, futbolla ilişkili olanların farklı olduğuna hala inanıyorum. Futbolun kendi içinde küçük bir din olduğuna inanıyorum. Diğer dinlere kıyasla çok daha fazla saygı ve hoşgörünün olduğu bir din."
"Japonya'da her zaman bir hiyerarşi vardır. Tüm öğretmenler, tüm yaşlı insanlar diğerlerinden daha iyi bilir. Oyuncuların kendi fikirleri yok. Maçta kaleciyle karşı karşıya kaldıklarında antrenörlerine şut çekip çekemeyeceklerini sorarlar."
"Her yer bombalandığında nerede oynayabilirsiniz? Saraybosna, çocukların futbolcu olamadığı bir durumdaydı. Oyuncular yurtdışına gitti, Hırvatlar Hırvatistan'a, Sırplar Sırbistan'a. Bosna'da bu imkansızdı."
"Her şehir sokak futboluna karşı inşa edilmiştir. Giderek daha fazla araba var, bu yüzden çocuklar oynayamıyor. Sokak öyle bir şekilde inşa edilmiş ki doğaçlama yapmak zorundasınız, iki kaldırım arasında ve iki ya da üç kale üzerinde oynuyorsunuz. Orada çift geçişi öğreniyorsun. Gözler eğitiliyor, çünkü genç oyuncular doğaçlama yapmak zorunda. Ancak sokaklarda bile antrenörler var. Ebeveynler ya da gelip daha iyi bildiklerini düşünen insanlar. Birçok çocuğun artık özgürlüğü kalmamıştır. Ama bu ilerisi için çok önemli olabilir. Nasıl istiyorlarsa öyle oynamalılar."
Futbolun Kralı, Arthur Friedenreich
Arthur Friedenreich futbolun ilk siyahi kralıydı. Pelé'den 40 yıl önce, onun gibi biri için zaman henüz gelmemişti. Dünya kupası gibi bir turnuvada dünyanın en iyileriyle rekabet edemeden sessizce futboldan çekildi. Bugün yaşasaydı 130 yaşında olacaktı.
Futbolun siyahi kralları hakkında pek çok hikâyeler mevcut. Bunlardan biri 11 Temmuz 1971'de Edson Arantes do Nascimento'nun sahayı terk etmesi ve 175.000 kişinin koltuklarından kalkmasıyla gerçekleşti. Bazıları tribünlerde saygıyla durdu, gözyaşları yanaklarından süzüldü, diğerleri bağırdı: "Fica!" ("Kal!") Estádio do Maracanã tribünlerinde yankılanan umutsuz bir yankıydı bu. Herkesin Pelé dediği Arantes do Nascimento kararını çoktan vermişti. Avusturya'ya karşı oynayacağı uluslararası maç onun son maçı olacaktı. Kalabalığın arasından ilerledi ve hayranları başına altından bir taç yerleştirdi, sol elinde bir asa tutuyordu. Sahneyi Rei do Futbol (futbolun kralı) olarak terk etti.
Pelé Friedenreich’ı şöyle anlatıyor: "Arthur çok büyük bir oyuncuydu!"
Aslına bakılırsa futbolun uzun zamandır bir siyahi kralı vardı. Adı Arthur Friedenreich'ti ve Pelé ona defalarca atıfta bulunmuştu. Brezilya Halkı Friedenreich ile ilk kez Güney Amerika şampiyonluğunu kazandığında tanıştı Pele henüz doğmamıştı. Pele o turnuvanın hikâyelerini sadece eskilerin anlatımlarından öğrendi. Lakin gerçek kralın hakkında tüm efsaneleri biliyordu. Pele şöyle anlatıyor “Arthur Brezilya'da harika bir oyuncuydu. Babam sık sık attığı gollerinden övgüyle bahsederdi."
Biyografi yazarı Alexandre da Costa, Friedenreich'in 554 gol attığını yazıyor. Öte yandan efsane (ve onunla birlikte FIFA istatistikleri) Friedenreich'in tüm zamanların en başarılı golcüsü olduğunu iddia ediyor. Pele ve Gerd Müller de dahil olmak üzere diğer tüm forvet oyuncularını ikinci sıraya koyacak bir rekor olan 1239 maç ve 1329 golden bahsediliyor. En azından Friedenreich'in attığı en önemli golünün konusunda hemfikiriz.
Friedenreich Saniyeler içinde Tarihi değiştirdi
Golü 1919'da tarihin en uzun maçı olan Copa América'nın finalinde attı Friedenreich. Brezilya ile Uruguay arasında 90 dakika sonunda skor 0-0 devam ediyordu. Maç o zamanlar uygulanan kurallara göre 15'er dakikalık dört uzatma devresi oynandı. Uzun bir süre boyunca müsabakanın galibini yazı tura belirleyecekmiş gibi görünüyordu. Ama sonra 150. dakikada, maçın son dakikasında, bütün bir ülke Dünya’ya adını duyurdu. Friedenreich durumu 1-0 yapan golü attı, saniyeler sonra da maç bitti. Ve o golden sonra Brezilya Ulusu için yeni bir dönem başlayacaktı hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ulusal gazeteler ilk kez bir futbol maçını ayrıntılı olarak haberleştirdi ve daha sonra 150. dakika Brezilya futbolunun doğuşu olarak stilize edildi ve Basın Arthur Friedenreich’ı Homo ludens, ilan etti Homo Ludens = Oynayan İnsan. O güne kadar futbol sahalarında görülmemiş üstün teknik kapasiteli ve bitirici golleri ile üstün yeteneğe sahip özel bir insan.
Tüm bu söylentiler Arthur Friedenreich'in hayatını, varoşlardan gelen ezilmiş çocuğun hikayesini anlatmıyor. Her ne kadar 18 Temmuz 1892'de São Paulo'nun bir ilçesi olan Luz'da doğmuş olsa da hikâyesi Avrupa'da, Hamburg'da başlar. Mühendis olan babası Oscar Friedenreich oradan Brezilya'ya göç eder. 1897 yılında, SC Germania Hamburg'un eski oyuncularından Hans Nobiling onun peşinden Brezilya’ya gelir ve iki yıl sonra Sport Club Germânia São Paulo'yu kurarlar.
Friedenreich iki dünya arasında yaşayan biridir
Arthur Friedenreich o zamana kadar iki dünya arasında yaşar. Alman bir babanın oğlu olarak bazı çevrelerde ayrıcalıklara sahiptir, ancak diğer yandan ten renginden dolayı birçok yerde ayrımcılıkla karşılaşır, nedeni ise annesi Afro-Brezilyalı bir çamaşırcı kadın olması. 20. yüzyılın başlarında Brezilya'da futbol, beyaz üst sınıfın ayrıcalığıdır. Melez teninden dolayı Friedenreich 1909 yılına kadar bir kulübe üye olamaz. Ancak SC Germânia'nın kulüp tüzüğünde yapılan bir değişiklikten sonra oynamasına izin verilir. Maalesef yeni çıkan kanun bile onu Brezilya stadyumlarındaki ırkçılıktan koruyamaz. Bu yüzden forvet oyuncu maçlardan önce kıvırcık saçlarını pomatla düzeltmek zorunda kalır. Hatta bazen Friedenreich cildini pirinç unuyla beyazlatır. Arthur her şeye rağmen kötü unsurları kenara iterek futbol keyfinin elinden alınmasına izin vermez. Sofistike bir şut tekniği olan, kalecileri şimdiye kadar bilinmeyen bir spin vuruşuyla ve savunmacıları zarif vücut hareketleriyle şaşırtır. Bu oyun tekniğini onun gibi koyu tenli oyunculara yapılan fauller nadiren cezalandırıldığı için oluşturdu. O zamanlar Brezilya’da futbol müsabakalarında siyahi oyunculara yapılan faulleri hakemler kolayca çalmıyordu, böylece Brezilyalının markası haline gelen estetik futbol "Ginga" ortaya çıktı. Tesadüf ya da zulümden korunmak mı orasını size bırakıyorum.
Friedenreich hafif meşrepliğiyle Avrupalıların ağır oyununu absürt hale getiriyordu. Uruguaylı şair Eduardo Gallano onu şöyle tarif ediyor "Beyaz stadyumların vakur ciddiyetine Friedenreich kahverengi çocukların arsız, neşeli itaatsizliğini getirdi." Friedenreich futbolun aslında ne olduğunu çok iyi anlıyordu, onun için futbol zevk aldığı bir oyundu. Fransız milli takımı bunu 20'li yılların ortalarında Brezilyalıların bir Avrupa turunda karşılarına çıkıp onlara 7-2 üstünlük sağladığında öğrendiler. Friedenreich anavatanında o zamanlar Pé de Ouro – Altın ayak lakabını taşıyordu. Şimdi Paris'te Roi du Football tacını taktı. Ama o gerçekten bir futbol kralı mı? Brezilya futbol federasyonu ten renginden dolayı dünya Kupası'nda oynamasına izin vermedi. Brezilya federasyonundaki anlaşmazlıkların ardından, São Paulo'dan tüm oyuncular 1930'da Uruguay'da düzenlenen ilk Dünya Kupası'na katılmaktan menedildi. 1934 yılında Friedenreich 42 yaşında kariyerini Flamengo kulübünde sonlandırdı. Bir bira fabrikasında çalışmaya başladı. 6 Eylül 1969'da São Paulo'da, Parkinson hastalığına yakalandı, yalnız ve yoksul bir halde vefat etti.
Sessizce bir veda
Friedenreich Avrupa'da uzun süredir unutuldu. Memleketi ona laikiyle veda edemese de "kral" diye adlandırılan anıt yaptırdı. Arthur Friedenreich futbol sahnesinden sessizce ayrıldı. Büyük futbol oyununun henüz başlamadığı bir zamanda…..
Katar 22. Futbol DK, kanlı turnuva Voll.-3
2022 Dünya Kupası'nın on iki yıl önce Arap ülkesi Katar'a verilmesinden bu yana olumsuz manşetlerin ardı arkası kesilmedi. Skandallar zinciri FIFA İcra Kurulu üyelerine ödenen büyük rüşvetler ile başladı. Ancak hiçbir şey Katar'daki Dünya Kupası için stadyumları ve çevresindeki altyapıyı inşa eden göçmen işçilerin durumu kadar dünya çapında öfke yaratmadı.
Sefil koşullar altında, bazen işverenlerin tuhaf koşullarına bağımlı olarak örneğin iş sağlığı ve güvenliği açısından uluslararası standartların ötesinde yaşıyorlar. Son on yılda binlerce işçi, sadece inşaat işçileri değil evlerde çalışan işçiler de dahil olmak üzere, genellikle açıklanamayan koşullarda hayatını kaybetti.
Herkes sefil çalışma koşullarının kurbanı değildi, ancak hepsi ölüm koşullarının açıklığa kavuşturulmaması nedeniyle birleşiyor. Guardian'a göre en az 6.500 kişi yaşamını yitirdi diğer tahminlere göre ise ölen göçmen sayısı yaklaşık 15.000'dir.
Bugüne kadar sayısız vakada ölüm belgelerinde net bir ölüm nedeninin belirtilmemesi ve böylece Bangladeş, Nepal ve diğer ülkelerdeki çoğu zaman yoksul ailelerin tazminat başvurusunda bulunma imkanından mahrum bırakılması, Katar devletinin turnuva öncesinde yaptığı pek çok tahammül edilemez kötülüklerden biridir ve artık dünya yönetim organı FIFA, katılımcı takımlar ve kamuoyu tarafından kabul edilmemelidir.
Bugün anacağımız merhum emekçi Nepal’i Som Bahadur Shrestha;
SOM BAHADUR SHRESTHA 1971 – 2021
Som Bahadur’un kızı anlatıyor: “Babam dört sene önce güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladı ve ilk günden itibaren hiç boş günü olmadı eve gelmedi. Temelli geri dönme kararı almıştı vefat haberini aldık. Ölmeden bir gün önce kardeşime doğum günü hediyesi almaya gitmiş. Anneme bir saat kardeşime de ayakkabı satın almış. Havaalanına na’şını almaya gittiğimizde tüm hediyeler çalınmıştı.” Som Bahadur Shrestha’nın ölüm nedeni bilinmiyor ortada bir otopsi raporu yok, resmî açıklamalara göre uykuda vefat etmiş….
KAHROLSUN endüstriyel futbol ve uşakları....!
Katar 22. Futbol DK, kanlı turnuva Voll.-2
Dört ay sonra Katar'da Dünya Kupası başlayacak. Otoriterler çöl devletindeki iki milyondan fazla göçmen işçinin istismar ve sömürüsüne yönelik eleştiriler hız kesmeden devam ediyor. Bazı ülkelerde turnuvanın boykot edilmesi çağrısı bile yapılıyor. Sebebi: Emirlik ‘teki durumun hiç de iyiye gitmemesi.
Tam tersine. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) kıdemli Körfez uzmanı Hiba Zayadin, “Katar'ın Dünya Kupası'na ev sahipliği yapma teklifini kazanmasından on bir yıl sonra, köleliğe benzeyen kafala sistemini kaldırma sözü vermesinden dört yıl sonra, işçilerin çoğunluğu istismara maruz kalmaya devam ediyor" açıklamasında bulundu.
Özellikle Zayadin'e göre, kâğıt üzerindeki reform süreçlerine rağmen, "pasaportlarına hala el konuluyor ve işçiler hala uzun çalışma saatlerine katlanmak ve kötü barınma koşullarında yaşamak zorunda kalıyor." Mülteci işçiler genellikle haftanın yedi günü, on ila on iki saatlik vardiyalarda, son derece tehlikeli sıcaklarda çalışmakta temiz suyu olmayan ve güvenli olmayan gaz bağlantıları olan bir odada kalabalık bir şekilde yaşamaktadırlar. İşverenler hala işçileri sömürücü ve istismar edici koşullara hapsetmek için kullandıkları çeşitli kontrol araçlarına sahipler. İnsanlar bazen aylarca boşu boşuna maaşlarını beklemek zorunda kalıyor ve hala köle gibi çalışıyorlar.
Kasım ayında katar’da düzenlenecek 22. Futbol Dünya Kupasına katılacak ülkeler bu işlenen insanlık dışı suça ortaklar! Maalesef dünya gözünü kapatmış kafasını kuma gömmüş tüm olanları görmemezlikten gelerek ölü taklidi yapıyor. En vahim yanı tüm yaşananları bildikleri halde kanlı turnuvanın yapılmasını destekleyen ülkeler var örneğin Almanya. Alman Futbol Federasyonu (DFB) yetkilisi Oliver Bierhoff Katar'daki durumla ilgili olarak Alman Stern dergisine şunları söyledi: "Sporun köprüler kurma, diyalog içinde kalma ve değişimi başlatma gücü vardır, bunu birçok kez kanıtlamıştır. Bu fırsatı değerlendirmeden bırakmak istemiyoruz."
Bugün yazı dizimizde vefat eden 15.000 emekçiden bir merhumu daha anıyoruz Nepal’i Amit Karki;
Amit Karki 1974 – 2021
Amit Karki’nin eşi Khina Bistas anlatıyor “Amit 20 yıl önce ilk kez Katar’a çalışmaya gitti. Gerçeği söylemek gerekirse 12 yıllık evliğimiz süresinde onu az görme fırsatı buldum neredeyse hiç eve gelmiyordu. İki çocuğumuzu tek başıma büyüttüm babalarını tanıma fırsatı bulamadılar. Bir gün çalışırken rahatsızlanmış arkadaşları onu hastaneye götürmüşler vardıklarında vefat etmiş. Çalıştığı şirketin resmî açıklamasına göre ölüm nedeni kalp krizi.
KAHROLSUN endüstriyel futbol ve uşakları.......!
/image%2F1393153%2F20220729%2Fob_a6ea8c_euro-92-ivica-osim59.jpeg)
/image%2F1393153%2F20220724%2Fob_334fe4_friedenreich.jpg)
/image%2F1393153%2F20220703%2Fob_4269e2_fwfxljixeaaoj6g.jpeg)
/image%2F1393153%2F20220701%2Fob_a0f7fa_amit-karki.jpeg)